DOLAR 32,2163 0.05%
EURO 34,9785 0.23%
ALTIN 2.454,86-0,26
BITCOIN 2237949-1,01%
Edirne
20°

HAFİF YAĞMUR

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Ercan Kerman

Ercan Kerman

23 Nisan 2024 Salı

DOĞU EKSPRESİ

DOĞU EKSPRESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen yıl neşeli bir kafile ile Doğu turuna gittik.

Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Erzurum’a Vardığımızda kar yağıyordu.

 Erzurum’un gezilecek yerlerini gezdik. Atatürk’ün Konak yaptığı müziği epey etkileyiciydi.

Ülkenin Amerika’nın Teksas eyaleti kadar yüz ölçümüne sahip olsa da her köşesinde ayrı ayrı bir güzellik bulunuyordu. Doğasıyla tarihiyle yaşanmışlıklarıyla gezmeye doyamaz insan.

Oradan Kars’a geçtik uzatmadan anlatayım İshak Paşa Sarayı ani Harabeleri gibi görünmesi gereken her yerleri gördük

Sıra geldi trenle dönüşe. Kars’tan bindiğimiz tren hareket eder gibi oldu. Sonra beklemeye başladık.  

Elektrik sisteminde arıza varmış diyenler oldu. Trenin çeken marşandiz değiştirilecekmiş diyen oldu.

Bilirsiniz insanoğlu bu gibi durumlarda bir senaryo yazar, ortaya atar. Birkaç zaman sonra gerçekmiş gibi kendi de İnanır.

Fakat benim söylemek istediğim bu rötardan dolayı hiç kimse oflayıp puflamıyordu.

Kompartımanlar arası ziyaretler, sohbetler kesintisiz devam ediyordu.

Başka zaman olsa şu gün Ankara’da şu işim vardı, her şey aksadı… filan muhabbetleri olurdu.

Hiç kimse neşesinden bir şey kaybetmemişti.

Normal yaşamda da böyle relax yaşayabilsek dedim.

Neşeli gruplar müzik eşliğinde trenin koridorlarında dans ederek dolaşıyorlardı. İstersen onlara katılabilirdin. İstersen kompartmanın kapısını açıp onları seyredebilirdin. Ama kafamı dinlemek istiyorum. Kitap okuyacağım veya camdan dışarısını seyredeceğim dersen kapını kapat kendi dünyana çekilebilirsin. Hayat gibi değil mi?

DOĞU EKSPRESİ

Doğu Ekspresi ile Kars’tan Ankara’ya geldik.

Bazen dağları deldik. Akarsularla kardeş olduk yol bazen oyuk üstünden atladığımız nehirlerde oldu.

Uyuduk uyandık gittiğimiz hep yoldu.

Yolculuğumuz yaşamımız gibiydi.

Varacağımız yer heyecanlı değildi.

Koyverdik zamanın ipini seyrettik manzaranın güzellini.

İki üç saatlik rötarlar sıkıcı değildi bizim için. Zamanın ağır akması güzellikleri sergiliyordu biçim biçim.

Trenin koridorlarında dünya gibi şenlik var.

Katılmak zorunda değilsin.

Uykun var gibisin.

Kapat kapını çek camının perdesini

Uzan ranzana onun gerisini.

Molalar hayat gibi. Gezdik Sivas ve Divriği.

Erzincan’da gezildi şelale, her yerde bol nevale.

Uzun yıllar hayat mücadelesi diye

Koştuk sütçü beygirleri deli deliye

Doğu Ekspresi sakin liman

Ağır akıyor zaman

Bundan sonra böyle yaşayacağım

Ağzındaki sakızı bile tadını çıkaracak çatlatacağım

Telaşe müdürlerine lafım yok. Aslında çok.

Banka, havale Nevale …

Herkes yaşasın bildiğince

Günü geldiğinde ben gideceğim

Gülerek, ağlayarak ve sevinecektim diyeceğim

Günü geldiğinde ben de gideceğim

Ankara’da gezildikten sonra hızlı trenle İstanbul Halkalı’ya geldik. Bizi bekleyen aracımızla da gecenin ilerleyen saatlerinde Edirne’de idik.

Doğu ekspresinde hissettiklerimi şiirleştirmeye çalıştım. Aşağıda okuyacağınız şiir o duygularla yazıldı. İnşallah beğenirsiniz.

Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

Doğu Ekspres

Doğu Ekspres
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ercan Kerman

Doğu Ekspresi ile Kars’tan Ankara’ya geldik.

Bazen dağları deldik. Akarsularla kardeş olduk yol bazen oyuk üstünden atladığımız nehirlerde oldu.

Uyuduk uyandık gittiğimiz hep yoldu.

Yolculuğumuz yaşamımız gibiydi.

Varacağımız yer heyecanlı değildi.

Koyverdik zamanın ipini seyrettik manzaranın güzellini.

İki üç saatlik rötarlar sıkıcı değildi bizim için. Zamanın ağır akması güzellikleri sergiliyordu biçim biçim.

Trenin koridorlarında dünya gibi şenlik var.

Katılmak zorunda değilsin.

Uykun var gibisin.

Kapat kapını çek camının perdesini

Uzan ranzana onun gerisini.

Molalar hayat gibi. Gezdik Sivas ve Divriği.

Erzincan’da gezildi şelale, her yerde bol nevale.

Uzun yıllar hayat mücadelesi diye

Koştuk sütçü beygirleri deli deliye

Doğu Ekspresi sakin liman

Ağır akıyor zaman

Bundan sonra böyle yaşayacağım

Ağzındaki sakızı bile tadını çıkaracak çatlatacağım

Telaşe müdürlerine lafım yok. Aslında çok.

Banka, havale Nevale …

Herkes yaşasın bildiğince

Günü geldiğinde ben gideceğim

Gülerek, ağlayarak ve sevinecektim diyeceğim

Günü geldiğinde ben de gideceğim

Ankara’da gezildikten sonra hızlı trenle İstanbul Halkalı’ya geldik. Bizi bekleyen aracımızla da gecenin ilerleyen saatlerinde Edirne’de idik.

Doğu ekspresinde hissettiklerimi şiirleştirmeye çalıştım. Aşağıda okuyacağınız şiir o duygularla yazıldı. İnşallah beğenirsiniz.

Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

AHŞAP MEYVELİK

AHŞAP MEYVELİK
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ercan Kerman

Şehit olan oğlum komiser Cem KERMAN ve gelinim öğretmen Dilay adına her yıl Oryantiring Federasyonu tarafından yarışmalar düzenleniyor. Bu yarışmalara bizi ve dünürlerimizi de davet ediyorlar. Bu yılki yarışma yılbaşına yakın Muğla’da idi. İki gün süren yarışmalar pazar günü akşam üzeri bitti. Bizde dönüş yoluna koyulduk. Fakat kış olduğu için gece çabuk bastırdı ve yorgunduk. O yüzden Burhaniye’deki tanıdıkların evinde bir gece konaklayıp yola devam etmeyi daha uygun bulduk.

Uzatmayacağım ertesi sabah dinlenmiş vaziyette yola çıkacağa hazırdık. Ha birde unutmadan söyleyeyim kaldığımız yazlık –kışlık ev ISI POMPASI ile ısınıyordu. İlk defa orda gördüm. Hem ekonomik hem de çok sıcaktı. Buzdolabı motoru gibi ufacık bir motor aynı mantıkla gazı sıkıştırıp, bırakarak ısıtma ve soğutma yapıyormuş. Yani fazla elektrik harcamıyordu.

Yazdan kalma bir gündü. Nasıl olsa vaktimiz de vardı, Burhaniye pazarını da gezelim dedik. Şans bu ya o gün pazar kuruluyormuş.

Pazarda birçok tezgahta mantar vardı. Kırklareli’nin kanlıca mantarına benzer, yaprak şeklinde kıvrımlı mantarlarına yerel adı MELKİ mantarıymış.

Pazarı gezerken yaşlı bir adamın önünde iki tane ahşap meyvelik, bir-iki tane kepçe ve 5-6 tane tahta kaşık gördüm. Bu meyveliklerden daha büyüğünü Midilli adasından pazarlıkla 50 Euro’ya almıştım. Gerçi o meyvelik ceviz veya zeytin ağacından yapılmıştı ve çok güzel cilalanmıştı.

O meyveliği gelinim Edirne’ye geldiğinde çok beğendi. Ben de ona hediye ettim. O kadar sevmiş ki taşınırlarken ta Amerika’ya kadar götürmüştü.

Bu gördüklerim kalitesiz ağaçlardandı. Ve üzerinde adamın keser izleri görünüyordu. Yani kabaca yontulmuşlardı.

Fiyat sordum. Tanesi 100 lira dedi. Ben ağız alışkanlığı ile alırsam yanında bir de tahta kaşık verir misin? dedim.

Adam hemen tepki verdi. Kaşık yirmi beş lira, ben bundan ancak günde bir tane yapabiliyorum dedi.

Çok utandım ve hemen parayı verip aldım. Sonra ne işe yaradığını sordum. Hamurla ilgili bir şey söyledi ama anlamadım.

Edirne’de bu objeye zımpara atıp, cilaladım. Resimde gördüğünüz şekilde geldi.

Hala o bölgedeki insanların nerede ve nasıl kullandıklarını bilmiyorum. Siz ne dersiniz?

Adamcağız günde bir tane yapabiliyormuş. Satabilirse yüz lira alacak. Bir porsiyon köfte beş tane ve iki yüz lira. Demek ki bir gün çalıştığında alacağı iki buçuk köfte. Eski laflar geçiyor zihnimden “YE MEMET, KAYIŞ GİBİ KÖFTE”. Köfte ile ilgili başka söz bulamadım. Ama aklıma başka bir söz geldi.

Dağdan kestim kereste

Kuş besledim kafeste

Dünya dönüyor aheste aheste.

Evet dostlar biz olsak da, olmasak da dünya dönmeye devam ediyor aheste aheste.

Kalın sağlıcakla.

Devamını Oku

ALZHEİMER’LI ARI

ALZHEİMER’LI ARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ben oldukça kalabalık bir kovanda yaşayan işçi arıyım. Sıradan bir işçi arı olduğum için bir ismim veya numaram yok. Tek bildiğim yüzyılların, bin yılların ve genetiğimin sayesinde yaşar benden beklenenleri yaparım.

Sabahın ilk ışıklarıyla kovandan çıkar ve mevsime, çevreye göre yararlı bulduklarımı toplayıp kovana getiririm.

Yine böyle bir sabah kovandan çıktığımda kovanın önünde şekerli su gördüm. Bu dünyadan ne iyi insanlar vardı. Hiç zahmete girmeden oradan aldığımı içeri taşıdım. Artık kırlara sadece gezmek için çıkıyordum. Yaşamım çok kolaylaşmıştı. Eskiden gerekli besinleri bulmak için kovandan üç dört kilometre uzaklara kadar gitmek zorunda olan ben çok rahat yaşıyordum.

Bilmediğim şey ise bana verilen şekerin beni yavaş yavaş zehirlediğiydi. Evet bende gide gide şeker hastalığı ve ALZHEİMER hastalığı başlamıştı.

Yine bir gün kovandan 1-2 kilometre uzaklaşmıştım ki yönümü kaybettim. Unutkanlık beni bunalttı. Hangi yöne gideceğimi bir kestiremiyordum.

Olduğum yerde ölümü beklemekten başka çarem yoktu.

Elveda dostlarım.

Kısacık ömrümün büyük dersini sizinle paylaştım.

Elveda uyanık, açıkgöz insanoğlu.

Bilin ki arılar yok olduğunda sizin de en çok dört yıllık ömrünüz kalmış olacak.

Devamını Oku

YARALAYICI değil YARATICI

YARALAYICI değil YARATICI
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Şehrin HERGELE Meydanına doğru yürürken büyük bir kalabalık gördüm. Bu hergele meydanı lafını pek seviyorum. Bana eskiyi çağrıştırıyor. Eskiden köylerde sığırların, atların toplanıp çobanlarla otlamaya gittikleri meydan gibi. Akşam olup sığır döndüğünde her hayvanın kendi evini tek başına bulması sahnesi filan çok hoşuma gidiyor. O yüzden şehri bu merkezi yerine hergele meydanı diyorum. Belki biraz da hergelelerin, boş gezenin boş tayfasının toplanma yeri olması kastediliyordur.

Yaşlı bir adama bu kalabalık da neyin nesi diye soruyorum.

Belediye başkan adayının tanıtımı toplantısıymış. Ortada yüksekçe bir yerde içi kağıt dolu şeffaf bir kutu vardı. Yanda yanyana konmuş üç masada bir sürü broşürler vardı.

Ankete katılın sizde kazanın yazıyordu. Bu anketleri doldurup o şeffaf kutuya atıyorsunuz. Her saat başı o kutuyu bizzat başkan adayı çevirip, rasgele üç isim belirliyormuş. Kazananlar biner lira para ödülü alıyormuş.

Anket kağıtlarından birini aldım. Test çözer gibi. Belediye başkanından beklediğimiz hizmetler

a-Alt yapı

b-Üst yapı

c-Ulaşım

d-Hepsi

Baktım herkes de şıkkını işaretliyordu. Ben de öyle yaptım.

Bir diğer soruda da bir eşitlik vardı. Bir tarafta başkan adayının isminin bazı harfleri diğer harfler çizgi halinde eşitliğin diğer tarafında şehrin isminin bazı harfleri ve eksik olanları yazıyorsunuz. Yani sizin beyninizde o isimle, o şehri özdeş hale getirmeye çalışıyorlar.

Paranın yüzü tatlı muhalif olanlar bile form doldurup çekilişe katılıyormuş. Bu yazıyı neden yazdığımı anladınız değil mi? Sevgili okurlarım.

Yaklaşan seçimler kör döğüşü haline gelmesin istiyorum. Yaratıcı fikirlerle gülümsetici güzel bir demokratik yarış olsun istiyorum.

YARALAYICI değil YARATICI fikirler.

Kalın Sağlıcakla.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.