22 Ekim 2026 Perşembe
İmamoğlu’nun manifestosu: “Devriniz bitmiştir”
Anlamını Kaybeden Sinemanın Hikâyesi
19 MAYIS 1919 VE ÖNEMİ
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü: Tarımsal Üretimde Kadının Rolü ve Önemi
Zengin miras ziyarete açılıyor
EDİRNE ŞEHİR STADYUMU
Edirne’de, Selimiye Yazma Eser Kütüphanesi koleksiyonundan seçilen nadir eserlerin yer alacağı sergi ziyarete açılacak.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek Edirne İl Halk Kütüphanesi yeni hizmet binasının açılışı kapsamında, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığınca (TÜYEK) “Selimiye Yazma Eser Kütüphanesinin Zengin Mirası” adlı sergi düzenlenecek.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, yaptığı açıklamada, sergide Edirne’nin tarihini ve kültürel mirasını yansıtan önemli yazma eserlerin ziyaretçilerle buluşturulacağını belirtti.
Sergide, Edirne’nin geçmişine ışık tutan vakıfnameler, Edirneli şairlere ait eserler ve kent tarihine ilişkin yazmaların yer alacağını aktaran Soytürk, müzehhep ve müzeyyen nüshalar, erken dönemlerde istinsah edilmiş kıymetli yazmalar ile nadir Kur’an-ı Kerimlerin de sergileneceğini kaydetti.
Soytürk, serginin yazma eserlerin korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşıdığını ifade etti.
Sergi, 23 Ekim Cuma günü saat 12.00’de, 1. Murat Mahallesi İbrahim Soyan Sokak’taki Edirne İl Halk Kütüphanesi yeni hizmet binasında açılacak. (aa)
Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen programda geleceğin iletişimcileriyle bir araya gelerek “Dijital Dönüşüm ve Dezenformasyonla Mücadele” başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, sık sık genç iletişimcilerle bir araya geldiklerini ve bu buluşmaların hem Kurum hem basın sektörü açısından çok değerli olduğunu vurgulayarak Türkiye’de ilancılık tarihinden başlattığı sunumunu, Basın İlan Kurumunun teşkiliyle devam ettirdi.
2026 YILININ İLK 9 AYINDA BASINA 6 MİLYAR TL’LİK KAYNAK AKTARILDI
Eylül 2026 itibarıyla 2.359 süreli yayına dağıtılan resmi ilan ve reklam bedelinin 6 Milyar Türk Lirası olduğunu belirten Genel Müdür Çay, basın çalışanlarına verilen borç para, gazetelere sağlanan krediler, basın derneklerine ve azınlık gazetelerine yapılan yardımların toplamının 175 Milyon Türk Lirasına ulaştığını; bu anlamda Basın İlan Kurumunun Türk basınının en büyük destekçilerinden biri olduğunu aktardı.
Genel Müdür Abdulkadir Çay, Dijital Dönüşüm ve Dezenformasyonla Mücadele başlıklı sunumunda yapay zekânın haberciliğe etkileri, küresel risk raporları, dezenformasyon türleri ve dezenformasyonla mücadele mekanizmaları üzerine değerlendirmelerde bulundu.
KÜRESEL RİSK: HABERE GÜVEN AZALIYOR, DEZENFORMASYON TIRMANIYOR
Bilgi ekosistemindeki tahribatın türlerine değinerek mezenformasyon, malenformasyon ve dezenformasyon kavramlarını örnek vakalarla anlatan Genel Müdür Çay, küresel raporlarda dezenformasyonun son yıllarda dünyanın karşı karşıya kaldığı en şiddetli riskler arasına girdiğini, habere duyulan küresel güvenin gerilediğini ve toplumların haberden kaçış eğiliminde olduğunu belirtti.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay sunumunda “Habere güvenin azaldığı bu dezenformasyon çağında gazetecilik nasıl yapılacak? İşte sorulması gereken ve cevabı ivedilikle bulunması gereken soru budur. Her tehdit ve kriz ortamı aslında kendi içinde fırsatları da barındırır. Bu ortam güvenilir haber kaynaklarına olan talebi artırabilir. Dezenformasyonun tırmandığı bugünlerde, geleneksel medya bu fırsatı nasıl ve ne ölçüde kullanacak?” dedi.
