eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Ender Bilar

Ender Bilar

29 Nisan 2026 Çarşamba

HARUN ÖZEN, EDESOB’A ÖZEN’LE GELİYOR…

HARUN ÖZEN, EDESOB’A ÖZEN’LE GELİYOR…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne esnaf camiası, 3 Mayıs 2026’da yapılacak Edirne Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği seçimlerine hazırlanırken, seçimler dikkat çeken bir aday etrafında yoğunlaşmış durumda.

Edirne Tatlıcı, Büfeci, Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Harun Özen, doğup büyüdüğü kente duyduğu sorumlulukla birliğin başkanlığına aday olduğunu açıklarken, esnaf dünyasında uzun süredir biriken beklentilere de karşılık veren bir çıkış yaptı. Yıllara yayılan mesleki birikimi ve esnafla kurduğu güçlü bağ, onun adaylığını yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda yerel ekonomiye yönelik bir iddia haline getiriyor.

Adaylığını açıkladığı gün kürsüye çıkan Özen’in konuşması, klasik bir adaylık açıklamasının ötesine geçti. Esnafın yıllardır biriken sorunlarına doğrudan temas eden Özen, bu süreci “kişisel hedef”ten ziyade “ortak bir sorumluluk” olarak gördüğünü ifade etti. Doğum gününe denk gelen bu açıklama, onun için aynı zamanda yeni bir başlangıcın sembolü olarak değerlendirildi. Ancak konuşmanın merkezinde bireysel bir anlamdan ziyade “ortak akıl” vurgusu yer aldı.

“Ortak akıl” vurgusunu öne çıkaran Özen, EDESOB’un daha kapsayıcı, hızlı karar alabilen ve sahaya daha yakın bir yapıya dönüşmesi gerektiğini ifade etti. Ona göre mesele yalnızca yönetmek değil, birlikte düşünmek, birlikte üretmek ve esnafın gündelik sorunlarını doğrudan sahadan beslenen bir anlayışla çözmekti.

Özen’in en dikkat çeken yönü, yönetimi masa başından ziyade sahadan besleyen bir anlayışla ele almasıdır. Esnafın sorunlarını yerinde dinleyen ve çözüm sürecini doğrudan sahadan gelen verilerle şekillendiren bu yaklaşım, onun liderlik tarzını belirliyor. Vizyonunu ise esnafın ekonomik olarak güçlenmesi, dayanışma kültürünün kurumsallaşması ve meslek örgütlerinin daha etkin hale gelmesi oluşturuyor.

Kısacası, kürsüden verilen mesaj netti: Bu adaylık, sadece bir makam yarışı değil, Edirne esnafının geleceğine dair yeni bir söz ve yeni bir yön iddiası taşıyordu.

Bu noktada Özen’in en belirgin yönlerinden biri de sürece herhangi bir siyasi kimlik üzerinden değil, tamamen esnaf kimliğiyle yaklaşmasıdır. Kendisini bir siyasi eksene konumlandırmadan, doğrudan meslek örgütlerinin yapısı ve esnafın sorunları üzerinden bir temsil alanı oluşturması, adaylığının çerçevesini daha net hale getiriyor.

Peki kim bu iddiayla yola çıkan Harun Özen?

1977 Edirne doğumlu olup esnaflık kültürünün içinden gelen bir isim. Meslek hayatına 2001 yılında kantin işletmeciliğiyle başlayarak Edirne Tatlıcı, Büfeci, Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odasında üyeliğini gerçekleştiren Özen, yıllar içinde hem kendi sektöründe hem de meslek örgütleri içinde aktif roller üstlendi.

2012 yılında hayal ettiği bir projeyi hayata geçirmek için 50 esnaf arkadaşıyla birlikte yola çıkarak Edirne Esnaf Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğini kurdu.  Aslında Edirne Esnaf Loncası tarihinde de yardım sandığı yer almaktaydı. Bütün loncalarda olduğu gibi, Edirne Esnaf Loncasında da bu vardı. Bu sandığın gelirlerinin nakdi bağışlar, yardımlar ve vasiyetlerden elde edilen gelirler oluşturmaktaydı Lonca heyetinin içinde seçilen her muhasip bu sandığın defterlerini ve hesaplarını tutar, sandık parası esnafın ortak işlerine harcandığı gibi az faizle esnafa para da vermekteydi.

Özen bu kültürü kurduğu dernek çatısı altında toplayarak Edirne esnafının iyi ve kötü gününde yanında olmuştu. Burada yapmış olduğu başarılı projelerle öne çıkmayı başaran Özen, 2018 yılında Edirne Tatlıcı, Büfeci, Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odasının seçimlerinde yönetim kurulunda kendisine yer bulmuştu.

Harun Özen’in yolculuğuna bakıldığında, yönetim kurulu sürecinin onun için adeta bir hazırlık dönemi olduğu görülüyor. Başkan ve ekip arkadaşlarıyla kurduğu uyum, kısa sürede onun etrafında bir güven halkası oluşmasına zemin hazırlamıştı. Nitekim bu güven, zamanla artık sorumluluğu daha ileri taşıma düşüncesine dönüştü ve Özen’i başkanlık görevine taşıdı.

2022 yılında başkanlık görevini devraldığı dönem ise sıradan bir başlangıç değildi. Tam aksine, esnaf açısından belki de en ağır sınavların verildiği bir sürece denk gelmişti. Covid-19 salgınının gölgesinde, kepenk kapatmanın, tedarik zincirinin aksamasının ve ekonomik belirsizliğin yaşandığı günlerde Özen, yönetim koltuğunu sadece bir makam olarak değil, sahaya inme sorumluluğu olarak gördü.

Bu dönemde hayata geçirilen en dikkat çekici adımlardan biri, esnafın temel hammadde ihtiyaçlarının doğrudan temin edilerek uygun fiyatlarla ulaştırılması oldu. Kamyonlarla yapılan bu tedarik organizasyonları, yalnızca bir lojistik hamle değil, aynı zamanda dayanışma kültürünün sahaya yansımasıydı. Zor zamanlarda esnafın yanında durma iradesi, Özen’in yönetim anlayışının en belirgin göstergesi olarak hafızalarda yer etti.

