09 Ocak 2026 Cuma
En kalbi duygularımla Muhabbetle saygı ile özlemle sizleri selamlıyorum, Cumanız Mübarek olsun. 2026 Yılının ilk Cuma Günü Gazetemizin köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel bir haslet. 2026 yılının Ülkemiz Vatanımız Milletimiz bizler için hayırlar getirmesini Yüce Mevladan niyaz ediyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Tevbe’nin Tanımı
Sözlükte “dönmek ve vazgeçmek” anlamına gelen ve daha çok Allah’a dönme ve yönelmeyi ifade eder
Din ıstılahında; “İnsanın işlediği günahını anlayıp, onu bırakması ve Allah’a dönüp O’ndan, yaptığı kötülüğü ve işlediği günahı affedip bağışlamasını dilemesi, pişman olduğunu da belirterek yalnız O’na yalvarması” demektir.
“Tevbe”; kişinin şirk, küfür ve nifaktan imana, isyandan itaate, günahtan sevaba, yanlıştan doğruya yönelmesidir.
Tevbe’de Niyet:
Tevbe, sırf günah olduğu için pişmanlık duyularak o günahtan vazgeçmektir. Günah işlemiş olmaktan dolayı vicdanında oluşan tepkiden dolayı değil de bedenine, malına veya şerefine zarar verme gibi bir endişeden veya umduğu bir dünya menfaatini elde etmek arzusundan dolayı kötülükten vazgeçmek tövbe değildir.
Asıl tevbe, menfaatini görse dahi yaptığı günahın çirkinliğini hissedip ondan vazgeçmektir. Bir sahâbînin, sorusu üzerine Peygamberimiz günahı şöyle tanımlamıştır:
“Günah, vicdanını tırmalayıp, seni huzursuz eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir“[1]
Günah Psikolojisi
Günahkar olduğu hissine kapılan kimse eğer tevbe yolunu tercih etmez veya tevbesi neticesinde suçluluk duygusunun hafiflediğini hissetmezse psikolojik rahatsızlıklara maruz kalır.
İslam dini, günahlar için tevbe kapısının açık olduğunu ve insanın doğrudan Allah’la irtibat kurmasının gerektiğini ısrarla vurgular. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir ve merhamet edenlerin en merhametlisidir.
Günahlar Kalbi Karartır
Rasulullah buyurdu ki:
“Kul, bir hata işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şayet el çeker, mağfiret diler ve tevbe ederse kalbi cilalanır. Eğer tevbe etmezse siyah nokta artırılır ve neticede bütün kalbini istila eder. İşte Allah’ın, “gerçek şu ki onların kazanmış oldukları günahlar, kalplerini örtmüştür.” (Mutaffifin, 83/14) diye zikrettiği örtü budur.”[2]
Günahta Israr Etmemek
Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.
İşte onların mükafatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükafatı ne güzeldir![3]
Allah Affedicidir
De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Şüphe yok ki, Allah bütün günâhları bağışlar. Muhakkak ki, O, çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.[4]
Allah tevbe edenleri sever ve temizlenenleri sever.[5]
Allah Teâlâ Hazretleri ibadette gayret edene: “Sen benim elimdekine kâdir misin?” dedi. Günahkâra da dönerek: “Git, rahmetimle cennete gir!” buyurdu. Diğeri için de: “Bunu ateşe götürün!” emretti.”[6]
Tevbe Etmenin Önemi
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar.[10]
“Tevbe-i nasûh” samîmî olarak yapılan, insanın halini düzelten ve kişinin bir daha o günaha dönmesine engel olan tevbe demektir. Hz. Ömer, Übey ibn Ka’b ve Muâz bin Cebel nasûh tevbesini şöyle tanımlamışlardır: “Tevbe-i nasûh, sütün memeye dönmediği gibi kişinin tövbe ettiği günaha bir daha dönmemesidir.“
Rasûlullah buyurdular ki:
“İnsanoğlunun her biri hata yapar. Ancak hata yapanların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır.”[11]
Meleklerin Müminler Adına Tevbesi
Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).[14]
Hz. Peygamberin Tevbe Etmesi
Rasulullah buyurdu ki:
“Ey insanlar! Allah’a tevbe ediniz. Zira ben günde yüz defa tevbe ediyorum.”[15]
Makbul Tevbe Nasıl Olur?
kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır.[17]
Hz. Ali, bir bedevînin hızlıca,
“Ey Allah’ım, senden beni bağışlamanı diliyor ve (sana günahlarımdan dolayı) tövbe ediyorum” diyerek tövbe ettiğini duymuş ona, “Ey adam! Tövbede dil çabukluğu, yalancıların tövbesidir” demiştir. Adamın, “O halde tövbe nedir?” diye sorması üzerine, Hz. Ali ona, “Tövbenin altı özelliği vardır” demiş ve bu özellikleri şöyle sıralamıştır:
Geçmiş günahlara pişmanlık duymak,
Yerine getiremediği farzları kaza etmek,
Mazlumun hakkını vermek,
Hak sahipleriyle helalleşmek,
Bir daha günaha dönmemeye azmetmek,
İbadet ve itaat ile nefsi olgunlaştırmaktır.
Tevbe Etmenin Son Vakti
Rasûlullah buyurdular ki:
Son nefesini vermedikçe Allah, kulun tevbesini kabul eder.[18]
Rasulullah buyurdular ki:
“Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.”[19]
Ey halk içinde ulu,
Olmuş nefsinin kulu
İşi ey yaman huylu
Tevbeye gel tevbeye
Sakalına bakarak
Kara iken oldu ak
Dünya sana kurdu fak
Tevbeye gel tevbeye
Uça gide sen dahi,
Kuru kala ten dahi,
Yunus Emre sen dahi,
Tevbeye gel tevbeye
Günah ve Tevbe Çeşitleri
Günah işleyen insan ya “Allah hakkını” veya “kul hakkını” ihlal etmiş olur. Bir başka ifade ile insan; Allah’a karşı veya insanlara karşı günah işlemiş olur.
Allah’a Karşı İşlenen Günahlar.
Bu tür günahlar iki şekilde işlenir.
1. Allah’ın farz kıldığı bir görevi terk etmek:
Bu tür günaha tevbe, pişmanlık duymak ve hemen o görevi yapmaya başlamak, geçmişte yapamadıklarını kaza etmek, Allah’tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela mümin namaz kılmıyor ve oruç tutmuyorsa hemen namaz kılmaya ve oruç tutmuyorsa başlar.
2. Allah’ın haram kıldığı ve yasak ettiği bir şeyi yapmak.
Bu tür günaha tevbe, haram ve yasak olan söz, fiil ve davranışı terk etmek, yaptığına pişman olmak, Allah’tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela içki içenin derhal içkiyi, kumar suçu işleyenin kumarı terk etmesi gerekir.
“Allah hakkı” ile ilgili günaha tevbe etmede üç şartın birlikte bulunması gerekir:
1. Günah işlediğine pişmanlık duymak,
2. İşlediği günahı terk etmek
3. O günahı bir daha yapmamaya karar vermek. Bu üç şarttan biri eksik olursa tövbe geçerli olmaz.
İnsanlara Karşı İşlenen Günahlar.
Bu tür günahlar da iki şekilde işlenir.
Borcu vermemek, malına veya canına zarar vermek şeklinde maddî olur. Bu tür günaha tevbe edebilmek için haksız olarak elde edilen malın sahibine iadesi; mal mevcut olup sahibi bilinmiyorsa, bu malın sadaka olarak verilmesi; zarar, telafi edilen bir şey ise bu zararın telafi edilmesi gerekir. Dövmek gibi telafisi mümkün olmayan bir hak ise özür dilenmesi gerekir.
Gönül kırmak, üzmek, gıybet etmek, su-i zanda bulunmak şeklinde manevi şekilde olur. Bu tür günahın tövbesi hak sahibinden özür dilenip helallik alınmak suretiyle yapılır. Hak sahibi ölmüş ise arkasından hayır dua yapılır, hayır ve hasenat işlenir.
Dolayısıyla “kul hakkı” ilgili günaha tevbede, Allah hakkı ile ilgili tevbedeki şartlara ilave olarak kul hakkından kurtulmak ve hak sahibi ile helalleşmek şarttır.
“Kimde başkasının malı ve namusu ile ilgili hakkı varsa, paranın ve malın geçerli olmadığı kıyamet günüden önce o kişiden helallik alsın. Aksi taktirde o kişinin iyiliklerinden alınarak, yaptığı haksızlıklara mukabil hak sahibine verilir. O kişinin iyiliği yoksa hak sahibinin günahlarından alınarak haksızlık edene yüklenir.”[22]
“Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar geldiği, canlarının iyice sıkıldığı ve Allah’tan kaçmanın yine O’na sığınmaktan başka hiç bir kurtuluş çaresi olmadığını anladıkları zaman, geri bırakılan o üç kişiyi; Allah tevbe etmeye muvaffak kıldı. Muhakkak Allah, tevbeleri kabul eder ve çok merhametlidir.[23]