16 Mart 2026 Pazartesi
Recep Çınar
Her yıl 8 Mart tarihinde Dünya’da Kadınlar Günü kutlanır. Kutlanır da ne olur? Hangi sorunlar çözülür?
Önce şunu bilelim ki, yüce Allah (cc) kâinatta her şeyi erkekli ve dişili olarak çift yaratmıştır. Evrende gördüğümüz her şeyin bir eşini de beraberinde görürüz. Bütün canlılar âleminde, her şeyin bir erkeği olduğu gibi bir de dişisi yaratılmıştır.
Bu, Yüce Allah’ın kurduğu bir sistemdir. İnsan da aynı kanun gereği çift olarak erkekli ve dişili, kadın – erkek olarak yaratılmıştır. Yüce Allah bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık..” Hucurat suresi 13 ayet.
Zariyat Suresi 49. Ayette ise; “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli- dişili) iki eş yarattık” der. Allah (cc) insanları daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürmeleri için çift yaratmıştır. İnsan olması bakımından da kadını erkekle eşit bir varlık olarak yaratmıştır.
“Allah sizi önce topraktan sonra nütfeden yarattı. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. O’nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır” diye haber verir Fatır Suresi 11. Ayet’te.
İlk insan ve ilk Peygamber olan Hz. Adem (as)’i topraktan yaratan Yüce Allah, Hz. Adem (as) dan da eşi Havva anamızı yaratmıştır. A’raf suresi 189. Ayette, Yüce Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Sizi tek bir candan (Adem’den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva’yı) yaratan O’dur. Eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah’a: “Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız”, diye dua ettiler”.
İslam’da, erkekle kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşıdır. İslamiyet’ten önce toplumda hak ettiği yeri alamayan kadın, İslamiyet ile insana yakışır haklara, müstesna bir makama sahip olmuştur. “Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır”diyor, Hadis-i Şerifte. (Ebu Davut Taharet 94)
Rum Suresi 21. Ayette ise; “Kendileri ile dostluk ve yakınlık kurmanız için kendi cinsinizden eşler (hanımlar) yarattı. Aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi O’nun varlığının delillerindendir” diyor.
Erkek olsun kadın olsun her doğan kişi günahsız olarak doğar, sonra işlediği fiiller sebebiyle sorumlu olur. Kadınlar hiçbir zaman toplumsal bir nefretin odak noktasına yerleştirilmemiştir.
İslam Dini, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizam ve sistemin veremediği müstesna bir makama sahip kılmıştır. Peygamber (sav) Efendimiz de bu konuda şöyle buyuruyor : “Dikkat ediniz!Sizin, hanımlarınızın üzerinde hakkınız vardır. Sizin hanımlarınızın üzerindeki hakkınız, namuslarını muhafaza etmeleri ve hoşlanmadığınız kimselerin evinize girmesine izin vermemeleridir. Dikkat ediniz! Hanımlarınızın sizin üzerinizdeki hakkı ise onların giyim ve gıda ihtiyaçlarını güzelce karşılamanızdır.”
(Tirmizi, Rda,11 ; İbn Mace, Sünen, 1,594. (H.1851).)
İslamiyet’te geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaşılmıştır. Bir erkek hanımını tarlada, fabrikada veya herhangi bir iş yerinde çalışmaya zorlayamaz. Kadın kendisi isterse ve erkek de çalışmasına razı olursa, kadın kendisine uygun bir işte çalışabilir. Müslüman kadının ev işi yapması, çoluk çocuğuna bakması bir ihsandır ve çok sevaptır. Müslüman kadınlar bunu severek gönülden ve ibadet aşkı ile yaparlar. “Erkek aile fertlerinin yöneticisidir”; “Kadın ise eşinin, evinin ve çocuklarının yöneticisidir.” (Ebu Davut Tatavvu 27).
Ayet-i kerimede ise şöyle ; “Annelerin yiyeceği, giyeceği örfe uygun olarak babaya aittir.” (Bakara Suresi 233).
Kadınlara karşı iyi davranmak, tatlı ve yumuşak dille nazikçe konuşmak, kaba ve sert hareket etmemek Allah Resulü’nün güzel ahlakındandır. Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı huyu en iyi olanlarınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım. Kadınlara ancak iyi insanlar güzel davranır, onlara karşı ancak kötü kişiler, ihanet eder.” (İbn Mace, Nikah, 50; Tirmizi. Rada.)
(Bayburt İl Müftülüğü yazısından kısmen alıntı)
Müslümanlıkta kadın sultandır. Dinimiz kadına çok büyük değer vermiştir. Erkeğe de mesuliyet yüklemiştir. İslamiyet’te kadın çalışmak, para kazanmak zorunda değildir. Evli ise erkeği, bekâr ise babası, babası da yoksa en yakın akrabası çalışıp onun her ihtiyacını karşılamak zorundadır. Kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmayan kadına, devlet yardım sandığı bakar.
Günümüz toplumlarında çok şey değişti. Kadın konusu ise adeta bir sorun haline getirildi. Modern Batı’nın uydurduğu “güçlü kadın” (!) tabirini maalesef bazı Müslümanlar da benimsemiş, bunun sonucu, Allah’ın kurallarına uyulacağına Emperyalist Batı’nın kurallarına uyarak yalnızlaşma, çocuksuz, ailesiz ve yaşlandığında bakım evine bırakılan, sevgi ve şefkatten mahrum kadınlar topluluğu oluşturulmuştur. Esas “Güçlü Kadın”, aile kurmuş, sevgi ve şefkat kaynağı olmuş, hayırlı evlat yetiştirmiş, eşine ve ailesine hizmeti onur görmüş, Allah’ın rızasını kazanmış kadındır.
Müslüman erkek olsun, kadın olsun yaşam tarzında Allah ve Resulü’nün koyduğu kurallara uyar. “Güçlü Kadın” da “Erkek” de böyle olunur! Dünya ve Ahiret saadeti de böyle kazanılır! Dostça kalın…