03 Mart 2026 Salı
Edirne Belediyesi, Şükrüpaşa Mahallesi Bülent Ecevit Bulvarı’daki refüje fidan dikti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, Bülent Ecevit Bulvarı’nda fidan dikimi çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan fidan dikimiyle kentte yeşil alanların arttırılması hedefleniyor. Belediyeden yapılan açıklamada, “Kentimizin dört bir yanında yeşil alanlarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz.” denildi. Haber Tunara Eryonar
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin, 3 Mart Devrim Yasalarının 102’nci yıldönümünde devrim yasalarının korunması gerektiğini söyledi. Bilgin, “Devrim yasalarının tümü gibi anayasamızın 174. maddesi ile korunmakta olan bu 3 temel yasa, emperyalizm işbirlikçisi karşı devrim güçlerinin on yıllardır devam eden çabaları sonucu günümüzde adeta yürürlükten kalkmış gibidir” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, dernek binasında 3 Mart Devrim Yasalarına ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı ADD Edirne Şubesi Başkan Yardımcısı Gökay Bilgin yaptı. Basın açıklamasına Edirne Belediyesi Başkan Yardımcıları Gökçe Onur Öktem ve Cenk Ergüden de katıldı.
“Eğitim Birliği yasası içler acısıdır”
Bilgin, şunları kaydetti:
“Türkiye Cumhuriyeti’ni yoktan var eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalist yol arkadaşları, Osmanlı reformistleri gibi idare-i maslahatçı (geçiştirmeci, bir işi gerektiği gibi yapmayıp geçiştiren) değil, gerçek devrimciler oldukları ve vatanın perişanlığının, milletin fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüşlüğünün acil çözüm gerektirdiğini bildikleri için halkı içine düşürüldüğü cehalet ve sefalet bataklığından kurtarıp çağ atlatacak devrimleri hemen başlattılar. Cumhuriyet ilan edildikten sadece 4 ay sonra, 3 Mart 1924 günü Büyük Millet Meclisi 429,430 ve 431 sayılı 3 devrim yasasını kabul etti. 429 sayılı yasa ile, Şer’iye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekâletleri kaldırılarak yerlerine sırasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genel Kurmay Başkanlığı kuruldu. 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ile çoklu eğitime son verildi. 431 sayılı yasa ile de, Halifelik kaldırılarak Cumhuriyetin ilk günden beri zaten var olan laik zemini güçlendirildi, evrensel hukuk temeli oluşturuldu. Devrim yasalarının tümü gibi anayasamızın 174. maddesi ile korunmakta olan bu 3 temel yasa, emperyalizm işbirlikçisi karşı devrim güçlerinin on yıllardır devam eden çabaları sonucu günümüzde adeta yürürlükten kalkmış gibidir. Diyanet İşleri Teşkilatı dini siyasete alet etme aracına dönüşmüş, Vakıflar Genel Müdürlüğü dinci-gerici yapılanmaların sığınağı olmuş, Genel Kurmay Başkanlığı da, ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ demeyi disiplin suçu ve ihraç nedeni sayar hale gelmiştir. 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği) yasasının hali de, gerçekten içler acısıdır ve eğitimimiz Osmanlı’nın sön dönemini bile aratır haldedir, dense yeridir. AKP’li Milli Eğitim Bakanları tarafından okullarımız imamlara, çocuklarımız akıl ve bilim dışı hurafelere teslim edilmiş, eğitim sistemimiz ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür yurttaş’ yetiştirme hedefinden koparılıp ‘dindar ve kindar nesiller’ yetiştirmeye yöneltilmiştir.
“102. yıl dönümünü kutluyoruz”
Hilafeti kaldıran 431 sayılı yasa ise güya yürürlüktedir, ama gerici kalabalıklar siyasal destek ve yasal izinle Galata Köprüsü üzerinde hilafet çağrıları yapılabilmekte, başkent sokaklarının Hizbullah uzantısı dernek kılıklı yapılarca ‘Laikliğe karşı şeriat’ afişleri ile donatılması takipsiz kalabilmekte, sarıklı cübbeli kimi yobazlar ekran ekran dolaşıp kutsal İslam dini adına yaydıkları saçma sapan hezeyanlar ve abuk sabuk hilafet sayıklamaları ile milletimizi aldatmaya çalışabilmektedir. Oysa, kafalar kumdan çıkarılıp biraz coğrafyamıza bakılabilse, Irak’ dan Suriye’ye, Libya’dan Afganistan’a, Sudan’dan Somali’ye, Mısır’dan Yemen’e bölge ülkelerinin halleri görülebilse ve biraz da tarih okunabilse fark edilecektir; Türkiye 103 yıldır bütünlüğünü koruyarak barış içinde yaşayabilmişse bunu, Üniter Ulus Devlet yapısına, Cumhuriyetin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasına, Dil Birliği ve ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün olma ilkelerinden ödün vermemesine borçludur ve devrim yasaları da bu niteliklerin korunması için vardır. Bu nedenle, devrim yasalarını yok saymak, bindiği dalı kesme aymazlığı, kendi ayağına kurşun sıkma şaşkınlığıdır. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak 3 Mart Devrim Yasalarının 102. yıl dönümünü kutluyor, Cumhuriyetimizi kuruluş ayarlarına döndürme ve Aydınlanma Devrimlerini yeniden hayata geçirme kararlılığımızı aziz milletimizle paylaşıyor, çarenin Yeniden Atatürk Cumhuriyeti olduğunu yineliyoruz.” Haber Büşra Akıllı
Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği tarafından, Trakya Kalkınma Ajansı Teknik Destek Programı kapsamında “Edirne Köy ve Mahalle Muhtarlarına Yönelik Çevresel Farkındalık Odaklı Etkili İletişim Eğitimi” Süloğlu’nda başladı. Yerel yönetim ile mahalle ve köy temsilcileri arasındaki iletişim köprüsünü güçlendirmeyi hedefleyen proje, muhtarların temsil gücünü artırmayı ve çevresel bilinç konusunda öncü rol üstlenmelerini sağlamayı amaçlıyor.
Programın açılışı, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasında iletişimin yalnızca bireysel bir beceri olmadığına, toplumsal uyumun, kurumsal verimliliğin ve yerel kalkınmanın temel unsuru olduğuna dikkat çeken Ormankıran, eğitimin tüm katılımcılar için kalıcı kazanımlar sağlaması temennisinde bulundu.
Dernek Başkanı Mehmet Karlatlı yaptığı açıklamada projenin kapsamını şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu proje, Edirne’de görev yapan muhtarlarımızın vatandaşlarımız ve kamu kurumlarımızla kurdukları iletişimi daha etkin ve verimli hale getirmeyi esas almaktadır. Eğitim programı; yalnızca etkili iletişim becerilerinin geliştirilmesini değil, aynı zamanda sorun çözme, halkla ilişkiler ve temsil yetkinliklerinin güçlendirilmesini hedeflemektedir. Çevresel farkındalık ve sürdürülebilirlik ilkelerinin muhtarlarımızın günlük çalışma süreçlerine entegre edilmesi ise programın en önemli bileşenlerinden biridir. Bu sayede muhtarlarımız, doğal kaynakların korunmasına yönelik mesajları topluma daha anlaşılır, bilinçli ve etkili bir biçimde aktarabileceklerdir.”
Muhtarların katılımını kolaylaştırmak amacıyla program iki ayrı merkezde planlandı. Uzman Eğitimci Muradiye Akcan tarafından verilen eğitimler; 3-4-5-6 Mart 2026 tarihlerinde Süloğlu Belediyesi Çok Amaçlı Kültür Merkezi’nde, 9-10-11-12 Mart 2026 tarihlerinde ise Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salon’da gerçekleştirilecek.
Her grup toplam 20 saatlik kapsamlı bir eğitim programına katılacak.
Yapılan açıklamada şunlara yer verildi: “Yerel yönetim anlayışında iletişimi merkeze alan ve çevresel sürdürülebilirliği temel bir sorumluluk olarak gören bu proje, Edirne’de muhtarlık kurumunun kurumsal kapasitesini güçlendirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Program sonunda muhtarların, hem vatandaşlarla hem de kamu kurumlarıyla daha güçlü, çözüm odaklı ve bilinçli bir iletişim kurmaları bekleniyor.”
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırının ardından altın yükselişe geçti. Edirneli kuyumcu esnafı Rahmi Cömert, “Savaşın etkisi, jeopolitik riskler biraz daha fiyatları erken öne çekiyor. Altın fiyatlarında 8 bin 250 lira civarında rakamları gördük” dedi. Cömert, altın yatırımcısına sakin olmalarını önerdi.
Esnaf Cömert, altının yatırımcısına güvenli liman sağladığını ve yatırımcıların endişe etmemesi gerektiğini söyledi. Cömert, altının yukarı yönde alıcısına kazandırmaya devam edeceğini ifade etti.
“Yatırımcılara sakin olmalarını öneriyorum”
Cömert, şunları kaydetti:
“ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının hafta sonuna denk gelmesiyle altın fiyatlarında 8 bin 250 lira civarında rakamları gördük ama haftanın ilk günü piyasanın açılmasıyla fiyatlar biraz gevşedi. Şu anda da 24 ayar altın satışı 7 bin 800 lira civarında, 22 ayar bilezik 7 bin 500, çeyrek altın 12 bin 750, yarım altın 25 bin 500, tam altın 51 bin liradan alıcı ile buluşuyor. Yatırımcıların sakin olmasını öneriyorum. Fiyatlar düşecek diye düşünmesinler. Fiyatların duracağı yer geldiği yerdir. Bu rakamlar bizi şaşırtmasın. Biz önümüzdeki ay içerisinde 9 bin-9 bin 500 civarında rakamlar bekliyorduk zaten. Savaşın etkisi, jeopolitik riskler biraz daha fiyatları erken öne çekiyor. Altın 2026 yılında yatırımcısına kazandıracak diyebiliriz. En güvenli liman olarak görüyorum. Merkez bankalarının piyasaya müdahalesiyle fiyatlar geri çekildi fakat merkez bankaları altın alımı devam ettiği sürece altın yukarı yönde alıcısına kazandırmaya devam edecektir diye düşünüyorum.” Haber Büşra Akıllı
Eğitim-Sen Edirne Şubesi, İstanbul Çekmeköy’de bir okulda iki öğretmen ve bir öğrencinin okulun öğrencisi tarafından bıçaklı şiddete uğramasına tepki gösterdi. Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet, “Bu saldırı münferit değildir. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur.” dedi.
Eğitim Sen Edirne Şubesi Saraçlar Caddesi PTT önünde, İstanbul’da gerçekleşen ve öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden öğretmeni andı. Basın açıklamasını Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet okudu. Acet, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunarak okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Öğretmenlik mesleği değersizleştirildi”
Acet, şunları kaydetti:
“Bu saldırı münferit değildir. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil, eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.” Haber Büşra Akıllı