eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Ender Bilar

Ender Bilar

26 Şubat 2026 Perşembe

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -6

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -6
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İmar planlarının sahadaki yansımaları incelendiğinde, planlama kararlarının kâğıt üzerinde ortaya koyduğu koruma ilkeleri ile uygulama sürecinde karşılaşılan gerçeklikler arasındaki uyumsuzluğun belirginleştiği görülmektedir. Koruma amaçlı düzenlemelerin sınırları, kapsamı ve uygulama biçimine ilişkin belirsizlikler; yatırımcılar ile mülk sahiplerinin beklentilerinin farklılaşmasına yol açmış, bu farklılaşma ise yerel yönetim, müteahhit ile mülk sahipleri arasında yeni gerilim alanlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Nitekim Kaleiçi’nin sit alanı olarak ilan edilmesinin ardından müteahhitler ile arsa sahipleri arasında anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Çatı katı olarak inşa edilip daire şeklinde satılan bölümlerin belediyeden ruhsat alamaması birçok vatandaşı zor durumda bırakmıştır. Vatandaşlar ise “Madem ruhsat verilmeyecekti, neden inşaat izni verildi?” sorusunu basın yoluyla yetkililere iletmeye çalışmıştır.[1]

Bu sorunların çözümü amacıyla Edirne Belediye Başkanlığı, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun kararını yeniden değerlendirmesi için Belediye Başkanı nezdinde girişimlerde bulunmuştur.  Edirne inşaatçılar Derneğiyle birlikte yapılan değerlendirmeler ışığında Anıtlar Yüksek Kurulu Edirne Belediyesinin çağırısı üzerine 13-15 Temmuz 1979 tarihleri arasında Edirne’de toplantı yaparak problemli 300 dosya incelenmiştir.

Sorunlu yapıların 1070 daireyi kapsaması nedeniyle bu konuda Belediye Başkanı Güngör Mazlum’un özel gayretleri ile Anıtlar Kurulu bu yapılara iskan ve ruhsat verilmesini onaylamıştır. Yapılan bu toplantıların ardından Anıtlar Yüksek Kurulu, yeni şehir koruma planının Kaleiçi dahil olmak şartıyla genişletilmesi kararlaştırılmıştır.[2] Anıtlar Yüksek Kurulu’nun hazırladığı rapor doğrultusunda Kaleiçi semtinde imara uygun yapılmayan binalar ile ilgili imar affı sağlanmıştır.[3]

Çıkan af ile birlikte Edirne müteahhitleri ve bunun yanında çekme katları tam kat yapılan inşaatlardan daire alan fakat bir türlü içine giremeyen veya ruhsat alamayan vatandaşlar rahat bir nefes almıştır.[4] Ancak yine imar planına uymayanlar ödüllendirilmiş ve kentin yaşayan tarihi hançerlenmiştir.

Edirne’de dar gelirli vatandaşların konut sahibi olabilmeleri, gecekondu faaliyetlerini önleyebilmek adına sosyal konut projeleri geliştirilmiştir. İmar İskan Bakanlığınca 500 konutun yapımına başlanılmıştır.[5] Yine bu amaç doğrultusunda Sosyal Sigortalar Kurumunun Edirne’de yapmayı planladığı toplu konutların inşaatına, kat izniyle ilgili yaşanan değişiklik beklentileri nedeniyle bir türlü başlanamamıştır. Önceden belediye tarafından üç kat olarak verilen izin daha sonra beş kata çıkarılmıştır.[6]

Edirne’de 1980’li yıllardan itibaren hazırlanan imar planları, yalnızca kentsel büyümeyi yönlendirmeyi değil, aynı zamanda kentin zengin kültürel mirasını koruyarak gelecek kuşaklara aktarmayı da amaçlamıştır.

1985 yılında onaylanan Koruma İmar Planı ile özellikle Selimiye Camii, Eski Camii ve Üç Şerefeli Camii çevresindeki yapı grupları sit alanı ilan edilmiştir. Birçok yapı “Eski Eser” olarak tescillenmiştir. Plan doğrultusunda, sit alanı içerisinde planla bütünleşecek şekilde koruma politika ve kararlarını içeren “Edirne Kentsel Sit Alanı Koruma İmar Planı İmar Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinden Değişiklik Yapılarak Düzenlenmiş Ek İmar Yönetmeliği” hazırlanıp 1991 yılında yürürlüğe konmuştur.Böylece bu alanlarda uygulanacak koruma ilke ve kararları yasal bir çerçeveye kavuşturulmuş ve tarihsel çevrenin plan bütünlüğü içinde korunması hedeflenmiştir.[7]

1960’lı yıllarda planların uygulamaya yeterince yön verememesi ve sık değişikliklere uğraması nedeniyle 1984’ten itibaren daha kapsamlı nazım ve uygulama imar planları hazırlanmıştır. 1986–1990 yılları arasında etaplar hâlinde onaylanan planlar; tarım topraklarının korunması, doğal ve tarihsel değerlerin sürdürülebilirliği, kontrollü ulaşım, maliyetlerin azaltılması ve toplumsal bütünleşme gibi hedefler doğrultusunda kentsel gelişimi yönlendirmiştir.

1990’lı yıllarda Türkiye genelinde başlatılan konut kooperatifçiliği Edirne’de imara açılan bölgelerde uygulamaya konulmuştur. Bu uygulama alanı da Kooperatif Evleri bölgesi olarak adlandırılmış ve I. Murat Mahallesi, Koca Sinan ve Fatih Mahallelerinde kentleşmenin hızlı gelişmesini sağlamıştır.

1994 İlave Nazım İmar Planı ve 2003 ile 2005 Revizyon İmar Planları ise artan nüfus ve yeni gelişme alanları doğrultusunda kentin mekânsal yapısını yeniden düzenlemiştir. 2017 yılı Eylül ayı meclis toplantısında alınan karar gereği de Kimyalar, Dörtkaya ve Kavgaz mevkilerinde ilave ve revizyon imar planları gerçekleştirilmiştir. Edirne Belediyesinin en son aldığı koruma amaçlı imar planı revizyonu meclisin 03.12.2025 tarihli Aralık ayı toplantısında 24.11. tarih ve 1128 sayılı kurul kararıyla onaylanan Edirne Merkez Kentsel Sit alanı Etkileme Geçiş Sahası planıdır.  Onaylanan imar planı, 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı 1/5000 ve 1/1000.ölçekli revizyon koruma amaçlı imar planı olup söz konusu “Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı” Belediye ilan panosunda, internet sitesinde ve imar şehircilik müdürlüğünde 04.12.2025-02.01.2026 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır.[8] 

Edirne Merkez Yeniimaret Mahallesi’nde Şubat 2023’te başlatılan Sosyal Konut Projesi (İlk Evim Arsa Projesi) kapsamında yapılan incelemeler ve alınan kurum görüşleri doğrultusunda, 08.10.2010 tarihli Edirne İli 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Fuar Alanı” olarak belirlenen parseller; plan değişikliği ile “Kentsel Gelişme Alanı”, “Kentsel ve Bölgesel Sosyal Altyapı Alanı”, “Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanı” ve “Mesire Alanı” olarak yeniden düzenlenmiştir.[9]

Gerçekleştirilen bu planlarda konut, sanayi, ticaret, sosyal donatı ve yeşil alan dengesi kurulmaya çalışılmıştır. Park, spor, rekreasyon ve mesire alanlarına yer ayrılmıştır. Bu bağlamda hazırlanan imar planlarıyla kentsel büyümeyi kontrollü ve sürdürülebilir biçimde yönlendirmek, tarihî ve kültürel mirası koruyarak kent kimliğini güçlendirmek hedeflenmiştir.

Bu planlama yaklaşımı yalnızca mekânsal düzenlemelerle sınırlı kalmamıştır. Kültür varlıklarının korunmasını fiziksel bir müdahale olmaktan çıkararak toplumsal bir bilinç oluşturma sürecine dönüştürmeyi amaçlamıştır. Böylece kent halkında tarih bilinci ve aidiyet duygusunun gelişmesiyle kent kültürünün güçlenmesine katkı sağlayan bütüncül bir planlama anlayışı ortaya konmuştur.

Bununla birlikte, uygulama sürecine yakından bakıldığında bazı yapısal sorunların varlığı dikkat çekmektedir. Edirne’de imar planları hazırlanırken kentin tüm tarihsel ve mekânsal dinamikleri her zaman yeterince dikkate alınmamıştır. Nitekim uzun süre sit alanı dışında kalan Karaağaç Mahallesi’nde ancak 2014 yılında kentsel sit alanı belirleme çalışmaları başlatılmıştır.

Ayrıca imar planlarının uygulama sürecinde parsel bazlı ve kişiye özel plan değişiklikleri plan bütünlüğünü zedelemiş, kamu yararı ilkesini tartışmalı hâle getirmiştir. Bu durum, kültürel mirası koruma hedefi taşıyan planların ancak bütüncül, katılımcı ve kamu yararını esas alan bir anlayışla etkin biçimde uygulanabileceğini göstermektedir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, 1947’de yerel basında dile getirilen kaygıların yalnızca döneme özgü olmadığını görüyoruz. Kentlerin kaderi çoğu zaman planların varlığıyla değil, o planlara ne kadar sadık kalındığıyla belirlenmektedir. Edirne’nin tarihi çekirdeğinde yaşanan betonlaşma baskısı, aslında yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil; hafızanın, kimliğin ve mekânsal sürekliliğin de aşınması anlamına gelmektedir.

Oysa bir kenti geleceğe taşıyacak olan geçmişini yok sayarak yükselen beton bloklar değil; tarihsel katmanlarıyla birlikte var olabilen bilinçli ve kararlı bir planlama anlayışıdır.

Devamı Var…


[1] Apartmanlarda çatı katı olanlar ruhsat alamıyor. (1978) Edirne Gazetesi, 21 Ağustos 1978, Yıl:16, Sayı:4644, s.1.

[2] Anıtlar Yüksek Kurulu Edirne’deki toplantısını tamamlayarak gitti. (1979) Edirne Gazetesi, Yıl:17, Sayı:4919, sf.1

[3] Halkımıza bayram hediyesi olarak müjdelendi (1979) Edirne Gazetesi, 23 Ağustos 1979, Yıl:17, No:4951, s.1

[4] İmar affı çıktı. Edirne müteahhitler rahat nefes aldı. (1978) Edirne Gazetesi, 4 Ekim 1978, Yıl:16, Sayı:4677, s.1.

[5] 500 konut tahsisi için ilan yapılmadıkça müracaatlar dikkate alınmayacak. (1978) Edirne Gazetesi, 27 Şubat 1978, Yıl:15, Sayı:4494, s.1.

[6] SSK’nın toplu konut fiyatları için 3 kat müsaadesi 5 kata çıkarıldı.(1978) Edirne Gazetesi, 21 Kasım 1978, Yıl:16, Sayı:4715, s.1

[7] Yaş, Hakan; Çetin, Can (2019) Edirne’nin Kentsel Genişlemesinin İmar Planları Üzerinden İncelenmesi, Kentleşme ve Yerelleşme sürecinde Edirne monografisi kitabın içinde s.134 (Editörler: Mahmut Güler, Seyhan Bilir Güler).-İstanbul: Marmara Belediyeler Birliği Yayınları, s.135

[8] Edirne Belediye Başkanlığı

[9] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (2023) Edirne İli, Merkez İlçesi, Yeni İmaret Mahallesi, 1 Nolu Gecekondu Önleme Bölgesine İlişkin Çevre Düzeni Planı Değişikliği Plan Açıklama Raporu, s.28

Devamını Oku

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -5

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -5
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir önceki yazımızı şu soruyla bitirmiştik: Edirne, kendi hafızasıyla birlikte büyümeyi başarabildi mi?

Bu yazıda, söz konusu soruya kent tarihimizde iz bırakan somut örnekler üzerinden yanıt aramaya çalışalım.

Kurtuluş Savaşı sonrasında harap bir kent görünümünde olan Edirne’de halk yorgun ve bitkindir. Yoksulluğun ve eğitimsizliğin belirgin biçimde hissedildiği bu dönemde yöneticiler, sınırlı imkânlarla kenti yeni imar planları doğrultusunda geleceğe hazırlama çabası sürdürürken diğer taraftan da kentin gastronomi değerlerini ekonomiye dönüştürme çabası içine girmişlerdir.

Ancak bu süreçte, Osmanlı döneminden kalan yapı kalıntılarının taşlarının yol yapımında kullanıldığı, arsa alanlarının ise özel kişilere satışa çıkarıldığı görülmektedir. Bugünkü ifadeyle bu uygulamalar, kamusal varlıkların tasfiyesi ve özelleştirilmesi niteliğindedir.

Kentin içinden geçen üç nehrin verimli topraklarında yetişen sebze ve meyveleri ekonomiye kazandırmak amacıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan konserve ve şarap fabrikalarının ömrü kısa olmuş, sürdürülebilirlikleri sağlanamamıştır. Bir dönem ülkenin aranan markalarından olan Edirne Beyaz Peyniri’nin de bugün geldiği nokta üzüntü verici durumdadır.

Kentin kale dışında gelişen ilk mahallelerinden biri olan Balaban Paşa’nın yaptırdığı Balaban Paşa Mescidi bu sürecin dikkat çekici örneklerindendir. Yapının taşlarının kaldırım inşaatında kullanıldığı; Edirne Vakıflar Müdürlüğü’nün 1 ve 21 Ağustos 1926 tarihli 227 ve 241 sayılı kararlarıyla “yıkıntı” olarak satışına karar verildiği belgelerde yer almaktadır. Ayrıca mescid arsasının da 28 Eylül 1940 tarihli 78 sayılı kararla satışa çıkarıldığı ve 16 Aralık 1940 tarihli 88 sayılı kararla metrekaresi 33 kuruştan Edirne Belediyesi ambar memuru ve merkez tahsildarı Osman Türkkan’a satıldığı anlaşılmaktadır.[1]

 Bu dönemde bu tür örnekler sıkça görülmektedir. Buna karşın, aynı dönemde kentin sosyal yaşamında dikkat çekici bir hareketlilik de söz konusudur. Kadim kent Edirne’de 1940’lı yıllarda 10’un üzerinde tenis kortunun bulunması, farklı kültürlerden oluşan toplulukların kentin kültürel ve sosyal gelişimine yaptığı katkının somut bir göstergesidir.

1950’den sonra Edirne’de birçok değerli eser yıkıma uğramıştır. Bunun nedeni, Gündüz Özdeş’in Selimiye’yi merkez alan planına aykırı yapılaşmalardır. Özdeş, Selimiye’nin mimarisi kadar şehircilik anlayışının da korunması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak plana rağmen, eski Askeri Rüştiye binasının yerine Selimiye önüne ruhsatsız bir Orduevi yapılmıştır. Kaleiçi temelindeki çalışmaların ardından 1966’da ilk uygulama planı hazırlanmış ve 1968 yılında da Selimiye çevresine yönelik mekânsal düzenleme planı yapılmıştır.[2]

Edirne 1969 yılında “kalkınma öncelikli iller” kapsamına alınmasıyla birlikte[3] kentte hızlı bir betonlaşma süreci başlamıştır. Ancak o güne kadar kentin genişlemesine yönelik yeni imar planlarının geliştirilememiş olması, bu sürecin kentin ilk şehirleşme çekirdeğini oluşturan “Tarihi Kaleiçi” alanında başlamasına neden olmuştur.

Bu bağlamda Kaleiçinde ilk kooperatifleşme hareketi 1962 yılında başlamıştır. Edirne Mahdut Mesuliyetli İşçi Evleri Yapı Kooperatifi Kaleiçi’nin Yangınlık semtinde inşa ettirdiği 12 hanelik evlerin inşaatını 1962 yılının Ağustos ayında bitirerek düzenlenen törenle ev sahiplerine anahtarları dağıtılmıştır.[4] Edirne’de 1975 yılında ilk kooperatifleşme olarak planlanmış yerleşme alanı da Binevler bölgesidir.[5]

Belediye, bir taraftan bölgedeki inşaatları kontrol ederek ruhsata aykırı hareketlere ceza uygularken diğer taraftan da imar planına aykırı yapılan çıkıntıları yıktırmaktaydı.[6]

Tarihi konutların yıkılarak yerlerine betonarme ve çok katlı yapıların inşa edilmeye başlanması, Anıtlar Kurulu’nu harekete geçirmiştir. Anıtlar Yüksek Kurulu, Kaleiçi’ni sit alanı ilan ederek Eylül 1977’de bölgede üç kattan fazla bina inşa edilmesini yasaklamıştır.[7]

Edirne Belediye Başkanı Güngör Mazlum, müteahhitler ile yapmış olduğu toplantı da inşaatçıların dilek ve şikâyetlerini dinleyerek, Anıtlar Yüksek Kurulunca son alınan ve bu bölgedeki inşaatları çok kısıtlayan bu karar eleştirilmiş ve kararın değiştirilmesi yolunda Belediye’nin işe müdahalesi talep edilmiştir. Bu bağlamda belediye tarafından yaptırılmakta olan imar planı revizyonu ve tarihi çevreyi koruma planının yapım ve onarımı işinin çabuklaştırılmasının elzem olduğu ileri sürülmüştür.[8]

1966 yılında kabul edilen 775 sayılı Gecekondu Kanunu, kentsel hizmetlerin daha düzenli ve etkili bir biçimde sunulmasını sağlamak ve şehirlerde altyapının planlı şekilde geliştirilebilmesine imkân tanımak amacıyla yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, özellikle hızlı kentleşmenin ortaya çıkardığı sorunlara çözüm üretmeyi ve gecekondulaşmayı yasal bir çerçeve içinde ele almayı hedeflemiştir.[9]

Edirne’de sanayileşme hareketliliğiyle birlikte kentin önemli problemlerinden biri de gecekondu meselesi olmuştur. Şehrin değişik bölgelerinde gelişen gecekondu yapılaşmasından Yıldırım semtindeki ermeni mezarlığı da nasibini almıştır.[10] Şehir nüfusunun giderek yoğunlaşmasıyla birlikte gecekondu sorunu önem kazanmış olup sorunun çözümü için sosyal konut inşaatı gelişmeye başlamıştır.[11]

1970’li yıllarda Edirne için önemli bir kalkınma hamlesi olarak değerlendirilen ve kurulması planlanan organize sanayi bölgesi girişimleri, çeşitli ekonomik ve idari nedenlerle istenilen sonuca ulaşamamıştır. Nitekim söz konusu organize sanayi bölgesi çalışmaları 1978 yılında da başarıya ulaşamamış ve proje hayata geçirilememiştir.[12]

Edirne Belediye Başkanlığı almış olduğu imar kararları içinde ağırlık noktasını gecekondu yapımını önlemek gayesi ile plan geliştirilmesi kararı teşkil etmiştir. Daha önceki şehir planına ek olarak Hacılar ezanı mevkiinde düzenlenen DSİ kanalları arasında kalan 400 m. genişliğinde ve İstanbul asfaltına paralel bir sahanın da planlanmasını meclis kabul etmiştir.[13]

Bu bağlamda Edirne Belediyesi kentin sorunlarına çözüm üretmek amacıyla dört komisyon kurmuştur. Bu komisyonlar “Edirne’nin Konut Sorunu Komisyonu”, “İmar Planı ve Tarihi Çevreyi Koruma Planının Tartışılması ve Kısa ve Uzun Vadeli Ulaşım Sorunu Komisyonu, “Edirne’de Kırkpınar Alanının Değerlendirilmesi ve diğer Park Yerleri Sorunu Komisyonu” ile Edirne’nin Turistik Gelişme Olanaklarını Araştırma Komisyonundan oluşmuştur.[14]

Ancak tüm bu planlama çalışmaları ve komisyon kararlarına rağmen, kentin imar ve koruma sürecinde yeni tartışmalar da gündeme gelmiştir. Özellikle tarihi dokunun korunmasına yönelik alınan kararlar, uygulama aşamasında müteahhitler ve vatandaşlar açısından çeşitli sorunları beraberinde getirmiştir.

Devamı Var..


[1] Kazancıgil, Ratip (1992) Edirne Mahalleleri Tarihçesi (1361-1990).-Edirne: Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları No:7, s.36

[2] Yaş, Hakan; Çetin, Can (2019) Edirne’nin Kentsel Genişlemesinin İmar Planları Üzerinden İncelenmesi, Kentleşme ve Yerelleşme sürecinde Edirne monografisi kitabın içinde s.134 (Editörler: Mahmut Güler, Seyhan Bilir Güler).-İstanbul: Marmara Belediyeler Birliği Yayınları, s.135

[3] İzmen, Ümit (2014) Bölgesel Kalkınma Dinamikleri.- Trakya Kalkınma Ajansı, s.17

[4] Kooperatif evleri törenle tevzi edildi.(1962) Edirne Sesi Gazetesi,  3 Ağustos 1962, Yıl:2, Sayı:60, ss.1-4.

[5] Erdoğan, Nevnihal (2006)Edirne kentinde konut yerleşimlerinin fiziksel ve sosyal yapısının kültür bağlamında değerlendirilmesi.-Edirne: Trakya Üniversitesi yayınları no;67,  s.27

[6] Edirne Sesi Gazetesi 1977) Belediye inşaatları kontrol ederek ruhsata aykırı hareketlere cezalar veriyor, 31 Ağustos 1977, Yıl:17, Sayı:5523, sf;1

[7] Edirne Sesi Gazetesi (1977) Anıtlar kurulu Edirne imar planını altüst etti. 5 Eylül 1977, Yıl:17, Sayı:5526, s.1

[8] Belediye Başkanı Güngör Mazlum bu defada müteahhitlerle bir toplantı yaptı.(1977) Edirne Gazetesi, 22 Aralık 1977, Yıl:15, Sayı:4445, s.1.

[9] Resmî Gazete Tarihi: 30.07.1966 Resmî Gazete Sayısı: 12362

[10] Ermeni mezarlığı gecekondularla doldu. (1978) Edirne Gazetesi, 26 Ağustos 1978, s.2

[11] Gecekondu önleme bölgesinde gecekondu inşaatlarına izin verilmeyecek (1978) Edirne Gazetesi, 8 Şubat 1978, Yıl:15, Sayı:4476, s.1

[12] Yöremizde kurulacak organize sanayi bölgesi çalışmaları durdu. (1978) Edirne Gazetesi, 21 Ağustos 1978, Yıl:16, Sayı:4644, s.1

[13] Belediye meclisi ek planın genişletilmesini kabul etti. (1978) Edirne Gazetesi, 25 Şubat 1978, Yıl:15, Sayı:4493, s.1

[14] Belediye Başkanı dört komisyon oluşturdu. (1978) Edirne Gazetesi, 19 Nisan 1978, Yıl:15, Sayı:4538, s.1.

Devamını Oku

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -4

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -4
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Prof. Ernst Egli, 1937 yılından itibaren Edirne’nin planlama sürecini resmi olarak üstlenmiş ve kentin modern şehircilik ilkeleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesine öncülük etmiştir. Hazırladığı plan kapsamında Selimiye Camii’ni merkez alan güçlü bir mekânsal aks oluşturulmuştur. Edirne-İstanbul yolu genişletilerek paralel ulaşım bağlantıları düzenlenmiştir. Tunca Nehri boyunca önerilen çevre yolu ile doğu-batı yönlü ulaşım güçlendirilmiş, ulaşım sürekliliği nehir geçişleriyle kesintiye uğramayacak biçimde kurgulanmıştır. Kaleiçi bölgesinde mevcut tarihi doku korunurken, sokak sistemi ızgara plan anlayışı çerçevesinde ele alınmıştır. Ana arterler geniş tutulmuş, mahalle içi sokaklar ise daha dar ölçekli tasarlanmıştır. Eski Cami çevresindeki parsel dokusunun korunması ve Karaağaç’tan gelen yolların farklı bağlantı alternatifleriyle Avrupa yoluna entegre edilmesi, planın hem tarihsel sürekliliği hem de ulaşım bütünlüğünü gözettiğini göstermektedir.[1]

Bu mekânsal kararların hayata geçirilmesi ise dönemin yerel ve merkezi yöneticilerinin iş birliğiyle gerçekleşmiştir. 1930 yılında belediye başkanlığı görevine gelen eczacı Ferit Çardaklının yaptığı girişimlerle hızlandırılan imar planı,[2] Edirne Valisi Sâlim Özdemir Günday ve özellikle “Selimiye Merkezli Edirne İmar Planı Uygulaması” dönemin Edirne Belediye Başkanı Ekrem Demiray’la birlikte başlatılmıştı. O günlerde Almanya’dan gelen Prof. Egli Edirne’nin 1/500, 1/1000 ve 1/1200 ölçekli imar planları[3] Edirne Milletvekili olan; Faik Kaltakkıran, Şeref Aykut ve Şakir Kesebir’inde katılımı ile şehir içinde yerinde incelenmişti.[4]

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Edirne’nin kentleşme süreci Egli planları doğrultusunda şekillenirken, 1951 yılında hazırlanan Gündüz Özdeş planları bu planlama yaklaşımını sürdürmüş ve kentin tarihsel kimliğinin korunmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Bu süreçte, geçmişten günümüze ulaşan mimari miras aynı sokak ve mahalle dokusu içinde korunarak devam ettirilmiştir. Cumhuriyet dönemi mimari eserleri de bu tarihsel yerleşke içerisinde konumlandırılarak kentsel süreklilik sağlanmıştır.

Kentlerde “koruma alanları” veya “sit alanları” sınırlandırıcı kavramlar yerine, yerleşmeleri sosyo kültürel ve mekânsal bir bütün olarak, tarihsel katmanlarıyla birlikte ele almak “tarihi kentsel peyzaj” kavramının benimsendiği yaklaşımı da gerektirmektedir.[5]

Edirne gibi farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bir kentte mesele yalnızca “eskiyi korumak” olmamalıdır. Asıl önemli olan, tarihsel sürekliliği kesintiye uğratmadan yeniyi üretebilmektir. Aynı sokakta Osmanlı sivil mimarisi, erken Cumhuriyet dönemi kamu yapıları ve günümüz müdahalelerinin bir arada bulunması bir çelişki değil; doğru planlama ve ölçek anlayışıyla ele alındığında kentin yaşayan tarihini görünür kılan güçlü bir mekânsal anlatıdır. Ancak bu yaklaşım, geçmişi yok sayan ya da yıkan bir müdahale anlayışına dönüşmemelidir.

Bu doğrultuda miras kavramı da zaman içerisinde yalnızca anıtsal ve sivil mimari örnekleri değil, farklı işlevlere sahip yapıları kapsayacak biçimde genişlemiştir. Mirasın kültürel anlamda genişlemesi, “endüstri mirası” kavramının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Edirne Eski Elektrik Fabrikası da döneminin önemli endüstriyel mimari yapılarından biri olarak günümüze ulaşmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında inşa edilen Umumi Müfettişlik Binası, Tarihi Gar Binası, Eski Kapalı Spor Salonu, Edirne Kız Sanat Okulu ve Karaağaç Trakya Köy Öğretmen Okulu gibi yapılar, kentin erken kentleşme sürecinde hayata geçirilen kurumlar olarak Edirne’nin hafızasında önemli bir yer edinmiştir.

Bu yapılar ve plan kararları yalnızca fiziksel çevrede değil, dönemin kamusal tartışmalarında da karşılık bulmuştur. Kentin imar planlarının uygulanma süreci ve bu sürecin nasıl değerlendirildiği konusunda yerel basın önemli bir kaynak niteliğindedir. Nitekim Edirne Postası gazetesi, 19 Kasım 1947 tarihli sayısının ilk sayfasında bu süreci şöyle değerlendirmektedir:

 “….Bilinmediğinden eline bir miktar kireç ve tuğla geçiren vatandaşlar ulu orta inşaat yapmaktadırlar. Kendilerini ikaz eden, yol gösteren bir merci yoktur. Mahalle aralarında ahırlar çoğalmaktadır. Nerede ise gecekondu evleri de meydana çıkmaktadır. Bu hal Edirne’yi geriye, köye götürmek demektedir. Zaman oluyor semt, semt yağ imalathaneleri şehrin mutena yerlerine serpiliyor, istenilen sokakta değirmen yapıldığını görüyoruz. Aklına gelen dilediği yerde mandıra, garaj inşa ediyor. Cadde üstünde yapak tarakları gibi imalathaneler kurulduğu vakidir. Gelişigüzel ve keyfi yapılar yüzünden Edirneliler ileride büyük zararlara uğrayabilirler. Şehrimizin ticaret, sanayi, spor, Pazar, sağlık, banliyö ve eğlence semtlerinin, yeşil sahalarının ve ikametgâh kısımlarının belirtilmesi farzdır. Yoksa bütün emek ve teşebbüslerle harcanan servetlere yazık olur.” [6] şeklindedir.

Bu ifadeler, imar planlarının uygulama sürecinde yaşanan denetimsizlikleri ve işlevsel bütünlüğün sağlanamamasına yönelik kaygıları açık biçimde ortaya koymaktadır. Gazetede dile getirilen eleştiriler, kent mekânında rastlantısal ve bireysel müdahalelerin artmasının, planlı gelişim anlayışıyla çeliştiğini göstermektedir. Özellikle ticaret, sanayi, konut ve sosyal donatı alanlarının belirlenmesine yapılan vurgu, dönemin kentleşme politikalarında farklı kullanım alanlarının ayrı bölgelerde planlanmasına dayanan bütüncül yaklaşımın, yerel ölçekte de uygulanmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır.

Görüldüğü gibi, 1930’lu yıllarda başlayan imar planlarının geçen süre içinde uygulamada aksaklıklar yarattığı ve plan kararlarına her zaman uyulmadığı belirtilmektedir. Peki, bugüne geldiğimizde durum gerçekten farklı mı? Kentin yeni yerleşim alanlarında apartmanların altına açılan dükkânlar, otoparksız inşa edilen apartman ve siteler, plansız kentleşmenin güncel örnekleri değil midir?

Soru şu: Edirne, kendi hafızasıyla birlikte büyümeyi başarabildi mi?

Devamı Var.


[1] Gökşen, Tuğba Yüce (2017) Erken Cumhuriyet Döneminde Edirne’de Kentsel Gelişim.- Edirne: Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s.75

[2] Yaş, Hakan; Çetin, Can (2019) Edirne’nin Kentsel Genişlemesinin İmar Planları Üzerinden İncelenmesi, Kentleşme ve Yerelleşme sürecinde Edirne monografisi kitabın içinde s.134 (Editörler: Mahmut Güler, Seyhan Bilir Güler).-İstanbul: Marmara Belediyeler Birliği Yayınları, s.130

[3] Edirne Milli Gazete (1934) Edirne’nin imarı ve su işleri hakkında, 31.5.1934, Yıl:7, Sayı:514, s.1

[4] Ağırgan, Mehmet (2012) Cumhuriyet döneminde Edirne Valileri.-Edirne: Edirne Valiliği Yayınları, s.59.

[5] Dinçer, İ. (2013). Kentleri dönüştürürken korumayı ve yenilemeyi birlikte düşünmek: “Tarihi Kentsel Peyzaj” kavramının sunduğu olanaklar. Iconarp International Journal of Architecture and Planning, 1(1), 22-40.

[6] Edirne Postası (1947) Edirnemizin imar meselesi, Edirne Postası Gazetesi, 19.11.1947,  Yıl:23, Sayı: 1515, s.1

Devamını Oku

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -3

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -3
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne’nin tarihsel süreçte yaşadığı doğum, ölüm ve göçlere bağlı olarak nüfus yapısındaki değişim, kentin tarihsel kimliğiyle kurduğu bağın zayıflama riskini de doğurmaktadır. Bu durum, gelenek, görenek ve yerel değerlerin kent halkının günlük yaşamındaki görünürlüğünü ve sürekliliğini de azaltacaktır. Özellikle sözlü kültürün yeni kuşaklara aktarılmadan kaybolma riskini de artıracaktır.

Göçlerle birlikte kente yerleşen farklı kökenlere sahip grupların hemşehri dernekleri etrafında örgütlenmesi, kentle kurulan aidiyet ilişkisinin zayıflamasına yol açma potansiyelini de taşımaktadır. Bu durum, kültürel bağların büyük ölçüde köken mekâna yönelmesi olasılığını da güçlendirmektedir. Söz konusu dernekleşmeler bireylerin kültürel süreklilik arayışına yanıt verse de, Edirne’de kent kültürünün bütünleşmesini zorlaştırabilecek ve paralel sosyal ve kültürel alanların oluşması riskini barındırabilecek bir yapı ortaya koyabilecektir.

Bu nedenle kentte yaşanan göç süreciyle birlikte kimlik ve kültür dönüşürken, kültürel mirasın geleceğe aktarılma sürecinin nasıl yönetildiği de önemli bir konu haline gelmektedir.

Kentler sadece insanların bir arada yaşadığı fiziksel mekanlar değildir. Aynı zamanda günlük hayatlarındaki davranışları ve düşünce biçimleri, politik tercihleri, sosyal ilişkileri gibi kente özgü sosyal, siyasal ve kültürel özellikleri barındırır. Bunun yanında kentlerin mimarisi, estetik anlayışı, ölçeği ve yaşam hızı da onları diğer kentlerden ayırmaktadır.[1]

Bu bağlamda asıl önemli olan, kentte yaşayan bireylerin aynı kültürel değerlere sahip olması değil, kent kültürünü ve kentlilik bilincini paylaşabilmesidir. Kentlilik bilinci, kente göç eden ya da kentte yaşayan bireylerin zaman içinde kentsel yaşama uyum sağlayarak geliştirdiği aidiyet duygusunu ifade etmektedir.[2] İnsanlar, kırsal alanlarda farklı ekonomik ve sosyo-kültürel yaşam biçimine sahiptir. Dolayısıyla kültürel mirasın korunması yalnızca fiziksel yapıların muhafazasıyla sınırlı kalmamalıdır. Yaşayan kültürün, toplumsal ve mekânsal bellekle birlikte ele alınması ve kentli aidiyetini kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.

Traklardan Bizans İmparatorluğu’na, Bizans İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan da Türkiye Cumhuriyeti dönemine uzanan süreçte Edirne; mimari, kültürel ve sanatsal değerleriyle tarihsel gelişim sürecinde şekillenen zengin kültürel mirasını günümüze kadar taşımayı büyük ölçüde başarmıştır.

Edirne, yalnızca farklı uygarlıkların egemenlik kurduğu bir coğrafya değil; her dönemin kendinden önceki mirası dönüştürerek yaşattığı nadir kentlerden biri olmuştur. Trak yerleşimlerinden Roma ve Bizans’ın sınır ve geçiş kenti kimliğine, oradan Osmanlı’nın başkentlik tecrübesine uzanan süreç, kenti farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan bir şehri hâline getirmiştir. [3] Bu yapı, mimaride anıtsallık, kent dokusunda süreklilik ve kültürel bellekte derinlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tarihsel ve kültürel birikim, Edirne’nin mirasını yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası kültürel koruma anlayışı içinde de önemli bir konuma taşımıştır.[4]

Bu mirasın bir sonucu olarak Edirne, günümüzde UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dört eserini kaydettirmiş ayrıca iki eserini de aday listeye dâhil ettirmiştir. Kentlerin kültür turizmi açısından en önemli unsurlarından biri olan kültürel miras, bir yandan kentlerin kimliğini, imge ve simgelerini belirlerken, diğer yandan turizm potansiyelini artırarak kent halkı için önemli bir ekonomik kaynak oluşturmaktadır.

Türkiye’de erken Cumhuriyet Dönemi’nde milli mimari anlayışı iki dönemde ele alınmıştır. 1900-1930 yılları arasında etkili olan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı, Osmanlı ve Selçuklu mimarisini temel alan “milli üslup” yaklaşımını savunmuş ve bu süreçte Osmanlı’nın farklı kültürlerden oluşan kimliği ile yeni Türk kimliği arasında bir karşıtlık ortaya çıkmıştır. 1930-1950 yılları arasındaki İkinci Ulusal Mimarlık Akımı ise fonksiyonellik ve rasyonelliği ön plana çıkararak hızlı ve ekonomik yapım yöntemlerini benimsemiş, yabancı mimarların da etkisiyle daha sade, geometrik ve süslemelerden uzak bir mimari anlayış gelişmiştir.[5]

Edirne’de de bu süreci gözlemlemek mümkündür. Kentin ilk şehirleşme hareketleri kale dışında gerçekleşirken, imaretler, külliyeler, camiler, hamamlar ve medreseler dönemin mimari özelliklerini yansıtan ilk yapılar olarak kent dokusunun oluşumunda önemli rol oynamıştır. Bu yapılar, Osmanlı kültürünün, iktidar ilişkilerinin ve dinsel yaşamın mekân aracılığıyla yeniden üretimini simgeleyen toplumsal temsil alanları niteliğindedir.[6]

Cumhuriyet döneminde kentleşme politikaları 1930’dan itibaren çıkarılan yasalarla planlı hale getirilmeye çalışılmış, ancak plancı eksikliği, bütçe sorunları ve yerel yönetim yetersizlikleri nedeniyle birçok proje uygulanamamıştır. Edirne’de Umumi Müfettiş Kazım Dirik öncülüğünde turizm, endüstri ve ulaşım stratejileri geliştirilmiş; otel, gar, gazino gibi yapılarla turizm desteklenmiş, sanayi tesisleriyle İstanbul’a bağımlılık azalmış ve ulaşım ağlarının güçlenmesi kentin gelişimini hızlandırmıştır.[7]

Edirne’nin Cumhuriyet sonrası imar planları, 1931 yılında ilk olarak mimar Burhan Arif den sonra 1937 yılında Prof. Egli ve 1951 yılında da Gündüz Özdeş tarafından hazırlanan[8] kente ait imar planları düzenlenerek haritalar üzerinde belirlenmiştir.

Edirne’nin imar planlarıyla ilgili olarak 1934 yılında Belediye encümeninin almış olduğu kararlar şunlar olmuştur; 1-Merkezi Selimiye Camii olmak üzere Köprübaşı-Selimiye, İstanbul Yolu-Selimiye, Saraçhanebaşı-Selimiye ve Gazimihal-Selimiye Caddelerinin açılması, 2- Abacılar başına Üç Şerefeli ile Darülfünun parkı arasındaki sahanın (Cumhuriyet Meydanı) ittihaz[9] edilmek üzere istimlaki, 3- Mihveri Selimiye Kubbesinin alemi olmak üzere çevrilecek 13 metrelik daire dahilindeki ev ve arsaların mezkür eserin meydana çıkması için keza istimlaki, 4-Bunlara ait haritaların belediye encümenine tevdii için keyfiyetin heyeti fenniyeye havalesi, 5-Belediye’nin mali vaziyeti nazarı itibara alınarak evvel emirde köprübaşı-Selimiye caddesinin 100 metre genişliğinde ve (Cumhuriyet Medyanı) ittihaz olunacak Üç Şerefeli ile Darülfünun parkı arasındaki sahanın istimlak muamelesinin icrası[10] olarak belirlenmiştir. Belediye encümeninden geçen bu kararlar Edirne imar planının ana hatlarını çizmiştir.

Sonuçta Edirne’nin imar planının Profesör Egli tarafından yapılacağı Atatürk’ün onayı ile 1 Eylül 1937 tarihli kararnamede kesinlik kazanmıştır. Bu doğrultuda Prof. Earnst Arnold Egli davet edilerek Edirne’nin imar planları üzerinde çalışmalara başlanmıştır.[11]

                                                                                                                                     Devamı Var…


[1] Kaya, Erol (2007) Kentleşme ve Kentlileşme.-İstanbul: Okutan yayınları, s.35

[2] Özkök, Mete Korhan; Yenen, Zekiye (2023). Pietro Del Massaio’nun Planına Göre 15. Yüzyılda Edirne’nin Kentsel Mekân Değerlendirmesi. Belleten, 87(), 853-888.

[3] Gökbilgin, M. T. (1994). Edirne. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt:10, ss.;425-431

[4] Eyice, Semavi (1994) Edirne. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt:10, ss.;431-442

[5] Çubukçu, Emre (2021) Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarisinde Ulusal Kimlik Arayışı: Ankara’daki Kamu Yapıları.- Kültür Araştırmaları Dergisi, 2021, 9: s.363.

[6] Velet, Ayşe Değerli; Yavuzcan, Gaye (2025) . Bizans’tan Osmanlı’ya Kentsel Dönüşüm ve İktidar-Mekân İlişkisi: İstefe Örneği. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 35, 1, s.328.

[7] Gökşen, Tuğba Yüce (2017) Erken Cumhuriyet Döneminde Edirne’de Kentsel Gelişim.- Edirne: Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s.122.

[8] Yaş, Hakan; Çetin, Can (2019) Edirne’nin Kentsel Genişlemesinin İmar Planları Üzerinden İncelenmesi, Kentleşme ve Yerelleşme sürecinde Edirne monografisi kitabın içinde s.134 (Editörler: Mahmut Güler, Seyhan Bilir Güler).-İstanbul: Marmara Belediyeler Birliği Yayınları, s.304.

[9] İttihaz: Kabul etmek, Benimsemek.

[10] Edirne Milli Gazete (1934) Edirne’nin imarına doğru, 28 Haziran 1934, Yıl:2, Sayı:522, sf.1-2

[11] Akansel,Sennur (2023) Edirne’de Mimari ve Sanat Tarihi -Edirne’nin Kentsel Gelişiminde İmar Planlarının Rolü, Edirne Araştırmaları kitabı içinde, s.;308. (Editörler:Yüksel Topaloğlu, Metin Ünver):Edirne: Trakya Üniversitesi Yayınları No:306.,s.662.

Devamını Oku

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -2

UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -2
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, savaşların kentte bıraktığı yıkım imar planı çalışmalarını hızlandırmıştır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yapılan imar planı, kentin bugüne ulaşan kentleşme sürecinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Kentin bugünkü yerleşiminin ana çekirdeği, Roma dönemine uzanmaktadır. Şehir savunma amaçlı olarak nehir kıvrımında kurulmuştur. Şehrin çekirdeğini Tunca Nehri çevresindeki Kaleiçi bölgesi oluşturmuştur. Bu alan, surlarla çevrili ve kare planlı Roma şehir tipine uygun bir yerleşim düzenini göstermektedir.

Edirne’nin ilk imar planlarını hazırlayan mimar Burhan Arif Ongun[1] yayınladığı makalesinde Edirne’yi şöyle anlatmaktadır; “Edirne’nin yerleşimi, topoğrafyası ve gelişimi Roma şehir tipine uygundur. Fetih sonrası Türkler şehri sur dışına taşıyarak özellikle manzaralı tepelere doğru genişletmiş, burada nitelikli Türk konut mimarisi ve güçlü bir şehircilik anlayışı geliştirmiştir. Koca Sinan devrinde bu anlayış Selimiye Camii ve çevresinde zirveye ulaşmıştır. Edirne’nin gelecekteki gelişiminde, 17. yüzyılın olgun şehir dokusunun ve tarihî anıtların korunması, Selimiye siluetinin bozulmaması temel ilke olmalıdır.”[2] diyerek kentin şehircilik esaslarını özetlemiştir.

Edirne’de demografik ve kültürel dönüşüm sürecinin daha iyi anlaşılabilmesi için kentin Cumhuriyet dönemi boyunca yaşadığı nüfus değişimlerinin tarihsel seyri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, şehrin Cumhuriyet’in ilanından itibaren geçirdiği nüfus artış ve azalışlarının sayısal veriler ışığında incelenmesi, günümüzdeki demografik yapının oluşumunu açıklayıcı niteliktedir.

20. yüzyılın başlarında savaş, istila ve taşkınlar nedeniyle olumsuz koşullar yaşayan Edirne, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte oluşan huzur ortamında nüfus ve alan bakımından büyüme göstermiştir. Edirne’ye ait en güvenilir nüfus verileri Cumhuriyet dönemindeki sayımlarla elde edilmiştir. Edirne ilinin en yüksek yıllık nüfus artış hızı binde 61.5 ile 1935-1940 döneminde gerçekleşirken en düşük yıllık nüfus artış hızı ise binde -47.5 ile 1940-1945 döneminde olmuştur.[3]

21. yüzyılda teknoloji, sanayileşme, nüfus artışı, göç ve kentleşme gibi süreçler dünya genelinde önemli toplumsal dönüşümlere yol açmıştır. Sanayileşmenin getirdiği kentleşmeyle birlikte artan göçler, kent nüfusunun büyümesine neden olurken ekonomik, sosyal ve kültürel sorunları da beraberinde getirmiştir. Türkiye’de 1950’lerden itibaren köyden kente göç, özellikle büyükşehirlerin fiziksel yapısında kalıcı olumsuz etkiler yaratmıştır. 2011’de başlayan Suriye savaşı ve Afganistan’daki gelişmeler Türkiye’ye yönelik göçü artırmış, 6 Şubat 2023 depreminin ardından ise deprem riski düşük kentlere yeni göç dalgaları oluşmuştur.

Tarihsel olarak göç alan kentlerden biri olan Edirne, bu süreçlerden etkilenmiş ve 2023 Haziran verilerine göre konut fiyatları en fazla artan şehirlerarasında %160’lık artışla ikinci sırada yer almıştır.[4]

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2013-2025 yılları arasında Edirne’de gerçekleşen konut sayılarını incelediğimizde 2013 yılında 7.200 konut satışı gerçekleşirken, 2015 yılında bu sayı 8.040’a ulaşmıştır. Bu dönem içinde en düşük veri 2014 yılında 6.175 konut olurken 2025 yılında gerçekleşen konut sayısı 8.037 olmuştur.  Bu yıllar arasında aylara göre en fazla konut Aralık 2021’de 1.257 konut satılırken, Aralık 2025 de ise 1.244 konut satışı gerçekleşmiştir.

Konut satışlarının sürekli yüksek olmasının önemli bir sebebi kentin göç hareketliliğinin sürekli artış yönünde olmasıdır. Nitekim TÜİK’in illere göre il/ilçe merkezleri ile belde ve köy nüfusları ve yıllık nüfus artış hızları incelendiğinde, Edirne ili genelinde nüfus artış hızının 2018–2019 döneminde ‰ 5,8, 2019–2020 döneminde ‰ -14,9, 2020–2021’de ‰ 10,6, 2022–2023’te ‰ 12,5 ve 2023–2024 döneminde ise ‰ 3,2 olarak gerçekleştiği görülmektedir.

2024 yılında Edirne’nin ilçelerine göre nüfus artış hızları incelendiğinde ise; Enez’de ‰ -9,1, Havsa’da ‰ -20,1, İpsala’da ‰ -19,7, Keşan’da ‰ -0,6, Lalapaşa’da ‰ -21,7, Meriç’te ‰ -27,4, Süloğlu’nda ‰ -54,0 ve Uzunköprü’de ‰ -4,4 olduğu, buna karşın Edirne Merkez ilçede nüfus artış hızının ‰ 17,5 olarak gerçekleştiği görülmektedir.

Bu veriler, Edirne’nin ilçelerinde nüfus artış hızlarının negatif değerlerde seyrettiğini, yani göç verdiğini buna karşılık merkez ilçenin pozitif ve yüksek bir artış hızına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Edirne Merkez ilçede nüfus artış hızının 2010 yılında ‰ -20.46, 2020 yılında ise ‰ -24.61 olarak gerçekleşmiş olması, doğum hızının düşük olması kentin nüfus artış hızını olumsuz etkilediğini göstermektedir.

Ancak son yıllarda yaşanan salgın hastalık süreci, yaşanılan deprem sonrası diğer kentlerden alınan göçler, köy okullarının kapatılması ve sınır ötesinde yaşanan isyan ve savaşlar sonucunda Türkiye’ye yönelen göç hareketleri Edirne’yi de etkilemiştir.

Edirne’de doğum hızının düşük oluşunun yanında ölüm oranın da yüksek oluşu Edirne nüfusu içindeki Edirne doğumlu kişilerin sayısını da etkilemektedir.

1935 yılında Edirne’de yaşayan Edirne doğumlu kişiler nüfusun %61,67’sini oluştururken 1975 yılında bu oran %84,82’e yükselmiştir. 2021 yılında ise Edirne’de yaşayan Edirne doğumluların oranı %66,9 olmuştur. İkamet edilen ile göre nüfus kütüğüne kayıtlı olan verileri incelediğimizde de, Edirne’nin 2008 yılındaki nüfusunda 304.163 kişi Edirne ikametgâhlı iken 2015 yılında bu sayı 293.869, 2021 yılında 287.312, 2022 yılında 285.649, 2023 yılında 285.016 ve 2024 yılında 283.110’a düşmüştür. Dolayısıyla 2008 yılında ikamet edilen ile göre Edirne nüfus kütüğüne kayıtlı kişilerin oranı ‰ 77.16 iken 2024 yılında bu oran ‰ 68.5’e düşmüştür.

TÜİK verilerine göre, Edirne son on yılda doğu ve güneydoğu illerinden de göç almaktadır. Diğer yandan Irak, Suriye, Afganistan ve Ukrayna bölgelerindeki olumsuz koşullardan dolayı göç edenlerin bir kısmının da kentimizde yaşadığı bilinmektedir.

Bu gelişmelerin etkisiyle Edirne merkez ilçenin nüfus artış hızı 2021 yılında ‰ 30,08, 2022’de ‰ 26,2, 2023’te ‰ 18,22 ve 2024 yılında ‰ 17,47 olarak gerçekleşmiştir.[5]

2008–2023 yılları arasında Edirne’de ikamet eden nüfusun, nüfus kütüğüne kayıtlı olunan illere göre dağılımı incelendiğinde bazı illere kayıtlı kişilerin sayısında dikkat çekici artışlar olduğu görülmektedir. Bu dönemde Edirne’de ikamet eden Hakkari nüfusuna kayıtlı kişilerin sayısı %192,31 oranında artarak en yüksek artışı göstermiştir. Hakkari’yi sırasıyla Van (%186,20), Ağrı (%125,13), Muş (%114,36), Mardin (%94,55), Kars (%91,41), Iğdır (%89,69), Adıyaman (%86,40), Bitlis (%84,35), Diyarbakır (%68,02), Sinop (%63,57), Malatya (%59,68), Batman (%59,23) ve Kahramanmaraş (%58,78) takip etmiştir. Bu artış, Edirne’ye yönelik göç hareketlerinin etkili olduğunu düşündürmektedir. Ancak artışın yalnızca göçle değil, doğal nüfus artışı ve kayıt güncellemeleri gibi etkenlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yine TÜİK verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Edirne’de ikamet eden nüfus ile nüfus kütüğüne kayıtlı olunan iller karşılaştırıldığında, Edirne nüfusu içerisinde Trakya Bölgesi illerine kayıtlı kişilerin oranının görece yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre Kırklareli nüfusuna kayıtlı olanların oranı %2,30, Tekirdağ %2,19, İstanbul %2,24 ve Çanakkale %0,99’dur. Diğer illerle karşılaştırıldığında ise Ağrı (%0,86), Kars (%0,92), Ordu (%0,87), Tokat (%0,81), Samsun (%0,71), Erzurum (%0,67), Van (%0,66), Malatya (%0,63), Sivas (%0,59), Trabzon (%0,52), Diyarbakır (%0,42) ve Şanlıurfa (%0,42) oranında nüfusuna kayıtlı kişilerin Edirne’de yaşadığı görülmektedir.

Tüm veriler ışığında ikamet edilen ile göre nüfus kütüğünde kayıtlı veriler incelendiğinde 2008 yılında Edirne’de Edirne nüfus kütüğüne kayıtlı 304.163 kişi var iken 2024 yılında bu sayı 283.110 düşerken değişim oranı % -6.92 olarak gerçekleştiği görülmektedir.

Dolayısıyla gerçekleşen göçler, Edirne’nin kent kimliği ve kültüründe dinamik, sürekli dönüşen bir yapıya dönüştürme potansiyeline sahiptir. Bu dönüşüm sürecini, doğru planlama ve etkin yönetim mekanizmalarıyla yönlendirilemediği takdirde, kent kültürü, kent kimliği ve kültürel mirasın korunarak geleceğe aktarılması sürecinde olumsuz sonuçlar da doğurabilecektir. Bunu da unutmamalıyız.

Devamı Var…


1- Mete Korhan Özkök, Zekiye Yenen (2023). Pietro Del Massaio’nun Planına Göre 15. Yüzyılda Edirne’nin Kentsel Mekân Değerlendirmesi. Belleten, cilt: 87 (310), 853-888.

2 Bilsel, Cana (2016) Kent Tarihi Araştırmalarında Mekân Bilimsel Bir Yaklaşım: Batı’da ve Türkiye’de Kentsel Morfoloji Çalışmalarının Öncülleri.- Türkiye Kentsel Morfoloji Sempozyumu – Temel Yaklaşımlar ve Teknikler-, 22-23 Ekim 2015, Bildiriler Kitabı içinde, Editörler: Yener Baş, Sinan Burat (s.59-77) .- Mersin: Mersin Üniversitesi Yayınları no: 44, Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi Yayınları no: 5, s.590.

3 Onan, Burhan Arif (1931) Edirne’nin İmarı, Mimarlık Dergisi, Yıl:1, Sayı:10, ss.;317-318

4 DİE (2002) 2000 Genel Nüfus Sayımı, Nüfusun sosyal ve ekonomik nitelikleri il/Edirne.-Anka ra: T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü, s.35.

5 Bilar, Ender (2024) Edirne nüfusunda değişim rüzgarı.- Tarih, Kültür-Sanat Kenti Edirne -2 kitabı içinde (sf.83.) İstanbul: Hiperyayın, Araştırma Dizisi: 1055, s.440.

6 TÜİK MEDAS Veri tabanı, Edirne Merkez İlçe Yıllık Nüfus Artış Hızı (Binde)

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler