DOLAR 32,8253 0.02%
EURO 35,6997 0.13%
ALTIN 2.531,660,10
BITCOIN 2155731-0,63%
Edirne
31°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ağaç ve İnsan!

Ağaç ve İnsan!

ABONE OL
7 Temmuz 2024 21:17
Ağaç ve İnsan!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 Recep Çınar

Ağaç da İnsan da, her ikisi de Allah’ın yaratıkları. Allah (cc), İnsan’ı en güzel bir şekilde yarattığını haber verir, 

 (Tin Suresi:4. ayette).  Allah (cc), her şeyi insan için yaratmış.

Ekonomi, Ahlak, Eğitim, Tarım ve Hayvancılık…  konularını konuşa konuşa, yaza yaza bir hal olduk! Bunlar, olmazsa olmazlarımız. Ancak, hayat bunlardan ibaret değil ki! Mesela; çevre, temizlik, Ağaçlar/ ormanlar… hepsi hayatın birer parçası. Çevre düzen ve temizliğine, ormanlara ve onların sağlıklı ve yoğun olmasına da ihtiyacımız var.

Bu konuyu neden kaleme aldığımı merak edenler olabilir!

01.07.2024 tarihli yerel basınımızda  (Yenigün) yer alan “Gezi’de kıyameti koparanlar nerede?’ başlıklı haberde, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Kıyık Caddesi Yediyol ağzındaki dev çınar ağacının belediye ekipleri tarafından kesilmesine tepki göstererek, “Gezi Parkı’nı hatırlattı” diyor.  Aksal, “Gezide nakledeceğimiz 12-13 ağaç için dünyayı ayağa kaldıranlar, Balkanların en güzel millet bahçesini yaparken kıyameti koparanlar, Selimiye Camii karşısındaki tarihi çınar ağacı CHP’li Edirne Belediyesi tarafından kesilirken neredeler?” diye soruyor.

Ağacın kesilmesi ile ilgili yapılan açıklama ise “kuruduğu gerekçesiyle Edirne Belediyesi ekipleri tarafından Kültür Varlıkları Koruma kurulundan da izin alınarak kesilmiş!”

Tabi kendiliğinden kuruduğu için kesilmiş olmasına kimsenin bir şey diyeceği yok. Ancak şunu bilelim ki, Çınar ağaçlarının gövdesi geniş, kökleri de derinlerdedir. Kendiliğinden kolay kolay kurumaz! Gereği gibi bakıldığı ve korunduğu takdirde yüzyıllarca yaşayan bir ağaç türüdür. Söz konusu çınar ağacının neden kuruduğu Belediyenin ilgili birimince acaba araştırıldı mı?  Edirne Belediyesi dün – bugün değil, yüz yıldır ecdadımızın emanet bıraktığı, yüzyıllarca gölgeleri ve verdikleri oksijen ile insana hizmet eden o ağaçların ne kadar bakımını yaptı ve korudu? Korunamayıp yok olan ağaçların yerlerine ne kadar yeni fidanlar dikilip yetiştirildi?  Ecdadımız bu bölgede genelde Çınar, Ihlamur, Kayın… gibi uzun ömürlü ağaçlar dikmişler.  Belediyemiz de bazı yerlere zaman zaman bazı ağaç fidanları dikti! Ne oldukları belli değil! Eskiden Edirne’den Karaağaç Mahallesine giden yolun iki tarafında ulu ağaçlar vardı. Adeta ağaç tünelinden geçiliyordu! Bugün onların çoğu gitti azı kaldı!Yedi yol ağzında kuruduğu gerekçesi ile kesilen o ağaç nasıl kurudu? Susuz mu kaldı? Yoksa birilerini rahatsız ettiği için köküne kurutma maddesi mi dökülerek kurutuldu? … Bunlar araştırıldı mı? Şunu bilelim ki, doğal yaşamın dengesini korumak için biz insanlara büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumlulukların en önemlilerinden birisi de çevremizi kirletmemek, temizlemek, doğamızı ve yeşil alanları korumaktır. Bu yeşil alanların içinde büyük yer kaplayan da ağaçlardır. Bir milletin en kıymeti hazinesidir ağaçlar. Bize olan faydaları saymakla bitmez. Ağaçlar bizim yaşam ve oksijen kaynağımızdır.Onlar doğanın dengede kalmasını sağlayan, hayatımızı güzelleştiren ve tüm canlılara faydalı olan değerlerimizdir. Bunun için her fırsatta ağaç dikmeliyiz. Dikilenleri korumalıyız. Aksi halde her yok ettiğimiz ağaç kendi sonumuzu hazırlar ve gelecek nesillere kurak, çöl bir ülke bırakırız. Bunun için ağaçlarımızı yaşatalım.

Ağaçlarla ilgili söylenmiş o kadar çok söz var ki, değil bir köşe yazısına kitaplara sığmaz! Mesela;  * “Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz” diyor, Hz. Muhammed (s.a.v.)  * “Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara, ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgâra” (Mevlana)  * “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık avlandığında beyaz adam paranın yenecek bir şey olmadığını anlayacak!” (Kızılderili Atasözü)  

* “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim” diyor! (Fatih Sultan Mehmet)

Bizler, insan için kesilen ağaçları hiç düşündük mü? Kullandığımız masa, sandalye, kitap, defter, kağıt, kurşun kalem…  belki onlarca, yüzlerce ağaç kullandığımız eşyalar yüzünden kesildi! Peki, bizler hayatınızda kaç tane ağaç diktik ve yetiştirdik?  Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da sıradan bir Avrupa ülkesi kadar bile olamıyoruz!
Yazar, merhum Nahit Duru, ormanla ilgili yazısında; “Ormana nasıl haykırırsan öyle karşılık verir. Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler. Yaş kesen baş keser. Ormansız yurt vatan değildir. Ormanlar milli servettir. Ormanı korumak, erozyonu önlemek demektir. Toprağını kaybetmek istemiyorsan, ormanı yok etme. Orman yurdun hem süsü, hem gücüdür. Orman, yağmur yularıdır. Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız. Orman sadece bekçi ile değil, sevgi ile korunur. Ağaçlı köyü sel basmaz…“  diyor. 

Eskiden Anadolu’nun yüzde 70’i ve Trakya’nın tamamı ormanlarla kaplı imiş!

Doğanın tarihsel geçmişinden bahseden  Milli Parkların kurucularından merhum Tansu Gürpınar, şunları söylüyor;  “Anadolu’nun %70’i Trakya’nın ise  tamamı ormanlarla kaplıydı, polen analizleri ve tarihi bulgular bize bunu kanıtlıyor. Böyle bir ortamda diğer canlılar ve yabani canlılar da bugünle karşılaştırılamayacak kadar zengindi. Doğanın işleyişine müdahale olmaz, doğaya her müdahale zenginliği azaltır.” Deveye sormuşlar; “Boynun neden eğri?” Deve; “Nerem doğru ki”demiş!Bizim de bugün geldiğimiz/getirildiğimiz noktada her tarafımız eğrildi, büküldü! Yeniden ayağa kalkıp dik durmak ancak bin yıllık medeniyet değerlerimize dönmekle olur!             

 Dostça kalın…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.