DOLAR 32,2037 0.02%
EURO 35,0051 0.33%
ALTIN 2.454,16-0,29
BITCOIN 2231157-0,88%
Edirne
17°

HAFİF YAĞMUR

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Fitne’den uzak durmak!

Fitne’den uzak durmak!

ABONE OL
20 Nisan 2024 13:45
Fitne’den uzak durmak!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Recep Çınar

Fitne kelimesi küfür, azgınlık, sapıklık, günah, rüsvalık, ayrılık, birisini azdırmak, delilik, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, kalbin bir şeyi fazlaca beğenip, ona meyletmesi, hoşuna gitmesi, bela, azap, musîbet… gibi birçok mana ifade eden bir kelime olarak tarif edilir.

Peygamber efendimizden (sav) nakledilen Birçok Hadislerde ahir zamanın dehşetli fitnelerinden haber verilmiştir.

İslâm beldelerinde fitneler, Hazreti Osman (r.a)’ın hilâfeti zamanında başlamıştır. Ancak her devirde bunun tezahürleri farklı farklı olmuştur. Bunların kıyamete kadar farklı zamanlarda ve farklı şekillerde gerçekleşeceği belirtilir.

Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde;  “Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun, insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kâtil (öldüren) niçin öldürdüğünü, maktul (öldürülen) de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek”buyurmuşlardır. (Müslim, Fiten, 55)

Böyle zamanlarda zayıf karakterli insanların, Kitap ve Sünnet’e itibar etmeyerek kendi kıt akıllarınca hareket edecekleri, ayet ve hadisleri açıklarken de daima dünyevî menfaatlerini ön plânda tutacakları belirtiliyor. Peygamberimiz (sav) “fitne” konusunda şu uyarılarda bulunur;

“Fitne zamanında sessiz kalmak, doğru olana yardım etmektir.” (Müslim)

“Fitne zamanında doğru sözlü olmak, Allah’a yakın olmaktır.” (Tirmizi)

“Fitne zamanında insanlar arasında sulh yapmak, sadakadır.” (Tirmizi)

Duymak bile insanı rahatsız eden fitne konusunda yüzlerce hadis-i şerif var. Kur’anda ise 34 ayet mevcut.

Kuran-ı Kerim fitne tehlikesinin cinayetten daha çetin ve zararlı olduğunu belirtir. Allah (cc), “Fitne adam öldürmekten daha beterdir (Bakara, 191)” buyurur. Peygamberimizin (sav) ahrete irtihalinden sonra Cemel, Sıffin ve Kerbela fitneleri yaşanmıştı!

Peki, “Cemel Vakası” nedir, nasıl oldu? 

İslam tarihinde önemli olaylardan biri olan Cemel Vakası, Peygamber Efendimiz’in (Sav) vefatından 24 yıl sonra gerçekleşen bir olaydır. Hz. Ali’nin (r.a) halifeliği döneminde gerçekleşmiştir. Kısaca, Cemel Vakası için İslam tarihinde ortaya çıkan ilk iç savaş denmektedir ve Hz. Ali ile Hz. Aişe tarafları arasında meydana gelmiştir. Bilindiği gibi üçüncü halife olan Hz. Osman (r.a) Kur’an-ı Kerim okurken şehit edilmişti. Halifelik bundan sonra Hz. Ali’ye (r.a) geçti ve Hz. Ali’nin ilk görevlerinden biri Hz. Osman’ı şehit eden katili veya katilleri bulmak ve onlara hak ettikleri cezayı vermek olacaktı. O zamanlar Hz. Osman’ı şehit eden asi grup ortama hâkim oldular ve “Osman’ı hepimiz öldürdük” diyerek katilin bulunmasını zorlaştırdılar böylece anarşiye sebep oldular.

Hz. Ali ve Hz. Aişe grupları!

Bir yandan ortaya çıkan anarşi, bir yandan Hz. Osman‘ın katillerinin bulunmasını isteyenler Hz. Ali’yi zor durumda bırakmıştı. Bunun üzerine bir karışıklık daha eklendi; Hz. Aişe, hac ibadetini yaparak Medine’ye dönmek üzereyken Hz. Osman’ın şehit edildiğini öğrenince Mekke’ye geri döndü. Hz. Aişe, Osman’ın mazlum olarak öldürüldüğünü, şehit Osman’ın kanının heder olmaması gerektiğini, katillerin mutlaka cezaya çarptırılmaları ve şer’i hükümlerin uygulanması gerektiğini söylemişti. Daha sonraları Hz. Aişe, Osman’ın intikamını almak için herkesi toplamaya ve bir araya getirmeye çalıştı. İslam dünyası, ortaya çıkan bu iç karışıklıklar nedeniyle zor durumlar geçirmekteydi. Ve kaynaklardan anlaşıldığı üzere Hz. Ali (r.a) ve Hz. Aişe (r.ah) tarafları olmak üzere iki grup oluşmuştu. Hz. Aişe ve Hz. Ali iki taraf arasında çatışmanın meydana gelmemesi için sahabeler aracılığı ile sürekli birbirleri ile görüşüyorlar, tavsiyelerde bulunuyorlardı. Sahabeler, Hz. Aişe ve yanındakiler ile görüşmüş, onları ümmetin birliğini bozmama konusunda ikna ederek Hz. Ali de buna katılırsa bunun barış ile biteceğini söylediler. Hz. Ali de bu durumdan memnun oldu ve barış olağan bir durum olarak görünüyordu.

