eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Uzm.Psk Nergis Özdinç

Uzm.Psk Nergis Özdinç

12 Mayıs 2026 Salı

İLİŞKİLERDE VAR OLMAK

İLİŞKİLERDE VAR OLMAK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazı insanlar ilişkilerde sevilir ama orada var olamazlar. Çünkü bir ilişkinin içinde olmak, o ilişkide var olmakla aynı şey değildir. Var olmak; duygularınla, ihtiyaçlarınla ve sınırlarınla o ilişkinin içinde yer bulabilmektir. Aslında kendin kalabilmektir.

Kendini sürekli açıklamak zorunda hissetmeden, yanlış anlaşılma korkusu yaşamadan, sürekli kendini düzenlemeden…olduğun halinle ilişkide kalabilmek, o ilişkide gerçekten var olabilmek olarak tanımlanabilir.

İlişki içindeyken bazı insanların zamanla değişip dönüştüğüne şahit oluruz. Daha az konuşur, daha az ister ve daha az hissetmeye başlarlar. Çünkü gerçek benliği ile o sistemde var olmadığı görülür. Oysa zamanında o kişi, kendisi olduğu için görülmüş ve seçilmiştir. Ancak bu gerçeklik yok sayılır.

Duyguların görülmediğinde, kendini anlatırken duyulmadığında, kabul edilmediğinde ve bu yüzden sürekli değişmek zorunda kaldığında, ilişki içinde nefes alma alanların olmadığında…en önemlisi farklılaşmana yani kendi bakış açını ilişkiye dahil etmene izin verilmediğinde o ilişkide var olmak mümkün olabilir mi?

Tam bu noktada ilişki sürmeye devam edebilir. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünebilir. Ancak kimse çatışma çıkmasın diye susulduğunu, sevilmek için uyumlanmak zorunda kalındığını, ilişki devam etsin diye var oluşundan vazgeçildiğini bilemez. Hatta bu durum, ilişki içindeki bireyler tarafından bile fark edilmeyebilir. Zamanla hissedilen sadece yorgunluk, tükenmişlik ve hayal kırıklığı olur.

İnsan en çok, kendini saklamak zorunda kalmadığı, var olabildiği yerde bağ kurar. Buradan bakılınca sevmek ve sevilmek yeterli değildir. Asıl önemli olan şey, sevdiğimiz ve sevildiğimiz yerde kendimiz olarak kalabilmek olmalıdır.

“Bağ kurmak” ile “Var olmak” arasındaki ilişkiye bakıldığında; var olmadan kurulan bağ, zamanla bağımlılığa dönüşebilir. Birisi ile bağ kurmak, kendini kaybetmeye dönüşmemeli.  İlişkilerde var olmak, sevilmek uğruna kendinden vazgeçmek zorunda kalmamak olmalıdır.

Bazı ilişkiler, insanın kendi toprağında kalmasına izin verir. Bazıları ise, insanı kendi ikliminden uzaklaştırıp çiçek açmasını bekler. Mesele elbette çiçek açmak değil, hangi toprakta, hangi iklimde var olabildiğimizdir.

İnsan da ilişkiler de böyledir. Gerçek bağ, insanın kendini değiştirmek zorunda kalmadığı yerde büyür. Sağlıklı ilişkiler, insanın kendi toprağında kalabildiği, kendi ikliminde nefes alabildiği yani var olabildiği alanlardır.

Var olduğumuzu hissettiğimiz topraklarda çiçek açmak dileği ile…

Devamını Oku

İLİŞLKİLERİN PSİKOLOJİSİ BOZULUR MU?

İLİŞLKİLERİN PSİKOLOJİSİ BOZULUR MU?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir ilişkiden bahsettiğimizde aslında yaşayan bir sistemden bahsederiz. Bu sistem nefes alır, büyür, zorlanır ve bazen yorulur. Bu yüzden “ilişkinin psikolojisi bozuldu” dediğimizde kastettiğimiz şey; iletişimin zayıflaması, bağın kopması, ilişkinin taşıdığı anlamın yok olması gibi örnekler verilebilir.

Bir ilişki, ilişki içindeki bireylerin toplamından fazlasıdır. İki kişi yan yana geldiğinde sadece iki ayrı bireyden bahsedemeyiz. Aralarında üçüncü bir şey doğar ve ona ilişki deriz.

Aynı iki kişi, farklı ilişkilerde başka davranabilir. Çünkü ilişki, bireylerden bağımsız bir etkileşim alanı oluşturur. Dolayısıyla ilişkilere kişilerden bağımsız bakabildiğimizde, ilişkiler hastalanabilir, hasar görebilir veya tükenebilirdir.

En yalın hali ile bunu şöyle ifade edebiliriz; sen varsın, ben varım ve bir de “biz” varız. Yani aslında ilişki, iki insanın birlikte oluşturduğu bir kimliktir. Bu yüzden bir ilişki bozulduğunda, iki insanın birlikte kurduğu o üçüncü alana bakılabildiğinde, onarım sürecinin şekli değişir.

Ancak çoğunlukla bu böyle işlemez, ilişkiler hasar almaya başladığında, ilişkideki kişilerden biri suçlanır veya sorumluluk alır. Her şey yolunda giderken “biz” adı verilen sistemin içinde yaşamak kolaydır. Peki aynı bakış açısı problemler olduğunda neden işlemez hiç düşündünüz mü?

İlişkiler hasar aldığında, ilişki içindeki bireylerin dinamikleri daha görünür olur. Onun yüzünden, onun suçu gibi algılarla, sorunun kaynağını bireyler üzerinden bulmaya kendimizi adarız. O bozdu, o düzeltsin algısı yaygınlaşır.

Sen bozuldun veya ben bozuldum algısını aşıp, ilişkimiz bozuldu, hasar gördü veya yara aldı dediğimizde, yani ilişkilere üçüncü bir kimlik olarak bakabildiğimizde, onarım için sorumluluk almak daha kolaylaşabilir.

İlişkilere, yaşayan bir sistem olarak bakabildiğimizde, bu sistemi oluşturan her bir üye sorumluluk alacaktır. Çünkü bu ilişki onların oluşturduğu bir sistemdir. İlişkileri iki kişilik görmek, yaşayan bir sistemi eksik algılamak demektir.  İlişkilere üçüncü bir gerçeklik olarak bakabilmeliyiz.

Bu bağlamda birlikte kurulan şey, tek başımıza olduğumuzdan farklıdır. İşte ilişkilere bu algı ile bakabildiğimizde; ilişkiler hasar görebilir, bozulabilir olur. Bunu da ilişkideki bireyler olarak biz düzeltebiliriz algısı oluşturmak hedefimiz. Birlikte kurduğunuz bu sistemi, tek başınıza sürdüremeyeceğiniz gibi tek başınıza da düzeltemezsiniz.

Devamını Oku

İLİŞKİLERDE PSİKOLOJİK ESNEKLİK

İLİŞKİLERDE PSİKOLOJİK ESNEKLİK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzm. Psk. Nergis ÖZDİNÇ

Psikolojik esneklik, bir ilişkide her şey yolundayken nasıl davrandığımızdan ziyade zorlanırken nasıl davrandığımızla ilgili bir kavram. Kırıldığımızda, öfkelendiğimizde, hayal kırıklığı yaşadığımızda nasıl tepki veriyoruz?

İlişkilerde bazen fark etmeden iki seçenek arasında kalırız: Haklı kalmak ya da bağda kalmak. Bir tartışmanın ortasında zihnimiz hızlı çalışır ve cevap bulmak ister. Kim haklı? Kim haksız? Kim daha çok kırıldı? Kim daha çok çaba gösterdi?

Biz bu sorulara cevap ararken bir şeyi unutabiliriz. İlişkiler, haklılık ve kıyaslamalar üzerine kurulamaz. İlişkiler, bağı sürdürebilme üzerine kurulur. Bağ korunmaz ve sürdürülmezse ilişki de yok olur.

Çoğu insan ilişkide duygularını yönetmeye çalışır. Duygularını kontrol ederken aynı zamanda o duygu içinde nasıl biri olmayı istediğimiz de önemli. Örneğin öfke, herkesin yaşadığı bir duygudur ama herkes öfkeliyken aynı şekilde davranmaz. Kimi incitir, kimi susar, kimi uzaklaşır. Kimi ise zorlanmasına rağmen saygıyı koruyabilir. İşte bu esnekliktir.

Psikolojik esneklik aynı zamanda, her düşünceye inanmak zorunda olmadığımızı, her duygunun peşinden gitmek zorunda olmadığımızı fark etmektir.  “Beni önemsemiyor” diye düşünebiliriz. Ama bu düşünceye tutunmak yerine, “Şu an böyle hissediyorum ama bu gerçek mi? diyebilmek için esneklik gerekir.

İlişkide psikolojik esneklik işte tam olarak burada başlar. Bu zayıflık değil. Aksine, duyguların içinde kaybolmadan yön bulabilmektir. Psikolojik açıdan esnek olabilen kişiler daha az kırılmazlar, kırıldıklarında daha hızlı toparlanabilirler. Çünkü burada haklı olmak yerine ilişkiyi sürdürme ve bağı devam ettirmeye odaklanılmıştır.

Bu bağlamda ilişkiler, haklı olmak isteyenlerin değil, esnek kalabilenlerin sürdürebildiği bir alandır. İlişki içinde ya siyah ya beyaz gibi katı kalıplara takılmadan, duygularını fark edip ilişkideki değerlerine uygun davranabilmek esnek olabilmenin bir yansımasıdır.

Sadece “Ben nasıl hissediyorum?” dediğimizde, ilişkiden bağımsız bir cevap verebiliriz. Oysa “Bu ilişkide nasıl hissediyorum?”, “Bu ilişkide nasıl biri olmak istiyorum?” şeklinde sorduğumuz soruların cevabı, ilişki ile bağlantılı olacaktır.

Özetle, ilişkilerde zor duyguların içinde kalabilmek, o duygulara rağmen nasıl davranacağını seçebilmek için esnekliğe ihtiyacımız var. Çünkü ilişkiler, insanlar kusursuz oldukları için değil, esnekliklerini koruyabildikleri için sürdürülebilir.

Devamını Oku

SUÇ VE PSİKOPATOLOJİ 

SUÇ VE PSİKOPATOLOJİ 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Suç, insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmasının yanı sıra, insanoğlunun yüzyıllardır çözmeye çalıştığı sosyal bir problemdir. Son dönemde artan şiddet ve cinayet haberlerinde sorduğumuz; Cani mi? Hasta mı? Sorularının yanıtlarını, anormal psikoloji yelpazesinde arar olduk. Çünkü duyduklarımız, okuduklarımız ve gördüklerimiz “Normal” olarak algılanamayacak düzeyde.

Anormal Psikoloji, uyumsuz davranışların incelendiği, değerlendirildiği, tedavi ve önleme ile ilgilenen bir alan. Psikopatoloji, bu alanın içinde yer alan psikolojik bozuklukları kapsar.

Toplum olarak normal olmayan pek çok davranış ve eylemi maalesef normalleştirme sürecindeyiz. “Bu normal değil.” dediğimiz şeylerin psikolojik bozukluklarla bir ilişkisi var mı diye sorgulamaya başladık.

Suç işleyenlere veya suça teşebbüs edenlere, “hasta” dediğimizde büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalıyoruz. Öncelikle bunu diyerek durumu normalize etme ve konulara duyarsızlaştırmaya neden olurken, aynı zamanda tanı almış psikiyatri hastalarına yönelik toplumsal düzeyde olumsuz bir algı oluşturmuş oluyoruz.

Toplum olarak zaten halihazırda var olan, ruh sağlığına yönelik bu olumsuz algı yüzünden insanlar destek almaktan korkuyorlar. Maalesef bu sebeple tanı alması gereken pek çok kişi tanı almaktan, tedavi görmekten kaçmaktalar. Bu süreç uzun vadede yine topluma zarar veriyor.

Psikolojik bozukluklar ve suç davranışı arasında doğrudan bir ilişki olduğu düşünülse de yapılan araştırmalar, doğrudan bir ilişki kurulamayacağı yönünde. Sadece suç işleyen kişilerin bir kısmının, hastalık nedeniyle bazı suçları işlemede daha fazla riske sahip olduğu araştırmalarda belirtilmiş durumda. Kısacası, suç davranışı tüm psikolojik bozuklukları kapsamamaktadır. Risk grubunda olanlar için ise önleyici bir tedavi programı hazırlanmalıdır.

Özellikle şiddet davranışı, kişinin kendisini korumak için gerçekleşmiyorsa, öncesinde psikiyatrik bir tanı almamış olsa bile “psikopatolojik” olarak değerlendirilmelidir. Bahsedilen psikopatolojik süreçlerin yaratabileceği risklere ilişkin bilgiler herkes için dikkate alınmalı ve önleyici politikalar oluşturulmalı. Bu önleyici politikaların içinde risk oluşturabilecek kişilerin en yakınlarının süreci kabul edici, farkında ve yardıma açık olması toplumsal açıdan suçların önlenmesinde destek yaratacaktır.

Toplumsal düzeyde suç davranışlarını azaltmakta hepimizin görevi var. Önce ailemizde suç davranışlarını fark edeceğiz ve anormal görünen davranışlarla ilgili gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek isteyeceğiz. Anormal davranışları kabul etmeye, görmezden gelmeye devam edersek biz de bu suça ortak oluruz. Unutmayın bugün size şiddet uygulayan oğlunuz yarın arkadaşına da zarar verebilir. Bu bir risktir ve bu riski görmezden gelmemeliyiz. Anormal davranışlar önlenmeli, gerekirse tedavi edilmelidir. Bunun için ilgili birimlerle iş birliği kurmak çok önemli.

Devamını Oku

STRESİ NASIL YÖNETİYORUZ?

STRESİ NASIL YÖNETİYORUZ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aynı olayı yaşamış iki insan birbirinden farklı tepkiler gösterebilir. Olaylar aynı olsa da insanlarda hissettirdiği duygu ve buna bağlı tepkiler farklılaşabilmekte. Biri daha kaygılı ve gergin yaklaşırken diğeri daha sakin ve soğukkanlı bir tepki verebilir.

Olaylara karşı verdiğimiz bu tepkilerin farklılaşmasında pek çok değişken bulunmakta. Mizaç ve kişilik yapılarımız, içinde bulunduğumuz çevresel faktörler gibi etkenler bu tepkilerimizi belirlemekte rol oynar.

Stresimizi yönetmek için başvurduğumuz çeşitli yollar vardır. Bizi zorlayan stres faktörlerine karşı zamanla geliştirdiğimiz tepkilerin bazıları olumlu etki gösterirken bazılarının olumsuz etkileri bulunur.

Şimdi hatırlayalım. Stres karşısında ilk verdiğimiz tepki ve davranış nedir? Bir çoğumuz sakinleşmek ve gevşemek için o anlık işe yarar davranışlara yöneliriz. Sigara, alkol, yemek, uyku, yürüyüş ve benzeri davranışlardan hangilerine sıklıkla başvururuz? Bu başvurduğumuz davranışlar bizi o an gerçekten sakinleştiriyor mu? Bazıları anlık sakinleştirmiş gibi görünüyor olsa da uzun vadede fayda sağlamayacak aksine zararı olacaktır. Bu süreçte bize zarar verecek olan davranışları fark etmek ve yerine daha yararlı olanı koyabilmek önemli.

Bazılarımız stres karşısında geri çekilmeyi tercih eder. Geri çekilerek içine kapanır, geri çekilir ve yüzleşmekten kaçınır. Bazen de sorunları yok sayarak olayların dışına çıkarak kendini korumaya alır. Bu tepki ile sorun ortadan kalkmadığı için çözülmesi gereken şey devam ettiğinden kişilerde bu durum öfke ve iletişim problemlerine yol açabilir. Önceden yok sayılmış olan bir problem ileride başka bir olayda bizi tetikleyebilir.

Bir diğer stres tepkisi ise aşırı tepki göstermedir. Küçük hayal kırıklıklarına büyük anlamlar yüklenerek sözel veya davranış olarak farklı tepkiler gösterilebilir. Bu baş etme tarzı, öfke nöbeti, kötü söz söyleme ve saldırganca davranışlara sebep olabilir. Aşırı tepki gösterme sürekli yapıldığında bizleri strese daha yatkın hale getirebilir.

Stresle baş etme tarzınız ne olursa olsun esnek olabilmek psikolojik sağlamlık becerileri için önemli bir faktördür. Bilişsel esneklik değişime karşı bize yardımcı olur. Zor ve stresli durumlar karşısında uyumlanma gücümüzü artırır. Böylece stresli olarak tanımladığımız olay ve durumların sayısı azalacaktır. Benlik algımız ve hayata bakış açımız da durumları stresli algılama veya algılamama yönünde bize yardımcı olacaktır. Kendimizle ilgili olumsuz benlik algısına sahipsek hayatımızdaki stres faktörlerinin sayısı da çoğalır.

Stres karşısındaki davranışlarımızı fark ettiğimizde, onları değiştirme ve dönüştürme şansımız olur. Size zarar verdiğini düşündüğünüz başa çıkma yönteminiz varsa bunlardan bir anda kurtulmak mümkün olmayabilir. Onların size kısa vadede ne kazandırdıklarını keşfederek yerine daha yararlı olanları koymayı denemekle başlayabilirsiniz.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler