27 Temmuz 2026 Pazartesi
Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında başlayan savaş, küresel enerji ve tarım piyasaları açısından derin sonuçlar doğuran yeni bir jeopolitik krize yol açmıştır. Çatışma, enerji altyapısına yönelik saldırılara ve Basra Körfezi’ndeki deniz taşımacılığında, özellikle küresel enerji ticareti için en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda önemli aksamalara neden olmuştur.
Bu dar deniz geçidi, dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve doğal gazın yaklaşık %20’sini taşımaktadır; bu nedenle herhangi bir kesinti uluslararası fiyatlar üzerinde anında etkiler yaratmaktadır. Bununla birlikte, çatışmanın etkisi yalnızca enerji piyasalarıyla sınırlı değildir. Doğal gaz ile azotlu gübre üretimi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Doğal gaz, Haber-Bosch süreciyle amonyak üretiminin temel hammaddesidir ve bu amonyak daha sonra üre, amonyum nitrat ve azotlu çözeltiler gibi gübrelere dönüştürülmektedir.
Orta Doğu’daki enerji ve lojistik tedarikindeki aksaklıklar, çeşitli analistlerin küresel ölçekte olası bir “gübre şoku” olarak adlandırdığı durumu ortaya çıkarmakta ve bunun dünya gıda güvenliği açısından potansiyel sonuçları bulunmaktadır.
Küresel doğal gaz piyasası yıllık 4.000 milyar metreküpü (140.000 bcf) aşmakta olup, üretim üç büyük merkezde yoğunlaşmaktadır. Bölge yaklaşık pay; Amerika Birleşik Devletleri %25, Rusya %16, Orta Doğu %18’dir.
Basra Körfezi ülkeleri, özellikle Katar ile İran’ın paylaştığı North Dome / South Pars sahasında olmak üzere, dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden bazılarına sahiptir. Çatışma, bölgedeki enerji altyapısını doğrudan etkileyerek uluslararası piyasalarda sert dalgalanmalara yol açmıştır.
EIA ile piyasa/enerji kaynaklarının (Reuters, S&P Global/Platts vb.) bildirdiklerine göre, İran’la yaşanan çatışma doğal gaz piyasasını üç kanaldan etkilemiştir: (1) Körfez’de LNG tedarikinin kesintiye uğrama riski (özellikle Katar), (2) risk ve lojistik primleri (sigorta, rota değişiklikleri, navlun) ve (3) elektrik, sanayi ve gübre sektörlerine yayılan etkiler.
Azotlu gübre üretimi doğrudan doğal gaza bağlıdır.
1 ton amonyak üretmek için yaklaşık olarak:
• 28–35 GJ enerji
• ağırlıklı olarak doğal gaz gereklidir. Bu nedenle doğal gazın bol olduğu bölgelerde büyük petrokimya ve gübre kompleksleri geliştirilmiştir.
Küresel azotlu gübre piyasasının yapısı, rekabetçi fiyatlı doğal gaza erişim tarafından büyük ölçüde belirlenmektedir; çünkü doğal gaz, tüm azotlu gübrelerin (üre, amonyum nitrat, UAN vb.) temelini oluşturan amonyağın üretim maliyetinin %60 ila %80’ini oluşturmaktadır. Bu nedenle dünya üretimi bol doğal gaz rezervlerine sahip bölgelerde yoğunlaşırken, tüketim ağırlıklı olarak büyük tarım ekonomilerinde gerçekleşmektedir.
Bu durum, doğal gaz fiyatlarındaki değişimlere ve özellikle Orta Doğu gibi kilit üretici bölgelerdeki jeopolitik aksaklıklara son derece duyarlı, küreselleşmiş bir piyasa oluşturmaktadır. Tüm azotlu gübreler, doğal gaz reforminginden elde edilen hidrojen kullanılarak Haber-Bosch süreciyle üretilen amonyaktan türemektedir.
Doğal gaz hem hammadde hem de enerji kaynağı olduğundan, azotlu gübre maliyetleri doğal gaz fiyatlarına sıkı şekilde bağlıdır. Başlıca üreticiler şunlardır: Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Hindistan, Basra Körfezi ülkeleri.
Üre ihracatındaki liderlik, bol enerji kaynaklarından yararlanan Orta Doğu’da yoğunlaşmıştır. Mısır, Cezayir ve Nijerya’nın öncülüğündeki Afrika da düşük doğal gaz maliyetleri sayesinde payını artırmıştır. Buna karşılık Çin ve Kuzey Amerika, artan iç talep ve yükselen üretim maliyetleri nedeniyle ihracatlarını azaltmıştır. Dünya üre ihracatının yaklaşık %35’inin bu deniz yolundan geçtiği tahmin edilmektedir. Bu da Basra Körfezi’ni küresel tarım açısından kritik bir merkez hâline getirmektedir.
Savaş, gübre fiyatlarında hızlı bir artışa yol açmıştır. Yakın tarihli örnek: Ürün Önceki fiyat Çatışma sonrası fiyat Üre (NOLA) 475 USD/ton 520–550 USD/ton iken fiyatlar birkaç gün içinde %10 ile %15 arasında artmıştır. Diğer piyasalarda ise üre türevlerinin fiyatları ton başına 500 ABD dolarını aşarak çatışma öncesi seviyelere göre önemli bir artış göstermiştir.
Azotlu gübreler, küresel tarımsal verimin yaklaşık yarısından sorumludur. Bu nedenle arz kesintileri sistemik etkilere yol açabilir.