11 Mart 2026 Çarşamba
DOMUZLAR DİKTATORYASI / EMPERYALİST HAYDUTLAR
Ağrı Dağı Efsanesi
CUMHURİYET IŞIĞI İHTİYACI
Kendinizi gerçekten sevmeyi biliyor musunuz?
Trakya Üniversitesi’nde anıldı
UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -7
İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla, milli şair Mehmet Akif Ersoy’u anmak ve marşın taşıdığı tarihî ve manevi anlamı yeniden hatırlamak amacıyla Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından bir anma programı gerçekleştirildi.
Eczacılık Fakültesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen ve konuşmacı olarak Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıdvan Canım’ın yer aldığı programa, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elvan Bakar ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yüksel Topaloğlu, milli marşların genellikle kazanılmış zaferlerin ardından yazılan “ulusal mutabakat metinleri” olduğunu, ancak İstiklal Marşı’nın Milli Mücadele henüz devam ederken kaleme alınmasıyla bu yönüyle diğer marşlardan ayrıştığını ifade etti. Topaloğlu, marşın baştan sona “istiklal” ve bu istiklale duyulan sarsılmaz “iman” duygusuyla örüldüğünü vurguladı.
Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müberra Gürgendereli ise konuşmasında, Mehmet Akif’in yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda bir inanç ve mücadele timsali olduğunu vurguladı. Gürgendereli, İstiklal Marşı’nı milletin “özgürlük manifestosu” olarak nitelendirerek, bu marş dinlenirken yalnızca geçmişte verilen büyük mücadelenin değil, gelecek nesillere aktarılması gereken vatan sevgisi ve bağımsızlık idealinin de düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan ise İstiklal Marşının milletimiz nezdindeki anlam ve önemine değinerek böylesine anlamlı bir programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Programın konuşmacısı Edebiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıdvan Canım, Mehmet Akif Ersoy’un edebi kişiliği ve İstiklal Marşı’nın yazılış süreci üzerine değerlendirmelerde bulundu. Akif’in İstiklal Marşı’nı yalnızca kalemle değil, bir milletin imanı ve kendi gözyaşlarıyla yazdığını ifade eden Canım, marşın ilk kelimesi olan “korkma” hitabının basit bir uyarı değil, bin yıllık bir tarihin özeti ve eğilmeyen bir başın haykırışı olduğunu dile getirerek, İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemin zorlu mücadele ortamını ve Mehmet Akif Ersoy’un edebi kimliğini katılımcılarla paylaştı.
Program soru cevap bölümü ve plaket takdiminin ardından sona erdi. Haber Merkezi
Edirne Emekliler Derneği, kentte ulaşım sorununa dikkat çekerek, Serhat Birlik’ten taleplerini açıkladı. Sıklıkla 65 yaş üstü vatandaşların ücretsiz binişlerinin gündeme getirilmesinin yanlış olduğu belirtilen dernek açıklamasında, 65 yaş üzeri vatandaşlara yönelik olumsuz ve ayrımcı tutumların sona ermesi, yeni yerleşim bölgelerine daha fazla araç ve sefer düzenlenmesi, kullanım ömrünü tamamlamış araçlarla hizmet verilmemesi talep edildi.
Edirne Emekliler Derneği tarafından yapılan açıklamada, Edirne’de toplu ulaşımda yaşanan sorunlara dikkat çekilerek talepler dile getirildi. Derneğin açıklamasından talep ve öneriler şöyle sıralandı:
“65 yaş üzeri vatandaşlara yönelik olumsuz ve ayrımcı tutumların sona ermesini istiyoruz. Yeni yerleşim bölgelerine daha fazla araç ve sefer düzenlenmesini talep ediyoruz. Kullanım ömrünü tamamlamış araçlarla hizmet verilmesini istemiyoruz. Eğitimli ve iletişim konusunda donanımlı sürücüler görev yapmalıdır. Yaz aylarında çalışan klimalar, kış aylarında ise etkin ısıtma sistemleri olmalıdır. Duraklarda güvenli ve sağlıklı iniş–biniş koşulları sağlanmalıdır. Sefer iptalleri önceden duyurulmalıdır. Ücret politikası konusunda daha adil ve şeffaf bir sistem kurulmalıdır. 6 ayda bir yapılan zam taleplerinin otomatik şekilde kabul edilmesini doğru bulmuyoruz. Güzergâh değişiklikleri en az 1 ay önceden kamuoyuna açıklanmalıdır. Vatandaşların şikâyetlerini iletebileceği etkin bir mobil sistem kurulmalıdır. Araçların konumunu ve güzergâhını gösteren mobil uygulamalar devreye alınmalıdır. Duraklar daki araç gelme dakikalarını gösteren göstergeler gözden geçirilip aktif hale getirilmelidir. Zaman zaman STK lar la toplantı yapılıp sorunlar ve öneriler birebir görüşülmelidir. Tüm sorunların giderilmesi de Belediye sorumluluğundadır ve Ulaşım dairesinin de bu konuda daha etkin çalışması gerekir.
‘EMEKLİLERİN DE YAPMASI GEREKENLER VAR’
Yukarıdakiler bizim taleplerimiz ve önerilerimiz, birde biz emeklilerin yapmamız gerekenler vardır.
En yoğun saatlerde işimiz yoksa ve herhangi bir yere yetişmek zorunda değilsek kullanmamalıyız. 65 yaş üstü ücretsiz kullanım hakkını gerektiği şekilde kullanmalıdır. Örnek 1 durak sonra aracı kullanmamak gibi, Şöyle bakmak lazım ücretli olsa kullanacak mıyız? Araç personeline bir günaydını, kolay gelsindi, iyi akşamlar gibi nezaketi çok görmemeliyiz. Unutmayalım aracı kullanan bizlerin çocukları, kardeşleri de olabilir. Gençler tabi ki büyüklerine saygı gösterip yer vermeli belki, bizler büyükleri olarak hoşgörülü davranış içinde olmalıyız, çok yoğun bir ders saati geçirmiş olabileceklerini düşünmemiz gerekir.
‘BELEDİYE ULAŞIM SORUNUNA ÇÖZÜM ÜRETMELİ’
Belediyelerin görevi yalnızca zam taleplerini onaylamak değildir, sorunların giderilmesi için daha etkin çalışmalıdır. Ayrıca benzer illerdeki ulaşım fiyatları ile Edirne’deki ulaşım fiyatları karşılaştırması yapılmalı, burada bu kadar zam ihtiyaç var mı araştırılmalı. (Niğde örneğini alabilirsiniz-Aynı araçlarla, Nüfus daha fazla ve daha ucuz ulaşım var)) Ulaşım ranta bil mi yapılıyor buda irdelenmeli.
Belediyeler aynı zamanda kent yaşamının kalitesini artırmakla sorumludur.
Edirne Belediyesi’ni, toplu taşıma hizmetini sağlayan firmayı ve tüm yetkilileri; kent halkının taleplerini dikkate almaya, sorunları çözmeye ve çağdaş ulaşım çözümleri üretmeye davet ediyoruz.” Haber Merkezi
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından salgın ilan edilmesinin üzerinden 6 yıl geçen ve “küresel acil durum” kategorisinden çıkarılan Kovid-19, artık “kalıcı bir halk sağlığı tehdidi” olarak nitelendiriliyor. Yaklaşık 6 yıl tüm dünyayı derinden sarsan Kovid-19 salgını, insanları neredeyse 2 yıl boyunca evlerine mahkum etti ve ekonomileri olumsuz etkiledi. Salgın nedeniyle bugüne kadar 7 milyon 110 binden fazla kişi hayatını kaybetti.
Salgının ilk izi, 17 Kasım 2019’da Çin’in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde görüldü. Nedeni bilinmeyen “solunum rahatsızlığı” şikayetiyle hastaneye başvuran ilk hastanın ardından, başta deniz ürünleri gıda pazarını ziyaret edenler olmak üzere çok sayıda kişide akciğer iltihaplanmasına yol açan gizemli bir virüs tespit edildi.
KAYNAĞI BİLİNMEYEN GİZEMLİ SOLUNUM YOLU HASTALIĞI
DSÖ’nün ilk kez 31 Aralık 2019’da Vuhan’da “kaynağı bilinmeyen gizemli bir solunum yolu hastalığının” ortaya çıktığını ve yayıldığını açıklamasıyla birlikte tüm gözler Çin’e çevrildi. Kısa sürede sınırları aşan salgın karşısında DSÖ, 30 Ocak 2020’de “küresel acil durum” ilan etti.
Hastalığın yarasalardaki bir betakoronavirüsün insana geçerken mutasyona uğramasından kaynaklandığının tahmin edildiğini açıklayan DSÖ, 11 Şubat 2020’de virüse “2019-nCov” yani Kovid-19 adını verdi. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart 2020’de ise DSÖ hastalığı resmen “küresel salgın” olarak tanımladı. Mart 2020’den itibaren hızla artan vaka sayılarıyla birlikte salgınla mücadele, tüm ülkelerin öncelikli gündem maddesi haline geldi.
KAPANMALAR VE KARANTİNALAR
DSÖ, 5 Haziran 2020’de hükümetlere halka açık alanlarda “yüz maskesi” kullanımını teşvik etmelerini tavsiye etti. Bu kapsamda, iş yerleri, okullar ve kamusal alanlar kapılarını kapatırken insanlar alışık oldukları “yüz yüze” yaşamı bir kenara bırakmak zorunda kaldı, pek çok sektörde “uzaktan çalışma” modeline geçildi. Vatandaşlar, hastalıktan korunmak için sürekli olarak “maske, mesafe ve hijyen” üçlüsüne uymaya davet edildi. Virüsün yayılma hızını kırmak amacıyla hastaneler ve belirlenen alanlarda karantina uygulamaları hayata geçirilirken yurt dışına çıkacaklar ile hastalık belirtisi gösterenler için PCR testi zorunluluğu getirildi.
TARİHİN EN HIZLI AŞI GELİŞTİRME SÜREÇLERİ YAŞANDI
Kovid-19, tıp tarihinin en hızlı aşı geliştirme süreçlerinden birini de beraberinde getirdi.
2020’nin ilk aylarında başlayan yoğun çalışmalar, yılın sonunda ilk aşıların insanlara uygulanmaya başlamasıyla meyvesini verdi.
Türk bilim insanları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Özlem Türeci’nin kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in Amerikalı ilaç devi Pfizer ile ortaklaşa geliştirdiği aşı, İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumunun (MHRA) 2 Aralık 2020’de onay vermesiyle “dünyada tescillenen ilk Kovid-19 aşısı” unvanını kazandı.
Aşıların devreye girmesiyle 2021’den itibaren kontrollü normalleşme süreci başladı. Ne var ki virüsün de aynı yıl uğradığı mutasyonlar sonucunda Alfa, Beta, Delta, Gama ve Omicron varyantları ortaya çıktı. 2022’nin ortalarına gelindiğinde ülkeler salgın tedbirlerini büyük ölçüde gevşetti, maske ve PCR testi zorunlulukları kalktı, vaka ve ölüm sayılarında belirgin düşüşler yaşandı.
KOVİD-19, ARALIK 2025’TEN BU YANA “KALICI HALK SAĞLIĞI TEHDİDİ”
Salgının yönetimi, DSÖ’yü de ağır eleştirilerin hedefine oturturken “Yetersiz kalmak”, “geç adımlar atmak”, “çelişkili mesajlar vermek” ve “aşıya rağmen toplumda korku yaymayı sürdürmek” başlıca suçlamalar arasında yer aldı.
Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e yakın durmakla itham ettiği DSÖ’ye 14 Nisan 2020’de finansal desteği kestiğini açıkladı ve 6 Temmuz 2021’de örgütten resmen çekildi.
Ocak 2021’de göreve başlayan Başkan Joe Biden ise ilk haftasında imzaladığı kararnameyle ABD’yi DSÖ’ye geri döndürdü.
DSÖ önce, 5 Mayıs 2023’te Kovid-19’un “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olmaktan çıkarıp “küresel salgın” statüsüne alırken Aralık 2025’te artık bir “acil kriz” değil, sağlık sistemlerinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilen “kalıcı bir halk sağlığı tehdidi” olarak tanımlanıyor.
Sağlık örgütünün yeni yol haritası, ülkeleri Kovid-19’u tekil bir acil durum olarak yönetmek yerine, mevsimsel grip (influenza) gibi diğer solunum yolu hastalıklarıyla entegre bir şekilde ele almaya teşvik ediyor. Salgın döneminde, hükümetlerin veri paylaşımı, aşı tedariki ya da salgına dair tedbirler konusundaki ihtilaflarından ders çıkarılırken DSÖ bünyesinde Mayıs 2025’te DSÖ Salgın Anlaşması kabul edildi. Anlaşma, gelecekteki olası krizlere karşı ilaç ve aşılara hakkaniyetli erişimi yasal bir güvenceye kavuşturmayı amaçlıyor.
Salgına dair vaka sayılarındaki şiddetli düşüşe rağmen DSÖ’nün Aralık 2025 raporuna göre, virüs hala geniş çapta dolaşmaya ve özellikle risk gruplarında can kaybına neden olmaya devam ediyor.
DSÖ verilerine göre, 25 Şubat itibarıyla dünya genelinde 774 milyon 771 bin vaka ve 7 milyon 110 bin 645 ölüm kayıt altına alındı.
Salgına dair gerçek vaka ve ölü sayılarının çok daha yüksek olduğu iddia edilirken, küresel ölçekte uygulanan Kovid-19 aşısı dozu 13 milyar 59 milyonu geçti. (aa)
Edirne İl Çeltik Komisyonu Başkanlığı, Edirne merkez köy ve mahallelerinde bu yıl için çeltik ekim müracaatlarının başladığını açıkladı. 25 Mart tarihine kadar devam edecek başvurular kapsamında dekar başına 40 TL sıhhi tedbir ve ruhsatiye ücreti alınacak.
Edirne İl Çeltik Komisyonu Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Edirne merkez köy ve mahallelerinde 2026 yılı çeltik ekimlerine ait müracaatların kabul edilmeye başlandığı bildirildi. Son başvuru tarihinin 25 Mart 2026 olarak belirlendiği komisyon kararında bu tarihten sonra yapılacak müracaatların kabul edilmeyeceği, cezalı da olsa ruhsat verilmeyeceği belirtildi.
İl Çeltik Komisyonu kararı doğrultusunda, 2026 yılı için dekar başına 40,00 TL sıhhi tedbir ve ruhsatiye ücreti alınması karara bağlandı. Ayrıca Damlama Sulama Yöntemiyle çeltik ekeceklerden dekar başına 40,00 TL yerine 20,00 TL ruhsatiye ve sıhhi tedbir ücreti alınacağı bildirildi.
Çeltik ekimi yapmak isteyen üreticilerin ruhsatları, çeltik tarımı yapacağı arazinin tapu senedi, kira sözleşmesi (Köy muhtarlığınca onaylı) ve/veya Komisyon tarafından hazırlanan keşif raporuna (kişi beyanı esas alınarak) dayanarak ruhsat düzenlenecek. Üreticiler, bu belgelerle beraber ekim yapacağı çeltik alanı için gerekli tutarı, T.C. Halk Bankası Selimiye Şubesi veya T.C. Ziraat Bankası Selimiye Şubesinde açılmış olan İl Çeltik Komisyonu Başkanlığına ait vadesiz hesaplarına yatırıp, dekontu ile birlikte Çeltik Komisyonu Başkanlığı’na başvuracak.
Üreticilerin mağdur olmamaları için belirtilen tarihe kadar, istenilen belgelerle birlikte müracaatlarını yapmaları istendi. Haber Merkezi