eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Recep Çınar

Recep Çınar

02 Nisan 2026 Perşembe

Siyonizm ve Haim Naum Planı!

Siyonizm ve Haim Naum Planı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 Recep Çınar

‘Siyonizm’, Filistin‘de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketidir. Söz konusu alan, Tevrat‘ta bahsi geçen ve “İsrail Diyarı” adı verilen topraklardır.  Bütün Siyonistlerin buluştuğu ortak payda, İsrail diyarının Yahudiler için milli yurt olarak tanımlanmasıdır. Bu tanımlama ve anlayış, tarihi bağların ve dini geleneklerin Yahudileri İsrail’e bağlamasından doğar. Siyonizm standart bir ideolojiye dayanmaz ve birçok ideoloji arasındaki diyaloglara dönmüştür: Genel Siyonizm, Dini Siyonizm, İşçi Siyonizm’i, Revizyonist Siyonizm, Yeşil Siyonizm, v.b.

‘Siyonizm’ diğer bir ifadeyle;  Yahudi milletinin, tarihteki Yahudi devletinin sınırları içinde, kendi kaderini tayin etme hakkını bir devlet kurarak gerçekleştirme ülküsünün ideolojisidir. Hukuk doktoru ve Viyanalı bir gazeteci olan Theodore Herzl, Yahudi sorunu’nun ancak Yahudilerin kendilerine ait bir devletin kurulmasıyla çözülebileceği kanaatine varmıştır. Bu inancını 1896 yılında yazdığı “Der Judenstaat” Yahudi Devleti isimli kitabında işlemiş ve bu fikrini eyleme geçirmek üzere 29 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde 200 kişi ile I. Siyonist kongresini toplamıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Theodor Herzl, dönemin Sultanı II. Abdülhamid‘den Kont Nevlinski (bir Leh soylusu, II. Abdülhamit’in şahsi dostu) aracılığı ile Filistin’e özerklik ve Musevi ikametliği ister.

Buna Karşılık Şu Taahhütlerde Bulunur:

1. Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçların tamamını ödeyelim.

2. İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın Frank’a mal olacak deniz filosu yaptıralım.

 3. Devletin mali durumunu canlandırmak için 35 milyon altın lira faizsiz borç verelim.

Ancak, II. Abdülhamit Teklifi Kabul Etmez Ve Şu Cevabı Verir:

“… Bu meselede (Theodor Herzl) ikinci bir adım daha atmasın. Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz…” diyor!

 1. Dünya savaşı ardından Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması Ortadoğu’da siyasi istikrarsızlık yaratmıştır. Bölgenin İslam kimliğinin değişmesi için Yahudilerin çalışmalarına Avrupa da katılmıştır.

 2. Dünya Savaşının başlaması ve özellikle Almanya’da faşistlerin iktidarının yaptığı katliamlar sonucunda Yahudiler Avrupa’dan kaçarcasına bölgeye sığınmıştır. Bölgede Yahudi nüfusunun bir anda bu kadar artması Arapların 1936’da isyan etmesine neden olmuştur. Filistin’e İngiltere’den bir heyet gitmiş ve Filistin’in iki halk (Arap – Yahudi) arasında paylaştırılması kararı alınmıştır.

 Modern İsrail’in kuruluşu 1942 yılında New York’ta yapılan bir konferansta Hitler’in politikalarının da gösterdiği üzere Yahudilerin bağımsız bir devlet ihtiyacı olduğu kararı alınmıştır. Ve bir Yahudi devletinin kurulması öngörülmüştür. Başta İngilizler olmak üzere Batılı ülkelerin desteğiyle Filistin’de 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti resmen kurulmuştur. Tabii ki iş bununla kalmayacak ve hedef ‘Büyük İsrail’in kurulmasıdır! Bunun için de bölgede sürekli kargaşa, terör estirilecek!

 Bu işin akıl babası ise Haim Naum isimli Yahudi Hahamı. Bu zat, Lozan’da İsmet İnönü’nün başdanışmanı idi! Lozan’da bir tarafta Türkiye heyeti, diğer tarafta Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Portekiz Belçika ve Yugoslavya temsilcileri.

İlk görüşmeler sonunda anlaşma sağlanamayınca Haim Naum İtilaf Devletlerinin delegelerine; “Osmanlı’yı en kötü şartlarında bile savaş meydanında dize getiremediniz. Ancak uzun vadeli şu planlarla onların işini bitirebilirsiniz” der ve planlarını sıralar;

1. Türkiye’yi işsiz bırakacaksınız,

2. Aç bırakacaksınız,

3. Borca esir edeceksiniz,

4. Dininden uzaklaştıracaksınız,

5. Böleceksiniz (Sağ – Sol / Türk – Kürt / Sünni – Alevi),

6. Birbiriyle çarpıştıracaksınız,

7. Yumuşak lokma haline getirip “Büyük İsrail” e vilayet yapacaksınız!

Son yıllarda, “Haim Naun” projesi kapsamında ve  “BOP” (Büyük Ortadoğu Projesi) adı altında; Filistin’e ilaveten Libya, Tunus, Mısır, Yemen, Lübnan, Sudan.. birçok İslam ülkesi karıştırıldı, şimdi sıranın Türkiye’ye geldiği konuşuluyor!

Erbakan’ın İsviçre’nin Basel Şehrinde  İslam Birliği Konferansı!

Theodor Herzl liderliğinde Yahudilerin ileri gelenlerinin 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde I. Siyonist Kongreyi toplamış ve İsrail’in kurulması için gerekli plan ve çalışmaları başlatmıştı. Ve 2. Siyonist kongre ve Büyük İsrail Devleti’nin kurulması için de yüz yıl sonrası hedef konulmuştu. Fakat Siyonistlerin hesap etmediği bir şey vardı!

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan! Erbakan Hoca Başbakan olduğu dönemde tam da Siyonistlerin Büyük İsrail Devleti için hedef koyduğu 1897 Siyonist Kongresi’nin 100. yıldönümünde (1997) ayni ülke, ayni şehir ve ayni tarihi salonda İslam Birliği Konferansı adıyla bir uluslararası toplantı düzenleyip Siyonist oyunlarını bir kez daha boşa çıkartmıştı. Gerçekten: Siyonizm için büyük anlam ifade eden böyle bir günde, Yahudilerin son derece güçlü ve etkin oldukları İsviçre gibi bir ülkede! Müslüman ülkelerden davet ettiği temsilcilerle (Devlet adamları ve kuruluşların yöneticileri ) İslam Birliği Konferansı yapmak! Merhum Erbakan’ın Siyonistlere mesaj yüklü gözdağı veren böyle bir toplantı yapması, İsrail’in bunu engelleyememesi, Siyonistler için tam bir yenilgiydi! Şahsen katıldığım bu toplantı İslam Âlemi için son derece önemli ve Siyonistler için de bir şaşkınlık yaratmıştı!

Vaat edilmiş Topraklar!

Peki, Nedir Bu “Vaat edilmiş Topraklar?”

“Siyonizm”i tanımadan ABD’yi, ABD’yi tanımadan da Siyonizm’i tanımak mümkün olmaz!

ABD’nin bir devlet olarak ortaya çıkmasını sağlayan en önemli etken Siyonizm’in “Vaat edilmiş topraklar” inanışıdır. ABD’nin temel misyonu Siyonizm’in dünya hâkimiyetini sağlamaktır.

“O zaman Rab bütün milletleri önünden kovacak ve sizden büyük kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan’dan ırmaktan, Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah’ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır” der,  (Tevrat, Tesnive Bölümü, 12/25)’te.

Kur’anda ise Allah (c.c), İsrailoğulları ile ilgili olarak şu hükmü vermiştir; “Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz diye hükmettik. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı geldiğinde üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik, onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, yerine gelmesi gereken bir söz idi. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve oğullarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. 

İkinci bozgunculuğun zamanı geldiğinde (öyle kullarımızı göndeririz ki) yüzlerinizi kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Kudüs’e) girsinler ve yendiklerini mahvetsinler” (İsra Suresi: 4-7) diyor.

Bu ayette anlatılan Tapınak’ın birinci yıkılışı ve birinci sürgün, Yahudilerin MS. 70 yılında Romalılar tarafından Kudüs’ten sürülmelerinin karşılığıdır. Bu olay, Yahudilerin Hz. Yahya’yı öldürdükleri ve Hz. İsa’yı da öldürmek için tuzak kurdukları dönemin hemen ardından, yani “kibirli bir yükseliş ve bozgunculuk” hareketinin ardından gelmiştir.

Yahudilerin bu ayette belirtilen ikinci yükseliş dönemi ise, İspanya’dan engizisyon sonucu sürülmelerinden itibaren başlar. Yahudiler hiçbir zaman Vaat edilmiş Topraklara bir gün dönecekleri inancından vazgeçmezler. Kehanette bulundular. Kabbalist Hahamlar İspanya’da 1480’li yılların ortalarında ‘tanrının’ elini zorlamak için şartları hazırlama kararını alırlar. İspanya Yahudileri Avrupa’nın her tarafına dağıldılar. Osmanlı topraklarına yerleştiler. Luther’e Protestanlık mezhebini kurdurarak Avrupa’yı yanlarına çektiler. Katoliklerin yasakladığı faizi Calvin’in çabalarıyla serbest hale getirmeyi başardılar. Çünkü tarih boyunca faiz Yahudilerin diğer milletlerin varlıklarını ellerinden almak için kullandıkları bir silah olmuştur!

