eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Nuri Böcekbakan

Nuri Böcekbakan

17 Temmuz 2026 Cuma

İBADETİN TOPLUMSAL VE  BİREYSEL           FAYDALARI 

İBADETİN TOPLUMSAL VE  BİREYSEL           FAYDALARI 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mükellef olduğumuz ibadetlerin hepsi, ruhumuza hem içtimaî, hem ferdî birçok değerler kazandırırlar. Bazı ibadetler doğrudan sosyal dengeleri tanzime yöneliktir. Bununla beraber, ruhumuzu ve kalbimizi de arındırırlar. 

Bazı ibadetler de birinci plânda ruhumuzun arınmasına yönelik zikir ve duâlar ihtiva eder. Ancak aynı zamanda sosyal birer yaranın da merhemi olurlar.

Meselâ zekât ve hac doğrudan sosyal niteliklidirler.  Ancak bu ibadetlerin ruh ve psikolojimiz üzerindeki olumlu ve yapıcı etkileri, sosyal niteliğinden hiç de geri kalmaz. Namaz ve oruçta, birinci planda ruhumuzun arınması ve olgunlaşması esastır. Bununla beraber bu ibadetlerin de sosyal ağırlığı, ötekisinden aşağı değildir.

Zekâtını veren zengin, Allah’ın emrine uyarak dünya malını elinin tersiyle itmiş, sırf Allah’ın rızasını talep ederek bir sevgi ve merhamet yumağı haline gelmiştir. Fakir de zekât bedelini harcarken, kullanırken, bir yarasını sararken şükür, minnet ve teşekkür hisleri içindedir. Zenginle fakir barışıktır. Zenginden fakire şefkat, sevgi ve yardım;  fakirden de zengine saygı, duâ ve teşekkür hisleri yükselir. Öte yandan zekât emriyle servet sosyal hayatta dengeli dağılmış, barış ve kardeşlik duyguları kazanmış, sosyal bünye birçok yarasına merhem bulmuştur.

NAMAZ VE ORUÇTA SOSYAL MUHTEVA

Namaz kılan mü’min, namazının her rek’âtinde “İyyâke na’büdü ve iyyâke nesta’în”  (Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım bekleriz) der. “Ben” yerine “biz” zamiri kullanır. Böylece yalnız kendi adına değil, top yekûn İslâm milleti adına ibadetini Cenab-ı Hakk’a arz eder.

Keza namazda, “Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver; bizi Cehennem ateşinden koru!”  diyerek… Ve “Rabbimiz, bana, anneme, babama ve bütün mü’minlere mağfiret buyur.”  diyerek duâ eder. Böylece kendisinin dışındaki insanlar için de ellerini duâ ile açar.

Namaz kılan bir mü’minin, Allah’ın huzurunda bütün mâsivâdan geçmesi, bütün fani şeyleri itmesi ve yalnız Allah’ın rızasını istemesi, bütün faziletlerin başıdır. Bundan dolayıdır ki Kur’ân’da namaz ile kötülükleri terk arasında muazzam bir ilgi kurulmuş ve, “Şüphesiz namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alı koyar.”  buyurulmuştur. Kötülükleri terk edenin topluma pozitif katkıları çoktur.

Keza oruç tutmak suretiyle açlığı, susuzluğu, yokluğu ve yoksulluğu tadan mü’min, yoksullara ve kimsesizlere daha çok şefkat ve merhamet eder. Başını eğer, gururunu kırar, kendinden aşağıdakileri görür. Gözünü tevâzu ile aşağıya diker, yukarıdakilerin şükürsüz tantanaları yerine, aşağıdakilerin şükür ve sabır içindeki hayatıyla mutlu olur.

TOPLUM BARIŞININ TEMELİ   

Esasen ibadetlerin özünde yer alan “mâsivâyı terk” ve “yalnız Allah’a yönelme” olgusu, hem şahsî bünyemizin, hem de sosyal bünyemizin maddî manevî hemen bütün yaralarını tedavi edecek niteliktedir. İbadetle Allah’a yönelen kişi, insandan ve hayvandan sevgisini ve merhametini esirgemez. Hataları bağışlar ve nezaketli olur.

Ebû Hüreyre (ra) anlatır: Bir gün bir bedevî, Peygamber Efendimize (asm) gelerek yardım istedi. Peygamber Efendimiz de (asm) ona bir şeyler verdi ve, “Yeterli mi?” buyurdu.

Adam küçümseyerek: “Bu nedir ki?” deyiverdi.

Orada bulunanlar adamın bu kabalığını affedemediler. Hemen üzerine yürüdüler.

Fakat Peygamber Efendimiz (asm) onları engelledi ve adama daha fazla verdi.

Adam bu sefer duâ etmeye başladı: “Allah senden razı olsun, memnun oldum.” dedi.

Sevgili Peygamberimiz (asm) yanındakilere dönerek:

“Eğer sizi dinlemiş olsaydım, adam helâk olacaktı!” buyurdu.

İbadetler ruh ve ahlâk terbiyesi kazandırırlar. Ruh ve ahlâk terbiyesi ise toplum barışının temelidir.

1-Fâtihâ Sûresi, 2- Bakara Sûresi, 2/201. 3- İbrâhim Sûresi, 14/41. 4- Ankebût Sûresi, 29/45. s. 473. 5- İbn-i Kesîr, 2/404.

Devamını Oku

SAHİH DİNİ BİLGİNİN ÖNEMİ

SAHİH DİNİ BİLGİNİN ÖNEMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım!

En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

Önümüzdeki Çarşamba  günü, (15 Temmuz 2026 ) milletimizin birliğinin, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün FETÖ tarafından hedef alındığı hain darbe girişiminin yıldönümü. Allah’ın inayeti, devletimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesaretiyle hainlerin tuzaklarını bertaraf ettiğimiz şanlı direnişimizin üzerinden tam on yıl geçti. O gece; istiklâl ve istikbalimize kast eden dâhili ve hârici şer odaklarına karşı kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla el ele, omuz omuza verdik. Minarelerden yükselen salâlar eşliğinde;birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla vatanımıza göz dikenlerin kirli emellerini boşa çıkardık.                    

    Ey iman edenler! Eğer Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.”[i] ayetinin tecelli ettiği o gece şanlı bir destanla düşmanlara ve bölücülere asla geçit vermedik elhamdülillah.

Yüce dinimiz İslam, insana; izzet ve şeref kazandıran, güven ve istikamet veren barış ve selamet dinidir. Hal böyleyken; tarih boyunca bazı kişi ve gruplar, İslam’ı ve onun mukaddes değerlerini kendi çıkarlarına alet etmekten geri durmamışlardır. Hain planlarını gerçekleştirmek için insanların en saf ve temiz duygusu olan dini inançlarını istismar etmekten çekinmemişlerdir. Allah’ın adını, Kur’an-ı Kerim’i, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’i ve ibadetleri bile amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanmışlardır.

Ancak bilinmelidir ki; Allah ve Resûlünün muhabbetiyle dolu gönüller, sahih ve sağlam din bilgisiyle aydınlanmış zihinler var oldukça hiçbir istismarcı, karanlık emeline ulaşamamıştır, ulaşamayacaktır. Vatanına, milletine, dinine ve devletine bağlı nesiller yetiştikçe; aklını, kalbini ve ruhunu şeytana teslim eden hiçbir hain, milletimize diz çöktürememiştir, Allah’ın izniyle çöktüremeyecektir. Zira sözlerime  başlarken ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz, iman eden kullarını asla yalnız ve sahipsiz bırakmayacağını bizlere şöyle müjdelemektedir. “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da kendilerini aydınlıktan alıp karanlığa götüren tâğuttur, şeytandır, zalimdir. Onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.”[ii]

Kıymetli Okurlarım!

15 Temmuz ihaneti bize göstermiştir ki, temelini Kur’an ve sünnetin oluşturduğu sahih dini bilgi vazgeçilmezdir. Hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizleri şöyle uyarmaktadır: “Size iki şey bıraktım. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.”[iii]

Sahih dini bilgi; inancımızın yaşanmasında, korunmasında ve geleceğe aktarılmasında en güvenilir sığınak ve en sağlam kalkandır. Sahih dini bilginin hâkim olduğu toplumda; bidat ve hurafeler vücut bulamaz, istismara ve istismarcılara kapı aralanamaz, fitne ve fesat ateşi tutuşturulamaz. Din, vatan ve millet aidiyeti yok sayılamaz. Allah ve Resûlünün önüne hiçbir kişi ya da ideoloji geçirilemez. 

Değerli Dostlar!

Bugün de milletimizin birliğini ve kardeşliğini hedef alan, ümmet-i Muhammed’in geleceğini tehdit eden istismarcı kişi ya da yapılar sinsi emellerinden vazgeçmiş değillerdir. Bize düşen; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Mümin, bir delikten iki kere ısırılmaz.”[iv] uyarısını dikkate alarak, tedbiri elden bırakmamaktır. Aile yapımızı, ibadetlerimizi, mukaddes değerlerimizi istismar etmek isteyenlere karşı bilinçli, sağduyulu ve ferasetli olmaktır. Allah’ın bizlere emaneti olan çocuklarımızla ve gençlerimizle bizzat ilgilenmek, onları istismarcıların ve sapkın ideolojilerin insafına terk etmemektir. Onların sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, sağlam kaynaklardan, ehil ve liyakatli kişilerden almalarına özen göstermektir. 

Bu vesileyle geçmişten günümüze din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, rahmetle anıyor, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.

Sözlerimi Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadisiyle bitiriyorum: “Dini dünya işlerine alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!”[v]


[i] Muhammed, 47/7.

[ii] Bakara, 2/257.

[iii] Muvatta’, Kader, 3.

[iv] Buhârî, Edeb, 83.

[v] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 17.

Devamını Oku

Çocuk Eğitimi Ve Yaz Kursları

Çocuk Eğitimi Ve Yaz Kursları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 Kıymetli Okurlarım! En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamasına göre; bu yıl yaz Kur’an kursları 6 Temmuz tarihinde başlayacak ve 14 Ağustos 2026’ya kadar devam edecek. Çocuklar yaz döneminde camilerde temel dini bilgiler ve Kur’an-ı Kerim eğitimi alırken, Eğitimler Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesi altında  çalışan  Resmi öğreticiler  tarafından  verilecektir.

Çocuk anne ve babanın vesile olduğu dünyaya gelmiş en değerli varlıktır. Çocuk, ebeveyni için bir lütuftur. Hem bir nimet, hem bir emanet, hem de bir imtihandır.

Her çocuk bir çiçektir. Çocuk masumdur, günahsızdır. Çocuk bir süs, bir ziynettir. Çocuk bir hazine bir güzelliktir. Geleceğini teminat altına almak isteyen her millet, sağa sola harcayacağı zaman ve enerji kadar bir kısım imkânları da, yarının büyük insanları olacak çocukların yetiştirilmesine sarf etmelidir.

Bir hastalığın şifasında en önemli aşama hastalığın teşhisidir. Teşhisi yapılamayan veya yanlış teşhis yapılan hastalığın tedavisinde başarılı olunamaz. İçinde bulunduğumuz şu ortamda çocuklarımızdan şikâyetçi isek önce teşhis koymalı ona göre tedavi sunmalıyız.

Kur’an-ı Kerim’e baktığımız zaman görürüz ki; Birçok Peygamber, Allah’tan çocuk nimetine sahip olabilmeyi istemiştir.

“Orada Zekeriya, Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.” (Al-i İmran, 3/38)

“Hz. İbrahim (a.s.) da Allah’a şöyle yalvarmıştı:

“Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi.” “İşte o zaman biz O’nu (İbrahim’i) halîm (uslu) bir oğul (İsmail) ile müjdeledik.” (Saffat, 37/100-101)

Her anne-baba çocuklarının en güzel şekilde yetişmesini, gelişmesini; ailesine ve topluma faydalı birer birey olarak hayata atılmasını ister. Ancak bu, sadece istemekle olmaz.

Yıkadığı tabakta, sildiği halıdaki zerre kadar kire, toza tahammül edemeyen anneler ve babalar, aynı titizliği çocuk eğitiminde göstermiyorlar.

Evini lüks eşya ile dolduranlar evlatlarının kafalarını neyle dolduracaklarını o kadar önemsemiyorlar.

Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. (Sünen-i Tirmizî, Cihad 27)

Buradaki benzetme eş ve çocuğu küçümseme olmayıp sorumluluklarımızın hatırlatılmasıdır.

Demek ki dünyaya gelen her çocuk, Müslümanlığa yatkın bir fıtratta gelir. Annesi ve babası Müslümansa, çocuk Müslüman olarak yetişir; eğer Yahudi, Hristiyan veya Mecusi ise onların vermiş olduğu ahkam ve ahlakla yetişeceğinden aynen onlar gibi olur.

Bu hadisten anlıyoruz ki, Çocuklarımız, ekmek yapılmaya hazır hamur gibidirler. Hamur usta bir fırıncının elinde ise, ona vereceği güzel bir şekille pişirdikten sonra insanın karnı tok olsa bile yemek için canı çekerken, iş bilmeyen bir ekmekçinin baştan savma ve yenmeyecek kıvamda pişirdiği ekmeği aç da olsa, yemekte zorluk çeker.

Bir binanın temeli ne kadar sağlam ise o binanın afetlere dayanıklılığı da o denli çoktur. Çocuklarımızın da temelde aldıkları eğitim ne kadar iyi olursa, bu eğitimin hayatlarına yansıması o kadar olumlu olur.

Aile bir hayat okuludur. Bu okulun ilk öğrencileri, ilk öğretmenleri, ilk önderleri, öncüleri anneler ve babalardır.

Öğretmenlerin öğrenci eğitiminde başarılı olmaları için takip etmeleri gereken temel model, yine Rab isminin terbiye sistemidir. Yani insanların terbiyesinde daima fayda gözetilir. İnsan yeryüzünde eğitime ihtiyaç duyan tek varlıktır ve Eğitim, insanoğluyla yaşıt bir olaydır.124 bin peygamber gönderilmesinin hikmeti; insan eğitiminin sürekliliğinin delilidir. Yüce Allah tek bir peygamber ile yetinebilirdi. Ama Adem (a.s)dan Peygamber (s.a.v)Efendimize kadar 124 bin peygamber göndermesi ve Peygamberimizden sonra alimlerin bunu devam ettirmesi insan için eğitimin sürekli olmasının delilidir.

Halifeliği döneminde Hazreti Ömer bir ortamda gündeme şöyle bir soru getiriyor:

-Hayatta en çok istediğiniz nedir?

Cevaplar geliyor:

Kimi bir oda dolusu altını olmasını istiyor, infak etmek için, kimi başka maddi şeyler… Hepsi de sonuçta hayırlı bir şeyi yapmayı amaçlıyor. Meclistekiler kendisine şu soruyu soruyorlar:

-Peki Halife Ömer ne isterdi en çok hayatta?

Ömer (r.a.) cevaplıyor:

-Bir oda dolusu yetişmiş insanım olmasını isterdim, Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi…

Ebu Ubeyde bin Cerrah, Hazreti Peygamber (s.a) tarafından Ümmetin emini olarak tanımlanan bir insan. Bir ordu emanet edilebilen, verilen her vazifenin altından alnının akıyla çıkan dört dörtlük bir hizmet insanı, firesiz bir mümin.

Bir devlet adamının 1400 sene önce dünyada en çok arzuladığı şey bu: Yetişmiş insan.

Çocuk yetiştirmeye ne zaman başlamalı? Bu soruya farklı farklı cevaplar verebiliriz. Ama en doğru cevap “daha çocuğunuza eş adayı ararken” olmalı. Damat veya gelin adayı için evi, arabası, yatı, katı sorgulanırken benim torunuma iyi bir anne veya baba olabilecek mi? sorusu gelecek nesilleri kurtaracak en önemli şifredir. Çocuğun manevi eğitimini eş seçimiyle başlatan din âlimleri, uygun bir eş seçilmediği takdirde çocuğun ilk ve temel okulu olan evde taşların hiçbir zaman yerli yerine oturmayacağını haklı olarak öne sürerler. Aileyi oluşturan kadın ve erkeğin aynı inanç ve kültür yapısında olmaları, gelecekte ikram edilecek çocuğa verilecek eğitimde tutarlı olmayı da sağlayacaktır.

Din eğitimine başlama yaşı kaçtır?

Biz din eğitiminin duygu yönü ağır basan bir olgu olduğunu düşünüyor ve erken yaşlarda başlanması gerektiğine inanıyoruz.

Çocuk 1 haftalık olunca sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunmalı, aileye yakışacak dinine, milletine, tarihine uygun isim verilmelidir. Sırf modernlik olsun diye anlamsız isim verilmemelidir. Farkında mısınız? Bugün çocuklara verilen isimlerin bir kısmının ne kadar anlamsız olduğu sözlüklere kısa bir göz atma ile görülebilir. Çocuklara verilen isimlerin onların karakterine tesir ettiği artık tesbit edilmiş bir gerçektir. (Prof. Dr. Nevzat Tarhan, isminiz kişiliğinizi oluşturuyor. nevzattarhan.com)

. Çünkü çocuklar attığımız adımların fotoğrafını çeker. Çocuklar kulaktan değil gözden eğitilmektedir. Duyduğunu değil gördüğünü uygulamaktadır.

Eğri ağacın gölgesi doğru olmaz.

Arabanın ön tekeri nereye giderse arka teker de aynı yere gider.

Armut dibine düşer.

Gibi atasözleri çocuk eğitiminde örnek olmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Çocuklar donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşse iz yapar.

Küçük yaşta verilen eğitim taşa kazıyarak yazı yazmak gibidir. İleri yaşta eğitim suya yazı yazmak gibidir.

Yavrumuz evde namaz kıldığımızı, dua ettiğimizi, ezana saygımızı, bir işe başlarken besmele ile başladığımızı, Kur’an okuduğumuzu görmeli, toplu ibadetlerimize ve kitap okuduğumuza şahit olmalıdır.

7-10 yaş arasında çocuğun din eğitimi namaz eksenli olarak yürütülmelidir. Nitekim peygamberimiz bu yaştaki çocukları namaza alıştırmamızı ısrarla tavsiye etmekte ve 7 yaşına geldiği zaman çocuğunuza namaz kılmayı emredin…( Ebû Dâvud, Salat 25) buyurmaktadır.

Buluğ çağına kadar dinî açıdan sorumlu sayılmayan çocuklara karşı hoşgörülü ve müsamahakâr olunmalıdır.

Çocuklarımızın dini ve manevi eğitimleri için yaz Kur’an Kurslarımız büyük bir fırsat. Bu fırsatı bu imkanı kaçırmayalım. Gözümüzün nuru evlatlarımızı Camilerimizle, Kur’an Kurslarımızla, hayat kitabımız Kur’an-ı Kerimimizle mutlaka buluşturalım inşallah.

Sohbetimizi Kur’an- kerimden yavrularımız hakkında dua örnekleriyle bitirelim.

 “Rabbim, beni ve zürriyetimden gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle! Rabbimiz, duamı kabul buyur!” (İbrahim Suresi, 40)

 Yavrularımızın kalbine Allah sevgisini aşılayabilmeyi, çocuklarımızı sadece dünyaya değil, sonsuz hayat olan ahirete de hazırlayabilmeyi, vatana, millete ve insanlığa hayırlı evlatlar yetiştirebilmeyi rabbim hepimize nasib eylesin.

Devamını Oku

HARAM: ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL

HARAM: ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım! En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

Ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ağzınıza geldiği gibi yalan yanlış konuşup Allah’a da yalan isnat ederek ‘Bu helâldir, bu haramdır’ demeyin…”[1]

Hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Helâl bellidir; haram da bellidir. İkisinin arasında birtakım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve haysiyetini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur.”[2]

Kıymetli Okurlarım !

Yüce dinimiz İslam’a göre helâl, yapılmasına müsaade edilen söz, tutum ve davranışlardır. Haram ise yapılması yasaklanan kötü ve çirkin şeylerdir. Dinimize göre helâl ve haram belirleme yetkisi Allah’a ve O’nun izniyle Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e aittir. Hiçbir kişi helâl ve haram sınırlarını kendi düşünce ve görüşüne göre daraltamaz veya genişletemez. Dinimizde helâl dairesi oldukça geniştir. Haramlar ise sınırlı sayıdadır.

Değerli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimizin haram kıldığı en büyük günah şirktir. Mümin, imanına asla şirk bulaştırmaz. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaz. Nasıl ve ne şekilde yaşaması gerektiğini yalnızca Allah’ın belirleyeceğini kabul eder. Yalnızca O’na kulluk eder ve yalnızca O’ndan yardım diler.

Haram olan diğer büyük bir günah da, insanın canına ve malına kastetmek, şeref ve haysiyetine zarar vermektir. Dinimize göre insanların canı mukaddestir, dokunulmazdır. Kur’an-ı Kerim’de “Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir.”[3] buyrulmaktadır. Bu cihanşümul ölçüye rağmen bugün, insanlıktan nasibini almamış katil siyonistler, dünyanın gözü önünde Gazzede, Filistinde ,Lübnanda , en büyük günahlardan birini işlemekte; kadın, çocuk, yaşlı demeden masumları katletmektedir. Ancak unutulmasın ki, dünyada ve ahirette Allah’ın, meleklerin ve diri diri yakılan mazlumların laneti soykırım yapan zalimlerin üzerinedir. Ve yine unutulmasın ki, zalimlerin zulmü ancak kendi sonlarını hazırlamaktadır. Azgınlaşan kavimlerin akıbeti bize hep bu hakikati hatırlatmaktadır. Bu kaçınılmaz gerçekle onlar da mutlaka yüzleşeceklerdir.

İslam, haksız kazanç kapılarının tamamını kapatmıştır. Hayatın bereketini götüren, huzur ve güveni zedeleyen, hırsızlık, rüşvet, tefecilik, stokçuluk, karaborsacılık gibi gayr-i meşrû yollar haramdır. Allah katında büyük bir vebal olan kul ve kamu hakkını ihlal etmek de haramdır.

İslam, en büyük sömürü ve zulüm araçlarından biri olan faizin azını da çoğunu da haram kılmıştır. Faiz, alışveriş olarak kabul edilemez. Gelişen ve değişen şartlar, faizin haram olduğu gerçeğini asla değiştiremez. Bu hususta Rabbimizin uyarısı gayet açıktır: “Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır…”[4]

Sağlığı tehlikeye atan, yuvaları dağıtan içki, kumar ve uyuşturucu maddelerin tamamı haramdır. Fıtratı bozan, aile ve toplumları fesada uğratan, insanlığın geleceğini tehdit eden zina, fuhuş ve cinsiyetsizleştirme gibi her türlü eylem haramdır. İnsanlar arasındaki muhabbeti bitiren, toplumsal dayanışmayı yok eden yalan, dedikodu, iftira, su-i zan gibi kötü hasletler haramdır. Şu da bir hakikattir ki, gerçek hayatta haram olan her şey, sosyal medya ve dijital mecralarda da haramdır, günahtır.

Değerli okurlarım!

Ne yazık ki, helâl-haram duyarlılığının günden güne azaldığı, haramların özendirildiği ve aleni bir şekilde işlendiği, mahremiyet sınırlarının hiçe sayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir zamanda bize düşen; Allah ve Resûlü’nün koyduğu helâl ve haram ölçülerine titizlikle riayet etmektir. Ailemize ve çocuklarımıza helâl-haram bilincini kazandırmaktır. Unutmayalım ki, haramlar, Allah ile kul arasındaki en büyük engeldir. Helâl-haram hassasiyetini kaybetmek, fert ve toplum için en büyük felakettir.

Yüce Rabbimden bizleri ve nesillerimizi helâl-haram duyarlılığına sahip kullarından kılmasını niyaz ediyor, çocuklarımıza zihin açıklığı ve başarıdan başarıya ulaşmalarını  diliyorum.

Dipnotlar:

[1] Nahl, 16/116. [2] Buhârî, Îmân, 39. [3] Mâide, 5/32. [4] Bakara, 2/275.

Devamını Oku

BABA  CENNETE AÇILAN BİR KAPI

BABA  CENNETE AÇILAN BİR KAPI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıymetli Okurlarım! En kalbi duygularımla   Muhabbetle saygı ile  özlemle  sizleri selamlıyorum, Cumanız  Mübarek  olsun. Cuma Günü  Gazetemizin  köşesinden sizlere seslenmek sizlerle beraber olmak güzel bir duygu güzel  bir haslet.

İslam inancına göre baba (ve anne), evladın rızasını kazanarak cennete ulaşabileceği en kıymetli iki kapıdan biridir. Peygamberimiz (s.a.s.), “Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terk et, dilersen muhafaza et” hadisi şerifiyle babaya hürmetin ve hizmetin önemini vurgulamıştır.

Baba ve Anneye Karşı Sorumluluklar:

  • İyi Davranmak: Saygıda kusur etmemek, tatlı dille ve güler yüzle hitap etmek.
  • Yardımcı Olmak: İhtiyaçlarını karşılamak, maddi ve manevi olarak destek olmak.
  • Dualarını Almak: Hayır dualarını kazanmak en büyük manevi zırhtır.

Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği en kıymetli nimetlerden birisi de ailedir. Aile, yeri asla doldurulamayacak olan en önemli kurumdur. Fedakârlığın, karşılıksız sevmenin, şefkat ve merhametin ocağıdır. Hiçbir karşılık beklemeden bize en büyük desteği ailemiz verir. Aile, bize hayatı öğretir. Gönüllerimize güzel ahlakı nakşeder. Bizi geleceğe hazırlar.

Muhterem Okurlarım!

Ailenin iki temel direğinden biri anne, diğeri ise babadır. Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara ‘öf’ bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı sözler söyle.”1 Bugünkü sohbetimizde  Rabbimizin itaat etmemizi ve iyilikte bulunmamızı emrettiği babanın aile içindeki önemini, sorumluluklarını ve ona karşı vazifelerimizi hatırlayalım.

Kıymetli okurlarım !

Baba, ailenin kalkanıdır. Kendisine dayandığımız yıkılmaz bir dağdır. Bizler, hayatımızın her alanında onun varlığıyla güven içinde oluruz. Baba, doğruyu ve hakikati gösteren bir rehberdir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmamıza vesile olan bir öğretmendir. Her düştüğümüzde bizi ayağa kaldıran müşfik bir eldir.

Değerli  Okurlarım!

Baba olmak, sadece ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Baba olmak, çocuklarımızı iyi bir insan olarak yetiştirmektir. Göz aydınlığı yavrularımızın ebedi kurtuluşu için Hz. Nûh gibi çırpınmaktır. O, “Haydi yavrum! Sen de bizimle birlikte bin!”2 diyerek inkâr eden oğlunu kurtuluş gemisine davet etmişti.

Baba olmak, Hz. İbrâhîm gibi çocuklarımızı iyi bir mümin olarak yetiştirmek ve onlar için her daim hayır dilemektir. O, “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namaza devam edenlerden eyle!”3 diyerek Allah’tan neslinin iyiliğini niyaz etmişti.

Baba olmak, Lokmân (a.s) gibi şefkat dolu ifadelerle çocuklarımızı iyiliğe yönlendirip kötülükten alıkoymak için çabalamaktır. O, “Yavrucuğum! Namazını dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış.”4 sözleriyle evladına hikmet yüklü nasihatlerde bulunmuştu.

Baba olmak, Peygamber Efendimiz (s.a.s) gibi çocuklarımıza hayatın her alanında örnek ve rehber olmaktır. Allah Resûlü (s.a.s), ailesine karşı son derece şefkatliydi. Onun hanesinde sevgi ve saygı hâkimdi. O, merhamet ve adaletten, nezaket ve zarafetten asla ayrılmazdı.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde, “Anne baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak ana kapılardan birisidir…”5 buyurmaktadır. Öyleyse annemiz gibi cennet vesilemiz olan babamıza karşı da hürmette kusur etmeyelim. Tatlı dil, güler yüz ve güzel davranışlarımızla anne babamızın gönlünü hoş edelim. Rabbimizin rızasının anne babamızın rızasını kazanmaktan geçtiğini unutmayalım.

Yüce Rabbim, sağlık, sıhhat ve afiyetle  Anne ve babasının duasını  alanlardan eylesin.Rabbim bizleri  iki cihanda aziz  eylesin.Rabbime  emanet olun.

1 İsrâ, 17/23.

2 Hûd, 11/42.

3 İbrâhîm, 14/40.

4 Lokmân, 31/17.

5 Tirmizî, Birr, 3.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort avcılar escort avcılar escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort esenyurt escort şirinevler escort avrupa escort
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler