eşya depolama
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
bandstanddiaries.com
sakarya escort belek escort adana escort antalya escort ankara escort aydın escort bursa escort gaziantep escort istanbul escort samsun escort balıkesir escort mersin escort konya escort eskişehir escort izmir escort sınav analizi denizli vip transfer kocaeli escort malatya escortmaltepe escort muğla escort manisa escort sivas escort tekirdağ escort tokat escort uşak escort yalova escort yozgat escort trabzon escort afyon escort aksaray escort amasya escort ardahan escort artvin escort bartın escort bayburt escort bolu escort burdur escort çanakkale escort çankırı escort çorum escort edirne escort elazığ escort erzurum escort erzincan escort kırşehir escort van escort zonguldak escort giresun escort gümüşhane escort hakkari escort ığdır escort ısparta escort kahramanmaraş escort karabük escort karaman escort kars escort kastamonu escort kırklareli escort kütahya escort nevşehir escort niğde escort ordu escort osmaniye escort rize escort şanlıurfa escort siirt escort sinop escort şırnak escort tunceli escort yozgat escort tokat escort tekirdağ escort kütahya escort balıkesir escort aydın escort edirne escort sivas escort uşak escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort adana escort vergi konseyi görüntülü sohbet urla siyaset haberleri ankara magazin istanbul magazin yalova magazin kütahya magazin elazığ magazin adıyaman magazin tokat magazin sivas magazin batman magazin erzurum magazin afyon magazin malatya magazin ordu magazin trabzon magazin mardin magazin eskişehir magazin denizli magazin muğla magazin van magazin aydın magazin tekirdağ escort balıkesir magazin samsun magazin kayseri magazin manisa magazin hatay magazin diyarbakır magazin mersin magazin kocaeli magazin gaziantep magazin konya magazin sakarya magazin antalya magazin bursa magazin izmir magazin istanbul otomobil fiyatları istanbul ekonomi istanbul eğitim istanbul seyahat istanbul gezi rehberi antalya alışveriş merkezleri antalya ticaret
Şükrü Akıllı

Şükrü Akıllı

25 Şubat 2026 Çarşamba

KIRKPINAR GÜREŞ ALANI DEĞİŞİKLİĞİ

KIRKPINAR GÜREŞ ALANI DEĞİŞİKLİĞİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

               UNESCO tarafından “insanlığın somut olmayan kültür mirası listesinde “yer alan Kırkpınar yaşayan tarihtir. Hem spordur, hem gelenektir, hem kültürdür. Dipdiri dündür. Umut dolu ve bizi geçmişle bütün kılan yepyeni ve aydınlık bir gelecektir.

               Bu yıl 665. Yılını yaşayacağımız Kırkpınar’ın bu günlere gelmesinde başta Edirne Belediye Başkanlığı olmak üzere, Güreş severlerin, Pehlivanların ve Kırkpınar ağalarının büyük payı vardır. Emek veren herkesi minnet ve saygı ile anıyorum.

                    Kırkpınar’ı 665 yıldır günümüze taşıyan kendine has öğeleri ve ona ruh veren incelikli ritüelleri vardır. Asırlar geçti Kırkpınar kültürünün özü hep yaşatıldı. Ancak Kırkpınar ile ilgili birçok gelenek son 50-60 yılda değişti veya terk edildi. Örneğin Hakem ve cazgır kıyafetleri, Kıspetler, Zembiller, Maniler, Peşrev, Kırkpınar uygulamaları ve Güreşin şekli değişti. Puanlama dediler, Lig dediler, Kota koydular. Puanı yeterli değil diye hayatlarını güreşe adamış iki genç Baş Pehlivanı geçen yıl Er meydanından men ettiler, Güreşteki ilgiyi, merakı, seyir zevkini ve heyecanı bitirdiler, Kırkpınar’ın özüne dokunmaya çalışanlara gıkınız çıkmadı!

                       Otuz yıldan beri zaman zaman gündeme geldi tartışıldı. Kırkpınar’ı Edirne’den almak isteyen kendini bilmezlere topyekün bir tepki dahi verilemedi. Şimdi Güreş alanı yerinin değiştirilmesi gerekliliği veya zorunluluğu gündeme gelince mangalda kül bırakmayanlar ortaya çıktı. Merak etmeyin ne kültür bağında bir kopukluk olur, ne mekansal hafıza yok olur, ne de Er meydanı olmaktan çıkar!

                   Geçtiğimiz Cumartesi günü Edirne Kent konseyi duyarlılık göstererek Eymeydanı’nın Geleceği konulu Kırkpınar yerleşim alanı Forumu düzenledi. Böylesine önemli bir konuya ilginin yeterli olmadığını öncelikle ifade etmeliyim. Konuşmacılar bilgilerini, eleştirilerini, önerilerini dile getirdiler. Katılımcılar da söz alarak duygu ve düşüncelerini paylaştılar.

                     Ben de;  Kırkpınar çayırında yıllarca görev yapmış, Edirne ve Kırkpınar’ı çok seven bir kentli olarak Forum’a katıldım. Söz istedim ve şunları ifade ettim.” 665 yıllık tarihi geçmişe sahip Ata sporumuz Kırkpınar yağlı güreşleri 102 yıldan beri Edirne Sarayiçi bölgesinde yapılıyor. Başlangıçta ağaç dalları gölgesinde derme çatma tribünlerde izlenen güreşler bugün dönemin koşullarına göre hazırlanan alanlarda izleniyor. Ancak , Güreş sahası, ihya çalışmaları devam eden Edirne Sarayının Has bahçesinde bulunuyor. Burası Sit alanı. Korunması gerekiyor. Yeniden inşa da söz konusu olamayacağına göre ve Sarayın da tüm unsurları ile düzenlenmesi , kent kültürüne ve Turizmine kazandırılması gerektiğinden, Güreş sahasının yeni bir alana taşınması gerekiyor. Kurumlar da bu konuda çalışıyor. Bugün bu Forumda, konu ile ilgili düşünceler paylaşıldı. Netice olarak ben de şunu söylemek istiyorum. Kırkpınar kavramsal bir oluştur. Onu fiziksel alan üzerinden tanımlayamayız. Pehlivanlık kavramının korunması esastır. Uygun bir alana taşınması UNESCO açısından da sorun teşkil etmez.” Dedim.

                 Şunu da ifade etmeliyim;  Nacizane önerim, Madem ki Güreş alanı bir başka alana taşınacak, yer konusunun araştırılması, projelendirilmesi çalışmaları Valilik ve Belediye ortak çalışmalarıyla sürdürülüyor. Seçilecek alan her şeyden önce, gerek Kırkpınar haftasında gerekse kentte yapılan diğer sosyal etkinliklerde, Geleneksel ve her türlü sportif faaliyetlerin yıl boyunca yapılacağı bir yer olarak tasarlanmalı ve Kent trafiği öncelikler arasında olmalıdır. Edirne’nin en önemli sorunlarından birinin Ulaşım ve Trafik sorunu olduğu mutlaka dikkate alınmalıdır. Geleceği düşünmeden yapılacak uygulamalar mevcut sorunlarımızı çözülemez hale getirmemeli.

                     Yukarıda kısaca değinmiştim. 30-40 yıldır, zaman zaman Kırkpınar’ı başka Şehirlere, başka bölgelere taşımak isteyen bedbahtlar olmuştu. Edirne denince akla ilk gelen değerimiz KIRKPINAR’ dır. Bu güne kadar 665 yıllık köklü geleneği Edirne’den koparmaya kimsenin gücü yetmedi, bundan sonra da yetmeyecektir. Vesselam…

Devamını Oku

BELEDİYENİN İHLAL VE İHMALDEN KAYNAKLI İMAR MEVZULARI..

BELEDİYENİN İHLAL VE İHMALDEN KAYNAKLI İMAR MEVZULARI..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

                       Ülkemizin batıya açılan kapısı, Avrupa’dan Ülkenize girişte ilk il merkezi konumundaki Edirne birçok uygarlığın geçişine tanıklık etmesi sebebiyle binlerce yıllardan bu yana iskan edilmiş antik bir yerleşim merkezi özelliğine sahiptir.

                        Eski ve yeni olmak üzere, Edirne il merkezi iki bölümden oluşmaktadır. Bu durum hızlı kentleşmenin getirdiği bir sonuçtur. Bir bölümü imar ve inşa ederken diğer bölümü ihlal ve ihmal etmek hayatın olağan akışına da terstir diye düşünüyorum. Bu durumu örnekleriyle, belgeleriyle , tüm gerçekliği  ve açıklığıyla masaya yatırmak istiyorum. Sabır taşı çatlamasa belki bir süre daha tahammül edebilirdim. İnsanız bir yerde patlıyoruz..

                          Uygulanan imar planları çerçevesinde uzun yıllar önce başlayan ve tam hızıyla devam eden yeni yerleşim alanlarındaki yapılaşmalar beraberinde birçok sorunları da getirmiştir. Her şeyden önce altyapı eksikliği, İmar uygulamaları, İnşaat ve iskan süreçlerinde yaşanan ağırlaştırılmış bürokratik işlemler, İskan edilmeden sonra Kentlilerin yaşadığı sorunlar.. Bunlara daha ekleme yapmak mümkün..Bu sorunların odağında ve çözüm noktasında tek kurum tabi ki Belediyedir..

                           Belediyenin kentsel hizmet sunumundaki başarılarını takdir ettiğimiz, övdüğümüz kadar, Hatalı uygulamalarını Belde halkı olarak eleştirme hakkımız da vardır. Bu düşünceden hareketle Ülkemizin çok az kentinde görülen ama Edirne’de yıllardır uygulanan şu Baza tipi inşaatlar konusuna parmak basmak istiyorum. Nasıl bir plandır, Nasıl bir kentleşmedir anlamak mümkün değil. Müteahhide, arsa sahibine daha fazla katkı sağlamak için ucube bir kentleşme ortaya çıkarıyorsunuz.

Yıllardır bu neden görülmüyor. İki bitişik parselin birine 7 kat, diğerine 9 kat inşat izni verilmek hangi plan mantığıyla bağdaşıyor. Baza’lı projelere işyerlerini koydunuz, üstlerine de Home Ofis dediğiniz bağımsız bölümleri oturttunuz, Mesken olarak da tamamladınız,sonra da diğer konutları inşaa ettiniz..Bitti mi? Hayır..

                            Projedeki tüm yapının ¼ işyeri ve Home Ofis(Tapu dairesi buralara da niteliğine İŞYERİ tescili yapıyor) 27 daireli bir apartmanın 7 si işyeri. Ne oluyor biliyormusunuz? Edirne’de bu konuyu bilen ve sıkıntısını yaşayan binlerce mağdur var! Neden mağdurlar..Mesken olarak kullandıkları mekanlarında Elektirik,Su sarfiyatları ile Vergilerini işyeri tarifesinden ödüyorlar.

Üstündeki komşusu aynı sarfiyata 3 ödüyorsa, aşağıdaki 6 ödüyor.. Bu haksız, adaletsiz uygulamayı Belediye bilmiyor mu? Biliyor ama halen o uygulamaya dur demiyor! Vatandaş feryat ediyor, düzeltin bu uygulamayı diyor. Dinleyen yok. Binlerce insanın bizzat mesken olarak kullandığı, Ancak tapusunda niteliği İŞYERİ ifadesini değiştirmek bu kadar zor olmamalıdır. Sonra da Hak, Hukuk, Adalet sloganları atıyoruz.. 

                             Gelelim şehrin eski mahallelerine; Belediyelerin en temel görevi şehrin planlı,  gelişimini sağlamaktır. Merkezdeki eski mahallelerin imar ve mülkiyet sorunları, Gecekondulaşmış ve maili inhidam(Yıkılmak üzere)yapılarının çoğunlukta olduğu bilinmekte ve görülmektedir. Şehir genelinde uygulanması gereken altyapı çalışmalarına bile başlanamayan, bugüne kadar revizyon ve parselasyon plan çalışmalarının tamamlanması gereken eski mahalleler konusunda ne yazık ki büyük bir ihmal ve sorumsuzluk vardır.

Toplum vicdanını rahatsız eden uygulama hatalarını düzeltme, İmar adaleti sağlama, Planlı, sağlıklı, düzenli  şehirleşmeye yönelik dönüşüm uygulamalarına  çoktan başlanmış olması gerekirdi. Bu konudaki taleplerin de sürüncemeye bırakıldığı esef vericidir.

                             İşte benim de yaşadığım tanık olduğum somut bir örnek.  Eski mahallelerden, Meydan Mahallesinde malik olduğum ve imar kısıtlaması bulunan bir arsam için, ayrıca oradaki taşınmaz sahibi 5 kişinin,  5 yıl önce bu günlerde Belediyeye vermiş oldukları dilekçeleri arşivin tozlu raflarında beklemektedir. Bir işlem tesis edilmemiştir.

Beş yıldan beri gerek önceki dönemde  gerekse bu dönemde konunun yorulmayan takipçisiyim. Belediyenin önceki dönem Başkan yardımcısı, İmar işleri Harita bölüm sorumlusu ve çalışanlar nezdinde sık sık temaslarım oldu. İnanamayacaksınız her defasında olumlu beyanlarda bulunuldu. Bitti bitiyor denildi, Ancak hiçbir çalışma yapılmadığı Kadostra ve Tapu  daireleri temaslarımla ortaya çıktı.

                              İnanılacak gibi değil, birim sorumlusu ve çalışanlar ada ve parsel bazında değişiklik taleplerimize yalan söyleyerek yıllarca konuyu sürüncemeye bırakmışlardır. En yetkili üstlerine ve talep sahiplerine yalan söyleyerek görevlerini ihmal edenleri buradan bir kez daha kınıyorum.

Sormak istiyorum, Eski bir mahallede Ada ve parsel bazında , Mülkiyet ve tasarruf hakkının sağlanması için 5 yıldır ufacık bir imar düzenlemesini yapmayı beceremeyen bir anlayış, bir zihniyet geniş kapsamlı bir kentsel düzenlemeyi nasıl yapacaktır? İmar yasasında; Görevinizi savsatın, İhmal edin, Sorumlu davranmayın, Vatandaşın talebini öteleyin, Kentin imar ve inşaasını boşverin, Vatandaşa ve Emrinde olduğunuz Amirinize yalan söyleyin diye bir madde mi vardır?

                                Netice itibarıyla, Bu kadim kenti çok seven, layık olduğu yere gelmesi için ömrü boyunca bu kent için çalışan biri olarak yazımı şöyle tamamlamak istiyorum. Belediye, Edirne’de Kentleşme ve kentlileşme konusuna hassasiyetle yaklaşılmalı, Gerek Belediyecilik hizmetlerini gerekse kentsel dönüşüm alanındaki halkın sosyal ve psikolojik uyumunu yeteri kadar dikkate almalıdır.

Kent merkezinin yenilenmesi, Sağlıksız alanlarının düzenlenmesi olgusundan hareketle Kent halkının daha sağlıklı evlerde rahat yaşaması ve şehrin güzel bir görünüme, Turizm potansiyelinin arttırılmasına yönelik projelerin uygulamasına zaman kaybetmeden mutlaka başlamalıdır.

Devamını Oku

             GELE GELE GELDİK ULUS PAZARINA !

             GELE GELE GELDİK ULUS PAZARINA !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

              Son çeyrek yılda Ülkemi yoran ve sık sık yapılan seçimlerin sonuncusu 31 Mart 2024 tarihinde yapıldı. Yapılan son Yerel seçim sonuçları 24 yıldır Ülkemizi yöneten siyasi iktidarın yereldeki iktidarını kaybetmesine ve Ülke siyasetinin yeni bir döneme girmesi sonucunu doğurdu.

               Bu seçimlerde halk desteğini ve teveccühünü kaybeden, Yıllardır ülkeyi çoklu krizlerin içine sürükleyen, Ekonomideki kötü gidişatı uyguladığı politikalarla her geçen gün yeni krizlere sokan siyasi iktidarın kimyasının daha da bozulmasına sebep oldu. Bu seçim sonuçları Ülke nüfusunun üçte ikisine, Ekonominin dörtte üçüne ev sahipliği yapan kentleri yönetme sorumluluğunu CHP’li Belediyelere vermesi, iktidarın daha da otoriterleşmesine de neden oldu. Siyasi ortam gerginleşti, Muhalefet belediyeleri üzerinde her geçen gün baskılar artmaya başlandı.

                Başta CHP’ li Belediyeler olmak üzere halk iradesiyle seçilen ve göreve gelen Belediye başkanları görevden alınarak yerlerine Kayyum atandı. Siyasette önü kesilmek için 35 yıllık diploma  iptal ediliyor. Gece yarısı operasyonlarla evlerinden alınan Belediye Başkanları, Toplum nezdinde suçlu ilan edilerek, suç isnat edilerek ceza evlerine atıldılar. Akıl almaz hukuksuzluklar yaşandı, yaşanıyor. Hukuk ve yargılama usulleri ihlal ediliyor. Haklarında kesinleşmiş mahkeme karar bulunmayan seçilmiş Belediye Başkanlarının, aylardır tutuklu olarak cezaevlerinde halen mahkumiyetleri devam ediyor. Bu haksızlıklar, Bu hukuksuzluklar, bu adaletsizlikler devam ederken,

                  Bir yandan da Belediyeleri silkeleyin talimatlarıyla Hazine ve SGK borçlarının takip ve tahsili yönünde ekonomik abluka uygulamaları ile onların hizmet veremez hale gelmeleri amaçlandı. Kaynak dağıtımında eşit olmayan adaletsiz uygulamalar, Ulusal ve Uluslararası kredilerin onaylanmaması, halkın nitelikli kamu hizmetlerinden yararlanmamasına yönelik bir uygulama olarak kendini göstermektedir. Demokrasi ve Hukuk devletinden uzaklaşılmış bir ülkede, Bütün bu engelleme faaliyetlerinden en büyük zararı gören şüphesiz halktır.

                     Bu genel durum değerlendirmesinden sonra gelelim Yerele. Yani Edirne’ye ve Ulus pazarına; 2024 Yerel seçimlerinde Belediye tarihinde ilk defa bir kadın Belediye Başkanı seçildi. Avukat Filiz Gencan halkın büyük teveccühü ile oturduğu başkanlık koltuğunda sorunların çözümü noktasında olağanüstü bir gayret ve çaba içerisinde ekibiyle, çalışanlarıyla, canla başla gece gündüz durmadan başarıyla hizmet vermeye çalışıyor.

                      Hukukçu kimliği ile Filiz Başkanı ayrı bir yere oturtmalıyız. İcraatlarında önce hukuku ön plana aldığını gözlemliyoruz. Ulus pazarındaki hukuksuzluğu tespit etmesiyle başlattığı çalışmalarının sonuç vermemesi üzerine kapanmaya kadar gittiğini görüyoruz. Ulus pazarındaki curcuna Sayıştay murakıplarının da raporlarında tenkide alınmıştır. Pazaryerinde 367 tezgah var hepsi dolu. Pazar esnafını gerçek anlamda temsil etmeyen Oradaki kooperatifin 53 üyesi var, kooperatife ait 67 tezgah var. 30 dan fazla kişinin 2-3 tezgahı var. Esnaf olmayanlar tezgah almış. Tezgahlar el altından satılıyor, İnternet sitelerinde de satılık kiralıklar dolu. Tezgah kiraları oldukça düşük, Belediyeye zarar. Yani bir kamu zararı da öz konusu.

                         12.07.2012 tarihli Pazaryerleri hakkındaki yönetmeliği inceledim. Filiz Başkan haklı. Ben Ulus Pazarında yönetmeliğe uygun bir şey göremedim. Madem ki burada bir hukuksuzluk, bir adaletsizlik, bir düzensizlik, Ranta dayalı usulsüzlükler var. Belediyenin ve halkın hakları yıllardır gasp edilmiş. Uyarılar, görüşmeler, çözüm önerileri sonuçsuz kalırsa  bu şekilde devam etmesine göz yumulabilir mi?

                          Edirne’nin, Edirneli Belde halkının hakkını ve geleceğini korumak, düzensizliğe, hukuksuzluğa dur demek  için Pazaryeri kapatıldı diye mangalda kül bırakmayanlar, Yazanlar çizenler, ahkam kesenler, Siyasi tetikçilik yapanlar, Başkanı yıpratmaya çalışanlar, hakarete varan eleştirilerde bulunanlar hele bir durun bakalım. Bir düşünün. Bu aşamaya nasıl geldiğini bir değerlendirin. Bu sabırsızlık, bu pervasızlık nedendir?  Edep ve insaf yahu…

                          Belediye bu gidişata dur demek zorunda kaldı. Önce bu hakkını teslim edelim. Bir de Pazar yerinin (imar planında ticari alan) SGK’na Belediyenin önceki dönemlerden gelen birikmiş borçlarının ödenme konusu gündeme geldi. Edirne Belediyesi de silkelenen Belediyeler arasında. Belediyenin gelirleri belli. İller Bankasından alınan payın her ay %60’yakını borçlara kesiliyor. Borçların altında ezilen bir Belediye nasıl kamu hizmeti verecek? Aslında istenilen de hizmet veremiyor konumuna düşürmek herhalde!

                           Yerelde yapılan görüşmelerle pazaryeri sahasının Borca karşılık SGK devri konusunda çalışmalar başladı ama sonuca gidileceğine inanmıyorum. Yukarıdan bu işe onay çıkmaz. Belediye borçlu kalsın, daha da sıkıştırın, hizmet veremesinler mantığı ile hareket edilecektir diye düşünüyorum. 

                           Anlaşılıyor ki; Sosyal Belediyecilik, Sosyal devletin yansıması olmaktan çıkmış.  Geldiğimiz nokta bu… Her şeye rağmen Filiz Başkan yönetimindeki Edirne Belediyesinin, Sorunların hızla çözümü, Şeffaf, Dürüst, Hukuka uygun, Şehrin ve halkın yararını ön planda tutan bir anlayışla yılmadan, yorulmadan çalışmalarına devam edeceğine inanıyorum.

Devamını Oku

Selimiye Restorasyonunda son durum.

Selimiye Restorasyonunda son durum.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

             Mimar Sinan’ın 80 yaşında yarattığı ve ustalık eserim diye nitelendirdiği, Osmanlı-Türk ve Dünya mimarlık tarihinin en görkemli eserlerinden ve insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul edilen, Edirne’nin simgesi Selimiye Camii ve külliyesi Ramazan ayına kadar ibadet ve ziyarete açılıyor.

               4 Aralık 2025 tarihinde bu köşemde Selimiye-Restorasyon rezaletleri ve Riskleri başlığı altındaki yazımda Selimiye camii kapsamlı restorasyon çalışmalarından bahis etmiştim. Kısaca bir hatırlayalım.

                        “Kültür Bakanlığı üst Kurulu, Edirne Kültür Varlıklarını koruma Bölge kurulunun 19.06.2023 tarihinde onayladığı ve bu doğrultuda çalışmalar devam ederken Ankara’da bir grup kubbedeki hat-tezyinat uygulamalarıyla ilgili bir tartışma başlatıyorlar. Netice alamayınca kendilerine resmi bir hüviyet kazandırmak için Selimiye camii tetkik ve tahkik heyeti  adıyla Fatih Sultan Mehmet vakıf Üniversitesine başvurarak 29.09.2023 tarihinde bir yetki yazısı alıyorlar.  İddialarını ve projelerini 2024 yılında  Üst kurula, Bölge kuruluna veriyorlar Red ediliyor. Durmuyorlar belirli aralıklarla iki defa daha müracaat ediliyorlar, ancak kurullar yeterli belge ve bilimsel veri sunamadıkları gerekçesiyle her defasında taleplerini red ediyor.

                                   2024 yılında cami Restorasyon ve kubbe tezyinat çalışmaları tamamlama aşamasına gelmişken, bu kurul  Bakanlık üst kuruluna tekrar başvuruyor. İşte burada ne olmuş ise, kim ya da kimler devreye girmiş ise 3 defa red edilen talepleri bu defa onaylanıyor. Ardından Yıllarca emekolmayan heyetin projesine bu defa onlar da onay veriyor.

                                     Bu rezaletten, bu fiyaskodan sonra işler karışıyor. Tam yetkili ve Remi hüviyete haiz bilim kurulu yani Devlet ve Organları kenara itiliyor. Başta Üstlenici firma ne yapacağını bilemiyor, çünkü tüm çalışmalar tamamlanmak üzereyken bu yanlış ve hukuka aykırı karalarlar onları da şaşkın duruma düşürüyor. İmdada, İstanbul’da bir yurttaşımız yetişiyor. Avukatları kanalı ile 1 Eylül 2025 tarihinde Edirne İdare mahkemesinden Yürütmeyi durdurma talebinde bulunuyorlar.

                                    Bu durumun kamuoyuna yansımasıyla aylarca konu Görsel medyada, Basında aylarca tartışıldı. Yazıldı çizildi. Nihayet Edine İdare mahkemesi zaman kaybetmeden 7 Kasım 2025 tarihinde : Edirne Selimiye camiinde mevcut kalemişi katmanı ve yapı üzerinde bulunan dönem ekleri korunmalıdır, rekonstrüksiyon önerisi uygulanmamalıdır ve bu çalışmalardan kaçınılmalıdır. Tamamlanmış uygulamanın sökülmesi, korunması gerekli 18.yüzyıl katmanına zarar verecektir. Ayrıca kamu zararı ve kaynak israfına neden olacaktır. Selimiye’nin  Dünya mirası statüsü zedelenmemelidir diyerek , Ulusal ve Uluslararası hukuka ve koruma belgelerine dayanarak Yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

                                       Kültür Bakanlığı Edirne İdare Mahkemesinin kararını bir üst mahkemeye taşıyarak itiraz etmiş ise de geçtiğimiz günlerde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Bakanlık itirazını red etmiştir. “

                             Bu ülkede hak hukuk tanımayan, iltimas ve kayırmacılık örneklerinden sadece biridir bu yukarıda ifade ettiklerim.  Dört yıl boyunca Selimiye Camii ve külliyesi restorasyon işlerine çok emekler verildi, büyük paralar harcandı, zamanında tamamlanması için olağanüstü bir çaba gösterildi. Her şey boşa gidecekti, Devlet içinde devlet olmaya çalışan zihniyete dur denilmeseydi. İyi ki duyarlı, korumacı, tarihimize ve eserlerimize sahip çıkan yurttaşlarımız ve Avukatlarımız ile Ulusal ve Uluslararası hukuk kurallarını uygulayan Hakimlerimiz var. En içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.  Bitmedi,

                  Edirne’nin ufkunu süsleyen, Dünya mirası Selimiye Camii’nde kapsamlı restorasyon çalışmalarına 25.11.2021 tarihinde başlayıp 05.03.2026 tarihinde tamamlamayı taahhüt eden yüklenici firma GÜRYAPI RESTORASYON TAAHHÜT VE TİCARET A.Ş  ye, bu süreç zarfında en üst kademesindeki Yöneticisinden, Bilim insanlarına, Uzmanlarına, Teknik elamanlarına, Bilgili ve deneyimli saha çalışanlarına, Bedenen ağır ve büyük emekler sarf eden işçilerine bu kenti çok seven biri olarak teşekkür  etmek ve minnet duygularımı ifade etmek istiyorum.

                    Dünyanın en zor işlerinden biri de Onarımdır. Uzmanlık, hassasiyet, tarihi eseri koruma, saygı, sevgi, emek gibi değerlerle donanmış GÜRYAPI Şirketinin ve tüm mensuplarının paradan önce bu duygular içerisinde olduklarını, bu anlayışla çalıştıklarını, zaman zaman yapmış olduğum saha gözlemlerimden ve görüşmelerimden edindiğim intibamı da paylaşmak isterim.

                     Başa dönecek olursam, dört yıldır devam eden ve Restorasyon çalışmaları tamamlanmış ve saha temizliklerine başlanan, Özlemle ve sabırla ziyaret etmek ve ibadetini yapmak isteyen Edirneli ve Ülkemiz insanlarının gözleri aydın. Selimiye camii Ramazan ayı ile birlikte hizmete girecektir. Hayırlı olsun. Yaradanımız dua ve ibadetlerinizi kabul etsin.

Devamını Oku

SELİMİYE- RESTORASYON REZALETLERİ VE RİSKLERİ

SELİMİYE- RESTORASYON REZALETLERİ VE RİSKLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

                Bir süredir Edirne ve Ülke gündeminde konuşulan, tartışılan, Basında ve sosyal medyada yerini alan, Mimar Sinan’ın 80 yaşında yarattığı ve “Ustalık eserim” diye nitelendirdiği, Edirne’nin aynı zamanda Osmanlı dönemi’nin  simgesi, Dünya üzerindeki en estetik Mimari yapıların başında gelen Selimiye Camii Restorasyonundaki karmaşıklıklara, Yetkili kurulların çelişkili kararlarına, Usulsüz gelişmelere kısacası yaşanan rezaletlere , doğabilecek risklere ve Yargı sürecine parmak basmak istiyorum.

               Selimiye Camii’ndeki kapsamlı Restorasyon çalışmalarına 2021 yılında başlandığını bu yıl itibarıyla da büyük oranda tamamlandığını biliyoruz. Cami girişindeki tabeladan da 05.03.2026 tarihinde bitirileceği ibaresini görüyoruz. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun caminin mevcut durumuna ilişkin restorasyon projesini 19.06.2023 tarihinde onaylamış ve özellikle Kubbedeki hat ve tezyinat (göz alıcı süsler, kalem işleri) uygulamaları Aralık 2024’ te tamamlanmış.

                 Restorasyona konu cami kubbesindeki işlemler 1751,1808,1883,1950,1983 yıllarında yapıldığı şekliyle günümüze kadar gelmiş. Ancak son projelerin uygulanmasına devam edilirken bakın neler olmuş!

                 2021 de başlayan kapsamlı restorasyon çalışmalarından kısa bir süre sonra bilhassa ana kubbe tezyinatlarının değiştirilmesini isteyen bir fikir ortaya atılmış, kapalı tartışmalar iki yıl sürmüş neticede bir grup hattat, nakkaş ve mimar bir araya gelmiş, sonuç alamamışlar. Aynı ekip bu defa”Selimiye Camii Tetkik ve Tahkik Heyeti”  kendilerine resmi bir hüviyet vermek için Fatih Sultan Vakıf Üniversitesine başvurarak, buradan 29.09.2023 tarihinde yetkilendirme yazısı almışlar.

                     Burada sormam gerek, adı geçen bu Vakıf Üniversitesi kim ki , gayri resmi bir oluşuma yetki belgesi verebiliyor. Devlet ve Kültür Bakanlığı yok mu bu Ülkede? Devlet içinde devlet…Bu bir rezalettir. Bakınız sonraki gelişmelere!

                      Gayri resmi bu heyet hazırladıkları projelerini bir yazı ile Şubat 2024 te Yüksek Bilim kuruluna sunuyorlar. Bilim kurulu yeterli belge ve bilimsel belge sunulamadığı gerekçesiyle talebi RED ediyor. Güzel..   Bu düzmece heyet boş durmuyor aynı projeyi bu defa Edirne Koruma Bölge Kuruluna Mayıs 2024 te tekrar sunuyorlar. Bölge kurulu da talebi RED ediyor. Olması gereken de bu..   Ancak bu heyet birkaç kez daha müracaat ederek Bilim kuruluna ve Bölge koruma kuruluna projesini sunuyor. Aynı gerekçelerle red ediliyor..

                        Üç defa projesi red edilen mezkür heyet, proje raporlarını 03.6.2025 tarihinde Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teslim ediyor. 11.06.2025 tarihinde toplanan kurul yine projeye onay vermiyor. İşte bundan sonra ne olduysa oluyor! Kim ya da kimler devreye giriyor  bilemiyoruz… 29.7.2025 tarihinde toplanan Edirne Bölge Anıtlar kurulu, resmiyeti bulunmayan, bilimsel bilgi ve belgelere dayanmadan defalarca müracaatta bulunan adı geçen heyetin projesine bu defa ONAY  veriyor ve halıhazır projeyi de iptal ediyor. İnanılacak gibi değil!

                          Bu rezalet değil de nedir Allah aşkına. Kurulun bu kararı usule ve mevzuata aykırı değil midir? Kaldı ki Bölge kurulu, üst kurulu da görmezden gelmiştir.  Ne oldu Anıtlar kurulunun süreklilik kararlarına! Neden bilimsel bilgi, delil ve analizlerle elde edilen sonuçlara göre karar verilmemiştir. Sonuç itibarıyla devletin kurumu kendi kararlarını çelişik hale getirmiştir. Yazık ama çok yazık işte geldiğimiz nokta….

                           Karar aldırmak gibi görev ve yetkisi olmayan, Resmi ve hukuki temsiliyeti bulunmayan, kendilerine resmi bir hüviyet vermek için Devletin organlarını tanımayarak Vakıf Üniversitesini kullanan, Halkı ve devleti yanıltmaya yönelik tavrı, Halkı yanıltmaya yönelik girişimi, Tezvirat ile  aksi kampanyaları, dolayısıyla mercek altına alınmalıdır diye düşünüyorum.

                            Yaşanan bu rezillikleri Sosyal medyada görerek İstanbul’da yaşayan (İsmi bende mahfuz) Tarih bölümü mezunu, tarihi eserleri koruma sevdalısı Yurttaşımız değerli avukatlarına yetki vererek, Avukatlarının da çok haklı savunmalarıyla Edirne İdare Mahkemesine dava açılmasaydı ve Mahkeme de çok kısa zamanda, yaşanan bu rezaletlere, bu hukuksuzluklara dur diyerek yürütmenin durdurulmasına karar vermeseydi neler olacaktı?

                             Tamamlanmış tüm düzenlemelerin kazınmasına, Kamu zararı ve kaynak israfına, Devlet kurumlarının kendi içinde tenakuza düşmesine, Selimiye Camii’nin UNESCO Dünya mirası listesinden düşmesine, Bilim kurulu gözetiminde devam eden ve dört ay sonra bitmesi gereken restorasyon faaliyetlerine müdahaleyi açık hale getirmesine, aksi bir emsalin oluşumuna kapı aralayacaktı. Bu itibarla Ata yadigarı ve Dünya miras listesindeki Selimiye Camii ve Edirne konusunda hassasiyetlerini gösteren, Sahip çıkan İstanbul’daki yurttaşımıza ve Değerli Avukatlarına bu kenti çok seven biri olarak teşekkür etmeyi de borç biliyorum.

                                İnanıyorum ki İdare Mahkemesi kararı bir üst mahkemeye taşınmaz ve kesinleşir. Aksi takdirde 4 yıldır Selimiye Camiini ziyaret edemeyerek mahrum bırakılan halk daha da bekleyecektir. Edirne ve Bölge turizmi de turizm gelirlerinden mahrum kalacaktır.

Temennim gelecek nesillere bir kafa karışıklığı yaratmadan güzel bir ülke bırakılmasıdır.

Devamını Oku
escort ankara - Türk Porno - Ankara Escort Ankara escort, eskort, escort bayan Ankara Escort Bayan arkadaş bulmak istediğiniz ve ihtiyacınız olduğu her zaman Ankara Escort Sitesi.
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler