23 Şubat 2026 Pazartesi
Recep Çınar
İnsanlar arasında sosyal dengenin sağlanması ve insanlık için çeşitli hizmetlerin yapılması bakımından İslam dininde sadaka büyük önem arz eder.
Sadaka, “ hiçbir baskı ve zorlama olmadan ve insanlara gösteriş yapılmaksızın sadece Allah rızası için ve gönül hoşluğu ile yapılan her çeşit harcama” olarak tarif edilir.
Toplum olarak yeni bir savaştan çıkmadık. Göç etmedik. (çok şükür) Büyük felaketlere de (eski kavimler gibi) uğramadık, çok şükür. Peki, niye Sadaka toplumu haline geldik? Milyonlarca emekli insanımız (yeni haliyle)
20 bin TL emekli aylığı ile yaşamaya mahkûm edildi. Yine milyonlarca insanımız 28 bin TL aylık asgari ücretle çalışmak zorunda bırakıldı! İşte bunlar, sadaka toplumunun çoğunluğunu oluşturuyor.
Biz, bin yıllık tarihimizde “Adil Düzen” içerisinde yaşadığımız sürece böyle değildik. Günümüzde ise adil olmayan bir düzende ekonomisi ile işsizliği ile adil olmayan paylaşımı ile… Toplumumuzun birçoğu “sadaka”ya muhtaç edildi!
Sadaka konusu Kur’an’da birçok ayette geçer. Bunlarda ikisi;
Peygamberimiz (s.a.v.) da bir hadislerinde şöyle buyuruyor:
“Kulların sabahladığı her gün (yeryüzüne) iki Melek iner. Bunlardan biri: Allahım! İnfak edene (sadaka verene) yenisini ver, diye dua eder.
Diğerinde ise: “Allah’ım! Cimrilik edenin malını helâk et, diye beddua eder.” (Buhârî-Müslim).
“Sadaka olarak verilen bir parça ekmek, Allah katında Uhud dağı kadar büyür” diyor! (Taberanide).
Bugün içinde yaşadığımız düzen zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan faize ve haksız vergilere dayalı bir düzen. Onun için “Sadaka”ya (yardıma) muhtaç insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bunun sonucu olarak da kimileri obeziteden ölürken kimileri de açlıktan ölüyor! İslam tarihi incelendiğinde İslam’ın Adil Düzeninin hayata hâkim kılındığı bazı dönemlerde zekât verilecek fakir (ihtiyaç sahibi) insan bile bulunmazken, bu gün gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde “sadaka” ile yaşamaya mahkûm edilmiş yüz milyonlar var!
Şu bir gerçek ki, bugün toplumumuzun da önemli bir bölümü “sadaka”ya “yardım”a muhtaç hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. İşte bunun anlamı; “sadaka toplumu” oluştu!
Peki, bu insanlar nasıl bu hale geldi/getirildi?
Tek cevap: Uygulanan sömürü düzeni ile adil olmayan yönetimle, faiz’le, borçlanmayla, üretim ve yatırıma günün şatlarına göre gerekli yatırımlar yapmamakla, aşırı israflarla… özetle yanlış politikalarla! Ülkemizde Millî gelir arttı deniyor! Ama paylaşımda büyük bir adaletsizlik olduğu gibi kaynakların büyük bir kısmı da borç ve faize gidiyor! Borç sürekli artarken, istihdama ve üretime yönelik yatırımlar gereği gibi kâle alınmıyor. Daha önce yapılan yatırımlar da birçoğu özelleştirildi, hala da özelleştiriliyor! Tabii ki sadece maddi/ekonomik yönden çökmedik, onunla beraber “ahlak” da çöktü!
Hz. Ömer’in ‘Adil Düzen anlayışı neydi? “Kenar-ı Dicle’de bir Kurt kapsa Koyunu, gelir de Adl-i İlâhi Ömer’den sorar onu!”
Bugünkü sömürü düzenindeki anlayış ise, “O koyunu (rantı) ben nasıl kaparım” anlayışıdır! Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın 1999 yılında 10 ay hapse girmesine sebep olan, merhum Necip Fazıl Kısakürek şiirindeki “Allah’ın 10 pulunu bekleye dursun 10 kul. Bir kişiye tam 9, dokuz kişiye 1 pul” Cümlesi idi!
İşte günümüzde yaşanan bu. Müslümanlar olarak ne zaman uyanarak bu gerçekleri görecek ve anlayacağız da ne zaman “kendi medeniyet değerlerimize döneceğiz” diye sorarsak. Ne zaman faize bulaşmayan, israf ve tüketime dayanmayan, üreten, adil paylaşımı olan, içinde zekât müessesesinin bulunduğu “Adil bir düzen”e sahip olacağız, işte o zaman sömürü de, borç da, faiz de ahlaksızlık da bütün sorunlar Allah’ın izni ile sona erer ve denge sağlanır. Bir Macar Atasözünde öyle diyor; “Sarhoş er-geç ayılır, ama Cahil asla!”
Rabbimiz (cc) Kur’an’da şöyle der; “Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor! Doğrusu Allah, her şeyi işiten ve görendir” (Nisa Suresi 58. Ayet).
Maide Suresi 44. Ayette ise; “… Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” uyarısında bulunuyor!
Dostça kalın…