01 Ağustos 2026 Cumartesi
Yapay zeka, insanlığın en eski mesleklerinden çiftçiliği yalnızca otomatikleştirmekle kalmıyor, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin uzun yıllar boyunca satın almak zorunda kaldığı mühendislik bilgisinin maliyetini de düşürüyor.
Dijitalleşmenin tarım sektörüne hızla nüfuz etmesiyle yapay zeka, hayvan sağlığı takibi, hastalık teşhisi, sulama otomasyonu ve uydu tabanlı ürün izleme gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor.
Bu çerçevede bazı çiftçiler, deneyimlerini yapay zekayla geliştirerek yeni bir boyuta taşıyor. Böylece uzun zaman ve istihdam maliyetini artıracak işlerini yapay zekaya devreden çiftçiler, aldıkları verimi de artırmaya odaklanıyor.
Sensörler, robotik sistemler, uydu görüntüleri ve hava durumu verileri kullanılarak yem tüketimi, süt verimi ve bitki gelişimi anlık takip edilebiliyor. Görüntü analizi sayesinde bitki hastalıkları erken tespit edilirken üreticilere hızlı karar alma imkanı da sunuluyor.
KİRALIK İNEKLERDEN YAPAY ZEKA DESTEKLİ HAYVANCILIĞA
Ailesindeki ilk çiftçi olan ABD’li Paul Windemuller, hayvancılıkta yapay zekayı verileri değerlendirme amacıyla kullanıyor.
Bu kapsamda 2014’te kiraladığı 30 inekle kurduğu işletmesini bugün robotik sağım sistemlerinin kullanıldığı yüzlerce hayvanlık yapay zeka destekli tesise dönüştüren Windemuller, geleneksel çiftçilerde yıllar içinde oluşan “hayvanı gözlemleme tecrübesini” sensörler, veri analizi, robotik sistemler ve yapay zeka destekli araçlarla uygulamaya odaklanıyor.
Çiftlikte inekler sensörlü sistemle takip edilirken yerel hava istasyonu sıcaklık, nem ve rüzgar gibi iklim verilerini sürekli kaydediyor. Süt kalitesi ve sevkiyat bilgisi ise ayrı dijital platform üzerinden tutuluyor.
İnekleri takip edebilmek için her sabah saatlerce elektronik tablo üzerinde çalışması gereken Windemuller, Google’ın Gemini modeliyle geliştirdiği çok ajanlı yapay zeka sistemiyle bu süreci otomatikleştirdi.
Sistem, sıcak ve nemli hava koşullarının ineklerin yem alımını nasıl düşürdüğünü, bunun sürü performansına ve süt kalitesine etkisini hesaplayarak Windemuller’a günlük özet sunuyor.
DENEYİMLİ ÇİFTÇİLERİN MÜHENDİSLERİ YAPAY ZEKA
Japonya’da yaklaşık 10 yıldır tarımla ilgilenen Hiroki Tomiyasu, yaklaşık 100 hektarlık alanda brokoli, yeşil soğan ve fasulye yetiştiriyor.
Yapay zekayı işine entegre eden Tomiyasu, brokolilerin üzerindeki siyah lekelerin fotoğrafını OpenAI şirketinin ChatGPT modeline göndererek olası hastalıkları değerlendiriyor.
Tomiyasu, pahalı bir GPS otomatik yönlendirme sistemi satın almak yerine teknolojinin nasıl çalıştığını da yapay zekadan öğreniyor.
Tarımda kullanılan araç gereçleri ve açık kaynaklardaki bilgileri yapay zekadan destek alarak öğrenen Tomiyasu, ihtiyacı olan sistemleri çok daha uygun maliyetle kurabiliyor.
Tomiyasu, kendi tarla verilerine dayalı, uydu verisi alan ve düzenli olarak normalize edilmiş fark bitki örtüsü endeksi (NDVI) gibi verileri toplayan sistem sayesinde uydu görüntülerinden tarlasını haritalar yardımıyla inceleyebiliyor.
Tarlayı, çalışanları, ilaçları, gübreyi, sensörleri ve görevleri birbirine bağlayan bir sistem oluşturan Tomiyasu, bunlar gibi farklı şekillerde kullandığı yapay zekayı “son derece yetenekli bir mühendis” olarak nitelendiriyor. (aa)
Motosikletiyle 8 yılda 53 şehir gezen özel güvenlik görevlisi Ümran Özkan, kadınların da her şeyi başarabileceğini göstermek için 81 ilin tamamına gitmek istiyor. Özkan, “Günümüz toplumunda maalesef, ‘kadınlar yapamaz, edemez’ dedikleri zaman ben bir kadın olarak bunu tek başıma yapabileceğime inandığım için yola çıktım ve yaptığımı da gösterdim” dedi.
Antalya’da yaşayan 29 yaşındaki özel güvenlik görevlisi Özkan, 8 yıl önce motosikletiyle Türkiye’yi gezmeye başlayarak bugüne kadar 53 ili ziyaret etti.
Yıllık izinlerinde tarihi mekanları, müzeleri ve yöresel lezzetleri keşfeden Özkan, ziyaret ettiği şehirleri sosyal medya hesaplarından da tanıtarak kültürel mirasın daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlıyor.
İlk hedefi Türkiye’nin 81 ilini motosikletiyle gezmek olan Özkan, daha sonra dünya turuna çıkmayı planlıyor.
“8 YILDIR TÜRKİYE’Yİ GEZİYORUM”
Özkan, Tekirdağ ziyaretinde çocukluğundan itibaren seyahat etmeyi sevdiğini anlattı.
Motosiklet tutkusunun da çocukluk yıllarında başladığını belirten Özkan, “İlk motosikletimi 21 yaşında aldım. Yaklaşık 8 yıldır Türkiye’yi geziyorum. Gittiğim her şehirde tarihi mekanları geziyor, müzeleri ziyaret ediyor, yöresel yemekleri tatmaya çalışıyorum. Aynı zamanda bu güzelliklerin videosunu sosyal medya hesaplarımda paylaşıyorum. Amacım hem gezmek hem de şehirlerin tarihi ve kültürel değerlerini daha fazla kişiye tanıtmak.” diye konuştu.
Özkan, Türkiye’nin her köşesinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayarak, “Yeni şehirler görmek, yeni insanlar tanımak ve farklı kültürleri yerinde yaşamak bana büyük mutluluk veriyor. Her ilin kendine özgü tarihi, kültürü ve hikayesi var. Bunları yerinde görmek bambaşka bir duygu.” ifadelerini kullandı.
“HEDEFİM ÖNCE 81 İL, SONRA DÜNYA TURU”
Bugüne kadar 53 ili motosikletiyle gezdiğine işaret eden Özkan, hedefinin kısa süre içinde Türkiye’nin tamamını görmek olduğunu söyledi.
Rotasını daha sonra yurt dışına çevireceğini dile getiren Özkan, “Çocukluğumdan beri en büyük hayalim önce Türkiye’nin 81 ilini gezmekti. Şimdi bu hayalimin büyük bölümünü gerçekleştirdim. Çok az il kaldı. Onları da tamamladıktan sonra hedefim dünya turuna çıkmak.” dedi.
Özkan, toplumda kadınlara yönelik kalıplaşmış yargıların değişmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Doğayı çok seviyorum. Gittiğim birçok yerde kamp kuruyorum. Uzun yol konusunda artık ciddi bir tecrübem oluştu. Hazırlıklı yola çıkıyorum ve özgürlüğün tadını çıkarıyorum. Ailemin güveni sayesinde bugün hayal ettiğim yolculukları gerçekleştiriyorum. Özgürlüğüme düşkün bir insanım. Günümüz toplumunda maalesef, ‘kadınlar yapamaz, edemez’ dedikleri zaman ben bir kadın olarak bunu tek başıma yapabileceğime inandığım için yola çıktım ve yaptığımı da gösterdim. Kadınlar istediklerinde her şeyi başarabilir. Yeter ki kendilerine güvensinler ve hayallerinden vazgeçmesinler.” (aa)
Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği Başkanı Vedat Şahin, trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip eden veya bu amaçla araçtan inen sürücülere yönelik düzenlemenin, şiddet olaylarının azalmasında etkili olduğunu belirtti. Şahin, “Yeni kanun trafikteki şiddet olaylarını tamamen frenlemiştir. Yani bu herkesin kafasında bir şimşek gibi çakmıştır. Dolayısıyla bundan sonra vatandaşımızın daha dikkatli olacağından eminim” dedi.
Trafik ihlallerine yönelik yaptırımların caydırıcılığını artıran 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 27 Şubat 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Düzenlemeyle, trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip eden veya bu amaçla araçtan inen sürücülere 180 bin lira idari para cezası uygulanması, araçların 30 gün süreyle trafikten menedilmesi ve sürücü belgelerinin 60 gün süreyle geri alınması hükme bağlanmıştı.
Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği Başkanı Vedat Şahin, düzenlemenin trafikteki şiddet olayları üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şahin, “Yeni kanun trafikteki şiddet olaylarını tamamen frenlemiştir. Yani bu herkesin kafasında bir şimşek gibi çakmıştır. Dolayısıyla bundan sonra vatandaşımızın daha dikkatli olacağından eminim.” diye konuştu.
Şahin, şöyle devam etti:
“Vatandaşımız bir defa alacağı cezaya göre, başına neler geleceğine göre hareket ediyor. Yani genel anlamda baktığımız zaman kültürel olarak trafik kültürü Türkiye’de çok zayıf. Dolayısıyla da herkes ‘ben istediğimi yaparım’ mantığıyla hareket ediyor. Bunun önüne geçmenin yolu elbette ki şu anda uygulanan yüksek trafik cezaları. Yüksek trafik cezalarının uygulanmasıyla beraber, özellikle şiddet kollarında daha yüksek uygulanmasıyla beraber şiddet olaylarının geçen seneye göre yüzde 50 oranında azalmış olması bu istatistik bizim için çok önemli.”
Düzenleme sonucu çok kısa sürede trafikteki şiddet olaylarının azaldığını belirten Şahin, tamamen sona ermesi için ise eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Şahin, “Artık insanlar bir de sosyal medyada özel çekimler de yapıyorlar: ‘Hadi in bakayım, hadi in de bir cezayı ye bakayım’ falan diye. Bu aslında toplumda büyük fayda sağlıyor. Yalnız bunların kitlesel haber kanallarında, televizyonlarda, dizi aralarında veya haber aralarında çok daha fazla işlenmesi lazım.” diye konuştu.
“ENGEL OLUYOR”
Düzenlemenin ardından trafikte yaşanan tartışma ve şiddet olaylarının azaldığını belirten sürücülerin çoğunluğu yeni yaptırımların caydırıcı olduğunu ifade etti.
Sürücülerden 48 yaşındaki Cüneyt Kıran, düzenlemeyi olumlu bulduğunu belirterek, “Bence çok güzel bir uygulama. Trafikteki olayların azaldığını düşünüyorum. Denk gelenler var, çıkacağız zannediyorlar ama engel oluyor yani aklına o sırada ceza geliyor.” dedi.
34 yaşındaki Yusuf Akbaba da yaptırımların gerekli olduğunu diye getirerek, “Çok doğru ve gerekli bir düzenlemeydi. Cezaların ardından bu tür olaylar azaldı. Artık kimse olaya karışmaya bile niyet etmiyor.” ifadelerini kullandı.
Bayram İştehan da düzenlemenin toplum açısından olumlu sonuç verdiğini ifade ederek, “Artık kimse aracından inmiyor. Çok iyi oldu. Toplum açısından da faydalı olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu. (aa)
Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde denizde boğulma tehlikesi geçiren 2 kişi, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı.
Valilik kararıyla kentte olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle sahillerde denize girişler geçici olarak yasaklandı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri de devriye görevi yaparak vatandaşları yasağa uymaları konusunda uyardı.
Uyarılara rağmen Süleymanpaşa ilçesi Kumbağ Mahallesi sahilinde denize giren 2 kişi, boğulma tehlikesi geçirdi. Durumu fark eden ekipler, 2 kişiyi sudan çıkardı.
Bu kişiler, bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesine kaldırıldı. (aa)
Trakya Üniversitesi Arda Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan Açık yürütücülüğündeki proje, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.
Trakya Üniversitesi Arda Meslek Yüksekokulu Kimya ve Kimyasal İşleme Teknolojileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan Açık yürütücülüğünde hazırlanan proje, TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında, Kimya ve Biyoloji Araştırma Destek Grubu (KBAG) tarafından desteklenmeye hak kazandı.
“Doğal Antimikrobiyal Peptitleri Taklit Etme Potansiyeline Sahip Sülfonyum Fonksiyonlu Safra Asidi Polimerlerini İçeren Nanoliflerin Hazırlanması ve In Vitro/In Vivo Etkinliklerinin İncelenmesi” başlıklı projeyle, doğal antimikrobiyal peptitleri taklit edebilecek yeni nesil nanolif sistemlerinin geliştirilmesi ve bu sistemlerin laboratuvar ile canlı model ortamlarında etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanıyor.
Projenin araştırma ekibinde Prof. Dr. Muhammet Ü. Kahveci ve Doç. Dr. Çağatay Altınkök (İstanbul Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Selina Aksak Karameşe (Kafkas Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Hamza Halıcı (Atatürk Üniversitesi) ile Arş. Gör. Senanur Dokuz (Yıldız Teknik Üniversitesi) yer almaktadır. Projede danışman olarak ise Doç. Dr. Murat Karameşe (Kafkas Üniversitesi) ve Prof. Dr. Elif Çadırcı (Atatürk Üniversitesi) görev alıyor. Haber Merkezi