Bugün gelinen noktada Harun Özen için yeni bir sayfa açılıyor. Artık bir oda başkanlığının ötesinde, Edirne Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği başkanlığına aday bir isim olarak sahnede. Onu bu noktaya taşıyan yalnızca geçmişte üstlendiği görevler değil, kriz dönemlerinde gösterdiği inisiyatif, esnafla kurduğu güven ilişkisi ve sahadan kopmayan yönetim anlayışı.

Bunun yanında kentte yürüttüğü çalışmalar ve hayata geçirdiği hizmetlerle de yerel ölçekte iz bırakan bir profil ortaya koyduğu görülüyor. Eğitim alanında kurduğu “Özen Kreş ve Gündüz Bakımevi” gibi girişimler ise onun sadece ekonomik değil, eğitim ve sosyal alanda da sorumluluk üstlenen bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.

Özen’in en çok öne çıkan yönlerinden biri, yönetimi masa başından ziyade sahadan besleyen bir liderlik anlayışıdır. Esnafın sorunlarını yerinde dinleyen, çözümü yukarıdan aşağıya değil tabandan yukarıya kuran bir yaklaşımı vizyon olarak benimsediği görülüyor.

Misyonunu ise esnafın ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak, dayanışma kültürünü kurumsal bir yapıya dönüştürmek ve meslek örgütlerini daha etkin hale getirmek şeklinde ifade ediyor.

Bu çok yönlü tablo içinde Özen, yalnızca bir meslek örgütü temsilcisi değil, kentte hizmet üretmiş, farklı alanlarda sorumluluk almış ve bu birikimi daha geniş bir yapıya taşımayı hedefleyen bir “Lider” profili çiziyor.

Bu deneyimin EDESOB çatısı altında nasıl bir karşılık bulacağı merak ediliyor…

Şimdi gözler 3 Mayıs 2026’da yapılacak seçimlere çevrilmiş durumda…

Ancak bu yarış, yalnızca bir başkanlık seçimi değil…

Edirne esnafının hangi yönetim anlayışıyla yoluna devam edeceğini belirleyecek önemli bir kırılma noktası olarak görülüyor.

Devamını Oku

EDİRNE’NİN YEŞİL HAZİNESİ: AYŞE KADIN

EDİRNE’NİN YEŞİL HAZİNESİ: AYŞE KADIN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne, Balkanlar’dan gelen Tunca, Arda ve Meriç Nehirlerinin sularıyla beslenen verimli topraklara sahip bir kenttir. Nehrin suları kentin tarım ekonomisini önemli ölçüde güçlendirmektedir. İldeki tarım arazilerinin %42’sinin[1] sulanabilir nitelikte olması da, su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir kullanımını zorunlu kılmaktadır.

Bununla birlikte, söz konusu nehirler özellikle yağışlı dönemlerde ve kar erimeleri sırasında taşkınlara neden olarak kent için ciddi bir tehdit oluşturmakta, sel baskınlarıyla Edirne’nin korkulu rüyası olmaya devam etmektedir.

Kentin verimli tarım arazilerinin bulunduğu önemli mahallelerden biri olan Karaağaç Mahallesi, söğütlük gibi geniş ormanlık ve doğal alanlarla çevrili olması sayesinde özellikle sebze ve meyve üretiminde Edirne’nin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkmıştır.

Türkiye’nin önemli besin kaynaklarından biri olan yeşil fasulyenin anavatanı Güney Amerika’dır. Ülkemizde de en fazla üretimi yapılan sebze türlerinden biri olup hemen hemen tüm bölgelerimizde yetiştirilmektedir.[2],

Karaağaç Mahallesinde geçmişten günümüze öne çıkan tarımsal ürünlerden biri olan Ayşe Kadın Fasulyesi, taze tüketime uygun ve yüksek pazar değerine sahip bir yeşil fasulye çeşididir. Özellikle bölgenin verimli toprak yapısı ve iklim koşulları, bu ürünün yetiştiriciliği için elverişli bir ortam sunmuştur. Bu durum Karaağaç’ın Edirne’nin sebze üretimindeki önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkmasına katkı sağlamıştır.

 Bundan on üç yıl önce, yani 2013 yılında, Edirne merkez, ilçeler ve köylerde yıllık toplam 450 bin ton fasulye üretimi gerçekleştirildiği düşünüldüğünde, bölgenin yeşil fasulye üretimindeki önemi daha açık biçimde ortaya çıkmaktadır. Ayşe Kadın Fasulye, bilimsel olarak ıslah edilmiş 80 çeşit fasulyenin arasında kullanılan sadece temsili bir isimdir.[3]

Ilık iklim sebzesi olan Ayşe Kadın Fasulye, taze fasulyedir. Önceden sürülmüş veya bellenmiş olan toprak, tırmık veya benzer bir aletle ekim biçim için uygun hale getirilir. Ekim yapılacak alan ihtiyaca göre uygun bir biçimde gübrelenir. İlkbahar ve sonbahar arasındaki devrelerde yetiştirilmekte olup 20-25 derece sıcaklık istemektedir. 27-32 derece sıcaklıklarda çiçeklerini döker ve düşük sıcaklıkta ise gelişme durur. Nemli toprağa ekim yapmak tohumun hızla çimlenmesini sağlar. Sıcak havalarda sulama sıklığı arttırılmalı, toprağın nemli kalmasına özen gösterilmelidir. Tahmini çimlenme süresi 6-10 gün olup ekim derinliği: 3-5 cm’dir. Ekim sıra arası mesafesi 60-80 cm. olmalıdır. Hasat dönemi 90-80 gün arasındadır.[4]

Köyden kente göç sürecinin hız kazanmasıyla birlikte bölgede ortaya çıkan plansız kentleşme, iklim değişikliği gibi gelişmeler Karaağaç çevresindeki tarımsal üretim alanları üzerinde önemli baskılar oluşturmaktadır. Özellikle sebze üretimi açısından kritik öneme sahip doğal ekosistemlerin bozulması, polinasyon süreçlerinde temel rol oynayan arı popülasyonlarını ve polen taşıma kapasitesini olumsuz etkileme riski bulunmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre arılar, tarımsal üretimde ekolojik dengenin korunması ve bitkilerin tozlaşması açısından kritik bir işleve sahiptir.[5] Buna karşın, söz konusu doğal alanların zamanla kafe, düğün salonu ve benzeri ticari kullanım alanlarına dönüştürülmesi, hem tarım arazilerinin daralmasına hem de doğal yaşam ortamlarının parçalanmasına neden olmuştur. Bu durum, özellikle sebze üretiminde verimlilik düşüşünü beraberinde getirerek Karaağaç bölgesinin tarımsal üretim potansiyelini zayıflatma riskinin değerlendirmesi gereklidir.

Türkiye’nin önemli besin kaynaklarından biri olan ve Edirne ekonomisi açısından büyük öneme sahip Ayşe Kadın Fasulyesi’nin adının nereden geldiğini hep merak etmişimdir. Bu merakım, beni Refik Halid Karay’ın yayımladığı Memleket Yazıları-4: Mutfak Zevki’nin Son Günleri adlı eserle buluşturdu. Kitabın satır aralarında yer alan bilgiler sayesinde merakımı gidermiş oldum. Karay, kitabında yer alan “Nefis Bir Sebzemizi Soysuzlaştıran Kayıtsızlık” başlıklı bölümünde;

“Şu var ki İstanbul sebzeciliğini alakalı makamlarla, müesseselerin lüzumu nisbetinde korudukları, hele tohumculuk bakımından cinslerinin bozulmaması, daha da cinsleştirilmeleri için fenni yardımda bulundukları iddia edilemez. Bunun en belirgin örneği “ayşekadın” fasulyesidir, o fasulye son senelerde, gittikçe artan bir soysuzlaşmaya maruz kalmıştır. Aynı isimle aldığımız fasulyeler, artık hem kılçıklı, hem sert kabuklu hem de lezzetsizdir. Hâlbuki yalnız İstanbul havasında evsafını muhafaza edip başka nereye götürülse az zamanda dejenere olan ayşekadın fasulyesi, fasulye nev’inin ve milli sebzeciliğimizin bir şaheseridir. Sade o mu? Çarşı pazar, cadde sokak avaz avaz anılan tek kadın şöhretimiz de ismini o fasulyeye vermek suretiyle meşhur olmamış mıdır? Kimdi Ayşe Kadın? Anlatayım:

Babam bu Ayşe Kadın’ı Beykoz’daki bostanında çalışırken bizzat gördüğünü, yazma başörtülü, siyah yeldirmeli, iriyarı bir kadın olduğunu söylerdi. Kocasıyla beraber kendi bostanında başka cins fasulyeleri seleksiyone ederek o mükemmel cinsi bulmuş, türetmiş, üretmiş, yaymış ve satmış, halk da büyük bir cemile olarak bu nefis sebzeye kadının ismini vermiştir. Fakat ne yapalım ki yeni neslin Avrupalarda çalışmış ziraat mütehassısları, yüksek ziraat mühendisleri ve çeşitli şubelerde staj görmüş ziraatçileri, ne o ünlü mucit Ayşe Kadın’la ne de fasulyesiyle meşgul olmayı büyük ünvanlarına yakıştıramamışlardır. Ancak tahminimize göre bu zevatın isimleri unutulacak, bostancı kadının ismi, dünya durdukça İstanbul sokaklarını çınlatacak, etiketlerde ve listelerde daima okunup, daima aranacaktır.” [6] diyerek yazar hem “Ayşe Kadın Fasulyesi”nin adının nereden geldiğini hem de, bazen en büyük icatlar ve değerli ürünlerin, gösterişli ünvanlar veya yüksek eğitimle değil, halkın emeği, gözlemi ve sabrıyla ortaya çıktığı mesajını okurlarına aktarmaktadır.

Sonuç olarak, Edirne’nin verimli toprakları ve su kaynaklarıyla şekillenen tarımsal kimliği içerisinde Karaağaç Mahallesi ve özellikle Ayşe Kadın fasulyesi önemli bir yere sahiptir. Bölgenin doğal yapısı, iklim koşulları ve tarihsel üretim kültürü, bu değerli ürünün nesilden nesile aktarılmasını sağlamıştır. Nitekim bu tarımsal birikim, Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanayi alanına da yansımış; 1924 yılında kurulan Edirne Sebze ve Meyve Konservecilik Ortaklığı ile kentte bir konserve fabrikası faaliyete geçirilmiştir. Ancak işletmenin sürdürülebilir şekilde yürütülememesi sonucunda Edirne Trakya Konservecilik Türk Anonim Şirketi iflas etmiş, iflasın 25.10.1932 tarihinde açıldığı ve tasfiyenin adi şekilde yapılmasına karar verildiği görülmüştür.

Ancak günümüzde plansız kentleşme, iklim değişikliği, taşkın riskleri ve doğal ekosistemlerin daralması gibi sorunlar, bu tarımsal miras üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Bu nedenle hem verimli tarım arazilerinin korunması hem de “Ayşe Kadın Fasulyesi” gibi yerel ve kültürel değeri yüksek ürünlerin sürdürülebilir üretiminin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.

Geçmişten gelen bu üretim geleneğinin korunması, yalnızca Edirne ekonomisine değil, aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğine ve tarımsal hafızasına da önemli katkılar sunacaktır.


[1] Tarım ve Orman Bakanlığı (2024) Edirne Tarımsal Yatırım Rehberi 2024.-Ankara: Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Yayınları, s.;5

[2] Keleş, Davut (2015) Fasulye Yetiştiriciliği.- Erdemli: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü yayını

[3] https://www.haberler.com/amp/taze-fasulye-ekim-alanlari-azaldi-4500997-haberi/

[4] https://tohumbaba.com/urun/fasulye-aysekadin/

[5] Burucu, Volkan (2025) Arıcılık ürün raporu 2025.-Ankara: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü, TEPGE Yayın No: 409, s.1

[6] Karay, Refik Halid (2018) Memleket Yazıları-4- Mutfak Zevkinin Son Günleri- İstanbul: İnkılap Kitabevi, s.;191-192

Devamını Oku

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -4

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -4
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan ve devam eden araştırma komisyonu çalışmalarında ortaya çıkan bulgular çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel birçok etkenin birleşimiyle şekillendiğini açıkça göstermektedir.

Özellikle dezavantajlı bölgelerde hayata geçirilen kültür, sosyal ve sportif projelerin çocuklar üzerindeki olumlu etkileri dikkat çekmektedir. Aidiyet duygusunun güçlenmesi, özgüvenin artması ve eğitimle bağın yeniden kurulması gibi sonuçlar, önleyici politikaların ne kadar kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, suça sürüklenmenin önlenmesinde rehabilite edici ve kapsayıcı yaklaşımların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.

Diğer yandan, çocukların işlediği ağır suçlar karşısında uygulanan ceza politikalarına yönelik tartışmalar da kamuoyunun hassasiyetini yansıtmaktadır. Yaş indirimi ve infaz süreçlerine ilişkin düzenlemelerin, mağdur yakınları açısından adalet duygusunu zedelediğine dair eleştiriler, hukuk sisteminin hem koruyucu hem de caydırıcı yönlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu noktada, çocukların korunması ile toplumsal adalet beklentisi arasında dengeli bir yaklaşım geliştirilmesi, yasa koyucular açısından önemli bir sorumluluk olarak öne çıkmaktadır.

Edirne’de çocuk bulunan hane halkına ilişkin veriler 2023-2024 dönemleri itibarıyla incelendiğinde, 2023 yılında toplam hane sayısının 150.483, çocuk bulunan hane sayısının ise 46.603 olduğu görülmektedir. 2024 yılı verilerine göre toplam hane sayısı bir önceki yıla kıyasla %1 artarak 150.672’ye yükselirken, çocuk bulunan hane sayısı 46.050’ye gerilemiştir.[1]

TÜİK tarafından yayımlanan 2024 verilerine göre, illere göre 0-17 yaş grubunda çocuk bulunma durumuna göre hanelerin dağılımı incelendiğinde, Edirne’nin toplam nüfusu 421.247, çocuk nüfusu ise 73.042’dır. Aynı dönemde, çocuk bulunmayan hane oranı %69,4, en az bir çocuk bulunan hane oranı ise %30,6’dır. 2024 yılında çocuk nüfusunun toplam nüfus içindeki payı %17,3’tür.

2025 yılı verilerine göre ise Edirne’nin toplam nüfusu 422.438’e yükselirken, çocuk nüfusu 71.601’e düşmüştür. Buna bağlı olarak çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %16,9 olarak gerçekleşmiştir. Verdiğimiz verilerde de görüleceği gibi Edirne’de doğum oranlarının düşük olması nedeniyle kentin çocuk nüfusu gerilemektedir. Ancak bu düşüşe rağmen kentin çocuk nüfusunun suçluluk oranında yeterli düşme sağlanamamaktadır.

Bu tablo, çocuk suçluluğunun anlaşılabilmesi için çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin ve kentsel olanaklara erişimlerinin birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanın ihtiyaçları doğumdan itibaren aşamalı bir şekilde gelişir. En altta bedensel ihtiyaçlar (yemek, su gibi) yer alır. Bunlar karşılandıktan sonra güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı ve benlik gibi psiko-sosyal ihtiyaçlar önem kazanır. Daha üst düzeyde ise bilişsel, estetik ve kendini gerçekleştirme gibi ruhsal ihtiyaçlar bulunur.

İnsan, bu ihtiyaçları sırayla karşılayarak bir üst basamağa geçmeye çalışır. Özellikle ergenlik döneminde kimlik, statü, aidiyet ve saygınlık gibi ihtiyaçlar ön plana çıkar. Birey, toplum içinde değerli ve saygın bir yer edinmek ister ve topluma uyum sağlaması büyük ölçüde bu ihtiyaçların karşılanmasına bağlıdır.[2]

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için yalnızca cezai düzenlemelere değil; eğitim, kültür, sosyal destek, aile politikaları ve toplumsal farkındalık çalışmalarına dayalı bütüncül bir stratejiye ihtiyaç olduğu açıktır. Komisyonun çalışmaları, bu çok boyutlu sorunun çözümünde atılacak adımlar için önemli bir zemin oluşturmakta olup elde edilen verilerin kalıcı ve etkili politikalara dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu noktada Edirne’de çocukların suça sürüklenmesine neden olan toplumsal koşulları daha yakından değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü çocuk suçluluğu yalnızca bireysel bir sorun değil; eğitimden aile yapısına, mahalle kültüründen sosyal çevre ve kültürel imkânlara kadar uzanan çok boyutlu bir sürecin sonucudur.

2026 yılı itibariyle salon sporlarına yönelik tesisleşme sadece kent merkezindedir. Eski Kapalı Spor Salonu Kaleiçi semtinde yer alırken diğer iki salon da Ayşekadın semtindedir. Yine kentimizin Karaağaç, Yıldırım, Yeni İmaret ve Kıyık semtlerindeki çocuklar salon sporu yapma imkanı bulamamaktadır. Düzenlenen yarışmalara çocuklar araçlarla alınıp salona getirilmektedir.

Edirne Belediyesinin kuruluşundan bugüne bir halk veya çocuk kütüphanesi/kültür evi ile kapalı spor tesisini kent halkıyla buluşturamaması kentin önemli eksikliklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. 9 Ağustos 2022 tarihinde açılışı yapılan Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde bir kütüphane ve sanat galerisinin bulunmayışı ise dikkat çeken bir diğer eksikliktir. Bugün Atatürk Kültür Merkezi, belediyenin idari birimlerini barındıran bir yapıya dönüşmüştür.

1975 yılından bugüne Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi’nin kentin kenar mahallelerine kütüphane/kültür evi açma girişimleri başarısız olmuş hatta Yıldırım Semtinde açılan kütüphane çok basit gerekçelerle kısa süre sonra kapatılmıştır.

21. yüzyılın Edirne’sinde de, kentin kenar mahallelerinde kültür evlerinin kurulamamış olması, çocukların erken yaşta kitapla ve sanatla buluşmalarını, sosyal becerilerini geliştirmelerini ve öğrenme süreçlerine aktif katılımlarını engellemiştir. Bu bağlamda, Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi tarafından başlatılan ve destek bekleyen “Her Mahalleye Bir Kültür Evi” projesinin, kentin her mahallesindeki çocukların bilgiye erişimi ile kültür ve sanatla buluşması açısından son derece değerli olduğu açıktır.

1990’lı yıllarda Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde kurulan kulüpler için yetiştirilecek çocuklar, kentin ilçe ve köylerinde yapılan taramalar sonucunda tespit edilerek belirlenmişti. Bu çocuklar, kurulan kulüp ve merkezlerde görevlendirilen antrenörler tarafından eğitilerek milli formayı giyme başarısını göstermişlerdi.

Türkiye Jimnastik Milli Takımı’nın 6’sının Edirnelilerden oluşması, atletizm, okçuluk, judo, yüzme ve diğer branşlardaki başarılar, kentin çocuk ve gençlerini yüreklendirmiş, spora yönelmelerini teşvik etmiştir.

Ancak daha sonraki uygulamalarla özel kulüpleşme sistemine geçilmesi, geçmiş yıllara göre açık spor tesis alanının artış göstermesine rağmen bu başarıların devamı getirilememiştir. Kurulan spor kulüplerinin ticari kaygıları ve yeterli maddi desteği bulamamaları, kentteki genç sporcu gelişiminin gerilemesine neden olmuştur.

Kentte yaşayan çocuk ve gençlere verdiğimiz değere yönelik verileri toparlayacak olursak kentin 6 yaş üzeri nüfusunun %41,92’si ilkokul, okur-yazar ve altı grubu içindedir. Kültür kenti Edirne’nin yeni açılacak olanla birlikte merkezde iki halk kütüphanesi bulunmaktadır. 26 Mahallede halk kütüphanesi veya kültür evi bulunmamaktadır. Çocukların bilgiye erişim ve spor yapma imkanları kısıtlıdır.

Edirne’de çocukların haklarını savunmak ve kötü alışkanlıklardan korumak amacıyla Edirne Çocuk Hakları, Beyaz Ay, Edirne Bağımlılıkla Mücadele, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Edirne Şubesi ile Karaağaç Sağlıklı Yaşam Dernekleri amaçları doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Trakya Üniversitesi de Bağımlılık ve Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü”nü kurmuştur.

 Araştırmalarımız göstermektedir ki, geçmiş yıllarda hayata geçirilen başarılı projelerin dahi günümüzde sürdürülebilirliğinin sağlanamadığı, uygulamaya konulan girişimlerin çoğu zaman kurdele açılışından öteye geçemediğidir. Girişimlerin yalnızca fiziki yatırımlarla değil aynı zamanda sürekliliği güvence altına alınmış, planlı ve kararlı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, anayasal düzenlemeler devletin yalnızca hukuki bir otorite değil, aynı zamanda toplumsal adaleti hayata geçirmekle yükümlü bir sosyal yapı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocukların yalnızca temel eğitim hizmetlerine değil, aynı zamanda bilgiye eşit düzeyde erişim imkânlarına kavuşmaları büyük önem taşımaktadır. Kütüphane, bilgi merkezi ve kültür evleri ile açık ve kapalı spor alanlarının yapılarak çocukların kültürel ve sanatsal etkinliklere katılabilmeleri, kendi yetenek ve becerilerini keşfedebilmeleri ve sportif faaliyetlere yönlendirilebilmeleri, fırsat eşitliğinin somut bir göstergesidir. Sosyal devlet ilkesi, eşitlik anlayışı ve pozitif ayrımcılık yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde, bu imkânların sağlanması bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eğer bir toplum çocuklarına eşit imkânlar sunamıyorsa, orada adaletten söz edilemez ve o toplumun geleceği de sağlam temellere dayanamaz.

BİTTİ.


[1]Türkiye İstatistik Kurumu, (2025) İstatistiklerle Çocuk Statistics On Child 2024.-Ankara: Türkiye İstatistik Kurumu Yayınları, s.16 (https://veriportali.tuik.gov.tr)

[2] Çetinkaya, Turan (2010) Sporcu öğrenci kimliği oluşumunda etkili olan faktörler, Ankara: T.C. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s.;14.

Devamını Oku

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -3

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -3
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne merkez ilçenin iki mahallesinin dışında (birisi yapım aşamasında) kalan 26 mahalle de kütüphane, bilgi merkezi ya da kültür evi bulunmamaktadır. Bu eksiklik yalnızca bir hizmet boşluğu değil, çocukların bilgiye erişim hakkının ihmalidir. Bu koşullarda, “eşitlik” kavramı, “aydınlık bir gelecek” söylemi, somut karşılığını bulamayan bir temenniden öteye geçememektedir.

Bu eksiklik, çocukların kendilerini geliştirebilecekleri güvenli alanlardan uzak kalmasına ve toplumsal hayata daha kırılgan biçimde katılmasına neden olmuştur. Dolayısıyla çocuk suçluluğunu tartışırken, kentte bilgi ve kültürle temasın sınırlı kalmasının yarattığı yapısal boşluğu da göz önünde bulundurmak kaçınılmazdır.

Edirne’de 1934 yılında kurulan Halkevi sayısı 1947 yılında 8’e, Halkodalarının sayısı ise 35’e yükselmiştir.[1] Kütüphane ve Neşriyat (yayın) şubesinin çalışmaları kapsamında, Halkevi koleksiyonunda bulunan kitaplar ciltlenerek köylerde dolaştırılmak üzere ‘Köy Okuma Çantaları’ adıyla seyyar kütüphaneler oluşturulmuştur.[2] Ayrıca 1979 yılında köylerde okuma odalarının projelendirilmesi[3] çalışmaları da gerçekleştirilmiştir. Tüm bu faaliyetler, halkın aydınlanma yolunda ilerlemesi açısından önemli projelerdir.

Edirne’de en az bir çocuk bulunan hane halkının günlük gazete ya da aylık/haftalık dergi veya mecmua satın alma alışkanlığı olan hane oranı %1.6 iken, ölçüm bazındaki oranı ise %3.8’dir.

Edirne’de (merkez ve ilçeler dahil) 8 halk kütüphanesi bulunmaktadır. Toplam 289.583 adet kayıtlı kitap koleksiyonu olan kütüphanelerden 142.505 kişi faydalanmış ve 60.740 materyal ödünç verilmiştir.[4] Kayıtlı üye sayısı ise 48.993’tür. 2024 yılı verileriyle halk kütüphaneleri üye sayısının illerin nüfuslarına oranı ile incelediğimizde Edirne nüfusunun %11.4’ünün kütüphaneye üye olduğu ve bu oran ile Türkiye genelinde 36. sırada yer aldığı görülmektedir.[5] Edirne’nin çocuk nüfusu 73.042 olup Edirne Halk Kütüphanesine üye olan öğrenci sayısı 10.303 dir. Öğrenci nüfusunun halk kütüphanesine üye olma oranı da % 14.11 dir.[6]

Edirne’de yaşayan çocukların sportif faaliyetlerle buluşabilme imkanlarını incelediğimizde de şu tablo karşımıza çıkmaktadır. Yine çocukların salon sporu yapabileceği 3 kapalı spor salonu iki mahalle de bulunurken 1 yüzme havuzu da bir mahallede yer almaktadır.

Gençlik ve Spor Genel İl Müdürlüğü tarafından 81 ilde il spor merkezleri bünyesinde uygulamaya konulan yaz spor okullarının sporun topluma yaygınlaştırılması surecindeki etkisini ölçmek amacıyla yapılan çalışma da 2006 yılında yaz spor okullarına devam eden sporcu sayısının hedef kitle olan 5-18 yaş grubu nüfusunun 0,015’ine ancak ulaşabildiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırmaya göre Edirne’de bu oran (0,019) olarak gerçekleşmiştir.[7]

2013-2014 sezonunda Türkiye Futbol Federasyonu verilerine göre Edirne’de faal amatör sporcu sayısı 3.293’dür.[8]

2017 yılında 6-16 yaş grubundaki çocuk ve gençlere yönelik olarak profesyonel antrenörler eşliğinde 24 branşta “Yaz Spor Okulu” açılmıştır.[9] Yine İl Müdürlüğü tarafından öğrencileri spora yönlendirmek amacıyla 9-16 yaş grubu öğrencilere yönelik “Okuldan Spora”[10] ve “Yüzme Bilmeyen Kalmasın” ve “Mahalle Ligi” Projeleri hayata geçirilmiştir.[11]

2025 yılında Edirne’de “Yaz Mahalle Ligi Projesi” kapsamında  9.500 çocuk sporla buluşturulmuştur. 12 branşta yürütülen çalışmalarla yaz döneminde 1.533 öğrenci spor kurslarına katılım sağlamıştır.[12] 2025 yılı itibariyle Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı spor tesislerinde özel spor kulüpleri, spor okullarında değişik branşlarda faaliyet gösteren 70 spor okulu ve 3.260 sporcu bulunmaktadır.[13] Mart 2026 ayı itibariyle müdürlüğün sistemine 217 kulüp ve 7.614 lisanslı sporcu kayıtlıdır.[14]

Türkiye Büyük Millet Meclisinde çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla Kasım 2025 tarihinde meclis araştırma komisyonu kurulmuştur. Komisyon bugüne kadar 16 toplantı yapmıştır. Toplantı tutanakları incelediğinde iki toplantı tutanağında “Edirne” adı geçtiği görülmüştür.

12 Şubat 2026 tarihinde yapılan 10‘ncu toplantı tutanağında Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak yaptığı konuşmasında; “Edirne’nin Karaağaç bölgesinde ve Edirne’nin genelinde hayata geçirdikleri projeleri belirtmiş ve özellikle Roman mahallelerinden gelen sonuçlarda çocukların okula devama başladıkları, aileleriyle iletişimlerinin geliştiği, paylaşmayı sağladıkları, suç oranının azaldığı sonuçlarını görüyoruz ve kendilerinin de öz güveni artıyor, dışlanmış hissetmiyorlar, kendilerine sporla beraber bir kişilik, bir kimlik kazandırıyorlar. Sporda başarılı oldukça onlara insanların ilgi duyduğunu görüyorlar, dolayısıyla sporun bu dokunuşu çok önemli…” olduğunu belirtmiştir.

26 Şubat 2026 tarihinde yapılan 13.toplantı da komisyon başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut da önemli bir konuya değinerek; “çocukların işlediği ağır suçlarda uygulanan ceza sistemini eleştirerek, yaşa göre değişen ceza uygulamalarının adalet duygusunu zedelediğini ve kamu vicdanını yaraladığını vurgulamıştır. Aynı suç için yetişkinlere verilen ağır cezaların, 12–15 ve 15–18 yaş aralığındaki çocuklar söz konusu olduğunda önemli ölçüde düşmesi ve infaz sürecinde fiilen çok kısa sürelere inmesi, mağdur aileleri açısından büyük bir haksızlık olarak görülmektedir. Başkan, bu durumu somutlaştırmak adına Edirne’de yaşanan bir olaya değinmiş; genç bir kızın akranı tarafından öldürülmesine rağmen failin çok az bir ceza alacak olmasının, toplumda cezasızlık algısını güçlendirdiğini ve adalet sistemine olan güveni sarstığını ifade etmiştir.

Komisyon çalışmaları da, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için sosyal destek, eğitim, rehabilitasyon ve adalet sisteminde dengeli politikaların birlikte uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Devam Edecek…


[1] Gözde, Tekin (2014) Trakya Halkevleri ve Halkevi Dergileri Üzerine Bir İnceleme”, (Basıl mamış Yüksek Lisans Tezi), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, s.37

[2] Milli Gazete (1934) Halkevinde Kütüphane ve Neşriyat şubesinin faaliyeti, 9 Nisan 1934, Yıl:6, Sayı:500, s.;1

[3] Edirne Gazetesi (1979) 1979 yılında ilimizde 41 köyde okuma odası…, Yıl:17, Sayı:5042, s.;1.

[4] https://okuldisiogrenme.eba.gov.tr/place-detail/edirne-il-halk-kutuphanesi-743#

[5] Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü (2025) Halk kütüphaneleri ve merkez teşkilatı 2024 yılı istatistik bülteni, tablo 2, s.;7.

[6] TÜİK – MEDAS Veritabanları, Halk kütüphanesine kayıtlı çocuk üye sayısı,

[7] Aydın, Ali Dursun (2010 ) Türkiye’de Sporun Topluma Yaygınlaştırılması Sürecinde Yaz Spor Okullarının Rolünün Belirlenmesi, Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 10 (1), s.;6.

[8]Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2026) 2025 yılı sporu sayıları (Erişim Tarihi:22.0.2026  https://shgm.gsb.gov.tr/Sayfalar/175/105/Istatistikler) (Toplam sayılara TFF, Sporcu Kartı, Sporcu Kartı Üniversite, Okul Sporları Lisans, Okul Sporları Oyuncu Kartı dahildir.)

[9] https://edirne.gsb.gov.tr/HaberDetaylari/1/88413/edirne-yaz-spor-okulu-acildi.aspx

[10] https://www.gundemedirne.com/edirne-de-cocuklara-spor-sevgisi-asilaniyor/27200/

[11] http://fikstur.web.tr/

[12] https://www.bizimsakarya.com.tr/edirnede-cocuklari-sporlar-bulusturan-yaz-mahalle-ligi-etkinlikleri-basladi

[13] https://www.batiekspres.com/edirne/yegitoglu-ndan-spor-okulu-ve-sporcu-sayisi-raporu-137468

[14] Edirne Gençlik ve Spor İ Müdürlüğü

Devamını Oku

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -2

EDİRNE’NİN SESSİZ SORUNU: SUÇ VE ÇOCUKLAR -2
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıllar itibariyle yapılan değerlendirmeler, kentin Türkiye genelinde çocukların suça sürüklenme oranları bakımından ilk on il arasındaki yerini koruduğunu göstermektedir. Bu durum, çocuklar ile toplum arasındaki şiddet eğiliminin sürekliliğine işaret etmekte ve önleyici sosyal, psikolojik, eğitimsel, sportif ve kültürel mekanizmaların güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede meseleye yalnızca günümüz koşulları üzerinden değil, Edirne’nin Cumhuriyet dönemi boyunca şekillenen kent yapısı ve kültürel altyapısı üzerinden de bakmak gerekir. Çünkü bir şehirde çocukların gelişimini destekleyen en temel unsurlardan biri, mahalle ölçeğinde bilgiye ve kültüre erişim imkânlarının varlığıdır.

Kentlerin sosyal dokusunu en çok etkileyen unsurlardan biri, şüphesiz mahalle kültürüdür. Edirne’nin kenar mahallelerinin eğitim, kültür, sportif ve sosyal yönden gerekli desteği görememesi bu mahalle sakinlerinin eğitsel, kültürel ve sosyal yönden gelişmelerine önemli etki etmiştir. Bu bağlamda Edirne’de geçmişten günümüze yaşanan göç dalgaları, mahallelerin hızla büyümesine ve yeni toplulukların kent yaşamına katılmasına yol açmıştır.

Göç eden bazı grupların kentlerin kenar mahallelerinde kümelenerek homojen yerleşim alanları oluşturması, çocukların kent kültürüyle bütünleşmesini zorlaştırabilmektedir. Farklı kültür ve yaşam biçimleriyle sınırlı temas kurulması, çocukların toplumsal uyum becerilerinin gelişmesini ve kent yaşamının çeşitliliğini tanımalarını engelleyebilmektedir.

Bu tür mahallelerde sosyal ve ekonomik imkânların sınırlı olması da çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Eğitim olanaklarının yetersizliği, kültürel ve sportif faaliyetlere erişimin az olması çocukların sosyal, kültürel ve akademik gelişimini kısıtlayabilmektedir.

Ayrıca plansız kentleşme ve yetersiz altyapı nedeniyle güvenli oyun alanlarının azlığı ve bazı güvenlik sorunları çocukların sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyümesini zorlaştırabilmektedir. Bu koşullar, çocukların olumsuz çevre etkilerine daha açık hale gelmesine ve kötü alışkanlıklar edinme riskinin artmasına neden olabilmektedir. Bu durum, çocukların suça yönelme olasılığını artırabilecek bir zemin oluşturabilir ve kent yaşamına sağlıklı şekilde uyum sağlamalarını daha da güçleştirebilir.

Çağdaş bir ülke oluşun en belirgin özelliği, sosyal bir devletin ve demokrasi kültürünün varlığı/kalitesidir. Devlet, sosyal fonksiyonlarını kurumlarının iş gücü yeterliliği ve kalitesiyle ortaya koyar. Böyle bakıldığında, devletin sosyal hizmetler için ayırdığı mali kaynakları, uygulamadaki sosyal politikaları, çalıştırdığı personel sayı ve nitelikleri büyük önem taşır. Toplumun esenliği için sosyal devlet adına eğitim, sağlık, hukuk ve diğer sektörlerdeki hizmetleri yürütenlerin sayısı/kalitesi, güncel nüfusun nicelik, nitelik ve ihtiyaçlarıyla doğru orantılı olmalıdır.[1]

Edirne’de özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocuklar ve yetişkinler, çoğu zaman yeterli sosyal destek alanlarına erişememekte; eğitsel, sportif ve kültürel faaliyetlerden uzak kalmaktadır. Bu durum, çocukların erken yaşta sağlıklı bir aidiyet duygusu geliştirmesini zorlaştırmakta ve çeşitli risk faktörlerini artırmaktadır. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar sorununa kalıcı çözüm, yalnızca cezai önlemlerle değil; çocukların hayatına erken dönemde dokunan, onları toplumla buluşturan ve yeteneklerini ortaya çıkarmayı hedefleyen sosyal ve kültürel politikalarla mümkün olacaktır.

Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Edirne’de 2024 yılı itibarıyla 6 yaş ve üzeri toplam nüfus 392.037 kişidir. Bu nüfusun 103.499’u ilkokul, 25.995’i ilköğretim mezunu olup 6.832’si okuma yazma bilmeyen, 26.327’si ise herhangi bir okul mezunu olmayan bireylerden oluşmaktadır. Ayrıca 1.681 kişinin eğitim durumuna ilişkin veri bulunmamaktadır. Söz konusu gruplar birlikte değerlendirildiğinde, 6 yaş ve üzeri nüfusun %41,92’sini oluşturmaktadır. Bu bağlamda kentte yaşayanların 62.763’ü yüksekokul/fakülte, 7.842’si yüksek lisans ve 1.851’i doktora düzeyinde eğitim almıştır. Bu verilerle kent nüfusunun 72.456’sı yükseköğretim ve üzeri mezunudur. Bu grubun oranı ise %18,48’dır. [2]  

TÜİK’in 2024 verilerine göre Edirne’de 6–13 yaş grubunda okuma yazma bilmeyen çocuk sayısı 668’dir. Sayı görece düşük görünse de, eğitim çağındaki bazı çocukların hâlâ eğitim sistemine dahil olmaması kaygı vericidir. Bu durum, kentteki eğitim düzeyine ilişkin önemli yapısal sorunların varlığına işaret etmektedir.

Bu noktada, çocukların eğitim ve sosyal gelişimini destekleyecek kamusal alanların önemi daha da belirgin hale gelmektedir.

Özellikle mahalle halk ve çocuk kütüphaneleri, bilgi merkezi ve/veya kültür evleri gibi çocukların sosyalleşebileceği, yeteneklerini keşfedebileceği ve kendilerini ait hissedebileceği alanlar, Edirne’de çocuk suçluluğunu azaltmada kritik bir rol üstlenebilir.

Bu bağlamda çocuklara erken yaşta sunulacak kültürel ve sosyal fırsatlar, yalnızca bireysel gelişimi değil, aynı zamanda toplumun geleceğini de şekillendirecek temel bir yatırım niteliği taşımaktadır.

Aslında Edirne’nin mahallerine kütüphane veya kültür evi kurulması çalışmaları 1975 yılında Kaleiçi Semtinde başlatılması kararlaştırılmıştır.[3] Latif Bağmen, Özlem Ağırgan, Oral Onur, Mete Küçükesin ve Ümmühan Vardar’dan oluşan Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yönetimi daha sonra bu çalışmaları Karaağaç, Yıldırım ve Yeni İmaret semtlerinde sürdürmüştür.[4]

Birleşmiş Milletlerin 1979 yılını Dünya Çocuk Yılı ilan etmesinin ardından Edirne’de bu kapsamda çalışmalar yoğunlaşmıştır. Oluşturulan komite tarafından “Uzak Semtlere ve Köylere Çocuk Kütüphanesi Açma Kampanyası” yürütülmüş, Karaağaç ve Yıldırım semtlerine çocuk kütüphaneleri açılması kararlaştırılmıştır. Bu doğrultuda kitap toplama kampanyaları düzenlenmiş, ayrıca Kapalı Cezaevi Çocuk Kitaplığı da programa dahil edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Yıldırım semtinde bir çocuk kütüphanesi, 26 Mart 1979 tarihinde düzenlenen törenle açılmıştır.

Ancak bu kütüphane, Kültür Bakanlığı’nın belirlediği şartları taşımadığı gerekçesiyle kısa sürede kapatılmıştır. Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi’nin 9 Ağustos 1979 tarih ve 4 sayılı toplantısında, kütüphanenin kapatılma süreci ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nün yazısında; binada tuvalet bulunmaması, yapının uygun fiziki koşulları sağlamaması ve uzun süreli kullanım güvencesinin olmaması gibi nedenlerle kütüphane olarak kullanımının uygun görülmediği belirtilmiştir. Ayrıca kadro ve ödenek yetersizliği de önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Alternatif mekân arayışları sonuçsuz kalmış, mevcut binanın iyileştirilmesi ise maddi imkânsızlıklar nedeniyle gerçekleştirilememiştir.[5]

Bu veriler, özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocuk ve bireylerin kütüphaneler ve bilgi merkezleriyle buluşturulamadığını göstermektedir. Oysa kütüphaneler, eğitimin önemli mekânlarıdır ve bilginin derlenip sunulduğu temel alanlardır. Aynı zamanda her yaştan bireyin sosyalleştiği, kendini geliştirdiği ve kişisel becerilerini keşfettiği ortamlardır. Bu nedenle söz konusu eksiklik, önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç olarak, Dünya Çocuk Yılı kapsamında açılması hedeflenen çocuk kütüphaneleri sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulamamıştır. Dönemin Belediye Başkanının da sürecin içinde yer almasına ve belediyelere kütüphane kurma görevi verilmiş olmasına rağmen, büyük emeklerle açılan bu kütüphaneye yeterli kurumsal destek sağlanamamıştır.

Bugün de şehrin kenar mahallelerinin hiçbirinde kütüphane, bilgi merkezi ya da kültür evi bulunmamaktadır. Bu eksiklik yalnızca bir hizmet boşluğu değil, çocukların bilgiye erişim hakkının ihmalidir. Bu koşullarda, “eşitlik” kavramı, “aydınlık bir gelecek” söylemi, somut karşılığını bulamayan bir temenniden öteye geçememektedir.

Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli, kültürel-sanatsal ve sportif etkinliklerle büyümesi dileğiyle, Mübarek Ramazan Bayramınızı Kutluyorum….

Devamı Var…


[1] Solak, Adem (2013) Çocuk Odaklı Sosyal Risk Haritası, İstanbul: Hegem Yayınları : 39, s.;10

[2] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İllere göre bitirilen eğitim durumu, 2023-2024

[3] Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi (1975) Yönetim Kurulu Kararı, Tarih: 15.3.1975, Sayı No:3, Madde: 3 sayılı karar tutanağı

[4] Edirne Gazetesi (1978) Yıl:Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Karaağaç, Yıldırım, Yeniimarette Kütüphane Açacak. 29 Mayıs 1978, Yıl:16, Sayı:4572. s.;1.

[5] Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi (1979) Yönetim Kurulu Kararı, Tarih: 9.8.1979, Sayı No:4 sayılı toplantı karar tutanağı.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler