eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Nuri Böcekbakan

Nuri Böcekbakan

06 Mart 2026 Cuma

RAMAZAN: İNFAK, YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA AYI

RAMAZAN: İNFAK, YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA AYI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli  Okurlarım!

 Yüce dinimiz İslam, toplum hayatında huzur ve sükûnetin hakim olmasını amaçlar. Bunun için iyilik ve fedakârlığı, yardımlaşma ve paylaşmayı emreder. Kötülüğü, bencilliği ve cimriliği ise yasaklar. İnsan, yaratılışı gereği bir diğerinin ilgi ve sevgisine, yardım ve desteğine ihtiyaç duyar. Cenâb-ı Hak “Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye çeşitli alanlarda kimini kimine, derece derece üstün kıldık.”1 buyurarak bu gerçeği bize haber verir. İnsana düşen sahip olduğu imkanları bencilce kullanmak değil, paylaşmaktır.

İşte elindekileri insana kardeşleriyle paylaşma bilinci kazandıran, böylelikle dünya ve ahiret mutluluğuna, nihayetinde Rabbinin rızasına kavuşturan tüm ibadetlerin ortak adı infaktır.

 Değerli okurlarım!

 İnfak, kişinin Allah’ın kendisine emanet ettiği mal ve servetten, maddi ve manevi nimetlerden başkalarını da yararlandırmasıdır. Bütün canlılara iyilik yapma ve yardımda bulunma çabasıdır. Anne babaya, eş ve çocuklara, yakın ve uzak akrabaya, arkadaş ve komşulara hasılı tüm insanlara faydalı olma gayretidir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.”3 Ayet-i kerimedeki “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” emriyle Yüce Rabbimiz, cimrilik edip Allah yolunda infak etmekten kaçınmanın, hem fert hem de toplum için tehlike oluşturacağını haber vermektedir.  

Değerli Okurlarım!

Her alanda olduğu gibi infak konusunda da en güzel örneğimiz Resûl-i Ekrem (s.a.s)’dir. O, ümmetini daima paylaşmaya  cömertliğe, kanaatkârlığa, ve yardımlaşmaya davet etmiştir. Zekat, sadaka, fitre ve fidyelerin yanında gönüllü yardımlarla zengin ve fakirler arasında iyilik köprüleri kurmuştur. Bir defasında kestiği koyundan geriye ne kaldığını Hz. Âişe validemize sormuş, “Sadece bir kürek kemiği kaldı Ya Resûlallah!”  cevabını alınca, “Ey Âişe, desene bir kürek kemiği hariç tamamı bizim oldu.”4 buyurmuştur. Peygamberimiz bu veciz ifadesiyle verdiğimiz kadar kazandığımıza ve Allah yolunda harcamanın bereketine işaret etmiştir.

Bir başka hadisinde ise müminleri şu sözlerle iyiliğe teşvik etmektedir: “Her kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse; Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Her kim de bir Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim dünyada bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”5

Kıymetli okurlarım!

 Allah ve Resûlüne gönülden bağlanan müminler, tarih boyunca infak bilincini kuşanmış, yardımlaşmayı hayatlarının merkezine almıştır. Sahip oldukları ilmi ve iktisadi birikimlerini başkalarıyla paylaşmıştır. Cömertlik ve fedakarlıkta hep ön safta olan ecdadımız, infakı kalıcı hale getirmiş, yaşadıkları her coğrafyada vakıf ve merhamet medeniyeti inşa etmiştir. Yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için çalışmak bizim köklerimizde vardır. Bu gün de aziz milletimiz aynı şuur ve gayeyle iyiliğin öncüsü, insanlığın umudu, huzurun ve güvenin teminatı olmaya devam etmektedir elhamdülillah!

İnfak, sadece maddi yardımlardan ibaret değildir. Allah Resûlü (s.a.s), gönülden gelen, yüreklere dokunan, dertlere deva olan her güzel davranışı infak kapsamında değerlendirmiştir. Peygamberimize göre infak, kimi zaman namaz için atılan bir adım, kimi zaman da sevinci ve kederi, varlığı ve darlığı paylaşmaktır. Kimi zaman muhtaca, mazluma, muhacire el uzatmak, kimi zaman da yolunu şaşırana yol göstermek, insanlara eziyet veren bir şeyi yoldan kaldırmaktır.

Bazen borçluya anlayışlı davranmak, bazen de eş ve çocuklara, ana baba ve kardeşlere, akraba ve komşulara güleryüzlü davranmak, tatlı söz söylemektir. Bazen hayvanlara iyilikle muamele etmek, bazen de yeryüzünün barış ve ıslahı için çaba sarf etmektir.

 Değerli Okurlarım !

Maalesef, tüketim ve bencilliğin öncelendiği, yardımlaşma ve paylaşmanın ötelendiği bir çağı yaşıyoruz. Sonu gelmez hırslar ve menfaat çatışmaları sebebiyle dünyamızı yakıp yıkan savaşlar yaşanıyor. Dünyanın bir ucunda insanlar bir lokma ekmeğe ve bir damla suya muhtaçken diğer ucunda tonlarca nimet bilinçsizce israf ediliyor.  Halbuki insanoğluna düşen, Cenâb-ı Hakk’ın kendisinden beklediği adaletli ve merhametli hayatı inşa etmektir. Bu hayatın kodlarında, dine ve akl-ı selime aykırı şeyler yoktur. Hayır ve hasenat yapmaktan kaçınmak yani cimrilik ve bencillik yoktur. Bu güzide hayatta iyilik, yardımlaşma, paylaşma, cömertlik ve infak vardır.  

Mağfiret gölgesinin üzerimize düştüğü Ramazan-ı şerif, infak, yardımlaşma ve paylaşma ayıdır. Allah rızası için karşılıksız vermenin mutluluğunu derinden kimsesizlere, yetimlere hissetme, fakirlere, ve darda kalanlara gönüllerimizi açma vaktidir. Zekâtlarımızı, fitre ve sadakalarımızı ihtiyaç sahipleriyle buluşturma anıdır.  O halde, bu mübarek ayda bol bol infak etmeye gayret edelim. Mümine yakışır bir nezaket ve zarafetle, infak adabına ve ihsan ahlakına uygun olarak, incitmeden ve asla gösterişe kapılmadan yardımlarımızı yapalım. Cenâb-ı Mevlâ’nın “Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.”6 müjdesiyle hayır ve hasenatımızın sevap ve mükafat olarak bize geri döneceğini aklımızdan çıkarmayalım.

Unutmayalım ki infak etmenin hazzını ve huzurunu idrak edememiş, cimriliğe saplanmış, israf çıkmazında debelenen bir ferdin ne kendisine ne de içinde yaşadığı topluma faydalı olması, huzur ve güven telkin etmesi mümkün değildir.  Sözlerimi  Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyorum: “Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de infakta bulunup iyilerden olsam!’ demeden önce, Rabbime Emanet olun.

Devamını Oku

ORUCUN HİKMET VE FAYDALARI

ORUCUN HİKMET VE FAYDALARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Niçin Oruç Tutuyoruz?:

Biz, herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah’ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak maksadıyla oruç tutarız.

Hz. Ali diyor ki: “Karşılığında bir menfaat umarak yapılan ibadet, ticaretçinin ibadetidir. Korku sebebiyle yapılan ibadet kölenin ibadetidir. Allah’ın nimetlerine şükretmek maksadıyla yapılan ibadet, hür olan kimsenin ibadetidir.”

Makbul olan ibadet, Hz. Ali’nin de belirttiği gibi Allah’ın nimetlerine karşı şükran borcunu yerine getirerek onun rızasını kazanmak maksadıyla yapılan ibadettir.

Allah, ancak böyle samimi bir düşünce ile yapılan ibadetleri kabul eder.

Orucun başlıca faydaları şunlardır:

Oruç İnsanı Kötülüklerden Korur:

Kur’an-ı Kerimde orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonundaki “umulur ki korunasınız” ifadesi orucun hikmetine dikkatimizi çekmektedir.

Allah Tealâ, her derde bir deva, her hastalığa bir ilaç verdiği gibi kötülüklere karşı da korunma vasıtaları vermiştir. İşte orucun bir özelliği de bizi kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur. Nitekim Peygamberimiz orucun bu özelliğini hepimizin kolayca anlayabileceği şekilde güzel bir benzetme ile açıklayarak şöyle buyurmuştur:

“Oruç bir kalkandır. Oruçlu kimse kötü söz söylemesin ve cahillik yapmasın. Eğer herhangi bir kimse kendisiyle dövüşmeye yahut sövüşmeye girişirse, ona iki defa ‘Ben oruçluyum’ desin”[1].

Bilindiği gibi kalkan, savaşlarda kişiyi düşmanın kılıcından koruyan bir vasıta idi. Kalkan, sahibini düşmandan koruduğu gibi oruç da aynı şekilde kişiyi kötülüklerden ve günah işlemekten korur. Oruçlu, kötülüğü başlatan kişi olmayacağı gibi, kendisine fena söz söyleyen ve kavga etmek isteyenlerin bu davranışlarına karşılık: “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” diyerek nefsine hakim olacak ve kendisini kavganın içine çekmek isteyenlere uymayacaktır. Böylece oruç, bir kalkan gibi kişiyi kötülüklerden korumuş olacaktır.

Her kötülüğün başı, Allah’ı unutmak ve sorumluluk duygusunu kaybetmektir. Hâlbuki oruç, bize daima Allah’ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevî eğitim sonucu Allah korkusu kalplere iyice yerleşir, bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur.

Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir:

Oruç, belirli bir süre basit bir aç kalma olayı değildir. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlâk eğitimidir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez.”[2]

Orucun Mertebeleri:

İslâm bilginleri orucun üç mertebesi olduğunu bildirmişlerdir:

Birincisi; imsaktan akşama kadar yemekten, içmekten ve cinsel arzulardan sakınmak suretiyle tutulan oruçtur.

İkincisi; kulak, göz, dil, el, ayak ve diğer organları günahlardan uzaklaştırmak suretiyle tutulan oruçtur.

Üçüncüsü; gönlünde Allah’tan başkasına yer vermemek, kalbini Allah’tan başka şeylerle meşgul etmemek suretiyle tutulan oruçtur. Oruçta ulaşılan en yüksek derece budur. Peygamberlerin ve Allah’ın veli kullarının tuttuğu oruç budur.

Orucun İnsan Sağlığına Etkisi:

Orucun, ruh ve beden üzerinde olumlu etkileri ve vücut sağlığı bakımından faydalı sonuçları tıbben de kanıtlanmış bir gerçektir. Pek çok hikmetleri olan oruç emrinin bu yönüne de Peygamber Efendimiz dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştur:

“Oruç tutunuz ki sağlıklı olasınız.“[4]

Burada sözü, konunun uzmanı olan tıp doktorlarına bırakarak orucun sağlık yönünden faydalarını bir kere de uzmanlarından dinleyelim:

“Sağlam insanlara orucun hiç bir zararı yoktur. Aksine “Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz” hadis-i şerifinde işaret buyurulduğu veçhile, vücûda faydası vardır. 8-16 saat sindirim cihazının, karaciğerin dinlenmesi kendi kendini toparlaması büyük bir faydadır.“

“Oruç normal sıhhatli olan insanlar için çok faydalı bir perhiz teşkil eder. Az yemek ve itidal ile yaşamak sonucu oruç tutanlar genellikle Ramazanda bir kaç kilo zayıflarlar. Bu suretle 11 ay zarfında vücutta depo edilen zararlı yağlar erimiş olur. Bu ise asrımızda herkese tavsiye edilen en mühim sağlık kuralıdır. Çünkü şişmanlık şeker hastalığına pek yakındır. Ayrıca damar sertliği, kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği ve buna bağlı pek çok hastalığa müsait bir zemin hazırlar. Demek oluyor ki oruç, bütün bu dertlerden insanı koruyucu bir etki yapar.”

Bu gerçeği, sadece bizim bilim adamlarımız değil, konuyu inceleyen yabancı bilim adamları da dile getirmektedir:

Orucun faydaları sadece bedenimizle ilgili değildir. Onun ruhumuzda ve sinir sistemi üzerindeki olumlu etkileri ve bu ibadetten oruçlunun duyduğu iç huzuru, pek çok manevî rahatsızlığı tedavî ederek kişiye güçlü bir moral kazandırır.

“Oruçta asıl sinir sistemi tam bir rahatlama içindedir. Bir ibadeti yerine getirme mutluluğu bizdeki gerginliklerin, huzursuzlukların hemen hemen tümünü yok eder. Günümüzün en önemli iç sorunlarından olan stresler böylece büyük ölçüde kalkar.”

Oruç Nimetlerin Kıymetini Öğretir:

Nimet elde iken değeri gereği gibi bilinemez. İnsan sahip olduğu nimetlerin değerini ancak bunlar elden çıktıktan sonra anlayabilir. Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar ve nimetleri kendisine veren Allah’a daha çok şükretmesini öğrenir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur. Allah Tealâ şöyle buyuruyor:

“Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti.“[5]

Oruçlu Sabırlı Olmayı Öğrenir:

Sabır, başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından biridir. Sahip olduğu helâl şeylere oruçlu olduğu için el sürmeyen kimse; iradesine hakim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak terbiye etmiş olur.

Böyle bir insan hayatta karşısına çıkabilecek sıkıntılar karşısında sarsılmaz, bunlara kolaylıkla sabreder ve güçlükleri yenerek başarıya ulaşır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

 “Oruç sabrın yarısıdır.”[6]

Orucun askerlik ve yurt savunması bakımından da ayrı bir önemi vardır. Savaş zamanlarında cephedeki asker, yiyecek ve içecek bulamadığı zaman açlığa ve susuzluğa katlanmak zorunda kalabilir. Oruç tutmaya alışmış olanlar, böyle zorluklara daha kolay dayanırlar.

Orucun Sosyal Faydaları:

Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek bunun topluma sevgi ve yardım şeklinde yansımasını sağlar.

Hayatında açlık nedir bilmeyen bir insan yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayamaz. Fakat oruç tutan kimse açlığın ne demek olduğunu bizzat tatmış olduğundan yokluk içinde kıvranan fakirlerin, çektikleri sıkıntıları içinde duyarak şefkat ve acıma duyguları gelişir.

Peygamberimiz buyurdu ki:

“Yanıbaşında komşusu aç olduğu halde tok yaşayan, olgun mü’min değildir”[7]

Bizim için en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında cömertliği doruk noktasına ulaşır, elinde ne varsa yoksullara dağıtırdı.

Hz. Aişe diyor ki:

Muhammed’in ailesi, kendisi Allah’a kavuşuncaya kadar üç gün üst üste katıklandırılmış buğday ekmeğinden karnını doyurmadı.[8]

Ebu Hüreyre anlatıyor: Rasulullah bir gün namazını oturarak kılıyordu. “Ya Rasûlallâh! Bir hastalığınız mı var? Namazı oturarak kılıyorsunuz?” diye sordum. Rasulullah şöyle cevap verdi:

“Ya Eba Hüreyre, günlerdir ağzıma götürecek birşey bulamadım. Açlık takatımı kesti, ayakta duracak dermanım kalmadı, onun için namazımı oturarak kılıyorum.”

Ben bunu duyunca ağlamaya başladım. Allah Resulü kendi durumunu unutmuş, bana teselli veriyordu”:

 “Ağlama Ya Ebâ Hureyre! Burada çekilen açlık, insanı âhiret azabından kurtarır.”[9]

Makbul Olan Oruç:

Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi, içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda her türlü kötülükten de uzaklaşmaktır. Helâl olan yiyecek ve içeceklerden uzak durduğumuz gibi;

– Dilimiz, yalandan,

Ellerimiz, haram işlerden,

Midemiz, haram lokmadan,

Gözlerimiz, harama bakmaktan,

Kulaklarımız, yalan ve dedikodu dinlemekten,

Ayaklarımız kötü işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak, oruçtan nasibini almalı ve ömür boyu böyle devam etmelidir.

Oruçlu, çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın başında iftar vaktine bir dakika kalsa bile, helâl olan yiyecek ve içeceklere elini sürmez. Çok acıkmış ve susamış olsa bile sabırla iftar vaktini bekler. Bu, zoraki bir bekleyiş değil, içten gelen umut dolu huzurlu bir bekleyiştir.

Mü’minin, Allah’ın emri karşısında gösterdiği bu teslimiyet nefis terbiyesi ve iradeye hakim olma eğitiminin çok olumlu bir sonucudur. İnsanı, nefsanî arzularının esiri olmaktan kurtarıp âdeta melekleştiren gerçek bir eğitimdir bu.

Böyle bir eğitimden geçen mü’min;

Helâl olan şeylere bile elini sürmezken, nasıl olur da harama el uzatabilir?

Vücuda faydalı olan yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabildiği halde, nasıl olur da vücuduna zararlı olan içkilerden ve kötü alışkanlıklardan vazgeçmez?

Meşru olan cinsel arzularından vazgeçen mü’min, nasıl olurda haram yollara düşebilir? Zina ve fuhuş gibi meşru olmayan ilişkilerde bulunabilir?

Orucun İnsanı Manevi Yönden Terbiye Etmesi:

Abdullah bin Ömer şöyle demektedir:

“Namaz kılmaktan zayıflayıp yay gibi, oruç tutmaktan eriyip çivi gibi olsanız da, haram ve şüphelilerden kaçmadıkça, Allah o ibâdetleri kabul etmez.”

******

Mevlânâ da bu konuda şöyle demektedir:

“Oruç der ki: «–Allâh’ım! Bu kişi helâl lokmayı bile Senin emrine uyarak yemedi. Susuzken su içmedi. Bu kişi nasıl olur da harâma el uzatır?!»”

Oruçtaki Güzellikler:

Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkta on güzel haslet vardır:

l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz.

2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te’sirini görür.

3. Kalbde züll-ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: “Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim”, buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz.

4. İnsan açlıkta belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar.

5. Açlık bütün ma’siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar.

6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar.

Bu sebeple şeyhler müridlerine: “Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeple çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız” diye buyurmuşlardır.

7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir.

8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar.

9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği alışkanlık edinen az mala kanaat eder. Bu sebeple Rasûlullah: “İktisada riayet eden fakra duçar olmaz.” buyurmuşlardır.

10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir.

Orucun Hikmet ve Faydaları Hakkında Özetle Şunları Söyleyebiliriz:

1. Oruç Allah’ın Müslümanlar üzerine farz kıldığı bir ibadettir. Allah’ın emri olduğu ve O’nun rızası için tutulur.

2. Oruç sebebiyle Müslümanlar, her türlü günahtan korunur ve Allah’ın af ve mağfiretine mahzar olur. Orucu gereği gibi yerine getirenler her türlü günahtan arınırlar. 

3. Oruç, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalarak yapılan bir ibadet olduğu için, insan bu sebeple iradesine hakim olmayı öğrenir.

4. Açlığa ve susuzluğa katlanarak oruç tutan kişi, sabretmeyi öğrenir.

5. Oruç, aç ve yoksulların durumunu hatırlatır. Bu sebeple onların sıkıntılarını, çektiklerini daha iyi anlamamızı sağlar.

6. Oruç, mide ve sindirim organlarının dinlenmesine sebep olarak, sağlığımıza faydalı olur.

7. Oruçta yeme ve içme gibi her türlü beslenmeye ara verildiği için şimdiye kadar yediğimiz, içtiğimiz nimetlerin kıymetini hatırlatır ve bu nimetlere şükretmeyi öğretir.

8. Ramazan ayı ve oruç bilinci sayesinde Müslümanlar; Allah’a karşı görev ve sorumluluklarını hatırlarlar. Kur’an’la olan bağlarını tazelerler. Böylece Rab’i ile bağlarını kuvvetlendirmiş olurlar.

9. Oruç ayı olan Ramazan ayı sebebiyle Müslümanlar, yılda bir defa “eğitim kampına” girmiş olur. Bu bir ayda kazanılan maddi ve manevi değerler, diğer aylara ada örnek olarak, hayatlarına yön vermelidir. Böylece oruç ayı, diğer aylara da örneklik teşkil eder.

10. Oruç, kişide merhamet ev şefkat duygularını güçlendirir. Toplumla olan ilişkilerde yardımlaşma, hoşgörü ve iyi geçinme gibi davranışları da kazandırır.

11. Ramazan ayı ve oruç sebebiyle Müslümanlar manevi bir atmosfer oluştururlar. Sahur, iftar ve kıldıkları teravih namazıyla aynı niyet ve şuurla hareket edilerek, birlik beraberlik ve kardeşlik duyguları kuvvetlenir.

[1] Buhari.

[2] Buhari.

[3] İbn Mace, İbn Hanbel.

[4] M. Evsat.

[5] İbrahim, 7.

[6] İbn Mace.

[7]Hakim, Müstedrek.

[8] Buhari.

[9] Şuabu’l-İman.

Devamını Oku

Ramazan Ayının Fazileti

Ramazan Ayının Fazileti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

    Kıymetli  Okurlarım !

        En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.19 Şubat  2026  Perşembe  günü  Rahmet Mağfiret  bereket ayı olan  Ramazan-ı şerif ayına girmiş bulunmaktayız.

İlâhî feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği  mübarek ay Ramazan , mü’minler için en kârı ve kazançlı fırsattır.

Sevgili Peygamberimizin müjdesine nail olabileceğimiz bir aya kavuşmuş bulunuyoruz. Efendimizin müjdesini her gün yeniden hatırlamakta fayda var bu  gün yine hatırlayalım.

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”!(1) Bu müjdeye nail olmanın en önemli yolu içerisinde bulunmuş olduğumuz ayın faziletini kavramak olacaktır.

Ramazan ayı; Tutacağımız oruçlarla bedenimizin sıhhate kavuşacağı, vereceğimiz zekatlar ve sadakalarla malımızın temizliğe ulaşacağı, şeytanların kullara yaklaşamaması ve nefsimizin açlıkla terbiye olmasıyla huzura erdiğimiz, maddi ve manevi hayatımızda birçok güzelliklerin yaşandığı bir aydır. Ramazan ayı; İbadet hayatımızda oruçlarımızla, beş vakit namaz ve teravih namazlarımızla, okuyacağımız Kur’an ile manevi yönde birçok güzellikler elde edeceğimiz bir ay.

Ramazan ayının çok kıymetli olması Yaratanımızın kendisine kıymet vermesiyledir. Bu ayda İnsanlığa son ilahi kitap indirilmeye başlanmıştır. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu Kuran’ın inmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Sahabeler Efendimiz tarafından gökte parlayan yıldızlara benzetilmiştir. Bu dönüşümün yaşanmasının ana unsuru ise Kuran-ı Kerim’dir. Yaratanımızın Ramazan ayına verdiği kıymetin göstergesi olarak şu ayet-i kerimeyi yeniden hatırlayalım. Kuran-ı Kerim’de Ramazan ayı için şöyle buyrulmaktadır.

 “(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”(2)

Kur’an Ramazan ayında inmiştir. Ramazan Kur’an ayıdır. Bu ayda Peygamber Efendimizle Cebrail bir araya gelirler Kur’an-ı Kerimi okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana menşei budur. Peygamberimiz (s.a.s.) ve Cebrail (a.s.)’ın sünnetini bugün Ramazan münasebetiyle tekrar etmekte ve bu önemli buluşmayı bizlerde gerçekleştirmekteyiz.

Kuran bir aya on bir aydan daha fazla değer katmıştır. O ayı (ramazan ayını) on bir ayın sultanı yapmıştır. Yine Kuran bir günü bin aydan daha hayırlı kılmıştır. Kendisinde inmeye başlayan Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Kuran-ı Kerimde Kadir Süresinde şöyle buyrulmaktadır.

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”(3)

Kadir gecesi Kuran-ı Kerim’in sadece dünyaya indirildiği gece değildir. Aynı zamanda Peygamber Efendimizin Peygamber olarak son insanlığa gönderildiği ilk gecedir. Ramazan ayı bu sebeple Peygamber ayıdır. Yürüyen Kuran olan Peygamberimizin hayatı bize en doğru yolu göstermektedir. Yazılı olan bir metnin hayata nasıl aktarılacağının cevabı Peygamberimizdedir. Kur’ana uygun bir hayat arzu edenler için Rehber Peygamberimizidir. Peygamber Efendimizin hayatını hayatına aktarmak isteyenler Kuran’a bakmalıdırlar. Etle tırnak nasıl ki birbirinden ayrılmaz ise Kuran ve Sünnet öylece birbirinden ayrılmaz.

İçinde inmiş olan ayı on bir ayın sultanı yapan, içinde inmiş olduğu günü bin aydan hayırlı yapan Kur’an-ı Kerim içinde, yaşamında ve hayatında olduğu insanı ise insanlar içinde kıymetli yapar, hayırlı yapar. Bir aya, bir güne nur katan, aydınlık veren Kuran insana nur katar aydınlığıyla ışıldatır. Hayıtımıza anlam katar, gönlümüze neşe verir. Dünya ve ahiret mutluluğu kendisinde saklıdır. Hayata hayat katan Kuran’dır. (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır;

 takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.(4)  (Kur’an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır)(5)

Kuran;  Bize Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. (6)

Kuran okumak ibadettir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in müjdesiyle okuyan için her bir harfine on kat sevap verilecektir. Bu husus şöyle bildirilmektedir

 “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (7) Kuran okumak şefaattir. Alemlere Rahmet olarak gelen Hz. Fahri Kainat şöyle buyurmaktadır.

 “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”(8)

Ramazan ayı oruç ayıdır. Oruç madden ve manen kişiyi olgunluğu eriştiren kemale ulaştıran bir ibadettir. Oruç ibadeti için Rabbimiz bizlere şu ayeti indirmiştir.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”(9) Oruç İslam’ın beş şartından biridir. Tutanlara dünya ve ahiret mükafatı sağlamaktadır. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah’ı ziyaret (hac) etmektir.”(10)

Ramazan ayı bizler için bir mağfiret bir rahmet ayıdır. Ramazan ayı geldiği zaman içimiz muhabbetle dolmakta, yüzlerimiz gülmekte, yardımlaşma duygularımız kabarmakta ve aramızda olan kırgınlıklar, küsler bitmektedir. Ayrıca bu ayda sabrımız üst seviyelere çıkmakta ve bu ayda oruçlu olduğumuz aklımızda olması sebebiyle kötü söz ve davranışlara gitmemekteyiz. Çünkü Oruç, sadece iştah ve şehveti dizginlemek değildir, ayrıca ağzını ve dilini kötü ve çirkin söz söylemekten korumaktır. Sevgili Peygamberimizde bu hususa şöyle işaret etmektedir. “Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir”(11)

Ramazan ayı için araştırma yapan her bir kardeşimiz ayrı güzelliklere ulaşabilir. Bizim ulaştığımız ve sizlerle paylaşabileceğimiz hususlar şunlardır.

-Ramazan ayı Faziletine inanılarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek oruç tutulduğu zaman geçmiş günahların bağışlandığı aydır.

-Ramazan ayı “Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların bağlandığı”(12) bir aydır.

-Ramazan ayı cömertliğimizin en üst seviyeye çıktığı bir aydır. Bu ayda zekatların verilmesiyle, fıtır sadakalarının aktarılmasıyla fakirler ihtiyaçlarını giderebilmekte, zenginler ise Rablerinin kendilerine vermiş olduğu malvarlığını en doğru şekilde kullanmış olmaktadırlar.

-Ramazan ayı verilen iftarlarla, dağıtılan kumanyalarla, zengin ve fakirin kaynaştığı, bu vesile ile birlik ve beraberliğimizin en güzel noktaya ulaştığı bir aydır.

-Ramazan ayı okumuş olduğumuz Kuran’la, tuttuğumuz oruçla, içerisinde kılmış olduğumuz teravihlerle ibadet hayatımızı güzelleştirdiğimiz bir aydır.

-Ramazan hayatımızın iyi yönde değiştiği ve geliştiği bir aydır.

-Ramazan ayında tutulan oruçlar ile “Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.”(13) Hadis-i Şerifin müjdesine nail olmak vardır. Yine bu ayda “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.”(14) Sırrına mahzar olma lütfü vardır.

-Ramazan ayı şehvetimizin kırılmasına bir sebeptir. Çünkü bu ayda şeytanlar bağlanmakta, nefsimiz ise açlıkla terbiye olmaktadır. Nefis ise aç kaldığı müddetçe fuhşiyatı arzulamamaktadır. Bu ayda elde ettiğimiz bu güzel haslet elbette huzurumuzu sağlamada çok büyük bir destek olmaktadır.

-Dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarlanın en güzel mahsulü ise Ramazan ayında alınmaktadır. Ramazan ayında yapılan bütün iyiliklere verilen sevaplar diğer zamanlarınkine göre iki kattır. Bu ayda ahirete göndereceğimiz çok mahsulümüz bulunmaktadır.

-Ramazan ayı maddi ve manevi bakım ayımızdır. Bu ayla elde ettiğimiz değerleri koruyabilirsek bu değerleri bir yıllık yaşantımıza nihayetinde hayatımızın tamamına aktarabiliriz.

-Ramazan Sabır ayıdır. Sabrın öğretildiği benliğimize aktarıldığı bir aydır. Bu ayda nefsimizin istemiş olduğu şeylere dizgin çekmemiz sabrı bize öğretmektedir.

-Ramazan ayı ilah-i rızayı kazanma ayıdır. Allah’ın bizler için helal kılmış olduğu yeme, içmeyi sadece O’nun rızasını kazanmak için terk etmek inşallah Rabbimizin rahmet ve mağfiretine irmemize vesile olacaktır. Kutsi bir hadiste Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. 

Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli

kendisi içindir.Oruçbenimiçindir,mükâfatınıdabenvereceğim”buyurmuştur. (15)

-Ramazan ayı anlayış ayıdır. Bu ayda fakirlerin ne durumda olduklarını çok iyi anlamaktayız. Açlığın insana verdiği sıkıntıyı özellikle bu günlerde daha iyi anlamaktayız. Bu anlayışla etrafımızda yoksulluğa düşmüş ve bu sıkıntı ile biçare olmuş kardeşlerimize yardım etmeliyiz.

 Rabbim tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, okuduğumuz Kuran’ı, yapacağımız hayır ve hasenatı kabul eylesin. Allah’a emanet olun.

Devamını Oku

Ramazan ayını karşılarken

Ramazan ayını karşılarken
0

BEĞENDİM

ABONE OL

   Kıymetli Okurlarım!

          En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.
Onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif ayına yaklaşmış bulunmaktayız. Allahû teala üç ayların en feyizlisi ve en bereketlisi olan bu ayımızı, hayırlı hizmet ve ibadetlerle değerlendirmemizi hepimize nasip eylesin inşaallah. Ramazan ayı oruç ayıdır, 18 Şubat 2026  akşamı  ilk teravih  namazımızı kılıp,Çarşambayı  Perşembeye bağlayan gece ilk sahurumuzu yapıp  oruca niyet etmiş olacağız. Ramazan ayı Kur’an ayıdır (Bakara Suresi, [2:185]); Ramazan ayı bilhassa sosyal ibadetlerin her zamankinden daha çok eda edildiği berketlerle dolu bir aydır. Bu mübarek ayın son on gününde sünnet bir ibadet olan itikafa girilir. Farz namazlara ilaveten adına teravih namazı denilen bir sünnet namaz daha kılınır ki, bu da ecir üstüne ecir kazandırır. Hali vakti yerinde olan Müslümanlar üzerine bir vecibe olan “Fıtır” sadakası da yine bu ayda eda edilir.

   Kıymetli Okurlarım!
Bu ayda, Müslüman oruç tutarak, kendini hem maddi hem de manevî olarak  temizlemiş olur. Yıl içinde yapılan her türlü ibadet bir yönüyle yine bu ayda müminlerle beraber olur. Kur’an ayı olması hasebiyle her zamankinden daha çok Kur’an okunur. Camilerimizde mukabele usulü okunacak Kur’anlar, Efendimiz (as)’la Cebrail (as)’ın her Ramazan ayında karşılıklı olarak Kur’an’ı tekrar edişlerinin birer temsili olmuş olur.

   Değerli Okurlarım!
Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde, şahsi hazırlıklarımızı yaparken, sair zamanlara nispetle daha yoğun cemaat kalabalığını taşıyacak camilerimizin iç ve dış bakımlarını bir daha gözden geçirmek gerekir. İçiçe yaşadığımız komşularımıza, Ramazan ayının gelmekte olduğunu, dolayısı ile cemaatımızın artacağını; bunun da belki az da olsa biraz gürültü kirliliğine sebep olabileceğini, ifade ederek, peşinen özür  beyan etmek ve insanların gönlünü almak iyi olur. Bu seneden itibaren Teravih namazlarının çalışan insanların istirahata çekileceği zamana denk geleceği için, camiye geliş ve gidişlerde cemaatımızın insanları rahatsız etmemeleri noktasında uyarılar yapılmalıdır. İdarecilerimiz daha Ramazan ayının başından itibaren mağdur, mazlum ve ihtiyaç içinde yüzen insanlara, yardım elini uzatan teşkilatımızın, faaliyet alanlarına elden geldiği kadar sahip çıkmalı ve işi ciddiye almalıdırlar. Müslümanlar olarak iftar ve sahur vakitlerinde, bizler türlü türlü nimetlere garkolmuşken, kuru bir ekmek dahi bulamayan insanların, bu ızdıraplarını manen hissedebilmeliyiz. Peygamber lisanı ile “Şeytanların bağlandığı, cennet kapılarının sonuna kadar açıldığı“ bu mübarek ayda, şeytanî düşüncelerin uygulama alanı bulmaması ve insanların artık huzur içinde yaşar hale gelmesi için dualarımızı eksik etmemeliyiz.

Ramazan ayının en büyük hediyesi ve İslam’ın beş büyük farzından biri olan Oruç ibadetini Ramazan ayında eda edeceğiz. Oruç ki, Peygamber efendimiz (as) onun hakında “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek oruç tutarsa gelmiş-geçmiş günahları affolunur“; buyurmuş; bir hadis-i kudside de Rabbimiz, “Oruç benim içindir; onun karşılığını da ben veririm“  buyurmuştur.

Böyle bir ibadeti yerine getirenlere ne mutlu!..

Sözlerimin  sonunda şu hususlara bir kez daha dikkatlerinizi çekmek istiyoruz: Müslümanlar; Her şeyden önce, fikren, ruhen ve  bedenen temizlenmiş olarak Ramazan ayına girmeliler; oruçlarını dış ve iç şartlarına riayet ederek tutmalılar; mümkün mertebe cami ve cemaata devam etmeliler; ellerini ve dillerini boş iş ve sözlerden korumalılar; bol bol Kur’an-ı Kerim okumalılar; fakirlerin hakkı olan zekat, fıtra ve diğer sadakalarını mutlaka vermeliler; vakti müsait olanlar camilerde itikafa girmeliler; ümmetin ve insanlığın barışı ve huzuru için dua etmeli ve Allah’a yalvarmalılar. Ramazan günlerini ömür bahçesinden demet demet gül toplar gibi ibadetlerle süslemeliler. İhlas, tevbe, hoşgörü, sevgi, barış, ihsan, cömertlik gibi güzel ahlak kurallarına dikkat etmeli ve onları güçlendirmeliler. “İnsanların en hayırlıları, insanlara faydalı olanıdır“ inancıyla kendine ve tüm topluma, özellikle içinde beraber yaşanılan ülke insanlarına ve bilhassa komşulara karşı hayırlı ve faydalı işler yapmalılar. Rabbimiz tutacağımız oruçlarımızı ve diğer tüm ibadetleri şimdiden dergahında kabul buyursun diyor, Ramazan ayınızı şimdiden tebrik ediyoruz.

Devamını Oku

DİL, İNSANIN YA CENNETİ YA DA CEHENNEMİDİR

DİL, İNSANIN YA CENNETİ YA DA CEHENNEMİDİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım!

          En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), sahabe-i kiramdan Muâz b. Cebel’e, “Sana dinini kemale erdiren ve onu tamamlayan şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi?” buyurdu. Sonra da mübarek dilini eliyle tutup, “İşte şuna sahip çık.” dedi. Bunun üzerine Muâz, “Yâ Resûlallah! Biz söylediğimiz sözler sebebiyle de hesaba çekilecek miyiz?” diye sorunca Allah Resûlü (s.a.s), hepimizi yakından ilgilendiren şu cevabı verdi: “İnsanları cehenneme sürükleyen, dilleriyle kazandıkları değil midir?”[1]

Dil, Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği büyük bir nimet, aynı zamanda ağır bir imtihandır. Dil; aklın aynası, kalbin tercümanıdır. Gönlümüzde olanlar onunla açığa çıkar. Duygu ve düşüncelerimiz onunla vücut bulur. Kendisi küçük olsa da yaptığı iyilikler ve kötülükler çok büyüktür. Öyle ki dilden dökülen sözler, insanın cennetine de cehennemine de vesile olabilir. Zira söz vardır, sıcacık bir yuva kurar; huzur ve mutluluğa götürür. Söz de vardır ocaklar söndürür, onulmaz yaralar açar. Söz vardır, gönülden gönüle köprüler kurar; bir yetimin yüzüne tebessüm, bir muhtacın derdine çare olur. Söz de vardır, dert olup yakar insanı, geceleri uykusuz bırakır. Söz vardır umudunu kaybetmiş yürekleri ferahlatır, zararlı alışkanlıkların esaretinden bir canı kurtarır. Söz de vardır, kişiyi günahlara sürükler, Allah’ın rahmet ve merhametinden mahrum eder. Şairin dediği gibi,

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.”

Kıymetli Okurlarım!

Dilin marifetleri olduğu kadar afetleri de vardır. Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr edip şirke bulaşmak, doğruyu terk edip yalana sarılmak dilin en büyük afetlerindendir. Masum bir insana iftira atmak, sayılı nefeslerimizi dedikoduyla tüketmek, insanların arasını bozmak için laf taşımak dilin iflasıdır. Şakayla da olsa insanın onur ve şahsiyetine dil uzatmak, ona hakaret etmek ise dilin ifsadıdır. Peygamberimiz (s.a.s),  “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun.”[2] buyurarak dilimize sahip çıkmayı bizlere emretmektedir.

Değerli okurlarım!

Dilin afetleri sadece gerçek hayatla sınırlı değildir. Dijital mecralarda da dilin yol açtığı nice günahlar, nice haramlar vardır. Yalan, iftira, alay ve küfürlü sözler gerçek hayatta nasıl haramsa sanal ortamlarda da aynı şekilde günahtır, haramdır. İnsanları töhmet altında bırakan, ötekileştiren, hedef gösteren, onurlarını kıran, haysiyetlerini inciten her türlü söz gerçek hayatta nasıl kul hakkı ihlali ise, sanal âlemde de aynı şekilde kul hakkı ihlalidir. Doğruluğundan emin olmadığımız bir bilgiyi sosyal hayatta paylaşmak nasıl büyük bir vebalse, dijital mecralarda da paylaşmak aynı şekilde büyük bir vebaldir. Hele hele yalan haberlerle insanları galeyana getirmek, toplumun huzurunu kaçırmak, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmaya çalışmak apaçık bir nifak, büyük bir günahtır.

 Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın.”[3] Öyleyse ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat edelim. İnsanlar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını koparan, nefret ve düşmanlıklara sebebiyet veren her türlü sözden kaçınalım. Ailede, komşuluk ve akrabalık ilişkilerinde, işyerinde, trafikte hâsılı hayatın hiçbir alanında sözlerimizle kimseye zarar vermeyelim. Elinden ve dilinden emin olunan Müslümanlar olalım. İslam’ın güzelliğini lisanımıza yansıtalım. Allah Resûlü (s.a.s)’in,  “Güzel söz sadakadır.”[4] hadis-i şerifi düsturumuz olsun. Sözlerimiz; gönülleri diriltsin, yürekleri sevindirsin, kalpleri sükûnete erdirsin.

Değerli Okurlarım!

Geçen Pazartesi  akşamı Berat Gecesini idrak ettik .İnşaallah  bu gece günahlarımızdan arınmaya, kırdığımız kalpleri kazanmaya, dargınlıkları sonlandırmaya, ebedi beratımızı kazanmaya vesile olmuştur.  Berat Gecemizin tekrarını Rabbim nasip eylesin. Bizleri Ramazan ayına kavuştursun olsun. Amin.

Dipnotlar:

[1] Tirmizî, Îmân, 8. [2] Buhârî, Rikâk, 23; [3] Kâf, 50/18. [4] Buhârî, Cihâd, 128.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler