eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Nuri Böcekbakan

Nuri Böcekbakan

22 Mayıs 2026 Cuma

Rabbimize Yakın Olma Yolunda Yeni Bir Fırsat: Kurban

Rabbimize Yakın Olma Yolunda Yeni Bir Fırsat: Kurban
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 Kıymetli Okurlarım! En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

 “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!”

(Hac, 22/37)

Takvamızdan başka Rabbimize bizler ne arz edebiliriz? Takvamızdan başka dünyada ve ahirette bizleri neler mutluluğa ulaştıracaktır? Niyetlerimiz halis olmasa ve samimiyetle Rabbimize yönelmesek bizleri ne kurtaracaktır?

Âdem (a.s.), Havva annemizle birlikte cennete işledikleri küçücük bir hatadan (yasak meyveyi yemelerinden) dolayı yeryüzüne indirildikten sonra, her ikisi de samimiyetle

“(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (Araf, 7/23) diyerek tövbe ettiler de Rahman-ı Rahim onları affetmedi mi?

Nuh (a.s.) emrolunduğu üzere Rabbine sığınarak dağın başında bir gemi yapıp o gemiyle, kendisi ve inanlar tufandan kurtulmadı mı?

Musa (a.s.), ihlâsla çıktığı yolda önünde Kızıldeniz açılıp oradan geçmedi mi?

İbrahim (a.s.), takva sahibi olarak Rabbine yöneldi de Rabbi onu Nemrut’un ateşinden kurtarmadı mı? Yaratanın evladı İsmail (a.s.) ile imtihan ettiği İbrahim (a.s.) takvasıyla bu imtihanda başarılı olmadı mı?

Ya İsmail (a.s.)! O ki, körpecik bir çocukken kesilmekle imtihan edildiği bu dünyada Rabbine sığınarak ve takva sahibi olarak,

 “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun.” (Saffat, 37/102)diyerek kazananlardan olmadı mı?

Ya Hacer (r.a.) annemiz! Hz. İbrahim, kendisini daha süt emen çocuğu İsmail (a.s.) ile Mekke’de bırakıp giderken, “Ey İbrahim! Bizi buraya bırakıp nereye gidiyorsun dediğinde”, Hz. İbrahim (a.s.)’dan “Bu Rabbimin emridir” cevabını aldığında “Rabbim bana sahip olur” diyerek Rabbine yönelmedi mi? Çocuğuna bir damla su bulması gayretine karşılı Rabbi, onu zemzemle müjdelemedi mi?

Nice hayatlar dünyada yaşandı ve bitti. Niceleri kaybetti, niceleri kazandı. İblis kaybetti, Hz. Âdem kazandı. Kabil kaybetti, Habil kazandı. Firavun kaybetti, Hz. Musa kazandı, Nemrut kaybetti, Hz. İbrahim kazandı. Ebu Leheb, Ebu Cehil kaybetti, Hz. Muhammed (s.s.a) kazandı. Şimdi sıra bizde bu kurban bayramının  yaklaştığı  şu anda  kendimize sormalıyız artık. Kazananlardan mı olacağız, kaybedenlerden mi olacağız?

Önce Niyet

Amellerimiz niyetlerimize göre şekillenir. Niyetlerimiz halisse amellerimiz değer kazanır Yüce Yaratan nezdinde. Ancak ameller halis olmayınca en önemli ibadetler bile bir değer kazanmaz Yaratan katında. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuştur.

“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır…” (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1, (I, 2))

Kurban Bayramı arifesinde bulunduğumuz şu günde kurbanlıklarımızı almak için pazarlara giderken, kurban bayramı namazı için safları doldurup namaza dururken, kurbanlıklarımızı keserken, kurbanlıklarımızın etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtırken ilk ve temel ilke Allah Rızası’dır. Bu hassasiyeti –Allah rızasını- hayatımızın her alanına aktaralım. Aktaralım ki; kurtuluşa erenlerden olalım.

Allah-u Teâlâ’da samimi bir niyetle ibadet yapmaya bizleri yönlendiriyor. Beyyine süresinde şöyle buyrulmaktadır.

 “Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” (Beyyine, 98/5)

Niçin Kurban?

Kurban Allah’a yakın olmak anlamına gelmektedir. Biz Kurban kesmekle Rabbimize yakınlık kurmaktayız. Hz. Âdemin iki oğlu Habil ve Kabil’in Allah’a yakınlık için kurban sundukları, ancak ihlâs ve samimiyeti sebebiyle Habil’in kurbanının kabul edildiği, Kabil’in kurban olarak sunduğu değersiz bir ekinin kabul edilmediği bizlere bildirilmektedir. Bu konuyla ilgili Maide süresinde şöyle buyrulur.

“(Ey Muhammed) Onlara Âdemin iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyla oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti.” (Maide, 5/27).

Kurban ibadeti Rabbimizin bir emridir. Kevser süresinde Yüce Yaratan;

Rabbin için namaz kıl, kurban kes” (Kevser, 108/2) buyurmuştur. Ayette geçen “venhar” emri başka anlamlara geldiğinden dolayı kurban kesme vacip olarak hükme bağlanmıştır.

Kurban Sadece Ümmet-i Muhammed’e Has Bir İbadet Değildir.

Kurban İbadeti sadece biz Ümmet-i Muhammed için emredilmişi bir ibadet değildir. Hz. Adem (a.s)’dan başlayarak gelen tüm ümmetler için emredile gelmiş ibadetlerden biridir.Hac süresinde şöyle buyrulmaktadır.

            “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…” ( Hac, 22/34)

Kurban İslam Dininin Şiarı (Nişanesi)’dır.

Şiar; bir şeyi başka şeylerden ayırt eden, onu diğerlerinden farklı kılan özellik sembol demektir. Bu anlamda Kurban ibadeti İslam Dinini diğer dinlerden ayrı kılan unsurlar taşır. Yani bizler yabancı bir beldeye Kurban Bayramı günü gittiğimizde orada kurban kesildiğini gördüğümüzde o beldede Müslümanların olduğunu anlarız. İşte kurban ibadeti ve kurbanlık hayvanlarda birer nişanedir.

Gün! Müslüman Kardeşlerimize Yardım Etme Günüdür.

Kurban’ın Allah’a yaklaşma anlamına geldiğini yeniden sizlere hatırlatarak, Rabbimize yaklaşmada Müslüman kardeşimize destek olmanın ne kadar önemli olduğunu yeniden vurgulamak isterim. Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyuruyor.

 “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.” (Buhari, Mezalim 3)

Yanı başımızda Suriye’li, Irak’lı Müslüman kardeşlerimiz Muhacir olarak ülkemize sığındılar. Dünyanın birçok köşesinde ise bir yardıma muhtaç olan Müslüman kardeşlerimiz var. İşte bu bayram Müslüman Kardeşlerimizin yanında Allah rızası doğrultusunda olmakla Rabbimize kurbiyetimizi (yakınlığımızı) göstermiş olacağız. Biz Müslüman kardeşlerimizin ihtiyaçlarını karşılayacağız ve sıkıntılarını gidereceğiz, Rabbimizde bizlerin ihtiyaçlarını karşılayacak ve sıkıntılarımızı giderecek.

Kardeşlerim!

Bilin ki; bu sıkıntılar bitecek. Allah zalime hiçbir zaman fırsat vermediği gibi şimdi de fırsat vermeyecek. Allah her daim mazlumun ve mazlumu destekleyenlerin yanında olduğu gibi şimdi de olacak. Önemli olan bizlere düşen vazifedir. Önemli olan imtihanımızı başarılı vermemizdir. Önemli olan Müslüman kardeşimizi desteksiz bırakmamamızdır. Önemli olan Rabbimizin rızasını kanmamızdır. 2009 yılından bu yana başta Filistin olmak üzere, Somali’ye, Myanmar’a, Mısır’a, Filipinler’e, Suriye’ye, Afganistan’a, Pakistan’a, Afrikada ki kardeşlerimize  daha birçok kardeşimize yardımlar ettik. Allah’ta bizlere yardım etti. 2009 yılından bu yana dünyada yaşanan birçok ekonomik, sosyal vb. kriz, şükürler olsun ki, Ülkemize zarar veremedi. Bizler Müslüman kardeşlerimizin yanında olduğu müddetçe Rabbimizin izniyle hiçbir kriz ülkemize zarar veremeyecek.

Kurban İbadetinde Dikkat Edilmesi Gerekli Hususlar Vardır

Müslüman elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişidir. Müslüman kendisi için istediğini diğer varlıklar içinde isteyebilen insandır. Müslüman yaptığı işi ihsan şuuruyla yapandır. Müslüman olanın yanında herhangi bir gözetleyicinin olmasına gerek yoktur. Müslüman olan her daim Yaratan’la beraber olduğunun bilincindedir.

Müslüman kurbanlıkları satarken asla alıcıları aldatmaz. Büyükbaşta hayvan iki yaşını, devede beş yaşını, küçükbaşta ise keçi ve koyun bir yaşını doldurmuş olması gerekir. Ancak koyun altı aylıktan sonra anası gibi gösterişli olursa bu hayvanda kurban edilebilir. Bu sebeple önce satıcılara seslenmek istiyorum ki, asla bu yaşları tamamlamamış hayvanları satmayın. Ayrıca sağlıklı olmayan, hasta, topal, tek gözü kör, zayıf ve cılız olan hayvanlar kurban edilmemektedir. Bilin ki, bilelim ki, kusurlu bir malı kusurunu söylemeden satan bir satıcının kazandığı haramdır.

Müslüman kurbanı aldıktan sonra ona asla eziyet etmez. Kurbanlığı Rabbinin kendisine verdiği bir hediye olarak görür. Hediyeler ise En Sevgili olan Allah’tan gelince değerlerin en yücesi halini alır. Bu sebeple hayvanları incitme hakkımız yoktur.

Müslüman maddi ve manevi temizliği elde etmiş kimsedir. Aslan yattığı yerden belli olur misali, Müslüman’ın bedeni, elbisesi, evi, mahallesi temizdir. Müslüman olan asla insanları rahatsız edecek hiçbir pisliği sokağa atmaz. Bu bayramda siz kardeşlerimize sesleniyorum. Lütfen! Kurbanlıklarınızı kestikten sonra onlardan geriye hiçbir artık bırakmayın. İnsanları rahatsız edecek bir şekilde artıkları bıraktığımız zaman kul hakkına gireceğimizi unutmayalım.

Rabbim her türlü ibadetimizi sadece kendi rızası için yapanlar zümresine bizleri dahil eylesin. Rabbim kurbanlıklarınızı kabul eylesin. Rabbimin her türlü nimeti, selameti, rahmet ve inayetini tüm Müslümanlar üzerine olsun. Bayramınız Kurban, Kurbanınız Bayram olsun.

Allah’a emanet olun.

Devamını Oku

Aile; Güven, Sadakat, Merhamet Yuvası

Aile; Güven, Sadakat, Merhamet Yuvası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

َ‫ Kadın-erkek, küçük-büyük herkes; şiddetin hiçbir çeşidini birbirine asla reva görmemelidir. Gerekçesi ne olursa olsun, Allah’ın dokunulmasını haram kıldığı canı hayattan koparamayacağının idrakinde olmalıdır.

Dünyada bir sektör haline gelen çocukların cinsel istismarı başta olmak üzere, istismarın her çeşidinin lanetli ve ahlaksız bir davranış olduğunu, hiçbir çocuğun mahremiyetine asla göz dikilemeyeceğini bilmelidir.

Kıymetli okurlarım !

Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği en büyük nimetlerden biri de ailedir. Aile; birbiriyle evlenmesi meşru olan bir kadın ve bir erkek tarafından, Allah’ın emri ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünneti üzere kurulan, çocukların çokluğuyla bereketlenen; dede, nine ve torunlarla büyüyen güven ve sadakat yuvasıdır. Aile; “İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi,

O’nun varlığının delillerindendir. Bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”1 ayetinde buyrulduğu üzere, şefkat ve merhamet ocağıdır. Aile; alternatifi olmayan, yeri asla doldurulamayacak yegâne kurumdur.

Değerli Dostlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde,

“Evlenmek, gözü haramdan korumak, iffeti muhafaza etmek için en iyi yoldur buyurmaktadır. Evet, evlilik; insan fıtratının bir gereğidir. Dünyada huzur ve mutluluğa, ahirette ebedi cennete ulaştıran mukaddes bir başlangıçtır.

 Evlilik;insanın hürmet ve saygınlığını muhafaza eden, onu kötülüklerden ve günahlardan koruyan güvenli bir limandır. Nefsimizin ve neslimizin emniyet altına alınmasına, temiz ve sağlıklı bir toplumun inşa edilmesine vesile olan en güvenli yoldur. Bu sebepledir ki, gençlerimizin evlenme çağına geldiklerinde, gösteriş ve israftan uzak, mütevazı ve sade bir şekilde aile yuvası kurmalarına yardımcı olmak; dini, ahlaki ve toplumsal bir sorumluluktur. Allah Resûlü (s.a.s)’in bu husustaki uyarısı gayet açıktır 

Değerli okurlarım!

Yüce Rabbimiz  Allah evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûnet yeri kıldı buyurarak ailenin esenlik kaynağı olduğunu haber vermektedir. Huzurlu bir aile ortamının sağlanmasında ise anne de baba da önemlidir. Çocuklar, annenin şefkat ve merhametine ihtiyaç duyduğu kadar babanın da otoritesine ve disiplinine muhtaçtır.

Dolayısıyla çocukları eğitme ve terbiye etme, iyi bir insan olarak yetiştirme sorumluluğu; sadece bakıcılara, okullara, televizyonlara, tabletlere ve bilgisayarlara bırakılmamalıdır. Zira şefkat ve merhameti anne ve babasında bulamayan çocuklar; güven, sevgi ve muhabbeti başka yerlerde aramakta, bu da onların fıtratlarının bozulmasına sebep olmaktadır.

Kıymetli Müslümanlar!

İnsan fıtratının korunması, ancak bilinçli aileler aracılığıyla sağlanır. Milli ve manevi değerlerine bağlı nesiller, inançlı bir aile ortamında yetişir. Güçlü bir toplum, huzurlu aileler eliyle inşa edilir. Bu sebepledir ki, aile içinde yeri ve konumu ne olursa olsun hiç kimse, ailenin huzurunu bozacak, annenin ve babanın saygınlığını yok edecek sözler söylememeli, tutum ve davranışlarda bulunmamalıdır.

“En bereketli nikâh, zorluğu ve külfeti en az olandır.”4

Aziz Okurlarım!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır…”5 hadisini kendimize şiar edinelim. Sevgi ve muhabbeti, nezaket ve zarafeti ailemizde hâkim kılalım. Aile yapımızı tehdit eden, geleceğimizi karartan zararlı akımlara karşı daha dikkatli olalım. El ele, gönül gönüle vererek aile saadetimizin; birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin önündeki tüm engelleri kaldıralım.

Unutmayalım ki, fıtratın korunması ve ailenin güçlendirilmesi yalnızca anne ve babanın sorumluluğunda değildir. Bu hususta sorumluluk sahibi herkes, bütün kurum ve kuruluşlar görevlerini hakkıyla yerine getirmenin daha fazla gayretinde olmalıdır.

Sözümüzün sonu Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu uyarısı olsun:

Ailesine karşı sorumluklarını ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter.

1 Rûm, 30/21.

2 Nahl, 16/80.

3 Buhârî, Nikâh, 3.

4 İbn Hanbel, VI, 83.

5 Tirmizî, Menâkıb, 63.

6 Ebû Davûd, Zekât, 45.



Devamını Oku

YARADANA HÜRMET  YARADILANA MERHAMET

YARADANA HÜRMET  YARADILANA MERHAMET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Vakıf: Yaratan’a Hürmet, Yaratılana Merhamet” teması, İslam medeniyetinin temel taşı olan yardımlaşma, dayanışma ve şefkat anlayışını ifade eden köklü bir düsturdur. Bu anlayış, Allah’ın rızasını kazanmak için O’nun mahlukatına hizmet etmeyi esas alır. 2026 yılı Vakıflar Haftası, her yıl olduğu gibi Mayıs ayının ikinci haftasında, yani 8-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında kutlanacaktır.Vakıf haftamız mübarek  olsun.

Öne çıkan temel mesajlar şöyledir:

1. Yaratan’a Hürmet (Tazim)

  • İlahi Rıza: Vakıf kültürü, malın gerçek sahibinin Allah olduğu bilinciyle (mülk Allah’ındır) kişinin sevdiği şeylerden Allah yolunda harcamasıdır.
  • İyilik Hazırlığı: Müzzemmil Suresi 20. ayette buyurulduğu gibi, “Kendiniz için önceden ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz.” Vakıf, bu dünyadan ahirete kalıcı bir iyilik gönderme sanatıdır.
  • İman ve Sorumluluk: Yaratan’a olan hürmet, sadece ibadetle değil, O’nun yarattıklarına şefkat göstermekle tamamlanır.

2. Yaratılana Merhamet

  • Şefkat ve Hassasiyet: Merhamet, kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. İnsan, hayvan ve bitki ayrımı yapmaksızın tüm varlıklara karşı duyarlı olmayı gerektirir.
  • Yeryüzündekilere Merhamet: Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi: “Merhamet edene Rahmân da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin”.
  • Bütüncül Yaklaşım: Vakıf bilinci, sadece insanlara değil, doğaya ve hayvanlara da hürmet etmeyi kapsar

3. Vakıf Kültürünün Özü

  • İnsanların En Hayırlısı: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” prensibiyle, vakıflar kurumsallaşmış yardımlaşma mekanizmalarıdır.
  • Medeniyetin Mayası: Tarih boyunca medeniyetimiz, açları doyurmak, hastaları tedavi etmek, yetimleri korumak ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan vakıflarla “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını uygulamıştır.

Dinin özü; Allah’ın emirlerine hürmet, O’nun yarattığı her varlığa merhametle muâmele etmektir. Müslüman, insanla sınırlı olmayan bir şefkat ahlâkının taşıyıcısıdır.

Kıymetli Okurlarım !

İslam medeniyeti aynı zamanda bir vakıf medeniyetidir. Müslüman da bu medeniyeti yaşatan insandır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde, “Kişinin kendi malı, ölümünden önce hayır yoluna har­cayıp vakfettiği malıdır. Mirasçısına kalan malı ise kişinin hayra sarf etmeyip ölünce geride bıraktığı malıdır.”[i] buyurmuşlardır. Bu hadis-i şerifi kendisine şiar edinen ecdadımız; inşa ettiği camiler, medreseler, hastaneler, aşevleri, kütüphaneler, kervansaraylar, köprüler ve çeşmeler ile iyiliğin öncüsü olmuştur. Hayırla yâd edilecek nice eserler bırakmıştır. Cenâb-ı Hakk’ın, Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır…”[ii] müjdesine nail olmak için aziz milletimiz, yeri geldiğinde din, vatan ve mukaddesat uğrunda seve seve canını vermiş, yeri geldiğinde ise bütün malını Allah rızası için infak etmekten geri durmamıştır.

Değerli Dostlar!

Bütün hayır yerleri ve eserleri, bağışlayanların emanetleridir. Allah’a adanmış, insanlığın hizmetine sunulmuş mekânlardır. Dolayısıyla bu eserleri ve gelirlerini amaçları dışında kullanmak, onların zayi olmasına sebep olmak ağır bir vebal, büyük bir günahtır. Onları kapatmak ise sadece bağışlayan kişinin değil; o bağıştan istifade eden tüm insanların hakkına ihanettir. “Vakıf gelirini haksız olarak yiyenler, dünya ve ahirette mutluluk yüzü görmesinler. Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin ve bütün Müslümanların laneti vakfiyeyi değiştirenlerin üzerine olsun.” cümleleri bütün vakfiyelerde yer alan genel bir ifadedir.

Vakıflar, Yaratan’a hürmet, yaratılanlara şefkat ve merhamet niyetiyle kurulur. Bugün, ne yazık ki bazı vakıf ve dernek görünümlü yapılar, yardım ve hizmet görüntüsü altında milletimizin en kıymetli hazinelerine; inancımıza, ahlaki değerlerimize, aile yapımıza ve gençlerimize zarar veren yıkıcı faaliyetlerde bulunabilmektedirler. Özellikle eğitim, kültür ve sanat adı altında yapılan kimi çalışmalarla gerçek hayatta ve dijital mecralarda genç dimağları zehirleyebilmektedirler. Oysaki yüce dinimiz İslam’a göre, hangi ad ve amaçla olursa olsun, Allah’ın emir ve yasaklarına uymayan faaliyetler yürütülemez. İnancımıza, tarihimize ve değerlerimize aykırı, barış ve huzurumuza, birlik ve beraberliğimize kasteden etkinlikler gerçekleştirilemez. Fıtratı bozan, yuvaları yıkan, aile kurumunu temelinden sarsan; insanın mal, can, şeref ve haysiyetine zarar veren çalışmalarda bulunulamaz. Kötülüklerin, hayâsızlığın, batıl ideolojilerin ve sapkın fikirlerin gençlerimiz arasında yayılmasına sebebiyet verilemez. Hayvan hakları istismar edilerek şahsi çıkar ve menfaat uğruna insan hayatı değersiz görülemez. 

Kıymetli Okurlarım.!

Vakıflar, İslam medeniyetinin ebedî mühürleridir. Hayrın anahtarları şerrin kilitleridir. Bize düşen;             Kendiniz için önceden ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz… ayetine icabet ederek hayır müesseselerinin kurulmasına, korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına daha fazla özen göstermektir. Yığıp biriktirdiklerimizin değil, Allah için iyilik yolunda harcadıklarımızın karşılığını ebedi hayatta göreceğimizi unutmamaktır.

Bu vesileyle, kazandıklarını Allah rızası için sarf eden hayır sahiplerinden ahirete irtihal edenlere rahmet; hayatta olanlara sağlık ve afiyet diliyorum. Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu uyarısıyla bitiriyorum: İnsanoğlu ‘Malım, malım!’ deyip durur. Ey insanoğlu! Yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya hayır yapıp ahirete gönderdiğinden başka malın mı var?”[iii]


[i] Buhârî, Rikâk, 12.

[ii] Tevbe, 9/111.

[iii] Müslim, Zühd, 3.

Devamını Oku

TİCARET  AHLAKI  İŞÇİ HAKLARI

TİCARET  AHLAKI  İŞÇİ HAKLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım !

 En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizden  sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), işçinin hakkını kutsal saymış, “Alın teri kurumadan ücretini verin” hadisiyle emeğin hakkının geciktirilmeden ödenmesini emretmiştir. İşçiye adil davranılmasını, gücünün üstünde yük yüklenmemesini ve işverenle kardeşçe bir ilişki kurulmasını öğütleyerek, işçi haklarını İslam hukukunun temel prensipleri arasına almıştır.

 Alın teriyle kazanılan her lokma, emeğin zaferidir. Kutlu olsun!”

 Her işçi, alın teriyle dünyayı yeniden inşa eder. Bayramınızı kutlarım!”

“Emeğiyle var olan, emeğiyle çalışan tüm işçilere selam olsun.”

İnsanoğlu, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin nafakasını temin etmek için rızkını arar. Bu gayeyle her bir insan, Yüce Rabbimizin koyduğu sünnetullâha uygun olarak farklı işler yapar. Kimi işçi, kimi işveren, kimi memur, kimi de amir olarak çalışır. Dünya hayatındaki bu zorunlu görev paylaşımında nice hikmetler vardır. Nitekim Yüce Allah, “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır”[1] buyurmaktadır.

Değerli Okurlarım!

Maddî durumu, makam ve vazifesi ne olursa olsun, insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir. Kul olarak hiç kimsenin diğerinden bir ayrıcalığı veya üstünlüğü yoktur. İş hayatındaki ast-üst ilişkisi Cenâb-ı Hakkın katında insana özel bir konum kazandırmaz. Allah’ın huzurunda insanı değerli kılan ancak imanı, ibadeti, ahlakı ve takvasıdır. Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde bizleri şöyle uyarmaktadır: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”[2]

Kıymetli Dostlar !

Bir kimseye iş temin etmek, rızkını helal yoldan kazanmasına ve ailesini geçindirmesine yardımcı olmak büyük iyiliktir. Ancak bu aynı zamanda karşılıklı hak ve sorumlulukları da beraberinde getirir. Bu sorumluluklara riayet edilip karşılıklı haklar gözetildiğinde hem Allah’ın rızası kazanılacak hem de toplum barış ve refah içinde yaşayacaktır.

Resûlullah (s.a.s), işçi ile işveren, amir ile memur arasındaki bağı “kardeşlik ilişkisi” olarak vasıflandırmıştır. Kardeşler arasındaki ilişkide ise sevgi ve saygı, şefkat ve merhamet, dayanışma ve yardımlaşma esastır.

Allah Resûlü’nün uyarılarını dikkate alan bir işveren, işçisinin haklarını gözetir. Ona huzurlu bir iş ortamı sağlar. İbadet ve dinlenme gibi ihtiyaçları için gerekli imkânları sunar. Hak ettiği ücreti vaktinde öder. Takatinin üzerinde işler yükleyerek onu yıpratmaz. Sağlığını ve hayatını tehlikeye atmaz. İş güvenliğine yönelik bütün tedbirleri alır. İşçisini emanet olarak görür ve onun hakkında Allah’a karşı sorumlu olduğunu bilerek hareket eder. İşçisiyle kardeşçe, insaflı, sıcak ve samimi bir ilişki kurar. Sosyal haklardan mahrum, mağdur ve kayıtsız işçi çalıştırmaz.

Muhterem Okurlarım !

İş hayatının işçiye de yüklediği sorumluluklar vardır. Mümin, Peygamberimizin tavsiyesine uygun olarak işini sağlam yapar. Çalıştığı mekânı, eşya ve malzemeleri kendi malı gibi korur. İşyerinin imkânlarını şahsi ihtiyaçları için kullanmaz. Verimli ve kaliteli bir iş çıkarmadığında bunun haksız kazanç elde etmesine sebep olacağını bilir.

Kamu görevi yürüten kimse de bu hizmeti milletimizin bir emaneti olarak görmelidir. Her hayırlı işin sevabı olduğu gibi, her ihmal ve hatanın da kul ve kamu hakkı doğuracağını asla unutmamalıdır.

Aziz Dostlar !

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki melek de onun yaptıklarını yazmaktadır.”[3]

Rabbimizin bu uyarısı gereği, hayatımızın her alanında olduğu gibi, iş dünyamızda da kulluk bilincine ihtiyacımız vardır. Hepimiz helalinden üretip helal yoldan kazanmaya gayret edelim. Sanat ve zanaat erbabı olarak çırağımıza, kalfamıza, ustamıza sadece meslek öğretmekle kalmayalım. Aynı zamanda erdemi, dürüstlüğü, sadakati, alın terinin ve helal kazancın değerini de öğretelim. Tevazu ve güzel ahlak aşılayalım. Böylece İslâm kardeşliğini ve nebevî hikmete dayalı iş ahlakını nesillerimize aktarmış olalım.

Sözlerimi  bir kutsî hadis ile bitiriyorum: “Yüce Allah şöyle buyurur: ‘Kıyamet gününde karşısına bir hasım olarak dikileceğim üç çeşit insan vardır: Bunların birincisi, benim ismimi kullanarak söz verip sözünde durmayan kimse, diğeri hür bir insanı köle diye satıp parasını yiyen kimse, üçüncüsü ise bir işçiyi istihdam edip ondan verim aldığı halde ücretini vermeyen kimsedir.’”[4]


[1] Zuhruf, 43/32.

[2] Müslim, Birr, 34.

[3] Kâf, 50/16-17.

[4] Buhârî, İcâre, 10.

Devamını Oku

 HUCURÂT SÛRESİ: ERDEMLİ BİR TOPLUMUN İNŞASI

 HUCURÂT SÛRESİ: ERDEMLİ BİR TOPLUMUN İNŞASI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım!

       En kalbi duygularımla Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizden  sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

23 Nisan 2026  Perşembe günü(dün)  geleceğimizin teminatı çocuklarımızla  beraber 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk  bayramını kutladık.

Bu vesileyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadelenin tüm kahramanlarını, geçmişten günümüze vatan ve mukaddesat yolunda canını feda eden şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın bayramını  bir kez daha  gazetemizin  köşesinden kutluyor; aziz milletimizi ilelebet payidar kılmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

İnsanın; yaratıcısıyla, diğer insanlarla ve çevresiyle ilişkilerini düzenleyen, bu konuda temel ilkeler getiren sûrelerden biri de Hucurât sûresidir.

Bir diğer adı da ‘Ahlak sûresi’ olan Hucurât sûresi; insanların ancak imanla şeref bulacaklarını, İslam’la izzete kavuşacaklarını haber vermektedir. Müminlerin; iman bağıyla birbirlerine kenetlenmeleri, âdâb-ı muâşerete riayet etmeleri, birlik ve beraberliklerine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmaları gerektiğini hatırlatmaktadır.

Değerli Dostlar!

Yüce Rabbimizin Hucurât sûresindeki ilk mesajı şöyledir: “Ey iman edenler! Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin…”[i] Allah ve Resûlü’nün önüne geçmemek; onları herkesten çok sevmektir. Allah’ın rızasını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in muhabbetini her şeyden üstün tutmaktır. Her zaman ve her yerde Kur’an’a ve sünnete gönülden bağlanmaktır. Allah ve Resûlü’nün koyduğu hükümleri; karar ve tercihlerimizden, görüş ve düşüncelerimizden daha önemli ve daha değerli görmektir. Hülasa, Allah ve Resûlü’nün önüne geçmemek, her mümin için bağlayıcı bir emir, imânî bir zorunluluktur.   

Hucurât sûresinde verilen bir diğer mesaj ise,  

ş “Ey iman edenler! Size bir fâsık haber getirirse onun doğruluğunu araştırın…”[ii] emridir. Ayet-i kerime, bizleri; yalan haber ve yanıltıcı bilgilere karşı dikkatli olmaya çağırmaktadır. Zira ister gerçek hayatta isterse dijital mecralarda yalan haberleri yaymak, doğruluğu teyit edilmeyen bilgileri paylaşmak; insanlar arasında fitne ve fesadın ortaya çıkmasına, toplumda huzur ve güven ortamının zedelenmesine sebep olmaktadır. Nice insanların hayattan kopmasına, nice yuvaların dağılmasına, nice dostlukların bozulmasına yol açmaktadır. Asla unutmayalım ki, doğruluğundan emin olunmayan bir bilgiyi ve haberi paylaşmak, büyük bir günah, ağır bir vebaldir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hucurât sûresinde verilen bir başka mesaj ise “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın…”,  Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın…”[iii] buyruğudur. İslam’a göre insan, hürmete ve saygıya layıktır; şakayla bile olsa el, dil, kaş veya göz işaretiyle alaya alınamaz. İnsanın onuruna dil uzatılamaz; ona, şeref ve haysiyetini zedeleyecek lakaplar takılamaz. Bütün bu yanlışların sebebi, Allah’ın asla sevmediği gurur ve kibirdir; kişinin kendini beğenmesi, karşısındakini küçük görmesidir.

Hucurât sûresinde verilen diğer bir mesaj ise, “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın…”[iv] uyarısıdır. Mümin; elinden ve dilinden güvende olunan kişidir. Mümin, insanlara karşı daima hüsn-ü zan besler; başkalarının değil, kendi kusurlarıyla ilgilenir. Mümin, gıybet etmez, dedikodu yapmaz, laf taşımaz.

Değerli Okurlarım!

Allah Teâlâ, Hucurât sûresinde bütün insanlara şöyle seslenmektedir:“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır…”[v] Yüce dinimiz İslam; her türlü ırkçılığı yasaklamıştır. Hal böyleyken bugün; kendini medeni ve seçkin gören, insanlıktan nasibini almamış, vahşetten beslenen zalimler, Filistin’de, Gazze’de  Lübnanda ve başka pek çok yerde her türlü zulüm, işkence ve baskıyı Müslümanlara reva görmektedir. Cenâb-ı Hak ise bütün bu kötülüklerin son bulması için ümmet-i Muhammed’in yapması gerekenleri Hucurât sûresinde şöyle açıklamaktadır: “Müminler ancak Allah’a ve Resûlü’ne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar, doğru kimselerin ta kendileridir.”[vi]

Yüce Rabbim, Hucurât sûresinde anlatılan hakikatleri hayatımıza aktarmayı; zihnimizi, kalbimizi ve dilimizi kirleten, huzur içerisinde birlikte yaşamamıza zarar veren bütün kötülüklerden uzak durmayı hepimize nasip eylesin.

Sözlerimi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyorum: “Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden ve kalbimin şerrinden Sana sığınırım…”[vii]


[i] Hucurât, 49/1.

[ii] Hucurât, 49/6.

[iii] Hucurât, 49/11.

[iv] Hucurât, 49/12.

[v] Hucurât, 49/13.

[vi] Hucurât, 49/15.

[vii] Tirmizî, Deavât, 74.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler