09 Şubat 2026 Pazartesi
Recep Çınar
Su, maddi kirleri temizler. Ama kendisi kirlenirse, temizleme özelliğini kaybetmiş olur!
Siyasetin ise toplumun hem maddi, hem de manevi kirlerini temizleme özelliği vardır. Tabii ki siyaset ahlaklı, dürüst ve adil olursa! Eğer siyaset bu özelliklerini kaybederse, o zaman değil toplumu maddi ve manevi bakımdan temizlemek, kendini bile temizleyemez! Günümüzde yaşanan da bu değil mi?
Diğer taraftan günümüzde sapla saman birbirine karıştırılıyor. Siyaset = Politika şeklinde algılanıyor. Hâlbuki bu terimler farklı medeniyetleri temsil eder. Buna bir de “Laiklik” eklenince iş çığırından çıkıyor!
Nedir bu “Laiklik”? (sıra ona da gelecek!)
Politika; Eski Yunan medeniyetine ait bir terim. Günümüzde her ne kadar ‘Siyaset’in yerine kullanılıyor sa da sırıtıyor! Çünkü politikanın Türkçe karşılığı “çokyüzlülük” demektir. Buda bizim dilimizde olumsuzluk ifade eder.
Siyaset’e gelince; İslam Medeniyetine ait bir terim olup “Halkı, dünya ve ahrette kurtulacakları yola irşat etmekle, onların salah (kurtuluş) ve menfaatlerine çalışmak” şeklinde tarif edilir. Zira Cenab-ı Allah, insanlar arasında mutlaka adaletle hükmedilmesi için emanetlerin (Devlet yönetimine ait vazifelerin) ehline (dürüst, adil insanlara) verilmesini istemektedir. (Nisa Suresi: 58).
İşte günümüzde, politika siyasetin yerine ikame edildiğinden/edilmeye çalışıldığından ve politika kapsamında her şey mubah sayıldığından “politik skandal”lar sık sık yaşanıyor ve siyaset kirleniyor. Siyaset kirlenince de ahlak bozuluyor!
Her İşte Ahlak!
Ahlak, “Huy ve karakter” gibi anlamlara gelmektedir. Bilginler, bir ilim dalı olan ‘ahlak’ın çeşitli tariflerini yapmışlardır.
Mesela; “Ahlak, her iyi huyu benimsemek ve her kötü huydan sıyrılmaktır.”
Bir başka tarifte; “Ahlak, iyilik yapmak ve kötülüklerden sakınmak/sakındırmak için uyulması gereken kuralları öğreten bir ilimdir.”
Diğer bir tarifte ise; “Ahlak, insandaki manevi değerler ve davranışlar topluluğudur” şeklinde anlatılır.
Rahmetli Erbakan Hoca, yarım asırlık siyasi mücadelesinde “önce ahlak ve maneviyat” sloganını adeta bayraklaştırmıştı.
Peygamberimiz bu konudaki bir hadislerinde; “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” der.
Rabbimiz ise bir ayette Peygamberimiz için ; “Muhakkak ki sen pek yüce bir ahlâk üzerindesin” (Kalem suresi, 4. ayet) diyor.
Allah Resulü (sav) bir başka hadislerinde ise; “Allahü Teâlâ’ya günahsız dille dua edin!” Sahabe soruyor: “Yâ Resûlallah, günahsız dilimiz yoktur, nasıl günahsız dille dua edeceğiz?”
Şöyle açıklar günahsız dille dua etmeyi; “Sizin diliniz kendiniz hakkında günahlıdır, ama başkaları hakkında günahlı değildir. Öyle olunca siz başkaları hakkında günahsız olan dilinizle dua edin, onlar da sizin hakkınızda günahsız olan dilleriyle dua etsinler. Böylece günahsız ağızlarla birbirinize dua etmiş, makbul duaları almış sayılırsınız”buyururlar.
Mehmet Ali Ünsal’ın yazdığı “En Güzel Ahlak” şiirinde öyle diyor; Güzel düşün,
Güzel hayaller kur, Güzel söyle, Güzel şeyler duy, Budur en güzel ahlak, Budur en güzel huy!
Çirkine, kötüye mesafe koy, Küçüklerini sev büyüklerini say, İyinin doğrunun hep yanında ol! Budur dostum en ideal yol, Budur en güzel ahlak, Budur en güzel huy.
Ahlak konusunda anlatılan bir hikayede şöyle der; 3 arkadaş; Su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar. Bir gün birlikte dağda, kırda, bayırda dolaşırlarken birisi; Gezimiz güzel de, “birbirimizi kaybedersek nasıl buluşuruz“ diye.
SU cevap vermiş: “Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım.”
ATEŞ’e sorarlar, “Seni yitirirsek ne yapalım”? “Bir duman gördüğünüz yerde bilin ki ben orda varım.”
Su ve ateş birlikte AHLAK’a döner ve sorarlar; “söyle bakalım ahlak, peki ya seni kaybedersek nasıl bulabiliriz?”
AHLAK’ın cevabı şu olur: “Üzgünüm arkadaşlar! Beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız”!
Gelin biz her işimizde, her sahada (siyaset, ekonomi, ticaret, eğitim, insani ilişkiler…) ahlakımızı koruyalım, onu ön planda tutalım. Göreceksiniz o zaman Kendimiz de, Toplumumuz da, Ülkemiz de çok şey kazanacak.
Dostça kalın…