Fitne ve savaşın başlaması !

İbn Sebe ( Abdullah b. Sebe) İslam’ı kabul eden, ancak daha sonra Müslüman beldelerde sapık fikirler yaymaya başlayan biriydi. İbn Sebe ve yandaşları, bu olaylarda tarafların (Hz. Aişe ve Hz. Ali) anlaşmak üzere olduğunu fark edince, gizli bir toplantı düzenlemiş ve barış yapılırsa bunun kendileri için ölüm demek olacağını söyleyerek, savaşın başlatılması için karar almışlardır. Kaynaklara göre bu fitneyi çıkaran ve savaşı başlatmakta en büyük rolü olan İbn Sebe ( Abdullah b. Sebe)’dir.

Ertesi gün Abdullah İbn Sebe ve yandaşları Hz. Aişe’nin tarafına hücum etmeye başlamıştı. Hz. Ali ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Hz. Ali kendi tarafını savaşmaktan alıkoyarken, Hz. Aişe de kendi tarafını teskin etmeye çalışıyordu. Fakat fitne tohumu atılmış artık savaş başlamıştı. İki taraf da ne olup bittiğini anlamadan, bu kadar çözüme, barışa yakınken kendilerini savaşın içinde bulmuşlardı.

Fitneyi çıkartıp savaşın başlamasına neden olanların hedefi Hz. Aişe idi. Herkes Hz. Aişe’yi ölümü pahasına koruyordu ve büyük bir kahramanlık ile dövüşüyorlardı. Savaş neredeyse Hz. Aişe’nin etrafında devam ediyordu. Hz. Aişe ve Hz. Ali savaşı durdurmak için çok gayret sarf etseler de çarpışmalar devam ediyordu. Savaşa son vermek için birisi Hz. Aişe’nin devesine saldırarak deveyi yere yıkmıştı. Bu olay bir anlamda savaşı durdurmuş, Hz. Ebu Bekir’in oğlu Muhammed, Hz. Ali tarafından koşarak Hz. Aişe’ye yardım etmiş, Hz. Ali de Hz. Aişe’nin yanına gelerek hatırını sormuş ve O’nu refakatçilerle birlikte Medine’ye göndermişti.

Alimler, “Cemel vakasında/savaşında her iki taraf da makbul olmasından dolayı onlar hakkında ileri geri konuşmak doğru değildir” diyor. Ehl-i sünnet âlimleri her iki tarafta da ölenleri ehl-i cennet kabul etmişlerdir.

Sonuç!;Cemel Vakası olayı son buldu. Ama rivayete göre bu fitne iki taraftan 10 bin civarında sahabenin hayatına mal oldu! Hz. Ali ve onun tarafındakiler kazanmış sayılsa da, Müslümanlar arasında herhangi bir ayrılık olmadı. Hz. Aişe yara almadan Cemel vakasından yani iç savaştan kurtuldu. Hz. Aişe (r.ah) bu olaylardan dolayı müminlerin birbirlerini incitmemelerini, kendisi ile Hz. Ali (r.a) arasında bir gerginlik, bir kırgınlık bulunmadığını söyledi. Hz. Ali (r.a) de hem Hz. Aişe’ye hem de onun yanındakilere iyi davrandı. Cem’el vakasında ölenleri bizzat gömdürdü ve Basra’ya girmeden önce ordusuna yağma yapmamalarını ve kimseye dokunmamalarını emretti.

Kim haklı kim haksız meselesine girmek, sahabelere olan sevgi ve hürmeti zedeleyeceği için, bütün Ehl-i sünnet âlimleri ittifak ile bu konuda ileri geri konuşmayı men etmişlerdir.

Fitne, insanlık tarihi boyunca olmuş, kıyamete kadar da olacaktır! Ama devletlerarası, ama gruplar, şahıslar… arası!

Fitne konusunda uyarılardan birkaç örnek!;

Peygamberimiz (sav) bir Hadislerinde; “Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mümin olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kâfir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse, Hz. Âdem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)” diyor! [Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262).

Rabbimiz (cc) ise Bakara suresi 217. Ayette;  “Fitne (şirk) adam öldürmekten daha büyük günahtır” şeklinde uyarır!

Müslümanlar olarak yapmamız gereken, hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunarak hayatımızı Kur’an ve Sünnete göre düzenlemektir!

Dostça kalın…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.