17 Nisan 2026 Cuma
SÖYLEMLER VE EYLEMLER
Anlamını Kaybeden Sinemanın Hikâyesi
CUMHURİYET IŞIĞI İHTİYACI
Kişisel Gelişim ve Günümüzde Mesleki Beceriler
“Okullarımızdaki güvenlik zafiyetleri giderilmeli”
EDİRNE'NİN YEŞİL HAZİNESİ: AYŞE KADIN
Türk Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Mustafa Kaplan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırıları kınadı. Kaplan, “Okullarımızdaki güvenlik zafiyetleri giderilmeli, öğretmenlerimizin can güvenliği ve mesleki itibarı devlet güvencesi altına alınmalıdır. ‘Eğitimde Şiddete Hayır’ demekten öteye geçilmeli ve somut adımlar atılmalıdır” dedi.
Türk Eğitim Sen Edirne Şubesi tarafından Şanlıurfa Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta gerçekleşen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmenleri ve öğrencileri anmak için Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Çelenk sunulmasının ardından Türk Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Mustafa Kaplan, basın açıklamasını okudu. Kaplan, eğitim yuvasında öğrencinin kendi öğretmenine ve arkadaşlarına şiddet uygulamasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Şiddeti besleyen her türlü ihmalin takipçisi olacağız”
Kaplan, şunları kaydetti:
“Gün geçmiyor ki eğitime eğitimciye şiddet ve saldırı olmasın. Salı günü Siverek’te yapılan saldırının üzerinden 24 saat bile geçmeden Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan ve hepimizi derin bir yasa boğan acı hadiseyle sarsıldık. Kendi öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımıza ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu olay, okullarımızda artan şiddet sarmalının ulaştığı ürkütücü boyutu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir eğitim yuvasında, bir öğrencinin kendi öğretmenine ve arkadaşlarına bu denli bir şiddet uygulayabilmesi, üzerinde sadece adli değil, sosyolojik ve psikolojik olarak da derinlemesine düşünmemiz gereken bir durumdur. Okullarda disiplin yönetmeliklerinin yetersizliği, öğretmenin itibarının zedelenmesi ve eğitim ortamlarının her türlü şiddete açık hale gelmesi bu trajedilerin en büyük sebebidir. Eğitim kurumları şiddetin değil, sevginin, saygının ve güvenin merkezi olmalıdır. Bir öğretmenin, canını emanet ettiği öğrencisi tarafından hayattan koparılması, toplumun vicdanında onarılmaz yaralar açmıştır. Türk Eğitim-Sen olarak defalarca dile getirdiğimiz gibi; eğitimde şiddete yönelik caydırıcı yasal düzenlemeler artık bir tercih değil, zorunluluktur. Okullarımızdaki güvenlik zafiyetleri giderilmeli, öğretmenlerimizin can güvenliği ve mesleki itibarı devlet güvencesi altına alınmalıdır. ‘Eğitimde Şiddete Hayır’ demekten öteye geçilmeli ve somut adımlar atılmalıdır. Bizler Edirne’den, Kahramanmaraş’taki acıyı yüreğimizde acilen göreve davet ediyor, şiddeti besleyen her türlü ihmalin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz. Yavrularımıza bir kez hayatını kaybeden şehit öğretmenimize daha rahmet diliyor; tüm eğitim camiasına ve duyarlı vatandaşlarımıza bu anlamlı yas sürecinde birlik olma çağrısında bulunuyorum. Bu bir durum tespitidir andımızın okullarımızdan kaldırılmasının milli şuura ve öğrencilerimize olumsuz etkisi de yadsınamaz.”
Açıklamanın ardından sendika üyesi öğretmenler anıta karanfil bıraktı ve andımızı okudu. Haber Ergin Yıldız
Türkiye’den topladığı trüf mantarlarını Avrupa’ya gönderiyor. Edirne’de yaşayan Tuncay Croatto, eğitimli köpekle başladığı trüf mantarı toplayıcılığını geliştirerek Türkiye’nin farklı illerinden temin ettiği ürünleri İtalya’ya ihraç ediyor. Croatto, “Sezon başında ürün az olduğu için fiyatlar yüksek oluyor. Kilogram başına yaklaşık 150 avrodan başlıyor, sezon ilerledikçe 50 avroya kadar düşebiliyor.” dedi.
Edirne’de yaşayan Tuncay Croatto, eğitimli köpekle başladığı trüf mantarı toplayıcılığını zamanla geliştirerek ihracata dönüştürdü.
İtalyan baba ve Türk annenin çocuğu olarak 1996 yılında İtalya’da dünyaya gelen Croatto, çocukluk yıllarında babası sayesinde trüf mantarıyla tanıştı.
İtalya’da çalıştığı dönemde Türkiye’deki potansiyeli fark eden Croatto, 5 yıl önce memleketi Edirne’ye gelerek trüf mantarı toplayıcılığına başladı.
İtalya’daki deneyimli kişilerden destek alan Croatto, eğitimli köpeklerle Keşan, Uzunköprü ve Edirne çevresinde trüf mantarı aradı.
Bir süre toplayıcılık yaptıktan sonra İtalya’daki bağlantılarını değerlendiren Croatto, Türkiye’nin farklı şehirlerinden temin ettiği mantarları ihraç etmeye başladı.
Croatto, trüf mantarının doğada zor bulunması nedeniyle değerli olduğunu söyledi.
Fiyatların sezon içinde değişkenlik gösterdiğini belirten Croatto, “Sezon başında ürün az olduğu için fiyatlar yüksek oluyor. Kilogram başına yaklaşık 150 avrodan başlıyor, sezon ilerledikçe 50 avroya kadar düşebiliyor.” dedi.
Türkiye’de beyazımsı ve siyah trüf türlerinin yaygın olduğunu ifade eden Croatto, beyazımsı trüfün mart-nisan aylarında, siyah trüfün ise yazlık ve kışlık türleriyle farklı dönemlerde toplandığını anlattı.
Kışlık siyah trüfün özellikle yüksek rakımlı bölgelerde eylül-ekim aylarında çıktığını aktaran Croatto, “Bu türün kilogram fiyatı 350 avroya kadar ulaşabiliyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin birçok bölgesinden ürün tedarik ettiğini dile getiren Croatto, Sakarya başta olmak üzere İstanbul, Kırklareli, Keşan, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Denizli’nin Çivril ilçesi ve Uşak’tan mantar temin ettiklerini söyledi.
Croatto, siyah trüfün yüksek rakım ihtiyacı nedeniyle Çorum, Bayburt ve Erzurum’un Aşkale ilçesi gibi bölgelerde de görüldüğünü kaydetti.
Trüf mantarının yüksek pH değerine sahip toprakları ve güneş alan seyrek meşe ormanlarını sevdiğini vurgulayan Croatto, yılda yaklaşık 1 ton ihracat gerçekleştirdiğini belirtti.
İklim değişikliğinin üretimi olumsuz etkilediğine dikkati çeken Croatto, İtalya başta olmak üzere bazı ülkelerde trüf mantarı yetiştiriciliğine yönelik çalışmaların arttığını sözlerine ekledi. (aa)
Edirne Fotoğraf Sanatı Derneğinde (EFOD) fotoğraf sanatçısı Turhan Ülgüdür söyleşi ve sunum gerçekleştirdi. Derneğin Kocasinan Mahallesi’ndeki binasında düzenlenen “Edirne’nin sanatı” adlı programda Ülgüdür, güzel bir kare yakalamada doğru zamanlama ve ışığın büyük önem taşıdığını söyledi.
Şehrin görsel arşivine katkıda bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirten Ülgüdür, fotoğrafın kendisi için vazgeçilmez bir tutku olduğunu ifade etti.
Ülgüdür, söyleşide kentin el sanatlarını belgelediği fotoğraflardan oluşan sunum yaptı.
Programa, Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları Sanatçısı Özcan Abacı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Mehtap Cömert de katıldı.
EFOD Başkanı Serdar İyiiz de Ülgüdür’ün büyük bir tutkuyla tek başına çekimler gerçekleştiren bir fotoğraf sanatçısı olduğunu belirtti.
Ülgüdür’ün Edirne’ye özgü el sanatları ve kente ilişkin fotoğraflarının örnek nitelikte olduğunu ifade eden İyiiz, fotoğraf arşivine sunduğu katkılar dolayısıyla kendisine teşekkür etti.
Program sonunda İyiiz, Ülgüdür’e plaket takdim etti. (aa)
Edirne Tabip Odası Başkanı Sibel Pekdemir, hekimlerinin yüzde 59’unun iş yerlerinde şiddete uğradığını ve güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu söyledi. Pekdemir, “Bugün hekimlerin, yüzde 59’u iş yerinde şiddete uğradığını ifade etmektedir. İş yerlerimizde, Kapılarda X-ray cihazı, güvenlik görevlileri, metal dedektörleri, kameralar, panik butonları, alarmlar güvenlik önlemleri yoktur veya yetersizdir” dedi.
Edirne Tabip Odası Başkanı Sibel Pekdemir, 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla Edirne Tabip Odası’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Pekdemir, sağlıkta şiddetin doğrudan ve dolaylı yollarla körüklendiği ve olağanlaştırıldığı bir sağlık sistemini kabul etmediklerini ifade etti.
“Güvenlik önlemleri yoktur veya yetersizdir”
Pekdemir, şunları kaydetti:
“Türk Tabipleri Birliği olarak, Dr. Ersin Arslan’ın aramızdan ayrıldığı 17 Nisan’ı ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ ilan ederken sağlık emek-meslek örgütleri ile birlikte her yıl düzenlediğimiz anma etkinliklerinde ve basın açıklamalarında hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik tırmanan şiddete dikkat çekmeye çalıştık. Siyasi iktidar ise çağrılarımız ve çığlıklarımız karşısında duyarsız kaldı. Hem sağlık alanında hekimler ve sağlık çalışanları ile hastaları karşı karşıya getiren hem de toplumsal alandaki şiddeti artıran politikalara yenilerini ekledi. Bugün hekimlerin, yüzde 59’u iş yerinde şiddete uğradığını ifade etmektedir. Bunların yüzde 58’i sözlü taciz, zorbalık ve tehditler ile psikolojik şiddete, yüzde 22’si dayak, tekme, tokat, bıçaklama, ateş etme, itme, ısırma ile fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Her iki şiddet türünde de hastalar ve hasta yakınları en sık fail; acil servis ve poliklinikler ise en sık şiddet ortamları olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüzde 89’u çalışırken şiddete maruz kalacağı endişesini taşımaktadır. Yüzde 91’i sağlıkta şiddetle ilgili mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı kanaatinde olup, neredeyse tümü caydırıcı yasal düzenlemeleri ivedilikle talep etmektedir. İş yerlerimizde, Kapılarda X-ray cihazı, güvenlik görevlileri, metal dedektörleri, kameralar, panik butonları, alarmlar güvenlik önlemleri yoktur veya yetersizdir. Aydınlatma gibi çevrenin iyileştirilmesine düzenlemeler, ziyaretçi kontrolü gibi genel erişim kısıtlamaları eksiktir. Daha önce şiddet eğilimi gösterenlerin farkında olmak için bir merkezi bir kayıt mekanizması yoktur. İletişim/çatışma yönetimi gibi konularda personel eğitimi yapılmamaktadır.
“Bu sağlık sistemini kabul etmiyoruz”
17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde bir kez daha söylüyoruz. Sağlığın meta, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının köle, hastaların müşteri haline getirildiği, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık politikalarından uzaklaşıldığı, aile sağlığı merkezlerinde sağlıklı ve güvenli koşulların sağlanamadığı, şehirlerin merkezlerindeki hastaneler birer birer kapatılırken, uzak noktalara konumlandırdıkları şehir/şirket hastaneleri ile tüm yurttaşların geleceğinin çalındığı, üniversite hastanelerinin ve tıp eğitiminin her anlamda niteliksizleştirildiği, randevuların alınamadığı, alınabildiğinde ise muayenelerin beş dakikaya sıkıştırıldığı, ameliyatların yapılamadığı, hastalıkların önlenemediği, sağlık hakkının yok sayıldığı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvencesiz çalışma koşullarıyla ve mesleki özerkliğe yapılan müdahalelerle kuşatıldığı, tükenmişliğe itildiği, istifaya ve göçe zorlandığı, şiddetin doğrudan ve dolaylı yollarla körüklendiği ve olağanlaştırıldığı bir sağlık sistemini kabul etmiyoruz.” Haber Büşra Akıllı