YAPAY ZEKÂ VE ALGI OPERASYONLARINA KARŞI GAZETECİLİK PUSULA OLMALI
Yapay zekâ teknolojilerinin insan davranışlarını manipüle etmek, sahte ses ve görüntülerle (deepfake) kamuoyunu yanıltmak amacıyla giderek daha fazla kullanıldığını örneklerle aktaran Genel Müdür Çay; küresel mecralarda ve dijital algoritmalarda uygulanan çifte standartlara ve organize enformasyon savaşlarına değindi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hâle geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür” sözlerini hatırlatan Çay, “Teyit edemediğiniz haber gerçek değildir. Gazetecilik mesleği, yapay zekâ ve dijital manipülasyon çağında doğrulama sorumluluğundan asla taviz veremez. Doğruluk, güvenilirlik ve ilkeli yayıncılık; geleneksel ve dijital medyanın en büyük güvencesi olmaya devam edecektir” dedi.
Çay, dezenformasyona karşı geliştirilen İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ve Anadolu Ajansı Teyit Hattı gibi mekanizmaların kritik görevler üstlendiğinin altını çizdiği sunumunu, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasının ardından tamamladı.
Etkinlik, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Betül Önay Doğan’ın günün anısına Genel Müdür Çay’a plaket takdim etmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Haber Merkezi
Edirne’de, hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve üstün genetik özelliklere sahip damızlık hayvanların yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla embriyo transferi eğitim programı düzenlendi.
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen “Embriyo Transferi Uygulama ve Kurslar Hakkında Eğitim Programı” Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü toplantı salonunda başladı.
İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse’nin açılış konuşmasını yaptığı iki günlük programa, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Bilgin Güngör, İl Müdür Yardımcısı Sezer Seyhan, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Yalçın Toptaş ile Edirne ve bölge illerinden veteriner hekimler katıldı.
Program kapsamında, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah Daire Başkanlığı personeli Ayşe Şener Denizli, Nejla Yorgancıoğlu, Gökhan Demirörs ve Necla Kalkay tarafından katılımcılara yönelik sunumlar yapıldı.
Eğitimde, embriyo transferi teknolojisinin hayvancılıkta sürdürülebilir üretimin geliştirilmesi, yüksek verimli hayvan varlığının artırılması ve üstün genetik özelliklere sahip damızlıkların yetiştirilmesindeki önemi ele alındı.
İki gün sürecek programla veteriner hekimler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının güçlendirilmesi ve modern hayvancılık uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. (aa)
Kekemeliği olan bireylerin, günlük yaşamda kendilerini ifade ederken yaşadıkları güçlüklerin yanı sıra çevrelerinden gelen iyi niyetli ancak yanlış yönlendirmelerle de karşılaşabildikleri belirtildi. Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şüle Yılmaz, “Kişiye ‘rahat ol, yavaşla, nefes al’ gibi uyarılar yaptığımızda bütün dikkatimizi onun kekelemesine verdiğimizi ona göstermiş oluyoruz” dedi.
Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji öğretim üyesi Şüle Yılmaz, kekemeliğin yalnızca konuşma akıcılığıyla ilgili bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bireyin kendisini rahatça ifade edebilmesinin de önemli olduğunu söyledi.
Kekemeliği olan kişilere konuşmaları sırasında müdahale etmenin ve onları yönlendirmeye çalışmanın fayda sağlamadığını vurgulayan Yılmaz, çevrenin iyi niyetle yaptığı bazı uyarıların kişinin konuşmasına ilişkin farkındalığını ve baskı hissini artırabildiğini ifade etti.
Yılmaz, kekemeliği olan kişilere yönelik en sık yapılan yanlışların başında konuşma sırasında uyarıda bulunmanın geldiğini belirterek, “En sık karşılaşılan yanlışlar uyarmak aslında bir yerde. O ‘sakin ol’ dediğimiz uyarılar veya daha çok konuşturursam daha faydalı olur deyip durmadan sorular sormak ya da ısrarla konuşturmaya çalışmak.” ifadelerini kullandı.
“KONUŞMA SIRASINDA UYARMAK BASKIYI ARTIRABİLİYOR”
Kekemelikte konuşma sırasında ortaya çıkan her takılmanın aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, özellikle çocukluk döneminde konuşma gelişiminin dikkate alınmasının önem taşıdığını söyledi.
Her takılmanın kekemelik anlamına gelmediğini belirten Yılmaz, “Her takılma, her akıcısızlık kekemelik değildir. Aslında hepimizin yaşadığı şeyler bunlar. Heyecanlıyken, gerginken veya acelemiz varken bazen. Çocuklarda da gelişim çağında daha doğal kabul edeceğimiz bir dönem var aslında. Özellikle 3-5 yaşlar arasında bu dönemde çocukların anlatmak istedikleri biliyorsunuz çok fazladır, çok heyecanlıdırlar. Ama henüz daha dil kapasiteleri buna yeterli değildir.” dedi.
“HER TAKILMA KEKEMELİK DEĞİL”
Bu dönemde ailelerin çocukların konuşmalarına karşı sabırlı olması ve kaygıyla hareket etmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, takılmaları engellemeye çalışmanın ya da çocuk üzerinde baskı kurmanın sakıncalı olabileceğini dile getirdi.
Ailelerin nasıl davranmaları gerektiği konusunda bir uzmandan destek almasının önemine işaret eden Yılmaz, “Ama ailenin bunu engellemeye çalışması veya çocuk üzerinde baskı uygulaması, bu konuda aşırı bir telaşa girmesi gibi durumlar sakıncalı. Aslında bir uzmanla görüşüp nasıl davranması gerektiği hakkında bilgi alması önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, kekemeliğin bireyin eğitim ve sosyal yaşamını etkileyebildiğini, konuşma sırasında takılma kaygısının kişinin kendisini ifade etmesini zorlaştırabildiğini, öğrencilerin bildikleri bir sorunun yanıtını sınıfta dile getirmekten çekinebileceğini kaydetti.
“TEDAVİDE KAYGI DA ELE ALINMALI”
Kekemeliğin değerlendirilmesinde yalnızca konuşma akıcılığındaki takılmaları azaltmaya odaklanmanın yeterli olmayacağını aktaran Yılmaz, kişinin kaygılarının ve iletişim kurduğu ortamlarda yaşadığı korkuların da ele alınması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, terapi sürecinde bireyin kendisini daha rahat ifade edebilmesinin önemini vurgulayarak, “Kekemeliği olan bireylerin, evet bunun oranını azaltmak hatta yok etmek çok önemli. Ama zaten kaygıyı azaltmadığınızda, bununla ilgili güvensizlikleri azaltmadığınızda, ortamlarda korkuyu azaltmadığınızda, o zaman iletişimi tam anlamıyla desteklemiş olmuyorsunuz ve nüksler de artabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Kekemeliğin iyileştirilebilir bir durum olduğunu ancak sürecin her birey için aynı şekilde ilerlemeyebileceğini belirten Yılmaz, tedavide kişiyi etkileyen farklı etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Yılmaz, “İyileştirilebilir ama çok da kolay bir durumdur diyemeyeceğim. Dediğim gibi bazen nüks etme olasılığı da olan bir durum. Çok yönlü ele alınması lazım tamamen iyileştirmesi için. Buna zemin hazırlayan başka faktörler varsa, ailevi faktörler olabilir, psikolojik faktörler olabilir, hepsiyle birlikte ele alınması lazım.” dedi.
Kekemeliğe ilişkin toplumsal farkındalığın önemine değinen Yılmaz, ailelerin, öğretmenlerin ve çevredeki kişilerin konuşma sırasında bireyi acele ettirmek yerine onu dinlemesinin ve kendisini rahatça ifade etmesine imkan tanımasının önemli olduğunu belirtti. (aa)
Meteoroloji’den Trakya için kuvvetli yağış uyarısı geldi. Edirne’de yarın sabah saat 05.00’ten itibaren etkili olması beklenen şiddetli sağanak yağışın sel ve su baskınlarına yol açabileceği bildirildi. Yetkililer, vatandaşları ulaşımda yaşanabilecek aksamalara ve yıldırım tehlikesine karşı uyardı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, 23 Ekim 2026 Cuma günü sabah saatlerinden itibaren Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ genelinde etkisini göstermesi beklenen kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar için uyarı yapıldı.
Yarın sabah saat 05.00 ile akşamüstü saat 17.00 arasında geçerli olacak olan uyarıda, yağışların yerel olarak kuvvetli olacağı bildirildi.
Yetkililer, metrekareye 21 ila 50 kilogram arasında düşmesi beklenen yağış miktarının hayatı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, vatandaşların ve sürücülerin yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmalarını istedi. Haber Tunara Eryonar