07 Mart 2026 Cumartesi
EŞKIYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLDU!
Ağrı Dağı Efsanesi
CUMHURİYET IŞIĞI İHTİYACI
Kendinizi gerçekten sevmeyi biliyor musunuz?
‘Kadınlar toplumun en güçlü dayanağıdır’
UNESCO DÜNYA MİRASI BİR KENTTE KENTLİ OLABİLMEK: EDİRNE -7
Edirne Valisi Yunus Sezer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Vali Sezer, “Hayatın her alanına değer katan kadınlarımız; emekleri, sevgi dolu yürekleri ve fedakârlıklarıyla toplumumuzun en güçlü dayanaklarından biridir. Aileden topluma uzanan geniş bir yelpazede sevginin, merhametin, üretimin ve umudun en güzel temsilcisi olarak daha güçlü ve daha yaşanabilir bir toplumun inşasında önemli bir rol üstlenmektedir” dedi.
Edirne Valisi Yunus Sezer, mesajında şunları kaydetti:
“Cennet anaların ayağı altındadır” anlayışına sahip bir medeniyetin mensupları olarak kadınlarımıza her zaman büyük bir değer atfeden bir kültürden geliyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de Türk kadınının toplumdaki yerini güçlendirmek adına önemli adımlar atmış; 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı tanıyarak dünyadaki birçok gelişmiş ülkeden önce bu hakkı yasal güvence altına almıştır. Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını! Sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözleri de Türk kadınına duyduğu saygının ve inancın en anlamlı ifadesidir.
Toplum yapımızı şekillendiren kadınlarımızın hayatın tüm alanlarında daha etkin rol almalarını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu doğrultuda ilimizde yürütülen çalışmalar kapsamında; Sosyal Dayanışma Merkezleri, Halk Eğitim Merkezleri ve kadın girişimciliğini destekleyen çeşitli projeler aracılığıyla kadınlarımızın üretime, istihdama ve sosyal hayata daha güçlü katılım sağlamalarına yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Üreten ve girişimci kadınlarımız hem aile bütçelerine hem de şehrimizin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sunmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle; sevgiyi, emeği ve fedakârlığı hayatın merkezine koyan, yetiştiren, üreten ve topluma yön veren başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir hayat diliyorum.” Haber Merkezi
Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Celil Özcan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Özcan, “Türk Kadını 1950’den itibaren Atatürkçü bakıştan uzak iktidarlarca hep görmezden gelinmiş, sürekli gerilemiş, AKP iktidarı döneminde ise, birçok hak ve kazanımları yanında, başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere yasal güvencelerini de büyük ölçüde kaybetmiştir” dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı Celil Özcan, dernek binasında yaptığı açıklamada 8 Mart’ın sadece kutlama günü değil, Türk kadınının dünyada bulundukları yeri sorgulama fırsatı olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Özcan, açıklamasında şunları kaydetti:
“Dünya Kadınlar Günü’nün 8 Mart’ta kutlanmasının nedeni 8 Mart 1857 tarihinde ABD’de 40 bin dokuma işçisi kadının ücretlerinin ve çalışma koşullarının insan onuruna yakışır hale getirilmesi talebiyle başlattıkları greve yönelik polis saldırısında yaşamlarını yitiren 129 kadın işçinin anısını yaşatmak, bu vesile ile kadın haklarına yönelik toplumsal farkındalık yaratmaktır. Dünya Kadınlar Günü; 1911 yılından itibaren çeşitli ülkelerde fiilen kutlanmış, 1977 yılında Bileşmiş Milletlerin 8 Mart’ı, “Kadın Hakları İçin Birleşmiş Milletler Günü” ilan etmesiyle de dünya genelinde ve ülkemizde kutlanır olmuştur.
Her ne kadar dünya kadınlarının ve kadınlarımızın böyle özel bir günleri var ise de gerçekte insan haklarından tam olarak yararlanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Birkaç gelişmiş ülke dışında pek çok coğrafyada ve özellikle İslam aleminde maalesef hâlâ kadının adı yoktur. Türk Kadını ise, 1950’den itibaren Atatürkçü bakıştan uzak iktidarlarca hep görmezden gelinmiş, sürekli gerilemiş, AKP iktidarı döneminde ise, birçok hak ve kazanımları yanında, başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere yasal güvencelerini de büyük ölçüde kaybetmiştir.
Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmanın, Cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarını terk etmenin, devletimizin hamurundaki namus mayasını eksiltmenin, akıl ve bilim yolunu reddetmenin bedelini başta kadınlarımız, ulus olarak çok ağır ödedik, ödüyoruz.
Bütün bu olumsuzluklara karşın ülkemizde de dünyada da çok güçlü ve örgütlü bir kadın dayanışması ve direnci vardır. Bu dayanışma ve direnç, cinsiyetçi ön yargıları ve eşitsizlikleri aşmak konusunda dünden bugüne inançla ve kararlılıkla yoluna devam etmektedir, edecektir.
8 Mart sadece bir anma ve kutlama günü olarak değil, kadınlarımızın ülkemizde ve dünyada bulundukları yeri sorgulama fırsatı olarak da değerlendirilmelidir.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, 2026 yılının milletçe kadına saygıyı içselleştirdiğimiz bir yıl olmasını diliyor, çarenin Yeniden Atatürk Cumhuriyeti olduğunu yineliyor, kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.”
Haber Merkezi
Edirne Tabip Odası’nın 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği Meslekte 30-40 ve 50. Yıl Plaket Töreni Edirne Tabip Odası Sosyal Tesislerinde yapıldı. Dr. İnayet Dikim’e meslekte 50 yıl plaketi Edirne Tabip Odası Başkanı Dr. Celal Karlıkaya tarafından verildi. Haber Merkezi
Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın Yayın Sekreteri Deniz Tetik, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Tetik, “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tarihsel kökeni itibarıyla bir anma ya da sembolik kutlama günü değil emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesidir” dedi.
Tetik, kadın kamu emekçilerinin aynı işi yapmalarına rağmen ücret eşitsizliği, yükselme ve yönetici pozisyonlarından dışlanma, mobbing, sendikal baskılar ve iş-yaşam dengesini imkânsız kılan uygulamalarla karşı karşıya olduklarını ifade etti.
“Kadınların emekleri sömürülmekte”
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tarihsel kökeni itibarıyla bir anma ya da sembolik kutlama günü değil emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesidir. Bugün, özellikle kamuda çalışan kadın emekçilerin karşı karşıya bırakıldığı yapısal sorunların görünür kılınması ve bu sorunları üreten politikaların sorgulanması açısından kritik bir eşiktir. Türkiye’de kamusal çalışma yaşamı, uzun süredir neoliberal politikalarla yeniden yapılandırılmakta güvencesizlik, düşük ücret, performans baskısı ve siyasal sadakate dayalı yönetim anlayışı kalıcı hale getirilmektedir. Bu dönüşümden en fazla etkilenen kesim ise kadın emekçilerdir. Kadınlar kamuda hem emekleri üzerinden sömürülmekte hem de toplumsal cinsiyet rolleri aracılığıyla sistematik biçimde ikincilleştirilmektedir. Kadın kamu emekçileri, aynı işi yapmalarına rağmen ücret eşitsizliği, yükselme ve yönetici pozisyonlarından dışlanma, mobbing, sendikal baskılar ve iş-yaşam dengesini imkânsız kılan uygulamalarla karşı karşıyadır. Bunun yanı sıra bakım emeğinin neredeyse bütünüyle kadınların sorumluluğuna bırakılması, kamuda çalışan kadınları çifte yük altında ezmektedir. Bu durum bireysel tercihlerle değil, bilinçli sosyal ve ekonomik politikalarla üretilmektedir. Öte yandan kadına yönelik şiddetin toplumsal ölçekte artması, kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığını göstermektedir. Şiddeti önlemekle yükümlü kamusal mekanizmaların zayıflatılması, cezasızlık politikaları ve kadınları koruyan hukuki düzenlemelerin etkisizleştirilmesi, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Kadın emeğinin değersizleştirilmesi ile kadın yaşamının değersizleştirilmesi aynı siyasal zihniyetin ürünüdür.
“Kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi gerekir”
Eğitim-İş Sendikası açısından 8 Mart, kadınların yalnızca temsil edildiği değil, özne olduğu bir mücadele hattının ifadesidir. Sendikal mücadelenin, toplumsal cinsiyet eşitliğini tali bir başlık olarak ele alması mümkün değildir. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, liyakate dayalı kamu yönetimi, şiddetsiz ve güvenli çalışma ortamları sağlanmadan kamuda adaletten söz edilemez. Kadınların kamusal alandan dışlanmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve laiklik karşıtı uygulamalarla kadınların yaşam tarzlarına müdahale edilmesine karşı mücadele, sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mücadele aynı zamanda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin savunusudur. Eğitim-İş olarak, kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi ve şiddetle etkin mücadele için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu kapsamda, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesini, 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanmasını ve ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanmasını talep ediyoruz. 8 Mart, kadınların taleplerinin hatırlatıldığı bir gün olmanın ötesinde, bu taleplerin neden hâlâ karşılanmadığının sorgulandığı bir mücadele günüdür. Eğitim-İş, emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini büyütmeye; kamuda ve toplumda bu eşitsiz düzeni değiştirme kararlılığını sürdürmeye devam edecektir. Emekçi kadınların örgütlü mücadelesi, yalnızca kadınların değil, tüm toplumun özgürleşmesinin ön koşuludur.” Haber Merkezi
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Gencan, “Çünkü biliyoruz ki bir kadın güçlenirse, bir aile, bir nesil ve bir şehir değişir. Kadınların şiddetten uzak, güvenli ve eşit bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların sesi ne kadar güçlü çıkarsa, demokrasi de o kadar güçlenecek, Cumhuriyetimizin değerleri daha da kök salacaktır” dedi.
Başkan Filiz Gencan mesajında kadınların toplumsal yaşamın her alanında emeği, üretimi ve katkısıyla hayatın temel gücü olduğunu vurgulayarak, kadınların eşit ve özgür bireyler olarak yaşamın her alanında daha görünür olması için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
Başkan Filiz Gencan mesajında şu ifadelere yer verdi:
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, bu kadim şehrin her sokağında izi, her evinde bereketi ve her fidanında emeği olan siz değerli kadınlarımızı en içten duygularımla selamlıyorum.
‘Dünyada her şey kadının eseridir’ diyen Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı çağdaş yolda ilerleyen bir şehir olarak, kadınların emeğinin, aklının ve üretiminin olmadığı hiçbir hizmeti eksiksiz saymıyoruz.
Kadınlar hayatın her alanında üretimin, emeğin ve umudun taşıyıcısıdır. Tarlada üretimde, iş hayatında, bilimde, sanatta ve siyasette kadınların emeği toplumumuzu güçlendiren en önemli değerlerden biridir. Kadınların eşit haklara sahip olduğu bir toplum, daha adil ve daha güçlü bir toplumdur.
‘KURSLARLA BİNLERCE KADINIMIZA YENİ UFUKLAR AÇIYORUZ’
Görev süremiz boyunca kadınlarımızın sosyal ve ekonomik yaşamda daha fazla yer alması için birçok projeyi hayata geçirdik. Kadın Emek Pazarlarımızla evde üreten kadınlarımızın emeklerini ekonomik değere dönüştürmelerine destek olurken, kadın çiftçilerimize verdiğimiz desteklerle üretimin gücüne güç kattık.
Hizmete açtığımız Konak Edirne ile hemşehrilerimize ve şehrimize gelen kadın misafirlerimize sıcak bir yuva sunarken, Yenidoğan Paketi uygulamamızla annelerimizin mutluluğunu paylaşmaya devam ediyoruz. Düzenlediğimiz paneller, etkinlikler ve eğitim programlarıyla kadınların sosyal yaşamda daha aktif rol almasını destekliyoruz. Kadın merkezlerimizde verdiğimiz eğitimler ve kurslarla binlerce kadınımıza yeni beceriler kazandırıyor, yeni ufuklar açıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bir kadın güçlenirse, bir aile, bir nesil ve bir şehir değişir.
Kadınların şiddetten uzak, güvenli ve eşit bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların sesi ne kadar güçlü çıkarsa, demokrasi de o kadar güçlenecek, Cumhuriyetimizin değerleri daha da kök salacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere aziz şehitlerimizin kıymetli annelerinin ve emeğiyle hayatı güzelleştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” Haber Merkezi