01 Ağustos 2026 Cumartesi
Türkiye, Ağustos’un ilk günlerinde etkili olması beklenen eyyam-ı bahur sıcaklarıyla birlikte yüksek nemin yol açacağı bunaltıcı hava koşullarıyla karşı karşıya kalacak. Eyyam-ı bahur sürecinde sıcaklıkların Çarşamba’dan itibaren tüm Türkiye’de normalin üzerine çıkması bekleniyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, halk arasında “eyyam-ı bahur” olarak adlandırılan dönemin meteorolojide belirli tarihlere sahip resmi bir meteorolojik olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Toros, bazı takvimlerde bu tarihlerin “31 Temmuz-7 Ağustos”, bazılarında ise “1-8 Ağustos” olarak kayda geçtiğini, eyyam-ı bahurun en sıcak günler demek olduğunu kaydetti.
Bu dönemin her yıl aynı tarihlerde veya aynı şiddette yaşanmasının beklenemeyeceğini anlatan Toros, atmosferik tahmin modellerinin ağustosun ilk günlerinde Türkiye’nin önemli bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkabileceğini gösterdiğini ifade etti.
GÜNEYDOĞU’DA SICAKLIK, İSTANBUL’DA İSE NEM ÖN PLANDA
Toros, geçen yıl eyyam-ı bahur sıcaklarının tüm yurtta etkili olduğunu, sıcaklık rekorlarının kırıldığını dile getirdi.
Sıcak hava dalgasının Türkiye’nin doğusuna Arap Yarımadası’ndan, batısına ise Afrika üzerinden geleceğinin altını çizen Toros, sıcaklıkların bölgeden bölgeye farklılık göstereceğini kaydetti.
Sıcaklıkların etkisinin bölgelere göre farklı hissedileceğini dile getiren Toros, “Güneydoğu Anadolu’da temel risk unsuru yüksek hava sıcaklığı olacak. İstanbul gibi Marmara’nın kıyı kesimlerinde ise yüksek nem nedeniyle hissedilen sıcaklık daha fazla artacak. 3 Ağustos Pazartesi İstanbul’da sıcaklıklar 30, 4 Ağustos Salı ise 32 dereceye çıkıyor. Eyyam-ı bahur sürecinde sıcaklıklar Güneydoğu Anadolu’da 40 derecenin üzerine, çarşambadan itibaren tüm Türkiye’de normalin üzerine çıkacak.” diye konuştu.
Kısa süreli sıcak hava dalgaları ile iklim değişikliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Toros, tek bir sıcak dönemin doğrudan iklim değişikliğinin kanıtı olarak değerlendirilemeyeceğini ancak uzun yıllara ait gözlemlerin Türkiye’de belirgin bir ısınma eğilimi bulunduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
TÜRKİYE’NİN KAYITLARDAKİ EN SICAK YILI 2024’TE YAŞANDI
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 249 istasyondan elde edilen verilerine göre Türkiye’nin ortalama sıcaklığının 1970-1980 döneminde 12,7 derece iken, 2014-2025 döneminde 14,4 dereceye yükseldiğini aktaran Toros, iki dönem arasında yaklaşık 1,7 derecelik artış yaşandığını belirtti.
Toros, Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılının 15,3 derece ortalamayla 2024, en soğuk yılının ise 11,4 dereceyle 1992 olduğunu, doğrusal eğilim hesaplarının da uzun dönemli sıcaklık artışına işaret ettiğini söyledi.
Bugün yaşanan sıcak hava olaylarının yalnızca “yazın zaten sıcak olmalı” şeklinde değerlendirilemeyeceğini anlatan Toros, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2025 yılı iklim değerlendirmesinin, Türkiye’nin sıcaklık artışları ve aşırı hava olayları açısından giderek daha fazla riskle karşı karşıya kaldığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Türkiye’deki uzun dönemli ısınma eğiliminin küresel iklim değişikliğiyle uyumlu olduğunu belirten Toros, sıcak hava dalgalarının gelecekte daha sık, daha uzun süreli ve daha etkili yaşanabileceğine dikkati çekti.
Toros, bu durumun toplum, şehirler, su kaynakları, tarım ve enerji sistemi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini, sıcak hava dalgalarının yalnızca termometrede görülen sıcaklık değerlerinden ibaret olmadığını söyledi.
YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE KRONİK HASTALIĞI BULUNAN KİŞİLER YÜKSEK RİSK ALTINDA
Beton ve asfalt gibi yüzeylerin gün boyunca depoladığı ısıyı gece atmosfere geri verdiğini, bunun da şehir merkezlerinin kırsal alanlara göre daha sıcak kalmasına neden olduğunu belirten Toros, bu durumun “şehir ısı adası” olarak tanımlandığını kaydetti.
Toros, özellikle büyük şehirlerde yeşil alanların artırılması, gölgelendirme uygulamalarının yaygınlaştırılması ve şehir planlamasında ısı birikimini azaltacak çözümlerin önem taşıdığını ifade etti.
Sıcak hava şartlarında herkesin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Toros, yaşlılar, çocuklar, yalnız yaşayan bireyler ile kronik hastalığı bulunan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu dile getirdi.
Kalp-damar, solunum ve metabolik hastalığı bulunan kişilerin sıcak hava dönemlerinde daha dikkatli davranmaları gerektiğini belirten Toros, bilimsel çalışmalar doğrultusunda günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında zorunlu olmadıkça açık alanda uzun süre kalınmaması, yeterli miktarda su tüketilmesi, açık renkli ve hava geçirgen kıyafetlerin tercih edilmesi, güneş altında uzun süre kalınmaması ve fiziksel aktivitelerin sabah erken ya da akşam saatlerine kaydırılması gerektiğini anlattı. (aa)
Edirneli 40 yaşındaki Ömür Adalardan, Antalya’da geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Evli ve bir çocuk babası olan Adalardan’ın cenazesi, bugün Kıyık Kıyak Baba Camii’nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı.
Edirne’nin Kıyık semti sakinlerinden 40 yaşındaki Ömür Adalardan, geçtiğimiz Perşembe günü Antalya’da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Adalardan’ın vefatı, ailesini ve sevenlerini yasa boğdu.
Merhum Ali Adalardan ve Nuriye Adalardan’ın oğulları, Özer ve Özgür Adalardan’ın kardeşleri, Melisa Adalardan’ın babası Ömür Adalardan için bugün Kıyık Kıyak Baba Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.
Ömür Adalardan’ın cenazesi öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığı’na defnedildi. Haber Selman Eski
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce Yaz Spor Okulları kapsamında dezavantajlı okullardan gelen öğrencilerin katılımıyla voleybol etkinliği düzenlendi.
Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, etkinlikte öğrenciler sporun birleştirici gücüyle bir araya gelerek dostluk ve fair-play ruhu içerisinde mücadele etti.
Etkinliğe katılan öğrenciler keyifli vakit geçirirken, yetkililer spor dolu etkinliklerin devam edeceğini belirtti. (aa)
Yapay zeka, insanlığın en eski mesleklerinden çiftçiliği yalnızca otomatikleştirmekle kalmıyor, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin uzun yıllar boyunca satın almak zorunda kaldığı mühendislik bilgisinin maliyetini de düşürüyor.
Dijitalleşmenin tarım sektörüne hızla nüfuz etmesiyle yapay zeka, hayvan sağlığı takibi, hastalık teşhisi, sulama otomasyonu ve uydu tabanlı ürün izleme gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor.
Bu çerçevede bazı çiftçiler, deneyimlerini yapay zekayla geliştirerek yeni bir boyuta taşıyor. Böylece uzun zaman ve istihdam maliyetini artıracak işlerini yapay zekaya devreden çiftçiler, aldıkları verimi de artırmaya odaklanıyor.
Sensörler, robotik sistemler, uydu görüntüleri ve hava durumu verileri kullanılarak yem tüketimi, süt verimi ve bitki gelişimi anlık takip edilebiliyor. Görüntü analizi sayesinde bitki hastalıkları erken tespit edilirken üreticilere hızlı karar alma imkanı da sunuluyor.
KİRALIK İNEKLERDEN YAPAY ZEKA DESTEKLİ HAYVANCILIĞA
Ailesindeki ilk çiftçi olan ABD’li Paul Windemuller, hayvancılıkta yapay zekayı verileri değerlendirme amacıyla kullanıyor.
Bu kapsamda 2014’te kiraladığı 30 inekle kurduğu işletmesini bugün robotik sağım sistemlerinin kullanıldığı yüzlerce hayvanlık yapay zeka destekli tesise dönüştüren Windemuller, geleneksel çiftçilerde yıllar içinde oluşan “hayvanı gözlemleme tecrübesini” sensörler, veri analizi, robotik sistemler ve yapay zeka destekli araçlarla uygulamaya odaklanıyor.
Çiftlikte inekler sensörlü sistemle takip edilirken yerel hava istasyonu sıcaklık, nem ve rüzgar gibi iklim verilerini sürekli kaydediyor. Süt kalitesi ve sevkiyat bilgisi ise ayrı dijital platform üzerinden tutuluyor.
İnekleri takip edebilmek için her sabah saatlerce elektronik tablo üzerinde çalışması gereken Windemuller, Google’ın Gemini modeliyle geliştirdiği çok ajanlı yapay zeka sistemiyle bu süreci otomatikleştirdi.
Sistem, sıcak ve nemli hava koşullarının ineklerin yem alımını nasıl düşürdüğünü, bunun sürü performansına ve süt kalitesine etkisini hesaplayarak Windemuller’a günlük özet sunuyor.
DENEYİMLİ ÇİFTÇİLERİN MÜHENDİSLERİ YAPAY ZEKA
Japonya’da yaklaşık 10 yıldır tarımla ilgilenen Hiroki Tomiyasu, yaklaşık 100 hektarlık alanda brokoli, yeşil soğan ve fasulye yetiştiriyor.
Yapay zekayı işine entegre eden Tomiyasu, brokolilerin üzerindeki siyah lekelerin fotoğrafını OpenAI şirketinin ChatGPT modeline göndererek olası hastalıkları değerlendiriyor.
Tomiyasu, pahalı bir GPS otomatik yönlendirme sistemi satın almak yerine teknolojinin nasıl çalıştığını da yapay zekadan öğreniyor.
Tarımda kullanılan araç gereçleri ve açık kaynaklardaki bilgileri yapay zekadan destek alarak öğrenen Tomiyasu, ihtiyacı olan sistemleri çok daha uygun maliyetle kurabiliyor.
Tomiyasu, kendi tarla verilerine dayalı, uydu verisi alan ve düzenli olarak normalize edilmiş fark bitki örtüsü endeksi (NDVI) gibi verileri toplayan sistem sayesinde uydu görüntülerinden tarlasını haritalar yardımıyla inceleyebiliyor.
Tarlayı, çalışanları, ilaçları, gübreyi, sensörleri ve görevleri birbirine bağlayan bir sistem oluşturan Tomiyasu, bunlar gibi farklı şekillerde kullandığı yapay zekayı “son derece yetenekli bir mühendis” olarak nitelendiriyor. (aa)