ABD köşeye sıkıştı,  ödünç Patriot istedi!

Önceki gün Ulusal basında yer alan bir haberde, ABD-İsrail-İran savaşında dengeleri sarsacak bir sızıntı patlak verdi. Bölgede ateş çemberinde kalan Beyaz Saray’ın, Polonya’nın kısıtlı cephaneliğine göz dikerek iki “Patriot” bataryasından birini “ödünç” istediği ortaya çıktı. Kendi hava sahasını riske atmak istemeyen Polonya’da kafalar oldukça karışık! Tüm insanlığı kendisine kul – köle yapmak isteyen Siyonizm’i ve planlarını tanımadan bugün dünyada olup bitenleri anlamak pek kolay olmaz!

Nasıl anlayacağız ki?  Allah (cc) Müslümanlara, “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez” (Maide Suresi 51.ayette) diye ikaz ederken, bazı Müslüman ülke yöneticileri aksine “onlar bizim dostlarımızdır”  diye avaz avaz haykırıyor! İki yıldır Küdüste yaklaşık 73 bin Müslüman’ı katlettiler, etmeye de devam ediyorlar! Yaklaşık bir aydır da Mescid-i Aksa’yı kapalı tutuyorlar, Bayram namazı bile kıldırmadılar! Bu durum hala da devam ediyor! Bu yaptıkları İslam dünyasının onuruna doğrudan saldırıdır ve bu tablo karşısında sessiz kalmak suça ortaklık değil de nedir?  Müslüman toplumları yönetenler  bu kadar gafil duruma düşemez, bunun hesabını da veremezler! Şu bir gerçek ki, söylemden eyleme geçmeden sorun çözülemez!

İsrail ancak Güçten anlar! Bunca İslam ülkesi liderlerinin yaptıkları;  “Kellim kellim la yenfa”!  (Arapça; konuş, konuş, faydasız, boş)!

Dostça kalın…

Devamını Oku

Şehitlerimizle gurur duyduk!

Şehitlerimizle gurur duyduk!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Recep Çınar

Sayın Valimiz Yunus Sezer, Edirne için “gurur” duyulacak bir ilki daha gerçekleştirdi. Bilindiği gibi  26 Mart Edirne’miz açısından çok acı bir tarihi dönem. Her yıl 26 Mart’ta Balkan şehitlerimizi anma etkinlikleri gerçekleştiririz. Bu yıl da 26 Mart’ta Edirne’mizin kurtuluş kahramanı Şükrü Paşa komutasındaki ordumuzun 155 günlük kuşatılma dönemini ve orada verilen kahramanlık mücadelelerini bir kere daha andık, hem de gururla!

Bu yılki 26 Mart Balkan Şehitlerimizi Anma Günü ilk olarak Selimiye Meydanında gerçekleştirildi.

Türk Savunma Sanayine ait askeri araçlar ve silahlar, Selimiye Meydanı’nda sergilendi. Binlerce vatandaş, Türk Savunma Sanayisi’nin gücüne Selimiye Meydanı’nda tanıklık etti. F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Aracı ve Silahlı İnsansız Araçları’nın gösterileri adeta nefes kesti. Selimiye Meydanı’nda gerçekleşen 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü programına Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de katıldı.

26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü dolayısıyla sabah saatlerinde Şükrü Paşa Anıtı’nda tören düzenlendi. Gerçekleşen törende Edirne Valisi Yunus Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Dayanışma Derneği Başkanı Leyla Vardar Karaduman anıta çelenk sundular.

Selimiye Meydanı’nda binlerce katılımcıya konuşan Valimiz Yunus Sezer, Türk Savunma Sanayii’nin gücüne dikkat çekti. Vali Sayın Sezer, şunlara dikkat çekti: “26 Mart sabahı Edirne’nin sokaklarına düşen sessizlik aslında büyük bir fırtınanın, bir istiklal mücadelesinin habercisi olmuştur. Şimdi bu meydandaki şu çelik iradeye bakın. 1913 yılının o karanlık sabahında eksikliğini duyduğumuz ne varsa bugün Türk mühendislerinin zekâsı, Türk işçiliğinin alın teriyle bu meydandadır. O gün Balkan semalarında bizim uçağımız yoktu ama bugün gök vatanın bekçisi SİHA’larımız, İHA’larımız var. O gün tabyalarda namlusu çatlayan topların yerine bugün dünyayı hayran bırakan milli füzelerimiz, akıllı mühimmatlarımız var. Şükrü Paşa’nın eksikliğini duyduğu o kudret, bugün bu makinelerin içerisinde ruh bulmuştur.”

Vali Sayın Sezer’in konuşmasının ardından mehteran takımı gösterisini sunarken vatandaşlar gösteriyi Türk bayraklarıyla coşkuyla izledi.

Bu yılki Balkan Şehitlerini anma ve kutlama farkı, ikinci bir gurur daha yaşamamız oldu! Selimiye meydanında binlerce insanımızın katılımıyla gerçekleştirilen programa 50’ye yakın yerli ve Milli Savunma sistemlerimizin sergilendiği aynı zamanda Bayraktar’ın, İHA’ların, SİHA’ların, Akıncı’nın, TİHA’nın ve TB2’lerimiz de burada semalarımızı şenlendirdi. F16’ların ve ATAK Helikopterlerimizin saygı uçuşları yaptığı, yerli ve milli sistemlerimizin tamamının halkımıza gösterildiği küçük ama örnek bir savunma fuarımız oldu. Bununla da gurur duyduk! 

Artık kendi İHA’larımız, SİHA’larımız, kendi Toplarımız, Mermilerimiz, Füzelerimiz var. Her geçen gün de artıyor! ROKETSAN, HAVALSAN, makine kimyamız! Bayraktar grubu muhteşem işler yapıyorlar. ASELSAN radar sistemini, HAVELSAN görev bilgisayarını, ROKETSAN ise silah sistemlerini geliştirdi. 

Edirne halkı ikinci bir “gururu” da Sayın Valimiz Yunus Sezer ile yaşadı! Sayın Valimiz, bazılarının onlarca yılda yapamadıklarını 2 yılda Edirne’ye sunduğu hizmetlere birini daha katarak bu yılki 26 Mart Balkan Şehitlerimizin anma gününde yaşattı. Şehitlerimizle de, Valimizin hizmetleri ile de bir kez daha gurur duyduk!                                                                                                                                                           

Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Allah mekânlarını Cennet, makamlarını âli eylesin.

Bizlere de Onların “canları pahasına”  bize bıraktıkları emanete sahip çıkma şuuru versin!             

Tabii ki Edirne’nin sorunları sadece Valiliğimizin gayretleri ile bitmiyor! Halkımız, ayni gayret ve hizmeti Belediye’den de bekliyor! Eskiden Şehirler Sultanı olarak anılan ve 92 yıl Osmanlı’ya başkentlik yapmış, pek çok tarihi eserlere sahip Edirne’miz, Belediyecilik hizmetlerinde yapılanlardan çok çok fazlasına layık!

Dostça kalın…

Devamını Oku

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki!

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Recep Çınar

Peygamber efendimiz (sav) bir hadislerinde; “Din nasihattir” buyurur.

İslam büyüklerinin/Âlimlerinin nasihatlerini bilmek ve onlara uygun yaşamak Müslümanlar için çok önemlidir, bir

ihtiyaçtır! Bu sebeple “İmamı Gazali’den bazı öğütleri” sizlerle paylaşmak istedim!

İmâm-ı Gazalî’yi halka tanıtan hacımca küçük, fakat tesiri bakımından büyük olan eseri Eyyühe’l-Veled. Dilimizde    “Ey Oğul” şeklinde bilinen eseridir.  

“Ey Oğul” adlı eser, batıda ve doğuda okuma rekoru kıran bir eserdir. “Müslümanın yirmi dört saati” demek olan bu kitap, ayrıca bir öğüt ve nasihatler bütünüdür. Bu çeşit çalışmaların tamamında olduğu gibi, İmam-ı Gazalî’nin bu eserinin baş kısmında “İman ve İslâm”ın esasları ile birlikte, ibadet konuları işlenmektedir. Ben, özet olarak ahlâkî bölümleri ve insan eğitimine yönelik kısımları aldım.

– Allah’tan kork  !

Ey oğul! Allah’tan nasıl korkulması gerekiyorsa öyle kork. O’na kulluk görevini gereği gibi yap. Haram kıldığı şeylerden mümkün olduğu nispette kaçın. (Tabii ki önce neyin haram, neyin de helal olduğunu öğrenmek lazım) Allah’ın saadete uzanan yolundan ayrılma. Hayatını düzene sokan emirlerini sakın ihmal etme ki, yaşayışın sıhhat bulsun, gözlerin aydın olsun. Çünkü gizli ve kapalı hiçbir şey Allah’tan gizli ve kapalı değildir.

– Ağırbaşlı ol!

Ey oğul! Ağırbaşlı, terbiyeli, saygılı ve nezaketli olmaya çok dikkat et ve itina göster. Ancak böyle yaparken gurura kapılma. Sonra senden bu sıfatla söz edilir. Halka tepeden bakma. Sonra senden bu sıfatla bahsedilir.

– Boş sözden uzak dur!

Ey oğul! Aklının hemen kabul etmeyeceği şeyi söyleme. Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, şaka ve alaya almaktan, din kardeşinle tartışmaktan sakın. Böyle yapmak saygıdeğerliği götürür, kin ve düşmanlık kapıları açar.

– Herkese hoşnut davran!

Ey oğul! Dostuna da düşmanına da hoşnutluk göster. Başkasına eza (sıkıntı verme) ve cefa (zulüm) etmekten kendini alıkoy ve bunu onlardan korkup ürktüğün için de yapma. Sadece iyi bir huy olduğunu düşünerek öyle davran.

– Fitneden sakın! 

Ey oğul! Düşman ülkesinde de olsan fitne ve fesat (bölücülük, sıkıntı yapma) çıkarmaktan sakın. Kendinden aşağı kimselere karşı çoluk çocuğunu, şeref ve itibarını yaygı yapma.
Malını kendinden fazla kıymetli ve üstün tutma.
– Fazla konuşma!

Ey oğul! Fazla konuşma. Sonra bulunduğun toplulukta taşınması güç bir yük olursun. Seninle beraber oturana karşı âlicenap (bağışlayıcı, şerefli) davran. Yanına oturmak isteyene güzel, nazik, hareket et. Başkasının gözüne dikkatle bakıp durma.
– Gözü aç ve savurgan olma!

Ey oğul! Kendini iyice sıkıntıya sokmuş bir miskin gibi gözü aç; mal kıymeti bilmeyen, ilerisini görmeyen bir sefih

(zevk ve eğlenceye düşkün) gibi savurgan olma. Sana ait hakları belirle. Dostuna saygılı, düşmanına insaflı ol.

– Orta yolu tut!  

Ey oğul! Bütün işlerinde orta yolu tut. Çünkü işlerin en hayırlısı orta yoldur. Az konuş. Karşılaştığın her Müslüman’a selâm ver.

– Yürüyüşüne dikkat et!

Ey oğul! Ölçülü adımlarla yürü, ayaklarını yerde sürükleyerek yürüme. Sağa sola baka baka yürüme. Etrafı rahatsız ederek, başını şunun bunun kapısına doğru döndürme.
– İnsanları iyi tanı!

Ey oğul! Heveslerine ve nefsine uyan aşağılık çukuruna yuvarlanır. Zarif görünümlü insanlar fazla ilgini çekmesin, dış görünüşe pek aldanma. Çünkü insan, kalbiyle, düşüncesiyle ve diliyle adamdır, kıyafetiyle değil. Benzi sarı, zayıf kimseleri hor görme. Çünkü insan iki küçük et parçasıyla ölçülür: Kalbi ve dili. Öyleyse insanların bu iki değerinden faydalanmaya çalış.
– Nimetlere (yaşamak için helal olan her şey) şükret! Ey oğul! Allah’ın verdiği nimete daima şükret.

Sadakayı(yardımı)gizli ver!  

Ey oğul! Sadaka verirken gizli vermek, kendine bir musibet (bela, felaket) geldiğinde bağırıp çağırmayarak, yaygara yapmayarak gizlemek gerekir. Bir günah işlediğinde ceza gelmeden hemen tövbe et. Sadaka vermek sıddıklar (samimi, doğru) nişanıdır. Onlar sıddıklar zümresindendir.

Ey oğul! Tamahkâr(aç gözlü) olma. Kalbin katı ve kara olur. Çok mal arttırmak için hasislik (cimrilik) etme.
Salih(Mükemmel/iyi)insanların sohbetinde bulun!

Ey oğul, Âlimlerin (âlimler, bilginler) ve Salih insanların sohbet ve meclisinde bulunmayı elden bırakma.    

Ey oğul! Dargın ve küsülü (küskün) olanları barıştır ki, sen de yarın Kıyamet gününde mesrur (sevinçli) ve şad (şirin) olasın.                       

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Bir kimse Ulema ve Salihlerin meclis ve sohbetine giderse, Cenab-ı Hak o kimsenin her bir adımına karşılık kabul olunmuş bir Hac sevabı ihsan eder.” Âlim ve Salih zatlar Allah’ın dostlarıdır. Onları ziyaret edenin sevabı Allah’ın evini ziyaret edenin sevabı gibidir.

Musa (AS) münacatında (yalvarış, yakarış), “Yâ Rabbi! Küsülü iki kişiyi barıştırana ne ecir verirsin? Senin rızanı kazanmak için halka zulmetmeyenlere nasıl bir mükâfat verirsin?” diye sordu.
Hak Teâlâ şöyle buyurdu: “Ben de yarın Kıyamet gününde O’na selâmet (esenlik) verip korktuğundan emin ederim.”

Müslümanlar olarak bize düşen, bu yüksek ahlakı elde etmek için birbirimizi teşvik edelim, yardımcı olalım. Bizim için en büyük kazanç bu olacaktır!

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, kendi kazdığı kuyuya düşen bile kendisini Yusuf (as) zannediyor!

DİN/İslam; her sahada insanın hayatını kuşatan bir Düzen, Sistem’dir! Biz Müslümanlara düşen her işte/sahada Allah’ın Dinine/ Sistemine uymaktır!

Dostça kalın…

Devamını Oku

Ne mutlu “MÜSLÜMAN’IM” diyene!

Ne mutlu “MÜSLÜMAN’IM” diyene!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Recep Çınar

Bir “Çifte Bayram”ı daha geride bıraktık. Gelelim günümüze!

Yazımın başlığındaki ibare hangi ırktan olursa olsun her Müslüman için geçerlidir.  Peki, bu cümleyi neden yazı konusu yaptım? Bazılarımız dini (İslam) ile övüneceği yerde “Irk”ı ile övünüyor!

 Bir araştırma yapsanız, hatası ile eksiği ile toplumumuzun tamamına yakını Müslüman’dır. Müslüman, Allah’ın gönderdiği son din İslam’ın kurallarına, yani Allah’ın emirlerine teslim olmaktır.

Irk olarak toplumumuzun çoğunluğu Türk olmakla beraber; Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Roman, Boşnak, Arnavut… aramızda bir çok ırktan insanlar da var. Bunları birleştiren, kardeş yapan dinimiz İslam’dır.

Rabbimiz (cc) Hucurat Suresi 10. Ayette; “Müminler ancak kardeştirler. Onun için kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete şayan olasınız” uyarısında bulunur!

Çeşitli ırklara mensup Müslüman bir toplumda birileri “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye haykırırsa, diğerleri de “ne mutlu  Kürd’üm – Arap’ım – Roman’ım…” der ve bu da toplumda ırkçılığın ön plana çıkarılmasına yol açar ve Müslümanları birbirlerine düşürür!

Irkçılıkla İlgili Birçok Ayet Ve Hadisler Var.

Irkçılığın yegâne freni, İslâm’dır. İslam asabiyetçiliği (ırkçılığı) kesin olarak yasaklamıştır.

Mesela; “Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Hem de sizi şubeler ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Şüphesiz ki, Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır.” (Hucurât Sûresi, 13). 

Peygamberimiz (sav.) “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur…” (İbn Hanbel, 5/411) der. 

Bir başka Hadislerinde ise; “Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir. ” (Ebu Davud, Edeb, 111-112) diyor!

Peki, Irkçılık Nedir?

Arapların “asabiyet” adını verdikleri, aynı soydan gelenlerin ve aynı kabileye mensup olanların bir arada hareket etmesini sağlayan dayanışma ve kabilecilik ruhu oldukça kuvvetli idi. “Yâ Resûlallah! Irkçılık nedir?” diye sorulduğunda Allah Resûlü asabiyeti, “Zalim de olsa kendi kavmine arka çıkmandır.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 111-112.) şeklinde tanımlamış ve asabiyet, ümmeti felâkete götürecek davranışlar arasında sayılmıştı. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr). Irkçılık kadar geniş bir kavram olmamakla birlikte asabiyet, soy üstünlüğünü ve kabileciliği öngörüyordu.

Birbirinizle Tanışmanız İçin Sizi Kavim Ve Kabilelere Ayırdık!

Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel ilkeye göre bütün insanlar, tek bir anne ve babadan; yani Âdem ile Havva’dan dünyaya gelmişlerdir. Yüce Allah bu gerçeği şöyle dile getirmiştir: “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi kavim ve kabilelere (ırklara) ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât, 49/13.)

Buna göre aynı asıldan gelen ve temel biyolojik özellikleri aynı olan insanlar arasında bir üstünlük veya aşağılık söz konusu olamaz. Çünkü İslâm’a göre hangi ırktan veya sosyal katmandan olursa olsun bütün insanlar eşittir. Hiç kimse bir başkasını ırkından veya renginden dolayı küçümsenemez, ayıplayamaz. Nasıl olabilir ki? Zira hiç kimse kendi iradesiyle ırkını veya rengini seçmemiştir! İnsanları, iradeleri dışındaki özelliklerinden dolayı kınamak, ayıplamak, aşağılamak ya da tam tersi yüceltmek, hem insanlığa hem de Yüce Yaratıcıya karşı saygısızlıktır.

Kur”an, farklı farklı ırkların varlığını bir gerçeklik olarak kabul etmekle birlikte Allah katında önemli olan ve insana değer kazandıran ölçünün takva ve dinî samimiyet olduğunu bildirmiştir. (Hucurât Suresi, 49/13).

Rabbimiz (cc) Kur’an’da ayrıca; “Ey İnsanlar! Allah sizden câhiliye gururunu ve atalarla övünme âdetini gidermiştir. İnsanlar iki gruptur: İyi, takva sahibi, Allah katında değerli kişi ve günahkâr, bedbaht, Allah katında değersiz kişi. İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır. Ve Allah Âdem’i topraktan yaratmıştır…” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49) diye uyarıyor!

Sur’a Üfürüldüğü Zaman…!

Peygamberimiz (sav);Kıyamet günü insanlar ırklarından veya kabilelerinden değil, inanç ve amellerinden sorguya çekileceklerdir. Bedenlerine ve mallarına değil, kalplerine ve amellerine bakılacaktır” diyor, (Müslim, Birr, 34.)  İnsanlar Allah”ın huzuruna geldiklerinde herkes kendi ameliyle baş başa kalacak, soy sopun hiçbir önemi olmayacaktır! “Sur’a üfürüldüğü zaman (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.” (Mü’minûn, 23/101) âyeti bu hakikati gözler önüne sermektedir.

Burada şunu da bilelim ki İslâm, meşru ölçüler (İslam’ın ana ölçüleri) içerisinde olmak kaydıyla kişinin kendi kavim ve kabilesini sevmesini caiz görmüştür. Dinimiz tarafından yasaklanan ise kendi ırkını, diğerlerinin üstünde ve ayrıcalıklı görerek soyunu ve nesebini övünç kaynağı yapmaktır. (İbn Hanbel, V, 129.)  

Özetle diyoruz ki; Sloganımız, “NE MUTLU MÜSLÜMAN’IM DİYENE” şeklinde olmalı!

Dostça kalın…

Devamını Oku

Elveda Ramazan, hoş geldin Bayram!

Elveda Ramazan, hoş geldin Bayram!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Recep Çınar

İlk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret, üçüncü on günü de cehennemden azat/kurtuluş olduğu Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilen Ramazan ayı bugün sona eriyor ve on bir aylığına veda ediyoruz! Yarın/Cuma günü başlayarak Ramazan’ın bir mükâfatı olarak üç gün süreyle Bayram’ı kutlayacağız, inşallah. Hem de “Çifte Bayram”! Cuma günü de Müslümanların haftalık bayramıdır!                                                                                                                                                                           Rabbimizin “Rahman” (merhamet) sıfatı Ramazan ayı boyunca açıkça tecelli etti. Adeta serin bir bahar havası,  sıkça yağmurlar ve de sabır!  Kimileri gözümüzün içine baka baka sokak ortasında yemeğini yerken, kimileri de sigara dumanını yüzümüze üflercesine tüttürdü, çayını da yudumlayarak. Onlara diyeceğimiz ancak, “Allah ıslah etsin”! Oruç tutanlar ile Ramazan’ın, oruç tutmayanlardan/tutamayanlardan beklediği sadece, saygı gösterip yeme içme ihtiyaçlarını kapalı mekânlarda gidermeleri idi. Neysi, bu da geçti.

Ramazan’ın yüceliğini anlamak bile büyük bir marifettir. Zira “Ramazan bile başlı başına bir MEDENİYET!”

Evet, İslam bir MEDENİYETTİR. Kanun ve kurallarını kâinatın yaratıcısının koyduğu yaşam tarzıdır.  Ama medeniyet içinde nice medeniyetler var! Ramazan bir medeniyet, Namaz bir medeniyet, Hac bir medeniyet, Zekât bir medeniyet, Yardımlaşma, Selam, Barış … Hulasa, medeniyet içinde medeniyetler var!

Bilindiği gibi İslam dini iki temel kaynağa dayanır. Birincisi Kur’an, ikincisi de Sünnet. Müslümanlar olarak her işte rehberimiz Kur’an, pratiğimiz ise Sünnet olmalıdır. Müslümanlar olarak yaptığımız işler bu iki temel kaynağa uymuyorsa yanlıştayız demektir!  Tabii ki bu yanlışları yapanlar da neticede Müslüman olduklarını söylüyor. İyi de, Müslüman ne demek?  En pratik tarifi ile “Allah’ın emirlerine teslim olan insan” demek. Din/İslam adına kimsenin aklınca kural koyma yetkisi yok. Önce bu gerçekler bilinmeli. Aksi halde dinin (İslam’ın) içini boşaltmış, özünden uzaklaştırmış oluruz. Bu günkü düzen maalesef toplumları o noktaya doğru götürüyor.                                                                                                                                                                                                      Bunu söylerken maksadım, kara tablolar çizerek moral bozmak değil elbette. Ama yanlışları söyleyip doğruları göstermemekle sorumluluktan kurtulamayacağımızı da bilmemiz gerekir.                                                                                                                                                             Günümüzde genelde İslam âlemi, özelde Türkiye yüz yıldır beşeri sistemlerle yönetiliyor. Mensupları; Sağcı, Solcu, Sosyal Demokrat Muhafazakâr Demokrat… 

Adı ne olursa olsun neticede kökeni aynı; Beşer yapısı, batıl/yanlış! Beşeri sistemlerde güçlü olan haklı, sayıca çok olan haklı, Irkını üstün gören haklı. Bu zihniyetler kendi çıkarlarına göre kanun kural koyuyor. Mesela “faiz” konusu! Rabbimiz Kur’anda; “Riba (faiz) yiyenler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa kabirlerinden öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, ‘alış veriş de faiz gibidir’ demeleri yüzündedir. Oysa Allah, alış verişi helal, faizi haram kıldı.” (Bakara Suresi -275) buyurur.

Müslüman bir ülkenin yöneticileri “faiz günün gerçeğidir” derse, sağcı olsa ne olur, solcu olsa ne olur, muhafazakâr olsa ne olur!

Maide suresi 90. Ayette ise; “Ey iman edenler! (Aklı örten/gideren) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz” diyor. Bugün bütün bunlar hem de “millileştirilerek” Devlet güvencesi altında serbestçe yapılır hale getirildi!

Yine, “ Sakın ‘zinaya’ yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur” diye şiddetli bir şekilde uyarılıyoruz (İsra Suresi 32)’de. Biz ise zinayı yasa ile serbest hale getiriyoruz! Bunların hesabını kim, nasıl verecek?                                                                                                                                                                           Bayramlar; Bolluk, sevinç, huzur, mutluluk, kaynaşma ve paylaşma günleridir. Bayrama birkaç gün kala tatile çıkıp Anne Baba’yı, hısım akrabayı uzaklardan, (telefonla görüntülü de olsa) arayarak Bayram kutlamanın tadı olmaz! Az da olsa bu tür olayları günümüzde maalesef yaşıyoruz. Ülkemizi kuşatan ahlaki, sosyal ve ekonomik sorunlar ışığında Bayram’a baktığımızda, bir Müslüman acaba nasıl ağız tadı ile huzur içinde bayram yapabilir? 

Toplumdaki gelir dağılımı dengesiz olunca birçok insanımız Bayramların tadına nasıl varabilir? Yetersiz kazancı ile kimi evine et alamıyor, kimi çoluk çocuğuna bayramlık giysi, kimi de gırtlağa kadar borçlu. Kur’an öyle diyor; “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” 

(Şura-Suresi 30).  Bir başka ayette ise; “Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Rad-Suresi 11).

O halde Müslümanlar olarak biz önce kendimizi değiştireceğiz/düzelteceğiz, sonra da zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan;  faizi, fuhuşu günün gerçeği gören, Yahudi ve Hıristiyanları, Allah’ın ikazına rağmen dost edinen bu zulüm düzenini ve onun savunucularını değiştireceğiz. Şunu bilelim ki “Adil Bir Düzen” kurulmadan, gerçek Bayram kutlama hazzına kavuşamayız. Elbette ü mitsiz değiliz! Çünkü Allah’tan ümidi ancak kâfirler keser (Yusuf Suresi:87).

Biz değilse bile Allah’ın izniyle gelecek nesiller bizim de gayretlerimizle, Allah’ın (cc) izniyle Adil Bir Düzen’e kavuşacaktır. Allah, kullarının  gayretlerini karşılıksız bırakmaz. Bilindiği gibi İslam’da iki dini bayram vardır. Birisi “Ramazan Bayramı” (Şeker Bayramı değil!), diğeri de “Kurban Bayramı” (et bayramı değil!).                                                                                                                                                                                  İslam toplumunda Cuma gününün tartışılmaz bir önemi vardır. Cuma günü Müslümanların bayramı, ibadetlerinin önemli olduğu gündür. Her ne kadar bunun önemini kavrasak da bizim tatilimiz, “Neden Cumartesi – Pazar?” sorusunu akla getirir! Milli Mücadele sonrası toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde verilen teklif ile Din ve Mezhep ayırımı olmaksızın bütün Türk vatandaşları için Cuma gününün tatil yapılması, 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı hafta tatili kanunu oy birliği ile kabul edilmişti. Ne olduysa 27 Mayıs 1935 tarihinde 2739 sayılı yasayla resmi hafta tatili Cuma’dan Pazar’a alındı!

Şunu unutmayalım ki gerçek Bayramlara Dünya’da,  Adil bir Düzen kurmakla; Ahrette ise Rabbimizin lütfuna mazhar olup Cennet ve Cemalullah’a kavuşmakla olur.

Rabbim tüm Müslümanlara birlik, beraberlik ve şuur versin, hem Dünya, hem Ahiret saadetine/bayramına kavuştursun. Ramazan Bayramımız Mübarek olsun…                                                                                                                                                               Dostça kalın…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler