eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Ender Bilar

Ender Bilar

05 Kasım 2026 Perşembe

EDİRNE TİCARET VE SANAYİ ODASI

EDİRNE TİCARET VE SANAYİ ODASI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kentlerin geçmişten günümüze uzanan gelişim serüvenleri ve ekonomik güçleri ile geleceğe yönelik hedefleri, kentin ticaret ve sanayi hayatına yön veren kurumlarıyla şekillenmektedir.

Dolayısıyla ticaret ve üretimin örgütlenmesi, tarih boyunca farklı kurumlar aracılığıyla yürütülmüştür. Ahilik teşkilatı ve lonca sistemiyle şekillenen bu gelenek, Osmanlı döneminde ticaret odalarının kuruluşuna, Cumhuriyet döneminde ise bugünkü anlamda Ticaret ve Sanayi Odalarının gelişimine uzanmıştır.

Cumhuriyet Türkiye’sinde de Ticaret ve Sanayi Odaları, yalnızca iş dünyasının temsil edildiği meslek kuruluşları değil, aynı zamanda bulundukları kentlerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine tanıklık eden, bu gelişime yön veren önemli kurumlardır.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası da 1885 yılına uzanan geçmişiyle kentin ticaret ve sanayi hayatının önemli kurumlarından biridir. Kurulduğu günden bugüne farklı dönemlerden, farklı yönetimlerden ve farklı ekonomik koşullardan geçen Oda, yalnızca ticaret erbabı ve sanayicinin temsil edildiği bir meslek kuruluşu olarak değil, aynı zamanda Edirne’nin gelişiminde söz sahibi olması beklenen önemli bir kent kurumu olarak da değerlendirilmelidir.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın 100. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla 1985 yılında Özlem Ağırgan, Oral Onur ve Ender Bilar tarafından hazırlanan “Yüzüncü Yıl Anısına 1885-1985:Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Rehberi” adlı kitabın yazarları arasında yer almam, kurumun tarihsel gelişimini ve kent yaşamındaki yerini yakından inceleme fırsatı vermişti. Bu çalışma, Oda’nın geçmişine ilişkin birikimin yanı sıra, bugünkü rolünü ve gelecekte nasıl bir kent kurumu olması gerektiğini sorgulamanın önemini ortaya koymaktadır. .

Bugün yeni bir seçim sürecine girilirken, bu sorgulama daha da anlam kazanıyor. Mesele yalnızca kimin başkan olacağı, hangi listenin kazanacağı ya da yönetimin kimlerden oluşacağı değildir. Asıl mesele, Oda’nın Edirne’nin ekonomik ve toplumsal gelişimine bugüne kadar ne kattığı ve bundan sonra nasıl bir sorumluluk üstleneceğidir.

Eğitimden kültüre, sosyal yaşamdan kentin geleceğine uzanan geniş bir çerçevede, nasıl bir iz bıraktığı ve nasıl bir gelecek hedeflediği üzerinde durulmalıdır.

Çünkü bir kurumun geçmişi, bugünkü yönetimini anlamak, bugünkü çalışmaları ise gelecekteki beklentileri değerlendirmek açışından önemlidir.

Bu bağlamda başkanlık görevini üstlenenlerin de, ticari yaşamlarındaki etik değerleri ve güvenilirlikleriyle birlikte temsil ettikleri kurumun kimliğini ve temsil yetkisini nasıl kullandıkları, hangi projelerle kentin ticaret hayatı başta olmak üzere iş dünyasını geleceğe taşıyacak insan sermayesinin gelişmesine ve bu sermayeyi besleyen kültür birikimine ne ölçüde katkı sundukları iyi ölçülmelidir.

Nitekim Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ETSO) Hamzabeyli Sınır Kapısı’nda gerçekleştirdiği TIR Parkı yatırımı kapsamında, eski başkan R.Z. döneminde TOBB iştiraki Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş. (GTİ) ile kurulan yüzde 50 ortaklık, sonraki dönemde kurumsal ve hukuki bir uyuşmazlığa dönüşmüştür. Lütfü Karakaş’ın “Ham-1 ve Ham-2” başlıklı yazılarında aktardığı üzere, 2018 yılında imzalanan sözleşmenin bir ortaklık değil, kâra dayalı kira sözleşmesi olduğu, 2020 yılında ETSO Meclisinin onayı alınmaksızın sözleşmenin değiştirildiği ve bu değişikliğin ortaklık hakları ile mali yükümlülükler bakımından ETSO aleyhine sonuçlar doğurduğu belirtilmektedir. Ayrıca GTİ tarafından TIR Parkı’nın genişletilmesi amacıyla yapılan yatırımların maliyetlerinin ETSO’ya yansıtılması ve bu ödemelerin gerçekleştirilmemesi hâlinde ortaklık payının etkilenebileceği iddiaları tartışmanın temel unsurlarını oluşturmaktadır.

Gazeteci-Yazar Lütfü Karakaş’ın yaklaşık bir yıl önce ayrıntılarıyla aktardığı bu süreç, ETSO’nun kurumsal hafızasında ve bugün yaşanan gelişmelerde karşılığını bulmaktadır. Dönemin yönetim anlayışıyla şekillenen bu ortaklık modelinin sonuçları, bugün kurumun haklarının ve malvarlığının korunması bakımından da önem taşımaktadır.

Sezai Irmak başkanlığındaki ETSO yönetiminin söz konusu işlemleri ve mali ilişkileri inceleyerek konuyu yargıya taşıması, geçmiş dönemde oluşturulan ortaklık modelinin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur. Bu uyuşmazlık, yalnızca iki yönetim arasındaki bir görüş ayrılığı değil, oda mal varlığının korunması, kurumsal karar alma yetkisi, sözleşmelerin uygulanması ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında hesap verebilirlik açısından da önem taşımaktadır.

Öte yandan, ETSO’nun son dönemdeki mali büyüklüğü de yönetim performansının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken göstergelerden biridir. 2022 yılında 8,65 milyon lira düzeyinde olan oda bütçesinin 115 milyon liraya yükselmesi, bütçe büyüklüğünde yaklaşık 13,3 katlık bir artışa işaret etmektedir. Bu artış, ETSO’nun mali kapasitesindeki değişimi ortaya koyarken, kaynakların hangi hizmetlere ve yatırımlara dönüştürüldüğü de ayrıca değerlendirilmelidir.

Bütün bu gelişmeler, ETSO’nun mali kaynaklarının büyüklüğü kadar, bu kaynakların ve kurumun sahip olduğu hakların nasıl korunup yönetildiğinin de önemli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bugün hem mevcut ETSO yönetimi hem de seçimlerin ardından görevi devralacak yeni yönetim, kurumun haklarını, malvarlığını ve varsa uğradığı zararları koruma ve takip etme sorumluluğunun bilinciyle hareket etmelidir.

Dolayısıyla bir kurumun sorumluluğu, yalnızca mevcut haklarını ve birikimlerini korumakla sınırlı değildir. Aynı zamanda kentin geleceğini şekillendirecek ekonomik, sosyal ve kültürel gelişime katkı sunacak insan kaynağının yetişmesine de öncülük etmelidir. Bu noktada, seçilecek başkanın yalnızca ticari birikimi ve temsil yeteneği değil, insan yönetme sanatı, ekip oluşturma, kurumsal iletişim ve toplam kalite yönetimi gibi çağdaş yönetim anlayışlarına ilişkin bilgi, tecrübe ve becerileri de önem taşımaktadır. Çünkü bir kurumu geleceğe taşıyan, yalnızca alınan kararlar değil, bu kararları hayata geçirecek insanları ortak hedefler doğrultusunda yönetebilme ve geliştirebilme kapasitesidir.

Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, bilgi toplumunun en önemli varlığının “Bilgi İnsanı” olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Geçmiş dönemlerde ETSO başkanlarının kentin kültür ve sanat yaşamına katkılarının sınırlı kaldığı düşünüldüğünde, Sezai Irmak’ın ticari yaşamındaki tecrübelerinin yanında 23 yıllık kültür, sanat ve eğitim birikimi, başkanlık dönemine farklı bir boyut kazandırmıştır. Çocukların ve gençlerin eğitimine katkı sunmak amacıyla iki eğitim kuruluşunu Edirne’ye kazandırması da bu birikimin somut örneklerindendir.

Bu deneyimin ETSO’nun ekonomik vizyonuyla buluşması, kültür, sanat ve eğitimin kent ekonomisinden ayrı düşünülemeyeceğini göstermektedir. Çünkü bir kentin geleceği yalnızca ticaret ve sanayiyle değil, kültürel birikimi, eğitim olanakları ve yetişmiş insan gücüyle de şekillenmektedir.

Başkanlık döneminde kentin gastronomi kültürünün gelişmesi amacıyla hayata geçirilen “Gastro Akademi ve Gelecek Mutfakta” ile EU Climate Ideathon – İklim Çözümleri Projesi (2026), Edirne Üretim Ekosisteminde Yeşil ve Dijital Dönüşüm Kapasitesinin Artırılması Projesi (2025–2026) ve  EuProjectLab – AB Gençlik Projeleri Atölyesi gibi projeler kentin kültürel ve sosyal yaşamına katkı sağlamıştır.  

Bu bağlamda Sayın Irmak’ın bu alanlardaki çalışmalarının Edirne ve iş dünyasına katkısını değerlendirmek nihayetinde ETSO üyelerinin takdirindedir. Bu takdir de bu hafta sonu gerçekleşecek olan seçimlerde ortaya çıkacaktır.

Edirne’nin kazanması dileğiyle, Kırmızı, Mavi ve Beyaz renklerle seçimlere katılan tüm adaylara başarılar diliyorum.

Devamını Oku

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU -3

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU -3
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne 1973 yılında spor alanı ve tesisleri bakımından belirli bir gelişim göstermiştir. Kentte, 1941 yılında hizmete giren ve günümüzde Ekrem Demiray Kapalı Spor Salonu olarak bilinen, 300 seyirci kapasiteli ilk kapalı spor salonunun yanı sıra, 2.000 seyirci kapasiteli yeni bir kapalı spor salonu da bulunmaktadır. Bunun yanında, 5.000 seyirci kapasiteli Şehir Stadyumu, Edirne’nin dönemin başlıca spor tesisleri arasında yer almaktadır.[1]

1975 yılında 6 kulvarlı pistin yapımı[2]  ve Edirne şehir stadyumunun duvarlarının yükseltilmesi için 975 bin TL bütçe ayrılmıştı.[3] Duvarların yükseltilmesi işine 1980 yılında başlanabilmiştir.[4]

Kentin spor yaşamına dokunabilmek için çalışmalar sürdürülürken, yeni yapılan kapalı spor salonunun adı “Mimar Sinan Spor Salonu” olarak değiştirilmesinin ardından Eylül 1982 tarihinde bölge kurul toplantısında alınan kararla Edirne şehir stadyumunun adı da “Edirne 25 Kasım Stadyumu” olarak değiştirildi.[5] Aynı yıl şehir stadında basın ve konuk tribünü hazırlandı.[6] 1984 yılında da stadyumun çimlendirme işlemlerine başlanılmıştır. [7]

1986 yılında pistin yenilenmesi ile şeref tribününün genişletilmesi, serbest giriş kartı sahibi kişiler ile futbol hakemlerinin maçlarını daha rahat maçları izlemeleri için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.[8] 1987 yılında da kapalı tribün koltukları değiştirilerek bin kişi kapasiteli numaralı koltuklar olarak düzenlenmiştir.[9]

1991 yılında, 25 Kasım Stadı’nın tahtalı tribünlerinin yıkılarak yeniden yapılması ve altlarına dükkânlar inşa edilmesi gündeme gelmiştir. [10]

Bu bağlamda 1993 yılında Edirne’ye yine modern bir şehir stadyumu kazandırma çalışmaları başlatılmış ve 12 milyar liralık yeni projeyle stadın kapasitesinin 20 bine çıkarılması ve adının da “25 Kasım Şerif Ercan Stadı” olarak değiştirilmesi düşünülmüştür [11] ancak yine hayata geçirilememiştir.

25 Kasım stadyumunun açık tribün inşaatının temeli 1992 yılında atılmış, geçen 7 yıl içerisinde bir ilerleme sağlanamamıştır. Yeni kurulan hükümetin ardından tribünlerin inşaatına başlangıçta 17 milyar liralık bir bütçe ile başlanılmış, ancak inşaatın tamamlanabilmesi için 50-60 milyar liralık bir ek bütçeye ihtiyaç duyulmuştur. 1999 yılında dönemin Edirne milletvekillerinin konuyla ilgilenmesiyle birlikte ek bütçe çıkartılmıştır.[12] Tribün inşaatının 1999 yıl sonuna kadar tamamlanması hedeflenmiştir.[13] Nihayet açık tribün inşaatı 101 milyar lira harcanarak Temmuz 2001 ayında tamamlanmıştır. Yapılan çalışmalarla tribünlerin kapasitesi artırılmıştır. Kapalı tribünde 1.400, kale arkası portatif tribünlerde 2.200, betonarme açık tribünde de 2.500 kişi olmak üzere kapasite sayısı 6.100’e çıkartılmıştır.[14]

Geçen 4 yılın ardından 2005 yılında da 25 Kasım Stadyumunun protokol tribünü yapılan çalışmalarla yenilenmiştir.[15] 2006 yılında yapılan çalışmalarla kapalı tribün koltuk sayısı 1051’e çıkartılmıştır.[16]

2007 yılına gelindiğinde Edirne Valiliği, Belediye Başkanlığına gönderdiği yazıda mevcut 25 Kasım stadyumunun başka bir yere taşınması için yer göstermesini isterken yap işlet devret modeliyle yerine de bir alış veriş merkezi yapılması teklifinde bulunulduğu belirtilmiştir.[17] Edirne Belediye Meclisi’nin Nisan ayı toplantısında aldığı kararla TOKİ’nin Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisine konut yapılmasına karşı çıktığı, bu alanın yapılaşmaya açılmasının görüntü kirliliği yaratacağı belirtilirken en kısa sürede araştırma yapılarak yeni yer önerisinin valiliğe bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.[18]

Bu bağlamda stadyumun devri ile ilgili bu çalışmalar yürütülürken, stadyum 2009-2010 futbol sezonu için Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce doping kontrol odası, yönetmeliklere uygun protokol ve basın tribünü ile VİP odası, sporcu masaj masası, taktik tahtaları vd. birçok ilave yenilikler yapılarak modern hale getirilmişti.[19]

Bu kapsamda, Edirne Belediyesi ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında Ağustos 2011 tarihinde arsa ve konut devri ile spor kompleksi yapımını içeren bir ön protokol imzalanmıştır. Söz konusu protokol uyarınca TOKİ’nin, Hadımağa ve Helvacı Sakoğlu mevkilerinde mülkiyetinde bulunan yaklaşık 39 hektarlık alan üzerinde konut, turizm, ticaret, rekreasyon, sağlık, spor, ilköğretim tesisi, dini tesis, kreş, resmî kurum ve park alanlarından oluşan bir yerleşim alanı oluşturmasının öngörüldüğü belirtilmiştir.[20]

Bu bağlamda 25 Kasım Stadyumu’nun geleceğini belirleyecek 06.11.2012 tarihli yazı,  önemli bir belge niteliğindeydi. Edirne Valiliğine gönderilen yazının ekinde, dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından imzalanmış beş sayfalık bir protokol da yer almaktaydı. Protokol; 25 Kasım Stadyumu’nun bulunduğu 22.160,25 m² büyüklüğündeki taşınmazın, üzerindeki tesislerle birlikte ekspertiz değeri üzerinden TOKİ’ye devredilmesini, karşılığında ise Genel Müdürlük tarafından belirlenecek yeni alanlarda uluslararası standartlara uygun, en az 10.000-15.000 seyirci kapasiteli bir stadyum ile diğer spor tesislerinin TOKİ tarafından yapılmasını ve taraflar arasında mali mahsuplaşma gerçekleştirilmesini öngörüyordu.[21]

Kentimizin geleceğini yakından ilgilendiren bu beş sayfalık protokol, 25 Kasım Stadyumu’nun geleceğine ilişkin sürecin temel belgesiydi. Edirne Kent Konseyi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki duyarlığı şehir stadyumunun yerine AVM yapılması düşüncesinden vazgeçilmiştir. Ancak stadyumun TOKİ’ye devri 6 Mart 2013 günü gerçekleşmiştir.[22]

2024 yılına kadar kentin spor heyecanına ev sahipliği yapan 25 Kasım Şehir Stadyumu Edirnesporun lig maçları ile diğer müsabakalara kapatılmış, 2024-2025 sezonundan itibaren maçlar Kıyık semtinde yapılan Tunca Stadyumu’nda oynanmaya başlanmıştır.

24 Aralık 2024 tarihinde Edirne Valisi Yunus Sezer, 25 Kasım Stadyumu’nun yıkım ihalesinin yapıldığını belirtirken yerine kent meydanı yapılacağını ve alanın çeşitli etkinliklerde kullanılacağını açıklamıştır.[23] 9 Ekim 2026 tarihli yerel basın haberlerinde de stadyumun yıkım ihalesinin 462 bin TL bedelle sonuçlandığı, yıkımın yaklaşık bir ay içerisinde tamamlanmasının ve yerine “Kent Meydanı” yapılmasının planlandığı belirtilmiştir.[24] Ancak yeni stadyumun nereye yapılacağı kaç kişi kapasiteli olacağı konusunda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

Yapmış olduğumuz bu araştırma sonucunda, kentimizin spor tarihinin önemli mekânlarından biri olan 25 Kasım Edirne Şehir Stadyumunun tarihsel serüvenini belgeler ışığında ortaya çıkardık.  

Edirne 25 Kasım Şehir Stadyumu, başta Edirnespor olmak üzere birçok kulübümüzün başarı ve başarısızlıklarına, sporcularımızın mücadelelerine, sporseverlerin sevinç ve üzüntülerine tanıklık etmiştir. Ancak kent belleğinin önemli bir parçası olan bu spor mekânı da hafızasını kaybederek başka bir yolculuğa çıkmıştır.

Bu araştırmayla, Şehir Stadyumu’nun açılış tarihinin bilinenin aksine 1941 veya 1950 değil, 27 Aralık 1942 olduğu; 25 Kasım isminin de 1982 yılında verildiği ortaya konulmuştur.  

Kentler hafızalarıyla yaşar. Bu hafızayı oluşturan yalnızca tarihi yapılar, sokak ve meydanlar değildir. Stadyumlar da bir kentin ortak yaşanmışlıklarını, sevinçlerini, hüzünlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan anılarını barındırır. Bir stadyum yıkılabilir, yerine başka yapılar inşa edilir. Ancak orada yaşananlar, atılan goller, kazanılan şampiyonluklar, kaybedilen maçlar ve tribünlerde yankılanan sesler kentin hafızasından silinmemelidir.

Bu nedenle geçmişimize ait bilgileri araştırmak, belgelemek ve gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarmak yalnızca bir tarih çalışması değil, aynı zamanda kent belleğine olan sorumluluğumuzdur.

25 Kasım Stadyumu’nun geçmişine ilişkin bu araştırma da Edirne’nin spor tarihine ve kent belleğine küçük bir katkı olarak hatırlanmalıdır.

SON


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU -2

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU -2
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1939 yılında yaşanan taşkın sonucunda, Karaağaç yolu (Lozan Caddesi) üzerindeki şehir stadyumunun zemininin bozulması üzerine stadın Zindanaltı Mezarlığı’nın bulunduğu alana taşınmasına yönelik girişimlerde bulunulmuştu.

Ancak bu girişimlerden iki yıl önce, 1937 yılında, dönemin Edirne Valisi Osman Şahinbaş, kentte modern bir stadyum inşa edilmesi için gerekli hazırlıkların başlatılması talimatını vermiş ve bu doğrultuda projenin planı ile keşif raporu doğrultusunda hazırlanacak stadyum projesinin 7.000.-TL’lık bir bütçeyi gerektiği belirtilmişti.[1]

Edirne Valiliğince bu girişimler yapılırken Edirne Belediye Meclisi de,  Belediye Başkanı Şerif Bilgen’in başkanlığında 29 Eylül 1937 tarihinde olağanüstü bir toplantı gerçekleştirmişti. Toplantıda, stadyum yapılması planlanan Zindanaltı Mezarlığı’nın spor teşkilatına devredilmesi kararlaştırılmıştır.[2]

Yeni Edirne Stadyumunun faaliyete geçmesi amacıyla Edirne Valisi Niyazi Mergen’in döneminde de çalışmalar, denetiminde sürdürülmüş ve her hafta toplantılar yapılmıştır. Alanda 50 işçi çalıştırılırken bunun yetersiz olduğu görüldüğünden çalışan sayısı 120’ye çıkartılmıştır. Alan çift mandalarla sürülmüş, taşlardan temizlenmiş ve düzleştirme, tesviye çalışmaları yapılmıştır.

Bu bağlamda Edirne’nin en büyük ve antik mezarlığı da olan bu alanda uzman bir heyet tarafından mezar taşları incelenip değerlendirilerek koruma altına alınmıştır.

1898–1903 ve 1907–1910 yılları olmak üzere iki dönem Edirne Belediye Başkanı görevinde bulunan Dilaver Bey’in mezarı da bu alandan saygıyla ve İslami koşullar yerine getirilerek bugünkü Selimiye Camii bahçesindeki yere taşınmıştır. Mezarlık alanda yer alan değersiz taşlar da yapılması planlanan büyük bir okul için ayrı bir yerde istiflenmiştir. İnşaatına başlanan bu mekânın yapımının başında “Kültür Parkı” olarak da adlandırıldığı ve burada Trakya’yı kapsayan büyük bir atletizm pisti ile birlikte çeşitli spor etkinliklerinin yapılması planlanmıştır.[3]

Yıllar önce Zindanaltı Mezarlığı’nın etrafını tuğla duvarlarla çevreleten ve dört köşesine çeşme ve sebiller yaptıran Belediye Başkanı Dilarver Bey,[4] 1919 yılında vefatının ardından aile mezarlığının da bulunduğu Zindanaltı Mezarlığı’na defnedilmişti. Ne yazıktır ki, stadyum yapılması sürecinde mezarı bu alandan kaldırılarak Selimiye Camii avlusundaki alana taşınmıştır. Acaba bu çalışmada aile mezarlığı da başka tarafa taşındı mı? Yoksa sadece kendi mezarı mı taşındı? Bu da başka bir araştırma konusu…

Bu bağlamda Trakya umumi müfettişi Kazım Dirik, 1938 yılında Edirne’de yapılacak olan imar çalışmaları için yeni bir programın hazırlanmasını talep ederken şehir stadında da çalışmalar sürdürülmüş[5] stadyumun yapımı için 12.800.- TL bütçe ayrılmıştır.[6]

Kaleiçi’nde yer alan kapalı spor salonunun ihalesi de Temmuz 1940 tarihinde yapılmış ve inşaatına başlanılmıştır.[7] Kapalı spor salonu inşaat maliyeti 30.300.- TL[8] olup açılışı Kazım Dirik’in katılımıyla 19 Mayıs 1941 günü törenle açılmıştır.[9]

Bu bağlamda 1926 yılından itibaren Zindanaltındaki mezarlık alanının şehir stadyumuna dönüştürülmesi düşünce ve girişimleriyle ilgili yapılan çalışmalar da nihayet sonuçlandırılmıştır.

Atatürk’ün 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ilk gelişinin yıl dönümü dolayısıyla, 27 Aralık 1942 sabahı Edirne’de Atatürk Kır Koşusu düzenlenmiştir. Aynı gün öğleden sonra ise uzun yıllardır planlanan Zindanaltındaki şehir stadyumunun resmi açılışı yapılmıştır. Açılış töreninde, liseli gençler arasında yapılan futbol maçı büyük ilgi görmüştür. Tören sırasında Edirne Valisi Danış Yurdakul, sabah düzenlenen Atatürk Kır Koşusu ile bir önceki hafta yapılan Muhaç Koşusu’nun galiplerine Halkevi ve Bölge ödüllerini vererek gençleri kutlamıştır.[10]

Yapılan araştırmada, şehir stadyumunun resmi açılış töreninden önce, 19 Mayıs 1942 yılı Gençlik ve Spor Bayramı hazırlıkları kapsamında bayrama katılacak okulların prova çalışmalarını Zindanaltındaki spor sahasında gerçekleştirdikleri de tespit edilmiştir.[11]

Bu araştırmayı yapmadan önce Zindanaltı Mezarlığına yapılan ve bugün 25 Kasım Edirne Şehir Stadyumu olarak adlandırdığımız stadyumun yapılış tarihi 1967 ve 1973 il yıllıklarında 1941 yılı olarak belirtilirken 2005 yılı il yıllığında ise bu konu ile ilgili hiçbir bilgi yer almamaktadır. Günümüz bazı yerel basın organlarında da 1950’li yıllar olarak ifade edilmekteydi. Yapmış olduğumuz bu çalışmayla görülmüştür ki, 25 Kasım Edirne Şehir Stadyumu’nun yapımı tamamlandıktan sonraki açılışı 27 Aralık 1942 olarak tespit edilmiştir. Kentimizin şehir tarihinde önemli bir tarihi de bu yayımlamış olduğumuz köşe yazısı dizisiyle gün ışığına çıkarmış oluyoruz.

Bu bağlamda Kaleiçi’ndeki Edirnespor kıraathanesi olarak kullanılan binada da, 1938-1940 yılları arasında boks çalışmaları yapılmıştır. [12]

Yeni şehir stadyumunun açılmasıyla birlikte okullar arası maçlar ile Edirnespor kulüpleri arasındaki lig maçları da burada oynanmaya başlamıştır. 4 Nisan 1943 Pazar günü Merkez Gençlik Kulübü ile Ayşekadın Gençlik Kulübü arasında oynanan maç Gençlik Kulübü’nün 6-0 galibiyetiyle sonuçlanmıştır.[13]

Şehir stadyumu açılışının ardından yeni çalışmalarla birlikte eklentiler yapılmaya devam edilmiş, yenilenmesi gereken bölümler Beden Terbiyesi Edirne Bölge Başkanlığı tarafından yürütülmüştür. Bu bağlamda 1948 yılında şehir stadının duvarlarından giriş kısmı tamir ve ihya edilirken, gişeler de yapılmıştır.[14]

1949 yılında da Beden Terbiyesi Edirne Bölge Başkanlığından çıkılan ihaleyle Zindanaltı Caddesi futbol sahası bitişiğinde yer alan Berber ve aşçı dükkânı ile cam kırığı alıcı dükkânlarının enkazlarının satışı için açık ihaleye çıkılarak stad çevresinin de düzenlenmesi konusunda gerekli titizlik gösterilmiştir.[15]

Beden Terbiyesi Edirne Bölge Başkanlığı tarafından 1952 yılında, stadyumun sporcu oyun alanları ile seyirci bölümlerinin birbirinden ayrılması için 14.054,88 lira keşif bedelli onarım işi ihaleye çıkarılmıştır. [16]  Ayrıca şehir stadyumunun standart ölçülere uygun hale getirilmesi ve çevresinin telle çevrilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. [17]

Edirne Halkının yıllardır arzuladığı bir tribüne kavuşması için 1952-1953 futbol sezonunun tamamlanmasıyla beton tribün inşaatına başlanılmış ve hizmete girmiştir.[18]

1963 yılında da stadyumun modernleştirilmesi için ayrılan bütçe ile çalışmalar yürütülmüştür. 1966 yılında kapalı tribünün karşısındaki alana 3.000 kişilik portatif tahta tribünlerin yapılması için çalışmalar başlatılmış ancak devletten gerekli destek gelmeyince bağış kampanyası açılmıştır. Mestan Zogo ve kumaş mağazalarının sahibi Nurettin Bey bu kampanyaya ilk destekleyenler olmuş[19] portatif tahta tribünlerin siparişi İzmit’te fabrikaya verilmiştir.[20] 1967 yılında montajları yapılmış, stadın soyunma odası duşları tamiri yapılmıştır.[21]

1967 yılına gelindiğinde Edirne’nin 4.500 kişilik kapasiteli şehir stadyumu ve 300 kişi kapasiteli kapalı spor salonu bulunmaktadır. 7’si amatör birinci küme 4’ü amatör ikinci kümede yarışan 11 kulüp ile 2’nci profesyonel ligde yarışan Edirnespor kulübü Edirne’nin spor hayatında yer almaktadır.[22]

1968 yılına gelindiğinde Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü 1968 yılı programına Edirne Şehir Stadyumunu alarak Hacılar ezanı mevkiinde bulunan maşatlık olarak bilinen bölgeye yeni bir şehir stadyumun yapılacağının planladığı belirtilmiştir.[23] Ancak stadyumun taşınmasıyla ilgili ilk girişim başarısız olmuştur.

Devam Edecek…


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU

EDİRNE ŞEHİR STADYUMU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şehir stadyumları, gençleri sporla buluşturan ve sağlıklı bir neslin yetişmesine imkân tanıyan mekânlar olmanın ötesinde, toplumun farklı kesimlerini ortak bir heyecan, aidiyet ve renk etrafında bir araya getirerek toplumsal birlik ve beraberliğin güçlenmesine katkı sağlayan önemli kamusal alanlardır. Bu bağlamda stadyumlar,  sporun birleştirici gücüyle farklı yaş, kültür ve sosyal gruplardan oluşan insanları da ortak bir paydada buluşturarak kolektif hafızanın oluşmasına, kent kimliğinin güçlenmesine ve toplumsal dayanışma duygusunun gelişmesine de zemin hazırlamaktadır.

Cumhuriyet Türkiye’sinde sporun yaygınlaştırılması ve genç nesillerin sporla buluşturulması, çağdaş toplum anlayışının önemli hedeflerinden biri olmuştur. Bu süreçte inşa edilen stadyumlar ve spor sahaları, yalnızca müsabakaların yapıldığı alanlar değil, zamanla kentlerin sosyal yaşamında ve ortak hafızasında kendine özgü bir yer edinmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın ardından Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Edirne’de gençleri spor ile buluşturmak ve toplumda sporu yaygınlaştırmak amacıyla stadyum kurulumu çalışmaları başlatılmıştır.

İlk şehir stadyumunun inşa edilmesine yönelik öncelikli düşünce, şehrin Zindanaltı mevkiinde bulunan mezarlık alanının stadyum olarak değerlendirilmesi yönünde olmuştur. Ancak stadyumun Zindanaltı mevkiindeki mezarlık alanına inşa edilmesi fikrinden zaman zaman vazgeçilmesi, şehir istasyonu yakınındaki bir alanın alternatif olarak değerlendirilmesini gündeme getirmiştir. Böylece, modern bir stadyumun şehir istasyonu civarında inşa edilmesine yönelik ikinci bir proje fikri de ortaya çıkmıştır.

Nitekim yapılan incelemelerle Jandarma Şehitliğinin karşı tarafındaki alanda bir şehir stadyumu kurulması kararlaştırılmış ve belediye bütçesinde bu iş için 2.000 lira ayrılmış olup stadyum tamamlanıncaya kadar da her yıl yeterli ödeneğin tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır.[1]

Ancak yaklaşık bir ay sonra bu karardan vazgeçilmiş ve Belediye tarafından Zindanaltı Mezarlığı’nın modern bir stadyuma dönüştürülmesine karar verilmiştir. Bu doğrultuda başlatılan arazi düzleştirme çalışmalarının ilk aşamasını, alandaki mevcut otların temizlenmesi oluşturmuştur. Belediye Başkanı Tevfik Bey, düzleştirme çalışmalarının 15-20 gün içerisinde tamamlanmasının beklendiğini ve çalışmaların ardından alanın kullanıma açılabileceğini ifade etmiştir.[2]

Daha sonraki süreçte dönemin Edirne Valisi’nin girişimleriyle Karaağaç yolu üzerinde, Şehitler Abidesi karşısında bulunan jandarma karakol binasının dinlenme ve duş yeri olarak düzenlenmesi, binanın arkasındaki arazinin ise modern bir stadyuma dönüştürülmesi uygun görülmüştür. Bu amaçla yapılan incelemeye mıntıka merkez heyeti’nden Ekrem, Emin Necmeddin ve Ahmed Şefik Beyler katılmış ve alanın stadyum yapımı için son derece elverişli olduğunu bildirmişlerdir.[3]

Bu gelişmelerin olmasına rağmen yaptığımız araştırmada Aralık 1926 ayına gelindiğinde Nafia İdaresinden alınan kürek ve kazmalarla, ilk stadyumun yapılacağı yer olarak düşünülen Zindanaltı mezarlığına gönderilen mahkûmlara ilk kazma vurdurulmuş ancak mezarlığın kamulaştırılmadan stadyuma dönüştürülmek istendiğini gören Evkaf İdaresi de, derhal müdahale etmiş olacak ki bir günlük başlangıcın ardından stadyum inşaatı girişimi yine durdurulmuştur.[4]

Edirne’de yapılması düşünülen ilk şehir stadının Zindanaltındaki Tatarhane Mezarlığı mı? Yoksa Karaağaç mevkiine mi? yapılması düşünceleri sürüp giderken, Edirne Muhasebe-i Hususiye Müdürlüğü tarafından, Karaağaç yolu üzerinde ve Meriç Nehri’nin sağ kıyısındaki söğütlüğün parka dönüştürülmesi, ayrıca şehir istasyonunun karşısındaki tarlaların düzleştirilerek bir stadyum alanı oluşturulması düşüncesi oluşmaya başlamıştır.[5]

Nitekim yapılan çalışmalar neticesinde Karaağaç mevkiinde istasyon binası karşısındaki alanda bir futbol alanı oluşturulmuştur. Beşiktaş spor kulübünün Bulgaristan seyahati öncesinde geldiği Edirne’de oynanan futbol maçı ile ilgili bilgileri gazete haberi şöyle aktarmaktadır; “…İlan edilen saatte istasyon yanındaki sahaya geldik. Karşılıklı kale direkleri olmasa insanın buraya fundalık diyeceği geliyor. Hiç olmazsa birkaç kuruş yevmiye ile bir adam gönderseydiler de yükselen otları kestirse idiler.” Edirneliler sahaya, Selâhaddin, Talat, Fahri, Kadir, İzzet, Rıza, Vasıf, Hüsnü, Mehmet, Salih ve Nazif ile çıkarken Beşiktaş da, Sadri, Şükrü, Abdi, Nihad, Cavid, Zeki, Selahaddin, Latif, Nafi, Şükrü ve Hayati ile çıkmıştır. Maç 3-1 Beşiktaş’ın galibiyetiyle sona ermiştir.[6]

Bu bağlamda Edirne postası gazetesi nüshasından da Meriç ve Edirnespor birinci takımları futbol müsabakasının 18 Mart 1927 Cuma günü Karaağaç yolundaki sahada oynanacağı belirtilmektedir.[7]

Yapmış olduğumuz araştırma sırasında görülmüştür ki, 1927 yılında Edirne’de eğitim-öğretim faaliyetlerinde bulunan okullarında futbol takımları bulunmakta olup şehir stadyumunda çetin mücadeleler ettiği ve halkın da büyük kalabalıklarla bu maçları zevkle izlediğidir. 29 Nisan 1927 Cuma günü Karaağaç Stadyumu’nda Edirne Lisesi ile Erkek Muallim Mektebi arasında oynanan futbol karşılaşması 2-2 beraberlikle sonuçlanmıştır.[8]

Bu bağlamda Karaağaç istasyon binası karşısında belirtilen saha geçen süre içinde ilgi görmediği ve Karaağaç yolu üzerinde bir alanın şehir stadyumu olarak düzenlendiği, atletizm teşvik müsabakaları ve futbol karşılaşmalarının Karaağaç yolundaki statta yapıldığı belirtilmektedir.[9] Bu alanında büyük ihtimalle daha önce gündeme gelen Jandarma Şehitliği karşısındaki alan olduğu düşünülmektedir.

Ancak geçen süre içinde sahanın futbol ve diğer spor etkinliklerine müsait olmadığı görüldüğünden 1931 yılında stadın tekrar eksikliklerinin giderilmesi için girişimler başlatılmış olup bütçeye ödenek konulması kararlaştırılmıştır.[10] Sahanın çukurlarının düzeltilerek tesviyesi, pist ve futbol sahasının düzenlenmesine vilayet ve belediye işbirliğiyle başlatılmıştır. [11] 1936 yılında Atletizm Federasyon Başkanı Burhan Felek ve mimar Rebii Gorbon (Prof.Dr.) şehrimize gelerek stadyumda incelemelerde bulunmuştur.[12] Süren çalışmalar neticesinde Karaağaç yolu üzerindeki stadyumda düzenlemeler yapılmış ve Trakya Umumi müfettişi General Kazım Dirik’in himayelerinde ve Vali Osman Şahinbaş’ın başkanlığında Edirne Halkevi Spor kolu tarafından büyük bir atletizm bayramı tertip edilmiş olup Müsabakalara Tekirdağ ve Lüleburgaz’dan da yüze yakın sporcu, Edirne kulüplerinden de yüzden fazla sporcu katılmıştır. Stadyuma güzel bir pist yapılmış ve pistin etrafı kırmızı renkli demir direklere geçirilen tellerle çevrilmiş ve halk bu tellerin arkasında yer almıştı. Atletizm yarışmaları sona erdikten sonra Lüleburgazspor ile Edirnespor arasında futbol maçı yapılmış ve maç 4-4 bitmiştir.[13]

İlerleyen yıllarda yaşanılan seller nedeniyle stadyum yine sular altında kalmış ve 1939 yılındaki taşkında, gerek çevre duvarları yıkılan gerekse suların açtığı derin çukurlar nedeniyle zemini tamamen bozulan Karaağaç yolu üzerindeki şehir stadından mevcut durumda yararlanma imkânı bulunmadığı ve yeniden düzenlenmesinin ise oldukça fazla masrafa yol açacağı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bildirilerek yeni bir stadyumun yapılması talep edilmiştir.


Devam Edecek…


[1].

[2]

[3]

[4]

[5]

[6]

[7]

[8]

[9].

[10]

[11]

[12]

[13]

Devamını Oku

KENTİN BİR ASIRLIK EZGİSİ

KENTİN BİR ASIRLIK EZGİSİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir kentin hafızası yalnız tarihi yapılarında, meydanlarında ve sokaklarında saklı değildir. Bazen bir mısrada, bazen bir törende, bir bayram sabahında yükselen bando sesinde hayat bulmaktadır.

Edirne Belediye Bandosu, tam bir asırdır bu kentin sesine, törenlerine, sevinçlerine ve ortak hafızasına eşlik ederken, Edirne’nin tanıtımına da önemli katkılar sağlamaktadır.

Başarılarıyla övündüğümüz ve gurur duyduğumuz bandomuz, kurulduğu günden bugüne yalnız ezgileriyle değil, kentin kültürel kimliğini ve toplumsal hafızasını yaşatarak da Edirne’nin değerlerini geleceğe taşımaktadır.

Ne var ki böylesine köklü bir geçmişin kuruluş öyküsü ve günü, takvim yapraklarının arasında unutulurken, tozlu arşiv kaynaklarının satır aralarında saklı kalan bu değerli tarih, kentin kültürel hafızasında hak ettiği yeri bulmayı beklemektedir.

Asıl mesele, yüz yıllık bir kültür mirasının farkına varmak, ona sahip çıkmak ve bu anlamlı dönüm noktasını kentin belleğine yakışır biçimde değerlendirmektir.

Toplumda bu farkındalığın oluşabilmesi için öncelikle kenti yönetenlerin, ilgili kurum ve kuruluş yöneticilerinin ve kent halkının kent kültürü ile kentlilik bilincine sahip olması, kentin tarihi ve kültürel değerlerini tanıması, koruması ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğunu benimsemesi gerekir.

Edirne Belediye Bandosu’nun kuruluşu Haziran 1926 yılında yapılan toplantı ile kararlaştırılmış ve Temmuz 1926 yılında Edirne Belediye Başkanı Tevfik Sırrı Gür döneminde kurulmuştur.

Belediye, bir şehir bandosu kurmaya ve bu amaçla İstanbul’dan iki müzik öğretmeni getirmeye karar vermiştir. Bahriye Orkestrası Şefi İhsan Bey, şehir bandosunda öğretmenlik yapmak üzere Süreyya ve Mümtaz Beyleri önermiştir. Ayrıca bandonun kurulması için her türlü desteği sağlayacaklarını belirtmiştir. Belediye de 30 ila 35 kişiden oluşacak bando ekibinin kurmak amacıyla çalışmalar başlatmıştır.[1]

Nitekim yapılan çalışmalar neticesinde bando ekibi kurulmuş ve İstanbul’dan da eğitimci olarak Süreyya Bey getirilmiştir.[2]

Edirne Belediyesi tarafından 1926 yılında kurulan Şehir Bandosu, kentin müzik kültürünün kurumsallaşması açısından önemli bir girişim olarak değerlendirilmelidir.

Araştırmalarımız sırasında elde edilen bilgilere göre, 1934 yılına gelindiğinde belediye yönetimi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren bando, belediye ile yapılan anlaşma doğrultusunda Halkevi Güzel Sanatlar Komitesinin yönetimi altına alınmıştır. Bu değişiklikle birlikte topluluğun adı da “Şehir Mızıkası” olarak değiştirilmiştir.

Şehir Mızıkasının yeniden yapılandırılması kapsamında, topluluğun bütün üyeleri halk arasından yeniden seçilmiştir. Uzun yıllar bando şefliği yapmış bir kişi ise öğretici olarak görevlendirilmiştir. Topluluk için 30 kişilik bir kadro oluşturulmuş, üyelerin müzik alanındaki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla solfej derslerine başlanmıştır.[3]

Bu süreçte Şehir Mızıkası, belediye bünyesindeki bir bando yapılanmasından Halkevi’nin kültür ve sanat faaliyetleri kapsamında örgütlenen bir müzik topluluğuna dönüşmüştür.

Geçen süre içinde Edirne halkı tarafından belediye bandosunun ihtiyacı hep hissedilmiş ve gazete sayfalarına taşınarak da duyarlılık gösterilmiştir.

Av. Nejat Köknar Edirne Posta gazetesinde kaleme aldığı “Edirne’ye Bando Lazım” başlıklı yazısında, Edirne’nin tarihi ve askeri geçmişine rağmen kentte bir bando bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirmiştir. Özellikle bayramlarda ve törenlerde askeri birlikler ile okulların yürüyüşlerine eşlik edecek bir müzik topluluğuna duyulan ihtiyacı vurgulamıştır. Bando kurulması halinde sesler, gayeler ve neşelerin birleşeceğini ve böylece sınırları koruyan askerlerin moralinin yükseleceğini ifade etmiştir. Köknar, bando kurulması yönünde düşünceler bulunmasına rağmen belediyenin maddi imkânsızlıkları nedeniyle bu girişimin hayata geçirilemediğini de belirtmiştir. Bu değerlendirmeler, bandoyu yalnızca törenlere eşlik eden bir müzik topluluğu olarak değil, toplumsal birlik ve beraberliği güçlendiren ve motivasyona katkı sağlayan bir unsur olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.[4]

Nitekim bu yazılar ve halktan gelen talepler, Edirne’de 1950’lı yılların başında bando şefi olarak atanan Mehmet Komanlı’nın da gayretleriyle belediye bandosu tekrar kurulmuştur. Ancak Komanlı, Belediye yönetimi tarafından bandoya gerekli ilgi gösterilmediği ve işten anlamayan kişilerin müdahalesi nedeniyle Eylül 1952 tarihinde bando şefliğinden istifa ederek görevinden ayrılmıştır.[5] Mehmet Emin Yalgın’da bandonun gelişimi için çok emek harcamış ve bir dönem bando şefliği yapmıştır.

Belediye bandosu bütçe imkânsızlıkları ve ilgisizlikten kaynaklanan nedenlerle bir türlü belediye bünyesinde kendisine bir yer bulamamıştır. Bu defada belediye encümeninin almış olduğu kararla 17 Ağustos 1962 tarihinden itibaren belediyenin itfaiye müdürlüğü bünyesine dâhil edilmiştir. Adı da “İtfaiye Bandosu” olmuştur. İtfaiye personeli arasında da bandoya girecek elemanlarla birlikte bandonun daha genişleyeceği ve yapılacak olan yeni teşkilatlanmayla birlikte kısa süre içinde yine Trakya’nın en büyük ve güzel bandosu haline getirileceği belirtilmiştir.[6]

Ancak 1964 yılına gelindiğinde, Necmi Gücüyener’in kaleme aldığı “Şehir Bandomuz…” başlıklı yazıdan, belediyenin şehir bandosunun faaliyetlerini bir kez daha durdurduğunu öğreniyoruz.[7]  Gücüyener; Şehir bandosunun yalnızca müzik yapan bir topluluk olmadığını, aynı zamanda Edirne’nin kültürel yaşamına canlılık katan, kent halkının ruhuna ve sosyal hayatına dokunan önemli bir değer olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

1964 yılının Cumhuriyet Bayramında belediye bandosu takviye edilen personeliyle birlikte görev almıştır.[8] Bir dönem faaliyetlerini eski Ticaret Lisesi ve İmam Hatip Lisesi olarak da kullanılan binada sürdüren Edirne Bandosu[9] 1980 yılında bir şef ve 3 personelden oluşan ekibiyle kentin yaşamında yer almayı sürdürerek bugünlere gelmiştir.

Belediye Bandosu, 1950’li yıllarda verdiği semt konserlerine[10] 2005 yılında da 20 müzisyeniyle haftanın üç günü kentin farklı mekânlarında konserler vermeye başlamıştır. 2009 yılında da enstrümanı çalabilen 30 yardımcı hizmet işçisi ilanına çıkmıştır.[11] Bando zaman içerisinde gelişerek büyümüş, başarılı performanslarıyla adını ulusal ve uluslararası alanda duyurmuştur.

Belediye Bandosu’nda görev yapan ilk eğitimcinin Süreyya Bey olduğu bilinmektedir. Bando şefleri arasında bilinen ilk isim ise Mehmet Komanlı’dır. Komanlı’nın ardından sırasıyla Mehmet Emin Yalgın, Bahattin Seyyar, Fikret Pekel, Ferhat Toz, Kadir Dolbun, Nurcan Efeoğlu ve Hasan Avcı şeflik görevini üstlenmiştir.

Günümüzde Tunca Nehri kıyısında, Talat Paşa Mahallesi Türkan Seçkin Bulvarı üzerinde kendilerine tahsis edilen binada çalışmalarını sürdüren bando ekibi, Süleyman Uysal’ın bando şefliğinde faaliyet göstermektedir. Ekip; 1 şef, 6 trompet, 5 klarnet, 4 bariton, 2 trombon, 1 sürgülü trombon, 2 tenor saksafon, 1 alto saksafon, 4 ritim saz, 1 bateri ve 1 solist olmak üzere toplam 28 kişiden oluşmaktadır. Üç destek personelinin de görev aldığı bando, toplam 31 kişilik kadrosuyla çalışmalarını başarıyla sürdürmektedir.

Aradan geçen bir asrın sonunda, 2026 yılında bandomuzun 100. kuruluş yıl dönümünü henüz kutlayamamış olmanın burukluğunu yaşıyoruz. Ancak bu eksikliğe rağmen, bandonun yıllar boyunca elde ettiği başarılarla gurur duymaya, onunla övünmeye devam ediyoruz.

Edirne’nin kültürel tanıtımına önemli katkılar sunan Uluslararası Bando ve Ciğer Festivali’nin de 2023 yılında gerçekleştirilen 11. festivalin ardından düzenlenmemesi, bu köklü geleneğin geleceği üzerine yeniden düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Çünkü kültürel mirası yaşatmak, yalnızca geçmişi hatırlamakla değil, onu geleceğe taşıyacak etkinlikleri sürdürmekle mümkündür.

Bandomuzun kuruluşundan bugüne emeği geçenlerden aramızda olmayanları rahmet ve minnetle, hayatta olanları ise saygıyla anıyoruz.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler