eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Turan Şallı

Turan Şallı

17 Aralık 2025 Çarşamba

MATMAZEL KLARA KONAĞI

MATMAZEL KLARA KONAĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gayrimüslimlerin en yoğun yaşadığı yerlerden biri de Edirne tarihi Kaleiçi semtiydi. Çoğunluğu zamanın siyasal gelişmelerinden ya da kendi tercihleriyle ülkemizden ayrıldılar. Geriye bıraktıkları işyerleri ve özellikle konutları bakımsızlıktan, iklimsel şartlara, bazıları yangınlara teslim olmuştur. Ayakta kalabilenler sessizce yok olmayı bekliyor.

Günümüzde başta Edirne Valiliği olmak üzere, bireysel çalışmalarla azınlıklara ait (Ermeni, Rum, Yahudi) tarihi binalar restore edilerek turizmin hizmetine kazandırılmaya çalışılıyor. Kaderine uzun yıllar terk edilen yapılar, belli bir zaman sonra yasal mevzuat gereği kamu malı olarak kayıtlara geçebilmektedir. Kurtarılmayı bekleyen yapılar, sahipleri tarafından restorasyona izin verilmediği gibi, satma konusunda da isteksiz oldukları gözlemlenmektedir. Kendi kaderine terk edilen binalardan biri de Edirne Kaleiçi semtinde bulunan “Matmazel Klara Konağı” olarak bilinen konaktır. Konak bakımsızlıktan, iklimsel şartlardan dolayı tam anlamıyla viraneye dönmüştü. Sessizce yok olmayı bekleyen tarihi konak, 2014 yılında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce satıldı. Günün parasıyla tam 200 bin liraya Balkan kökenli iş insanı Hanife Gül Ercan’ın mülkiyetine geçti. Kimsenin satın almayı düşünemeyeceği harabe bir konağa verilen para miktarı, birazda “deli cesareti” isteyen bir davranıştı.  Çünkü bu tür tarihi konakları satın almakla iş bitmiyor, orijinal hale getirilmesi epeyce bir para demektir. Ekonomik getirisinden çok götürüsü vardır. Hele hele bu tür tarihi yapıların röleve çalışmaları, izin alma süreci ve bürokratik engellerin aşılmasında yaşanan zorluklar yaptıran kişiyi yıldırmaması mümkün değildir. Yorucu ve sabır isteyen süreçleri vardır.  Restorasyonun yapılmasında karşılaşılan ehil usta bulma sorunu da ayrı bir derttir.

 Restorasyonu 5 yıl süren asırlık konağın aslına uygun şekilde tamamlanmasını sağlayan Gül Hanım, dönemin ihtişamlı yapısını, yeniden insanlığın kullanımına kazandırmayı başarmıştır. Dönemin en güzel sivil mimari özellikleri barındıran konak, görenleri kıskandıracak güzelliklerle doludur. Gül Hanım, konağın satın almasında kızı Gökçe Bahar Bahçe’nin konağı beğenmesinin etkisi olduğunu söylemektedir. Ailenin tarihi mirasa büyük önem verdiği aşikârdır.

2025 yılının bir bahar gününde restorasyonu tamamlanmış, Matmazel Klara Konağı’nda Hanife Gül Ercan Hanım ile sohbete dalıyoruz. Konağın eski fotoğraflarını gösteriyor, mücadelesini kendinden duyma şansım oluyor. Bir yanda eski harabe görünümlü fotoğraflar, bir yanda konağın bitmiş halinde kendimi bulmaya çalışıyorum. “Ev sahibi mülk sahibi kimdir bunun ilk sahibi” misali sohbet genişliyor. Anlatılanlara göre konak 1906 yılında inşa edilmiş.  “Matmazel Klara Konağı” olarak bilinen Yahudi cemaatine mensup Klara Hasit’e ait olduğunu bilgisini veriyor. Edindiği bilgilerde, Fransızca öğretmeni olan Klara, yakınları ve ailesi İsrail’e göç etmiş, ancak kendisi Edirne’yi çok sevdiği için Edirne’de kalmış. Hiç evlenmemiş, çocuğu olmamış.

                            İMRENİLMESİ GEREKEN BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

        Tarih bazen ilginç rastlantılarla doludur. Asırlar önce Avrupa’dan kovulan ve bir kısmının Edirne’ye yerleşen Yahudi bir ailenin kızına ait konak, yıllar önce Balkanlardan kovulan Türk bir ailenin kızı olan girişimci iş insanı Hanife Gül Ercan Hanıma satış yoluyla geçiyordu. İçinde epeyce insan öyküleri barındıran konak, yoksulluğu, aşkı, sevgiyi ve bir hüzne de ev sahipliği yapmış Matmazel Klara, konağın bir bölümünü kiraya vererek yaşamın zorluğunu aşmaya çalışmış, kimsesi de yokmuş. Yoksulluğu, yanlızlığı konağın her tarafını kaplamış. Yaşlılığında kendisine bir kadın bakıcı tutarak yaşamını sürdürmeye çalışmış. Türk komşusu olan bir kadından ölümü hakkında bilgiler edinmeye çalıştığımızda, “O zamanlar oğluma hamileydim, ölümü zannedersem 1980-1981 yılı olması gerekir. Kendisine sahip çıktık, hatta banyo yaptırdığımız çok olmuştur,” diyerek komşularına sahip çıktıklarını anlatmıştı.

Asırlık konak, yapılan titiz bir röleve çalışmalarıyla eski güzelliğine kavuşmuş durumdadır. Konağı satın aldığında çevresindekilerin olumlu eleştirileriyle karşılaşmadığını belirten Gül Hanım, “Tüm arkadaşlarım bana ne yapacaksınız bu viraneyi nasıl olacak?’ Yanıtı ile karşılaşmış. Hatta bu soruya Yahudi asıllı Edirneli iş insanı Rıfat Mitrani de dâhil olmuş. Gül Hanım, “Benim amacım para kazanmaktan daha ziyade bu tarihi yapıyı insanlığın hizmetine sunmak istiyorum.” diyordu 5 yıllık mücadelesinin ürünü olan Matmazel Klara Konağı 10 odalı butik otel olarak kapılarını konaklamak isteyenlere açmayı bekliyor. Tarih kokan konak, konaklamak isteyenleri büyüleyebilecek özellikler taşımaktadır. İç mâkan ve bahçe avlusu insanın ruhunu okşayabilecek, dönemin mekânsal anılarını yaşatabilecek atmosfer taşımaktadır. Hanefi Gül Ercan Hanım, Türk kadın iş insanının tek başına yürütmesi imrenilmesi gereken örnek bir başarı öyküsüdür. Umarız Edirne’de Gül Hanım kadar güllerin sayıları artar, tarihi konaklar güzel anılara ev sahipliği yapar.

Devamını Oku

MİLLET, DEVLET VE SİYASET

MİLLET, DEVLET VE SİYASET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Millet’, ‘devlet’ kavramları birbirleri ile iniltilidir. Milletin olmadığı yerde devlet, devletin olmadığı yerde de millet olmaz. Bu kuramsallık günümüzün koşulsuz anlayışıdır.  Devleti oluşturan halklar kendi içlerinde dinsel/dilsel ve kültürel çeşitlilik içerebilmektedir.  Devletler bu farklı toplumları kendi içinde harmanlayarak ulus devletlerini inşa etmiştir. Ulus devleti, Tek bir milletten oluşan veya tek bir millet tarafından yönetilen bir devlete genellikle ulus-devlet denir.  Millet tanımı; ortak bir dile/dine, tarihe, kültüre, genel bir yaklaşımla coğrafi bölgeye sahip bir halk topluluğudur.  Devlet ise; oluşturduğu yasalarla, kalıcı toprak sınırları ve egemenlik (siyasi bağımsızlık) gibi resmi yönetim kurumlarıyla karakterize edilen örgütlü bir yapıdır.

Ulus devletinin inşasında genelde aynı kökenden, ortak bir tarihi olan, dinsel, dilsel ve aynı kültürel bağlara bağlı sahip kimlikler ön plana çıkar. Ve devletin asli milleti olarak kabul edilir.  Farklı etnik halkları devletin bütünselliğinde bütünleştirmek için vatandaşlık tanımı getirilmiştir. Bu durum Amerika, İtalya, Almanya, İngiltere ve demokrasinin hâkim olduğu ülkelerde de böyledir. Kimliğin bütünselliği ulus devletidir, vatandaşlık bağı ile bağlamsallık kazanır.  Türkiye Cumhuriyet’i madde 66’ya göre:  “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür”  İşte bu tanımlama birleştirici olmak üzere konulmuştur. Diğer kimlikleri dışarda bırakma amaçlı değildir.  Türkiye Cumhuriyet’ini oluşturan halklar kendi içerisinde farklı etnik kimlikleri sahiptir. Dinsel, dilsel ve kültürel farkların olmaması mümkün değildir. Meseleye bir bütün olarak baktığımızda, kültürel çeşitlilik, kültür zenginliğimizi yansıtır.   Araplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Ermeniler, Çerkezler, Gürcüler, Hemşinliler, Kürtler, Lazlar, Pomaklar, Romanlar(Çingeneler),  Zazalar ve azınlıklar  Türkiye’nin halklarıdır. Bunların her biri devletin bütünlüğünü bozacak siyasi uzantı haline geldiğinde devleti Ulus Devleti olmaktan çıkarır. 

Ülkemizde tarihsel bağlarından dolayı azınlıklar(Hristiyan halklar) ve İslamiyet’te olmak üzere farklı dini inanç grupları bulunmaktadır. Günümüzde her biri Anayasa’nın belirlediği vatandaşlık temelinde hukuk kuralları ile korunmaktadır.

                      OSMANLI SARAY HANEDANLIĞI TÜRKLERE ÜVEY EVLAT GİBİ DAVRANDI.

Bir devletin tarihi sadece kendi çevresiyle sınırlı kalmamış, tarih boyunca farklı milletlerle yakın temaslar kurulmasını sağlamıştır. Yakın temaslar genelde yaşanılan savaşların bir sonucudur. Örneğin; Osmanlı’nın 1453 yılında İstanbul’u fethetmesi,  Bizans İmparatorluğuna son vermesi ile İslam inancı dışında yaşayan halklarla tanışmıştır. Dinsel/dilsel ve farklı kültüre mensup halklardı. Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Çingeneler dikkat çeken unsurlardı. Bu duruma kimlik çeşitliliği veya farklı etnik unsur çeşitliliği de denebilir.  Osmanlı, Rum, Ermeni ve Yahudilere tanıdığı imtiyazlı fermanlarla, dini ve ekonomik özgürlükler sunmuştur. Bu halklar bir zaman sonra, kendi içlerinde geliştirdikleri siyasi ayrımlar ve eylemleri devletin bütünlüğüne zarar verdi. Sebebi; ortak bir tarihe, dinsel/kültürel bağımızın olmayışıdır. Osmanlı’nın en büyük hatalarından biri, Türklere üvey evlat olarak görmesiydi. Devletin iktisadi ve sosyal işleyişini yabancı unsurlara teslim etti. Türkleri Çingeneler gibi dışarda bıraktı

                KAVRAM TARTIŞMALARI ULUS DEVLETİNİ BÖLME ÇALIŞMALARIDIR.

Osmanlı’nın çöküşü sonrasındaki kurtuluş mücadelesinde Osmanlı’nın gayri Müslimleri (Ermeni, Rum, Yahudi) Kurtuluş savaşında etkin bir şekilde Türk halkının yanında olmadılar.  Kurtuluş Mücadelesinde Anadolu ve Trakya’nın vatana sahip çıkan yoksul ve kendilerini vatana adayan milletler vardı. Onlar kimliklerini geri bırakarak vatan mücadelesi verdiler. Bedenlerini toprağa gömmüş bu milletler “önce vatan” sevdasıyla aramızdan ayrıldılar. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet’i emperyalistlere karşı direnmenin gücünün Ulusal Devlet yapısı ile mümkün olacağına karar verdi.

 Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 66. maddesinin şekillenmesi ulusal birliğin korunması esasına dayanmaktadır. Vatandaşlık tanımı bunun üzerine kurulan ruhi bir anlayıştır. Vatana sahip çıkma ruhudur. Kurtuluş mücadelesini yok etmeye çalışan emperyalist ülkeler, Anadolu’da farklı etnik yapıları ayrımcı düşüncelerle sürekli besledi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan etnikleri Cumhuriyet’e karşı sürekli kışkırttılar. Avrupalı emperyalistler ve ABD halen bu coğrafyadan elini çekmiş değiller. Türk varlığını ve dolayısıyla bu coğrafyayı Türkiye’den ayırma hedefindeler. Devleti Türkler, Kürtler, Araplar yönetsin istiyorlar. Bunun altından sağlıklı bir toplumsal uzlaşı çıkması mümkün değildir. Türkiye’nin ulusal bağımsızlığı yolunda toprağa bedenlerini veren kimliklerin kökünü ortadan kaldırmaktır. Günümüzün Ortadoğu bölgesine baktığımızda kimliklerin totaliter rejimin altında ezildiğini, şekillendiğini görürüz. Bu ülkelerde genelde Arap kökenliler egemendir. Diğerleri yok sayılmaktadır, çekmedikleri eziyet kalmamıştır.  66. maddenin yeni bir tanım altında şekillenmesi, Türklük ruhunu ortadan kaydırmaya yönelik siyasi düşüncelerdir, Cumhuriyet’i eritme planlarıdır.   

Maalesef,  günümüzde millet ve millet kavramları siyaset eliyle yön bulmaya, devşirilmeye çalışılmaktadır. Ve hatta 66.maddede deki vatandaşlık tanımı tartışmalara açılıyor. Yerine Osmanlı’nın yönetim şekli gizliden yörüngeye sokulmaya çalışılıyor. Türkiye’de yeni rejimin adı, “Millet Sistemi” olsun, demeye getirilmeye çalışılıyor.  Tek devlet, tek millet, tek bayrak söyleminin ortadan kaldırılma planlarıdır.

Osmanlı’nın çöküş nedenlerinden biriydi Millet Sistemi. Tarihsel emellerinden vaz geçmeyen Küresel işbirlikçiler yine işbaşında. Türklüğü kaldırmak isteyenler bize hiçte yabancı değiller. Günümüz siyasi iklimini anlayabilmek için Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin iyi analiz edilmesi gerekir.

                                                                                                    Turan ŞALLI

                                                            Edirne kent Konseyi Roman Çalışma Grubu Başkanı

Devamını Oku

SİYASETTE KIRILMALAR VE KİŞİSEL ÇIKARLAR

SİYASETTE KIRILMALAR VE KİŞİSEL ÇIKARLAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet tarihimizde siyasi partilerin kurulmasıyla birlikte, parti içi düşünce ayrılıkları yerini hep korumuştur. Kimi düşünceler bireysel, kimileri de toplumsal anlayışın ürünüdür.  Cumhuriyet’in ilk kurulan partisi CHP. Yeni kurulan devleti, ilk zamanlarda sadece CHP yönetimine bırakmama düşüncesinden farklı siyasi partiler kurulmasına rağmen etken olmayı başaramadılar. Cumhuriyetin kurucu kadroları ve Atatürk, devlet düzenini yeniden inşa edebilmek(ulus devleti) için toplumsal kalkınmanın şartı tarım politikalarından geçeceğine inanmaktaydı.  Halkın çok büyük bir çoğunluğu yoksul, cahil ve eğitimsizdi. Tarımda makineleşme olmadığından toprakların büyük bir kısmı üretim amaçlı kullanımın dışındaydı. Bir de en büyük dert ve sorun; Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde toprak ağalığı sistemi, köylü sınıfını ağanın kulları haline getirmesiydi.  (süreç yerini koruyor) . Özetle ülkede çok büyük bir oranda toprak eşitsizliği vardı. Toprak ağalık sistemi, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi değildi. Trakya ve Ege bölgelerinde de irili ufaklı toprak ağaları yerini koruyordu.

Türk siyasal tarihinde 1930’lu yıllarda Aydın ili önemli bir siyasi figür ile tanıştı. Tam adı, Ali Adnan Ertekin Menderes idi.  1899 yılında Aydın’da doğdu. Varlıklı bir ailenin oğluydu.

Adnan Menderes,  yabancı okullarda iyi bir eğitim aldı.  1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Aydın milletvekili olarak seçildi. Bazı yazılı kaynaklara göre CHP saflarına katılmasını bizzat isteyin Atatürk idi. 1945 senesine kadar, TBMM’de komisyon raportörlüğü yaptı. O yıl Saracoğlu Hükümeti’nin gündeme getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle tenkit ederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, 12 Haziran 1945’te, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte, CHP Disiplin Kurulu tarafından ihraç edildiler. Sonradan bu üç kişi Demokrat Partiyi kurdular. Cumhuriyet’i on yıl yönettiler.

 11 Haziran 1945’te Şükrü Saracoğlu hükûmeti tarafından topraksız ya da az topraklı çiftçilere toprak dağıtmak amacı gütmekteydi. Toprak Kanunu ve Arazi Kullanımı Kanunu.  Madde 1 – Bu Kanunun amacı; toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, plânlı arazi kullanımını sağlayacak usûl ve esasları belirlemekti.

Neden bu üç milletvekili şiddetle Toprak Kanununa karşı çıkıyordu, özellikle Adnan Menderes. Sebebi şuydu:  Hacı Ali Paşa dedesinden miras yoluyla kalan Aydın’daki Çakırbeyli Çiftliği ile Menderes Ovası’nın büyük bir çoğunluğuna sahipti.  Çiftliğin topraklarının yüzölçümü net olarak bilinmemekle birlikte, o dönemki tapu kadastro işlemleri resmi bir şekilde net olarak tutulmuş değildir. Arazinin sınırları değişik kaynaklardaki bilgilere göre o yıllarda tahmini olarak 40.000-60.000 dönüm civarındadır (Aydemir, 2019, s.22). Adnan Menderes,  Toprak Kanunu ile topraklarının elinden alınması kaygısı yaşıyordu.

Günümüzde Aydın ilinde siyasi çalkantı ve siyasi iddialar göğe ermek üzere.  CHP’de iki dönem milletvekili, iki dönem Aydın Belediye başkanı ve şimdi de Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ ye katılma hikayesi. Rivayet muhtelif demek isterdim ancak, yazılanlar ve söylenenler rivayetin değil, siyasetin himayesinde olduğunu öğreniyoruz.  Özlem Çerçioğlu’da Adnan Menderes gibi Aydınlı. CHP’ye nasıl sızdığı bir muamma. Geçmişi toprak ağalı olmasa da sanayicilik yönü var. 14 Ağustosta parti değiştirdi.  Namı diğer ‘Topuklu Efe’. Herkesin bildiği Özlem Çerçioğlu’nun Jantsa’ diye bir aile şirketi var. Borsadaki hisseleri değer kaybediyordu, şirket zorda.  Yeni siyasi tercihi şirket hisselerine değer kazandırdı. Ticari ve siyasi kaygılarından dolayı siyasi taraf değiştirdi. Hakkında epeyce ciddi anlamda soruşturmaların olduğunu basından öğreniyoruz.

Merhum Adnan Menderes siyaset yaptığı dönemde Toprak Kanununa karşı çıksa da, zamanla kendi isteği ile topraklarının büyük bir kısmını kendi köylüsüne bırakmıştır. Siyasi yaşamında başarıları olduğu kadar başarısız olduğu siyasi alanlarda olmuştur. İki Aydınlı siyasetçiden tarihe geçen iki fotoğraf hazin olarak kaldı. Biri demokrasinin kuşatılması, diğerinin de Topuklu Efe’ olarak adlandırılan Özlem Çerçioğlu’nun topuğunun kırılması…

Devamını Oku

ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLARI

ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Asıl adı Bahriye Tokmak idi. Manisa’nın bir köyünde yaşayan sekiz çocuklu bir Roman ailenin kızıydı. Yoksulluk içindeki yaşamı sesinin güzelliği ile değişti. Şarkıcı yapıldı, sesi güzel ama fizik güzelliği olmadığı kadar, okuma-yazması da yoktu. Kendisine sanat camiasına yakışır bir isim verildi. Adı Kibariye oldu. kibar olmalıydı. Sesinin güzelliğini kıskananlar ona “Çingene parçası” bile diyenler oldu. Türkiye onu, ‘Ben sanatçı değilim, şarkıcıyım, Roman’lığımdan da utanmıyorum’ sözleriyle bağrına bastı.  

Kibariye, 19 yaşındayken taksicilik yapan Tunay adıyla biriyle evlendi. Annesi evliliği hiç hazmedemedi, kendince damat kızına lâyık değildi. Kibariye şarkıcılıktan epeyce paralar kazanmaya başlamıştı. Damat sürekli Kibariye’nin paralarına çöküyor, Kibariye’nin parası ile zevk-i âlem yaşıyor, başka bir kadınla aldatıyordu. Bu duruma oldukça sinirlenen Kibariye’nin annesi Makbule, zaten hiçbir zaman kızına makul görmediği damadına Televizyon ekranlarından avazı çıktığı kadar bağırıyordu: ”Kızımın parası ile hava atıyor, şoför Tunay şoför Tunaaayyy,”  Bir zaman sonra Kibariye Tunay’ı boşadı. Şoför Tunay şaşalı günlerini geri de bıraktı.

Şoförlük mesleği insanlarımızın geçim kapısıdır. Emeğidir, alın teridir. Kimilerinin şansı yaver gider hayatı değişir. Bunlardan biri de bir dönem Necmettin Erbakan’ın ve Recep Tayyip Erdoğan’ın gönüllü olarak şoförlüğünü yapan eski milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’dır. Kendisine bahşedilen milletvekilliğini iki dönem yapmıştır. Kamuoyu kendisini sosyal medya hesabındaki ‘Yeliz’ takma adıyla tanır. Geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya hesabından 1923 yılında kurulan Cumhuriyet’i kanlı bir darbe olarak nitelendirmiştir.  Hızına alamayan bu şahsiyetsiz, Cumhuriyet’e “Çamuristan” deme cesaretini göstermiştir. Amacı Cumhuriyet’in meşruîyetine halel getirmektir.  Amacı Atatürk ve Cumhuriyet’e karşı olanların sesi olmaktır. Üstelik bu şahsiyetsiz, beğenmediği Cumhuriyet’in Meclis kürsüsünden iki defa milletvekili yemini etmiştir:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve

şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve

Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve

adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması

ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve

şerefim üzerine andiçerim.”

Ettiği yemine sadık kalmamış, şeref yoksunu olduğu paylaşımından da kendisini belli etmiştir. Kendisine bahşedilen milletvekilliğini aklınca ahde vefa olarak bu şekilde tamamlamıştır. Büyük Türk ulusunun vicdanında asla yer bulmayacak paylaşımı ve düşünceleri bazılarını memnun edebilir. Unutulmamalıdır; bugün ilkbahar ise,  sonbaharı da düşünmek gerekir. İnsanların hak etmeyecekleri makamlara getirilmesinin sonuçlarını yaşamaktayız. Ahmet Hamdi Çamlı, kendisine bahşedilen milletvekilliği sayesinde zenginleşmiş ve halen hak etmediği emekli milletvekili maaşı olmaktadır. Aldığı maaş kendisine haram olsun Yeliiizzz, Yeiiizzzy!

Turan ŞALLI

Edirne Kent Konseyi Roman Çalışma Grubu Başkanı

Devamını Oku

KIRKPINAR AĞALIĞI

KIRKPINAR AĞALIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Devletlerin tarihinde gelenek ve görenekler ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Doğal olarak tarihsel belleği de yansıtır. Gelenek ve görenekler; bir toplumda veya bir toplulukta çok eskilerden kalmış tarihsel yaşanmışlıkları saygın bir halde kuşaktan kuşağa aktaran olguların bütünlüğüdür. Bu olguya en iyi örnek, Edirne Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleridir. Osmanlı’nın Balkanlarda hâkimiyet sürdüğü dönemde oluşan Kırkpınar, yıllardır her yıl Edirne Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri olarak yapılmaktadır. Gelenekselleşen bu ata sporumuzun yaşatılması için yıllar öncesine dayanan Kırkpınar Ağalığı müessesesi oluşturulmuştur.

Kişinin gönül rızasına ve kabulüne dayanan ağalık müessesesi Kırkpınar etkinliklerinde yapılacak tüm harcamaların karşılanması anlamına gelir. İşin özünde yüklü miktarda para vardır. Gelenekselleşen ve bir kültür mirası olan güreş ağalığı, aynı zamanda Kırkpınar ağalığı ile bütünleşen kıyafet ile tamamlanır. Bugüne kadar tüm Kırkpınar ağaları, gelenekselleşen ağa kıyafetini giymiştir. Hatta 1980 yılında Roman kökenli Cemal Pul, gelenekselleşen Kırkpınar Ağa kıyafetini giymiştir. 

2025 yılı 664. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, Bu yıl giydiği ağalık kıyafetiyle oldukça eleştirildi. “Tarz güzel ama geleneksel değil” dendi. Eleştirilere hak vermemek mümkün değildir. Gelenekselleşen kıyafetin şekil değişikliğine uğraması, kültür bozulmasına sebep olacağı endişesine yol açmaktadır. Ne yazık ki, günümüzde kültürel öğeleri korumak daha zor hale gelmiştir.

Örneğin: Romanların bin yıllık geleneği olan Kakava’da suya girme ritüeli, dilek dileme geleneği günümüzde modernizasyon altında yozlaşmıştır. Kakava Romanların bayramı olmaktan çıkmıştır. Romanların Kakava ve Hıdrellez kıyafetleri de özünden kopmuştur.  Türkiye Toplumunun son 25 yıl içindeki toplumsal ve kültürel değişimin farkındayız. Ayrıca Türkiye sosyolojik bir değişimin içindedir. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü’nün durumu biraz da buna benziyor. Kendisi Kırkpınar Ağalık kıyafetini modernize etti. 2026 yılı ağalık ücretini de yeniden revize ederek, 40 Milyon 664 Bin 665 TL’ ye yükseltti.

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

Globalleşen dünyamızda gelenek, göreneklerin değişime uğramaması mümkün değildir. Ayrıca Edirne halkının Kırkpınar’a ne kadar sahip çıktığı da sorgulanmalıdır. “Tarz güzel ama geleneksel değil” sözlerine katılmamak mümkün değil. Şu da bir gerçek, ‘parayı veren düdüğü çalar.’

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler